Amerika Birleşik Devletleri Halkları Tarihi (Howard Zinn)

Çeviren: Sevinç Sayan Özer, İmge Kitabevi, 2005,

Yeniden keşfetme zamanı

Zinn, Öteki Amerika’nın tarihini ele aldığı kitabında şimdiye dek pazarlanandan çok farklı bir Amerika portresi çiziyor. ABD tarihini bir de bu taraftan okuyun

ABD’nin dünya çapında bir hegemonya kurabilme başarısında, başta görsel medya olmak üzere ideolojik propaganda aygıtlarını müthiş bir beceriyle kullanması büyük yer tutuyor. Amerikan sistemi, 20. yüzyılda insanlığın bilincine, ‘gerçek’le oldukça sorunlu bir Amerikan portresini yerleştirme konusunda ciddi başarılar elde etti. Bu yüzden birçok ülkede olduğu gibi, Türkiye’den görülen ABD fotoğrafının da oldukça flu kaldığı söylenebilir.

ABD’yi, kendisini bize sunduğu hâliyle kabul etmek, onun baskın ideolojisinin kapsama alanına girmekten başka bir anlam ifade etmiyor. Ve bu durumda imparatorluğa karşı çıkışlar bile şeytanın tam da istediği kıvamda olabiliyor. Bize sunulan, gösterilen ve pazarlanan dışında bir ABD var. Bambaşka bir Amerika bu. Kulağa tanıdık gelecek bir ifadeyle tanımlayalım: ‘Öteki Amerika’. Biz, işte bu ‘Öteki Amerika’yı, dolayısıyla da Amerika’yı tanımıyoruz. Peki tanımak isteyen, bu illüzyondan kurtulmak isteyen var mı? O hâlde bu konuda yazılmış bir başucu kitabı sizi bekliyor: ABD’li tarihçi Howard Zinn imzalı Amerika Birleşik Devletleri Halklarının Tarihi.

ABD’de 1.5 milyon sattı

Boston Üniversitesi onursal profesörü Howard Zinn, ABD solunun Noam Chomsky ile birlikte en etkili isimlerinden. “Tarafsızlık imkânsızdır” diyen Zinn, kitaplarında tarihi kendisinin de ‘taraftarı’ olduğu ötekilerin tarafından ele alarak anlatıyor. Zinn’in onlarca çalışması arasında en ünlüsü ise, yalnızca ABD’de 1.5 milyonluk satış rakamına ulaşan, Amerika Birleşik Devletleri Halklarının Tarihi. Yazar, ABD’nin 1492’de başlayan tarihini ‘oral ofiste’ Clinton’ın bulunduğu döneme kadar getiriyor ve kitabın adından da anlaşılacağı gibi geleneksel tarihçilerin, devlet adamlarının, televizyon dizilerinin, Hollywood filmlerinin gösterdiğinden çok farklı bir Amerika’yı gözler önüne seriyor. Zinn, kitapta Amerikan sisteminin acımasız ikiyüzlülüğünü, sınırsızca elde etme arzusunu, Beyaz Saray dalaverelerinin iç yüzünü açığa çıkarırken bize gösterilmeyen Amerikalıların; işçilerin, çalışanların, işsizlerin, evsizlerin, yerlilerin, siyahların, emeklilerin, göçmenlerin, kadınların Amerikasını anlatıyor. Kitap, Kolomb’un yeni kıtayı keşfiyle başlıyor. Kolomb, yerlilerin ne kadar iyi insan olduklarını uzun uzun anlattıktan sonra g��nlüğüne şunları yazıyor: “Bunlardan iyi köleler olabilir. Elli kişiyle bunların hepsine boyun eğdirebilir, istediklerimizi yaptırabiliriz.” (s. 7 ) Yüzyıllar boyunca sürecek Amerikan sistemindeki sömürü mantığı Kolomb’un kaleminden işte böyle yazıya dökülüyor. Zinn, kitabın ilerleyen bölümlerinde bu mantık üzerine kurulu iktidarlar altında yaşayan Amerikan halkının tarihini ele alıyor. Kitap, siyasal bilince sahip olan kesimin seçkinlerinin yalanlarından oluşan kalın sis perdesini dönem dönem parçaladığı anları da gün ışığına çıkarıyor. Ve Amerikan tarihinin aynı zamanda zengin ve etkileyici bir toplumsal mücadeleler tarihi olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle 19. yüzyılda ve 20. yüzyıl başındaki işçi, sendika ve sol hareketlerin ülkeyi nasıl salladığını okurken gerçekten Amerikan tarihi okuduğunuz konusunda şüpheye düşüyorsunuz.

