Uygarlık Krizi – Ergin Yıldızoğlu(Cumhuriyet)

Tam bir kaos. Tek bir sorumlu yok. Kimseye su bile verilmiyor. Çocukları görmelisiniz. Hepsi ağlıyor. Hasta insanlar var, gözlerimizin önünde ölüyorlar…. Cesetler ortalıkta, kimse toplamıyor. Burada 15.000’den fazla insan var. Hepsi aç. Yiyecek yok. Üç gün önce buraya sığınmamız söylendi. Biz de geldik. Ama bize yol gösteren, ne yapılacağını söyleyen bir yetkili yok. (CNN) Burası, Darfur bölgesinde bir sığınmacı kampı değil. New Orleans’ın süper büyüklükteki, Konferans Merkezi binası…

Katrina kasırgası, daha doğrusu, kasırganın kentin altyapısında yaptığı tahribat 500.000 nüfuslu, tarihi New Orleans kentini haritadan sildi. Kenti koruyan setlerden ikisinin çökmesi sonucu, Pontchartrain Gölü’nün suları kenti doldurdu, kentin yüzde 80’i sular altında kaldı, su seviyesi bazı yerlerde 8 metreye kadar ulaştı. Kesin sayı henüz bilinmese de gelen haberlerden ölü sayısının 10.000’e ulaşabileceği, sularda yüzen cesetlerin, sulara karışan kimyasalların ciddi bir salgın hastalık tehdidi oluşturduğu anlaşılıyor. Daha da çarpıcı olanı, New Orleans’ta toplumsal yapının, sınıf çelişkilerinin, ırkçılığın baskısı, merkezi devletin yetersizliği altında bir günde çökmüş olması…

Hepimizi etkileyen bir felaket

Araştırmacılara göre, sigorta sektörünü en az 30 milyar dolarlık bir fatura bekliyor (CBS News). Meksika Körfezi ABD’nin en önemli petrol/gaz giriş, işleme bölgesi. Katrina’nın vurup da 9 rafineriyi, birçok deniz platformunu işlemez hale getirmesiyle (The Independent) günlük 2 milyon varillik bir kapasite kayboldu, petrol piyasasının hassas dengeleri sarsıldı, petrolün varil fiyatı bir günde 4 dolar artarak 70 doların üzerine çıktı. Bölge Amerika’nın tüm petrol gereksiniminin yüzde 7’sini karşıladığı için ABD içinde de yakıt fiyatları hızla yükselmeye başladı. Böylece, tüketici yüksek fiyatlarla sanayici de yeni bir maliyet unsuruyla karşı karşıya kaldı (Financial Times). ABD ekonomisinde yavaşlama olasılığını güçlendiren Katrina, dünya ekonomisini de kapsamı altına alıyor, tüm insanların kaderini birleştiriyor.

Aslında New Orleans’takilerle dünyanın geri kalanı arasındaki bağlar çok daha derin: Katrina başlangıçta sıradan bir kasırgaydı, Meksika Körfezi’ne gelince su yüzeyinin olağanüstü yüksek ısısıyla müthiş bir enerji kazanarak canavarlaşmaya başladı. İklim değişikliği uzmanı Ross Gelbspan ‘ın deyimiyle Katrina’nın esas adı ”Küresel ısınma” olmalıydı (The Boston Globe).

Deniz sularının yüzey ısısının yükselmekte olması, Katrina çapında kasırgaların olasılığını daha da arttırıyor. Küresel ısınmayı denetim altına almak için ise uygarlığımızın kömür ve petrol tüketimini yüzde 70 azaltması gerekiyor. Küresel ısınmanın bir tehlike olmadığını anlatabilmek için milyonlarca dolar para harcayan kömür ve petrol şirketlerinin lobileriyse medyayı susturuyor, hükümetlerin elini kolunu bağlıyor. Anımsayacaksınız, bu lobilerin etkisiyle Bush yönetimi Kyoto Protokolü’nden çıkmıştı.

Bir tercih sorunu… Bizim kaderimizi Katrina’nın kurbanlarınınkiyle birleştiren başka uğursuz bağlar da var. Örneğin, ülkemizde de olduğu gibi, neo-liberal politikalar, kaynakları sosyal hizmetlerden keserek sermaye birikiminin desteklenmesine kaydırıyor. Bush hükümeti, tüm uyarılara rağmen Güney Lousiana Kentsel Su Baskını Denetimi Projesi ‘nin (SELA) bütçesini 2004 yılında, zenginlerin vergileri azaltılırken 36.5 milyon dolardan 10.4 milyon dolara düşürmüş. Böylece yaratılan tasarruf Irak savaşını, iç güvenlik sistemini finanse etmek için kullanılmış. SELA yetkilileri, kaynak yetersizliğinden New Orleans’ın çevresindeki setlerin gereken düzenlilikte ve hızda onarılamadığını söylüyorlar.

Halk, toplumun genel güvenliğini tehlikeye atma pahasına zenginlere transfer yapan devletin, bu kez de New Orleans’ta, hayatta kalabilmek için dükkânlara saldıran halka yönelik ”vur emri” çıkararak yine öncelikle sermayeyi korumaya çalıştığına şahit oluyor. Neden devletin, bu dükkânların mallarını maliyeti üstlenerek halka dağıtmak yerine çaresizlik içinde olanları hedef aldığını soruyor.

Kasırga, Lousiana’yı dünya jeopolitiğine de bağladı. Kasırga sonrası kurtarma çalışmaları başlayınca eyalet yönetimi, elindeki Ulusal Muhafızların, helikopter gibi taşıma araçlarının yetersiz kaldığını görmüş. Çünkü, Ulusal Muhafızların yüzde 40’ına yakını Irak’ta görev yapmak üzere gitmiş, helikopter vb. gibi araçların bir kısmı da Irak operasyonuna ödünç verilmiş (Washington Post).

Katrina kasırgasına bakınca ekonomik, enerji, ekolojik ve jeopolitik krizlerin hemen hepsinin izlerini görebiliyoruz. Kasırga, uygarlığımızın ”olağanlık” iddialarını yıkarak yaşamakta olduğu derin krizin en karanlık yüzünü (hem de tam merkezinde) gözler önüne serdi.

[email protected] Cumhuriyet 07.09.2005 GLOBALPOLİTİKÜLTÜR