Putin’in Diplomatik Zaferi – Immanuel Wallerstein

Ayrıca, Putin Birleşik Devletlerin yaralarına tuz bastı. ABD basınına ABD’nin dünya politikasını eleştiren bir röportaj verme olanağı elde etti. Daha da önemlisi Avrupa Birliği liderleriyle ekonomi; özgürlükler, güvenlik ve adalet; dış güvenlik; ve araştırma, eğitim ve kültür alanlarında dört “yol haritası” anlaşması imzalamak üzere bir zirve toplama olanağı elde etti. Bundan önce, 11 Nisan’da, Rusya ve Almanya arasında nano- ve biyo-teknoloji ve petrol ve gaz nakli dahil sekiz temel alanda ekonomik işbirliği üzerine bir anlaşma imzalanmıştı. Ve Jacques Chirac gelip de Putin’in sağında durunca (o sırada Bush da solunda duruyordu), Putin Chirac’a Charles De Gaulle’ün anıtının açılışında eşlik etti.

ABD basını, üç ülkenin (Estonya, Letonya ve Gürcistan) törenlere katılmayışını ve Başkan Bush’un, Moskova ziyaretini Letonya gezisi öncesi ve demokrasiyle ilgili zehir zemberek demeçler verdiği ve Putin ve Rusya’nın bugünü ve geçmişiyle ilgili eleştirelliğiyle kalabalıkların tezahüratlarını aldığı Gürcistan gezisi sonrasına sıkıştırmasını aşırı önemsedi. Peki sonunda Bush Moskova’ya neden gitti? Kasım 2001’de, Putin Bush’u Texas Crawford’da ziyaret etmiş ve Bush, mükemmel bir dille Putin’e duyduğu güveni ifade etmişti, çünkü “Putin’in gözlerine bakmıştı”. Mayıs 2005’te, Bush Putin’in özel antika otomobilinin şoför koltuğuna oturdu ve Putin’i gezdirdi, her ikisinin de yüzlerinde geniş bir gülümseme vardı, böylece bütün fotoğrafçılar onların birbirlerine ne kadar da yakın olduklarını görebiliyordu. Tüm bunlar ne anlama geliyor?

Bu, her iki tarafta da Soğuk Savaş tekniğidir. ABD özgürlükle ilgili pek çok retorik kullanıyordu fakat sonuç olarak hiçbir şey yapmıyordu, nitekim Sovyetleri 1956’da Macaristan’da ve 1968’de Çekoslovakya’da baskı yapmakla suçlamış gerçekteyse hiçbir şey yapmamıştı. ABD hiçbir şey yapmadı çünkü ABD’nin Sovyetler Birliği’nin nükleer çekişmedeki sınırlamaları sürdürmesine, dengeyi bozmamasına ihtiyacı vardı. Ve bugün her ne kadar Bush Yalta anlaşmalarını suçluyorsa da, ABD’nin Rusya’ya hala ihtiyacı var. Fakat bir fark var. Soğuk Savaş yıllarında Sovyetler Birliği’nin de ABD’ye ihtiyacı vardı. Bu yüzden her ikisi de retoriğe çokça başvurmuş ama gerçekte hiçbir şey yapmamıştı. Ama bugün ABD Rusya’ya, Rusya’nın ABD’ye duyduğundan daha fazla muhtaç. Bu artık dengeli eşit bir durum değil.

ABD’nin Rusya’ya duyduğu ihtiyaç, bugün çoğu Amerikalı için şaşırtıcı gelecektir fakat aynı durum dünyanın herhangi bir yerindeki analistler için geçerli değildir. ABD pek çok şey için Rusya’ya muhtaç. ABD’nin Rusya’ya, dünya çapında bugünkü kadar diplomatik izolasyona maruz kalmamak için ihtiyacı var. Rusya’nın Fransa ve Almanya’yla fazla yakınlaşmamasına ihtiyacı var. Rusya’nın İran’a fazla destek vermemesine ihtiyacı var. Rusya’yla çeşitli istihbarat konularında işbirliği geliştirmeye ihtiyacı var. Biri, Rusya’ya dair bu planları doğrultusunda ABD’nin pek de ilerlemediğini söylemeli. Peki Rusya ABD’den ne istiyor? Rusya’nın gerçekten de istemediği bir şey var ki, o da ABD’yle yeniden pahalı bir silahlanma yarışına girmek. ABD bu konuda tehdit etmeyi sürdürüyor. Sorun şu: bunu gerçekten de yapacak parası var mı?

ABD’nin eski Sovyet Cumhuriyetleri içinden politik ve diplomatik destek kazanmak istediği söylenebilir. Bu doğru. Ve bu ülkeler çoğunlukla bu oyunu oynamaya hazır. Fakat sözlerden fazlasını istiyorlar. Ve sorun da, ABD’nin Gürcistan’a Rusya’nın birliklerinin geri çekmesi için girmeye ne kadar hazır olduğu. Nihayetinde Saakashvili George Bush’la değil Putin’le anlaşmak zorunda. Ve Bush Putin’i Saakashvili’nin üstünde tutmaya devam edecek. Bu bir öncelikler sorunu.

Elbette, Bush da Putin de iç kamuoylarını önemsemek zorunda. Bu yüzden de, özellikle de Bush cephesinde, retorik devreye girecek. Fakat, ABD’den gerçekten de Rusya karşıtı eylemler bekleyenler Bush’a zaten ihtiyatlı yaklaşıyorlar -bolca laf ve icraat yok. Ve para, para, para!

Kanada’dan Ottawa Citizen gazetesinde siyasi bir karikatür vardı: Çok uzun bir Putin’in ardından yürüyen ufacık bir Bush. Bush’un başı ancak Putin’in bacaklarının üst kısmına yetişiyor. Ve Bush şöyle diyor: “Vay canına… Seni buradan hala görebiliyorum Vladimir” Bugünlerde evinde oldukça zorlu günler geçiren Putin, jeopolitik arenadaki gayet başarılı hamleleriyle bu durumu telafi ediyor. Eski bir KGB yöneticisi olarak, tatlı tatlı tebessüm ediyor olmalı.

15 Mayıs 2005

(fbc.binghamton.edu adresinden sendika.org tarafından çevrilmiştir)