Biz Özgürlük İstiyoruz (Mumia Ebu-Cemal)

Mumia Ebu-Cemal Çeviren: Mehmet Harmancı, Agora Kitaplığı, 303 sayfa

Bugünlerde sıkça dile getirilen konulardan biri, Türkiye’de son dönemde artan ABD karşıtlığı. 11 Eylül sonrasında yükselen saldırgan politikaları nedeniyle Türkiyelilerin ABD’ye yönelik tepkisi gerçekten yükselen bir ivme sergiliyor. Burada kaçınılması gereken tek bir şey varsa o da bu tepkinin toplumsal bilinçaltımızda her zaman yabancı düşmanlığını da içinde barındıran bir tür milliyetçiliğe doğru yol alması ve ABD politikalarının yanında toptan Amerikan Halkı’nın da düşman olarak algılanması ihtimali. Unutmamak gerekiyor ki bize sunulan Amerika’nın dışında bir başka Amerika var. Bizden saklanan o gerçek, öteki Amerika’da metropollerde yaşayan yüzbinlerce evsiz, Amerikan rüyası efsanesinin aksine sadece yaşamını sürdürmeye yetecek kadar maaşla çalışan işçiler, savaşa karşı çıkan üniversite öğrencileri, dünyanın en cinsiyetçi ve muhafazakâr düzenlerinden birinde yaşayan kadınlar, eşcinseller ve ataları bu topraklara köle olarak getirilmiş farklı bir ırkın mensupları siyahlar var. İşte bu öteki Amerikalılar’dan büyük bir kesimin, siyahların ayakta kalma mücadelesini anlatan sıkı bir kitap çıktı. Biz Özgürlük İstiyoruz, bir polisi öldürdüğü iddiasıyla 1982’den beri hapiste bulunan eski bir Kara Panter’in, Mumia Ebu-Cemal’in kaleminden çıkma. Kitap, Kara Panterler Partisi’nin tarihini aktarıyor.

Watts’ın kıvılcımı

WASP kısaltmasıyla (Beyaz, Anglosakson, Beyaz Amerikalılar) nitelendirilen Amerikan Sistemi’nde siyahların özgürlük mücadelesi, Afrika’dan gemilerle getirildikleri döneme kadar uzanıyor. Ebu-Cemal, Kara Panterler Partisi’nin bu tarihsel siyah hareketinin, özellikle 19. yüzyıldaki hareketlerin bir devamı olduğu görüşünde. Kitap, parti tarihini anlatması nedeniyle geçmiş dönemdeki siyah hareketlerine yalnızca kısaca değinmekle yetiniyor. Parti’nin ortaya çıkışında 1965 yılındaki Watts ayaklanmasının yeri büyük. ABD’de bu yılın en önemli politik olayı olan ayaklanma, siyahların öfkesinin adeta bir patlaması olarak nitelendirilebilir.

Watts, Afrikalı-Amerikalı topluluklar içinde sıradan sayılan bir olayla, polisin şiddet kullanmasıyla başladı. İsyan sırasında dört bin kadar kişi tutuklandı. Kentler yakıldı, kimi siyah grupları ile devlet güçleri arasında silahlı çatışmalar yaşandı, Chicago’da yangın bombaları atıldı, Cleveland’da beyaz polisler ve beyaz siviller siyahları vurup öldürdü. 1967’de isyanlar tüm Amerika’ya yayıldı; yüz yirmi üç büyük ve küçük ayaklanmanın yaşandığı yıl gösterilerde toplam seksen üç sivil silah ateşiyle öldürüldü.

İşte Kara Panterler Partisi bu ayaklanmanın ateşiyle ortaya çıktı. Siyahlara yönelik büyük şiddete karşılık vermek ve oluşan öfkeyi tutarlı bir siyasal harekete dönüştürmek üzere kuruldu. Parti, örgütlülükten uzak ayaklanmaların düzensizliğine son vermek ve devrimci alternatifi gündeme getirmek istiyordu. Tarihteki sistem karşıtı hareketlerin çoğu gibi böyle bir oluşum ancak gençler arasından çıkabilirdi. Bob Seale, 1960’lı yılların ortalarında dünyanın dört bir yanında devrim rüzgârlarının estiği ve Martin Luther King’in Medeni Haklar Hareketi’nin ABD’nin güneyinde yükselmekte olduğu bir dönemde California’daki Merritt College öğrencisiydi. Seale, dünyada yaşananlara büyük ilgi duyuyor, siyah Amerikalıların kurtuluşuna kafa yoruyordu. Bir gün Huey Newton adında inançlı ve bilgili bir öğrenciye rastladı. Bu rastlantı Parti’nin doğuşuna sebep olacaktı. İki gencin dertleri ortaktı: Siyah Amerikalılar, yüzyıllardır aradıkları şeye, özgürlüğe nasıl ulaşacaktı? İkisi de ortak seslerini temsil edecek bir örgüt arıyordu. Ancak sınıfsal bir bakış açısını savunuyor, Medeni Haklar Hareketi’nin seçkinlerinden uzaklaşmak istiyorlardı. Franz Fanon’un anti-sömürgeci ve anti-emperyalist bakış açısından ve siyah milliyetçisi Malcom X’den etkilenmişlerdi. Tartışmalarla ve okumalarla geçen bir dönemin ardından örgütlenmeye geçme zamanına geldiklerini hissediyorlardı.

