Ülkücü Teröre Tepkiler Sürüyor

TAYAD’ın F Tipi cezaevlerinde insanlık dışı uygulamalara dikkat çekmek için tüm Türkiye’de dağıttığı bildirileri Trabzon’da dağıtmak isteyen 4 kişi, polis tarafından keyfi bir şekilde engellenmek istemiş, daha sonra da ülkücü faşistler tarafından “bayrak yakıyorlar” yalanıyla linç edilmek istemişlerdi. Trabzon’da yayın yapan sağcı yerel televizyon kanalları naklen yayın yaparak kışkırtmayı sürdürmüşler ve faşist güruhun sayısı artmıştı.

Olaylardan sonra linç eden faşistlerden hiçbirine dokunulmazken “halkı kışkırttıkları” iddiasıyla linç edilmek istenen gençler, çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklandılar.

Olaylar İstanbul, Ankara, Samsun, Adana ve İzmir’de yapılan kitlesel basın açıklamaları, kitle örgütü ve partilerin açıklamaları ile kınandı. Açıklamalarda yaratılan provokasyon ve faşist histerinin karşısında toplumun sinmeyeceği vurgulandı.

DİSK’in Açıklaması

“DİSK Yönetim Kurulu, ülkemizde son günlerde yaşanan olayları, özellikle Trabzon’da yaşananları kaygı verici olarak değerlendirmektedir.

Yanıbaşımızda bir işgal, Ortadoğu’da yeni savaş rüzgarları esmektedir. İncirlik üssü ile ilgili sürdürülen gelişmeler, ülkemizi de bu karanlığın içine çekme girişimleri olarak algılanmalıdır.

Öte yandan tüm halkımızı ilgilendiren başta sağlık, eğitim, sosyal güvenlik olmak üzere sosyal devletin yok edilmesine yönelik gelişmeler, yaşanan yoksulluk ve yoksunlukları daha da arttırmaktadır.

Kapkaç, cinayetler, hırsızlıklar sadece bir “zabıta vakası” değildir. Bu umutsuzluğun bir karabasan gibi ülkemiz üzerine yerleşmesidir. Bir de bunlara son günlerde eklenen milliyetçi, şoven baskıları eklersek, durum iyice vahimleşmektedir.

Trabzon’da yaşananlar “halkın tepkisi” olarak geçiştirilemez. 2’si kız 4 öğrencinin, kendi görüşleri doğrultusunda yasal görüş ifade etmelerine gösterilen tavır tam bir vahşettir.

Bayrak siyasi malzeme değildir. Bayrak varolan ekonomik sıkıntıları gözlerden kaçırmayı sağlayan bir göz boyama aracı olarak kullanılamaz. Dün ulusal Kurtuluş Mücadelemizde sembolleşen bayrağımız bugün Türk’ü. Kürt’ü. Laz’ı ve Çerkez’i ile oluşturulan bu bütünlüğümüzü bölme aracı olarak kullanılamaz.

Bütün yetkilileri göreve çağırıyoruz. Bu olaya sebebiyet verenler, yakalanarak yargı önüne çıkarılmalıdır. “

Halkevleri’nin Açıklaması

Dün “Maraş”da, “Çorum” da, “Sivas” da; Ya Bu Gün ?

SAHTE VATANSEVERLER, FAŞİT ÇETELER; AMERİKAN EMPERYALİZMİNİN ÇIKARLARI İÇİN KAN DÖKÜYOR !

Trabzon’da bu gün (06.04.2005 Çarşamba günü), cezaevleri sorunuyla ilgili bildiri dağıtan ve kamuoyunu insan hakları konusunda duyarlılığa davet eden TAYAD üyesi 4 genç, faşistlerin linç girişimi ile karşılaştı. Bu gençlerin “bayrak yaktığı” yolunda provokasyon yaratan karanlık güçler Trabzon’da; ülkemiz tarihinde acı örnekleri çokça bulunan, halka yönelik faşist katliamların bir provasını yaşama geçirmeye yeltendi.

Trabzon’da yaşanan ve kelimenin tam anlamıyla insanın kanını donduran olaylar ile, Mersin’de gerçekleşen “bayrak olayı” ve sonrasında belli odaklar tarafından başlatılan kampanyaların, gerçekte kime ve neye hizmet ettiği bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır.

Çünkü Trabzon, daha birkaç hafta öncesinde Halkevleri öncülüğünde Amerikan emperyalizmine karşı gerçekleştirilen kitlesel eylemlere tanık olmuştu. Halkevlerinin “Karadeniz Uşağı Amerikan Uşağı Olmayacak” kampanyası Karadeniz halkının sıcak ilgi ve desteğini almıştı.

Karadeniz’de Halkevleri tarafından gerçekleştirilen bu çalışmaların elde ettiği başarının hemen ardından yaşanan bu olay, Amerikan emperyalizmine uşaklığın açık bir ifadesinden başka nedir ? Karadeniz’de nasıl bir kanlı oyun tezgahlanmaktadır ? Bir çok medya kuruluşunun, linç girişimine maruz kalan bu gençleri “Halkevi üyesi” olarak tanıtmasında, hangi niyetler gizlidir ?

Trabzon’da Valilik ve Emniyet Müdürlüğü yetkililerinin sergilediği tutum ise, son derece manidardır. Şehrin göbeğinde dört genci linç etmeye kalkışanlar yerine bu gençleri gözaltına alanları ve linç girişiminin faillerine söylev verirken bu gençleri suçlayan resmi ağızları uyarıyoruz; yaptığınız bu hukuksuzlukla sizler de bu kirli oyunun ortağı olduğunuzu ortaya koymaktasınız !