Kitabın 745 sayfa olması göz korkutmasın. Zira Zinn, ‘Öteki Amerika’nın tarihini bir tarihçinin ayrıntılarda gösterdiği titizlik, bir sosyal bilimcinin çözümleme yöntemleriyle olduğu kadar bir sanatçı duyarlılığıyla da sergiliyor.(Zinn’in tarihçiliğinin yanı sıra edebiyatçı kimliği olduğunu ekleyelim) Kitaptan bu edebi tadın alınmasında Sevinç Sayan Özer’in mükemmel çevirisinin de hakkını teslim etmek gerekiyor.

Çarpıcı tarih tezleri

Zinn, kitabında tüm bunları ‘aşağından yukarıya bakarak’ anlatırken, Amerikan tarihi üzerine tartışmalı onlarca tezi de ortaya atıyor: 1787 yılındaki Anayasasının demokrasi ve eşitlikle en ufak bir ilgisi yoktu, Amerikan Devrimi toplumun çoğunluğunun hayatında hiçbir değişikliğe neden olmadı, iç savaşın nedeni siyahların köleliği değildi, İngiltere’ye karşı savaş ülkede daha fazla sömürü amacıyla egemenler tarafından çıkarıldı, Abraham Lincoln sadece pratik politik hesaplarla köleliğe cephe alabildi, 1. Dünya savaşına girmenin nedeni işçi ve sosyalist hareketin önüne geçmekti, 30’lu yıllarda hem Mussolini hem Hitler’in ırkçı politikalarına ciddi bir tepki gösterilmedi, 2. Dünya savaşına katılımın tek nedeni Pearl Harbour ile bizzat ülkeye yönelen tehditti, bu saldırıdan sonra Batı sahilinde yaşanan Japon sivillere adeta faşizm uygulandı, Japonya’ya atom bombası atıldığı zaman bu ülke teslim olmaya hazırdı, bu biliniyordu, saldırının anlamı Rusya ile Soğuk Savaşta ilk operasyon olmasıydı vs…

Zinn, yirmi dört bölümden oluşan kitabın son bölümünden önce ise araya giriyor ve ‘Muhafızların İsyanı’ başlıklı yazısında toplumsal mücadelelerin bilançosunu çıkarmaya, gelecek dönemde neler olabileceği ve neler yapılması gerektiği sorularının cevabını aramaya koyuluyor. Zinn, yazısında Amerikan sisteminin alt ve üst sınıflar arasında kalan sınıflarının arada tampon görevi gördüğünü ancak bu kesimde sisteme bağlılık duygusunun her geçen gün geri çekildiğini öne sürüyor. Ve burada kendi özlediği ortakçı sistemin tanımını yaparken sistemin mahkûmlarının zaman zaman geri çekilse de başkaldırıyı sürdüreceklerini ama artık onlara gardiyanların da katılma olasılığının gittikçe arttığından bahsediyor.

Zinn’in yazarın kitabı ilk kez 1980 yılında yayımlanmış. Ancak Zinn’in tarif ettiği taraflar ve sistem devam ettiği için yazar da kitabına sürekli ek yapıyor. Amerikan sisteminin gidişatını düşünürsek Zinn hayatta olsun veya olmasın tarih, kitabın sürekli yenilenmesi için malzeme sunacağa benziyor.

Mahmut Hamsici