Kısa sürede küçük de olsa bir grup oluşturdular. Öz-Savunma için Kara Panterler Partisi adıyla 1966’da kurulan örgüt, daha sonra Kara Panterler Partisi adını alacaktı.

60’lı ve 70’li yıllar boyunca ülkeyi kasıp kavuracak örgüt böylece doğmuştu. Parti, bir medeni haklar grubu değildi, laikti, aktif direniş öneriyordu ve yönelim bakımından sosyalistti. Watts’ta ortaya çıkan isyancı ruh, yabancılaşmış getto insanlarının on binlercesini Kara Panterler’e katılmaya ya da onu desteklemeye yöneltecek etkili bir toplumsal güç oluşturduğu için parti kısa süre içinde büyüyecekti.

Partinin ilk icraatlarından biri silahlı polis izleme devriyeleriydi. Burada amaç polisin siyahlara yönelik şiddetinin önüne geçmekti. Silahlı panterler, geceleri polis çevirmelerini ve tutuklamalarını uzaktan gözlemliyor, polisin durdurduğu zanlılara hukuki haklarını bildiriyordu. Bu tür eylemler güçlü bir örgütlenme aracı oldu. Nisan 1967’de siyah bir gencin Richmond’da öldürülmesi üzerine parti yoğun protesto gösterileri düzenledi. Bu, bir çok siyahın partiye katılmasını sağladı. Bu arada aynı ay ‘The Black Panther Community News Service’in ilk sayısı basıldı. Parti’nin ortaya çıkışından altı ay sonra bir başka olay, örgütü ülkenin dört bir yanındaki milyonlarca insanın zihnine sokacaktı. 2 Mayıs 1967’de Parti’nin silahlı üyeleri California Eyalet Meclisi’ni işgal etti. Eylemde Bobby Seale dahil yirmi beş Panter tutuklandı, ancak bu parti için büyük bir reklam olmuştu. Bu olay partiyi yerel olmakan çıkardı. Artık ülkenin dört bir yanında genç kadın ve erkekler şube kurmak istiyordu. Parti, bundan sonra üç yıl içinde giderek genişledi. 1969’a gelindiğinde kırktan fazla şubesi ve yemin ederek parti üyeliğine alınmış binlerce üyesi vardı.

Kara Panterler’in bu derece büyük bir harekete dönüşmesinin bir nedeni de, ilk günlerinden beri topluma hizmet etmeyi çok ciddiye almasıydı. 1968’de Seattle şubesi ‘Çocuklar İçin Bedava Kahvaltı Programı’nı başlattı. Panterler, esnaftan yiyecek topluyor, gerekli personeli bir araya getirip mahalle çocuklarına kahvaltı hazırlıyordu. 1971’e gelindiğinde ücretsiz sağlık, giyecek, ulaşım, ambulans gibi ona yakın program geliştirilmişti.

Devrimci bir üstyapı

Ancak parti için topluluk hizmeti aynı zamanda devrimci mücadeleyi biraz daha ileriye götürmek, komünal direniş köprübaşları elde etmek, değişime uygun bir iklim yaratmak demekti. Bu girişimlerden biri de Devrimci Halkın Anayasa Kongresiydi (DHAK). Yeni bir toplumun temelini oluşturacak devrimci bir üstyapının geliştirmesinin bir yoluydu bu. Bu, soldaki çeşitli hareketleri bir araya getirecek bir girişim olarak hayal edilmekteydi. Çeşitli öğrenci grupları, sosyalist örgütler, kadın grupları, yerli grupları, eşcinsel ve lezbiyen grupları kongre katılımcıları arasındaydı. 1970’de ülkenin dört bir yanından gelen altı bin katılımcıyla gerçekleştirilen DHAK, Kara Panterler içinde milliyetçilikten sıyrılan bir çizgiyi öne çıkarttı. Başta Malcom X’in etkisindeki parti, zaman içinde siyah milliyetçiliğinden uzaklaştı.

Rejimin saldırısı ile gelen son

Kara Panterler’in ülkenin en büyük toplumsal hareketi haline gelmesine sistem cevap vermekte gecikmedi. FBI COINTELPRO (Counter İntelligence Program-Karşı İstihbarat Programı) ülkedeki sistem karşıtı hareketlere, özellikle de siyah hareketlere karşı oluşturulmuş bir nevi kontrgerilla örgütüydü. COINTELPRO, 1956 ile 1971 arasında siyah gruplara karşı iki yüz doksan be