Dün Maraş’da, Çorum’da ve Sivas’da yaşanan kanlı katliamları unutmadık. Başta sol ilerici kesimlere yönelik bu katliamları gerçekleştiren faşist güçlerin; gerçekte sömürgecilerin, emperyalistlerin çıkarları için kan döktüğünü bilmekteyiz. Geçmişte “cami bombalandı” provokasyonlarıyla başlatılan faşist katliamlar, şimdi de “bayrak yakıldı” provokasyonlarıyla bir kez daha gerçekleştirilmek isteniyor.

Bilinmelidir ki; sahte vatanseverlerin, faşist çetelerin bu çabaları, provokasyon ve saldırıları; emeğine, ülkesine ve onuruna sahip çıkan yoksul emekçi halkın sol ilerici güçlerin kararlı mücadelesi karşısında boşa çıkacaktır.

1970’li yıllarda faşist saldırılar karşısında bütün şubeleriyle mahallelerde, kentlerde faşizme karşı birer direniş odağı olmuş olan Halkevleri, bu gün de aynı bilinç ve sorumlulukla hareket etmektedir.

Halkevleri olarak, tüm demokrasi güçlerini; gerçekte Amerikan emperyalizmin çıkarları için gerçekleştirilen bu ve benzeri olaylara karşı birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz !

Kamuoyuna saygı ile duyururuz. 06.04.2005
Av. Ender Büyükçulha
Halkevleri MYK Üyesi

Çağdaş Gazeteciler Derneği İstanbul Şube Yönetiminin Açıklaması

LİNÇ EDİLMEK İSTENEN DEMOKRASİDİR!

Trabzon’da dün ‘F Tipi cezaevleri ve tecrit uygulamasını?’ protesto etmek için
bildiri dağıtan, Tutuklu Aileleriyle Dayanışma Derneği (TAYAD) üyesi beş genç,
binlerce saldırgan tarafından linç edilmek istenmiş, bugün Trabzon Cumhuriyet
Başsavcılığı’na çıkarılan gençler, ‘polise mukavemet’ ve ‘toplumda infial
yaratacak davranışta bulunmak’ iddiasıyla tutuklanmışlardır.

Trabzon’daki bu olay, muhaliflere ve ilerici güçlere yönelen şovenist
saldırganlığın bir yansıması ve demokrasiye, onun ayrılmaz bir parçası olan
ifade özgürlüğüne indirilmiş ağır bir darbedir. Bilindiği gibi, Mersin’de 21
Mart’ta Newroz kutlamaları sonrasında ‘bayrak yakıldığı’ iddiasıyla başlayan bu
süreç, çocukların tutuklanması, siyasi partiler ve okul binalarına yönelik taciz
ve saldırılar şeklinde devam etmiş, bir şovenist yükselişin işaretlerini
vermiştir. Bu saldırganlığın ve şovenist dalganın son örneği, Trabzon’da linç
girişimi olmuştur. Linç girişiminden kurtulan beş gencin ‘tutuklanması’ ise
demokrasi adına utanç verici bir gelişmedir.

Çünkü bildiri dağıtmak anayasa ile teminat altına alınan ifade özgürlüğünün en
önemli unsurlarından biridir. Bir bildirinin yasal olup olmadığına Trabzon’daki
gibi ‘trafik polisleri’ değil, mahkemeler ve yargıçlar karar verir. Güvenlik
güçleri linç eylemine girişen kalabalığı açık biçimde korumakta, ifade
özgürlüğünün ve anayasanın ‘ayaklar altında çiğnenmesine’ izin vermektedir. Oysa
polise mukavemet edenler de halkı infiale
getirmek suçunu işleyenler de bildiri
dağıtanlar değil, “Bayrak yakıldı” diye çığırtkanlık yaparak provokasyon
yaratanlardır.

Ülkelere, uluslara ve bayraklara değerini veren ise sokakta, korunmasız beş
gence vahşice saldıranların çığlıkları değil, hukukun üstünlüğüne ve adalete
olan saygıdır.

Çağdaş Gazeteciler Derneği İstanbul Şubesi, bildiri dağıttıkları için linç
girişimine maruz kalan beş gencin tutuklanması kararını şiddetle kınar. Kaygıyla
izlediği şovenist tutum ve saldırılar karşısında, bulunduğu her alanda mücadele
vereceğini kamuoyuna duyurur.

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBE YÖNETİMİ
7 Nisan 2005

HALKIN HUKUK BÜROSU’NDAN YAZILI AÇIKLAMA

Halkın Hukuk Bürosu (HHB) da konuyla ilgili 7 Nisan tarihli yazılı bir açıklama yaptı. “Bayrak Provokasyonu Sivil Faşist Saldırılar İle Sürüyor; Trabzon’da Polis Destekli Faşist Saldırı…” başlığıyla yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; “Mersin’de 21 Mart tarihinde gerçekleştirilen Newroz kutlamaları sırasında bayrağı yere atan bir kaç Kürt çocuğu üzerinden Genelkurmay ve siyasal iktidar tarafından başlatılan provokasyonlar sürüyor.

Bağımlılık antlaşmalarının altına çekinmeden imza atanlar, başlarına geçirilen çuval sırasında ulusal onurlarını unutanlar, ülke toprağını askeri üs adı altında emperyalizme satarken hatırlamadıkları vatanseverliği her nedense hatırlayıverip her zaman hazır ve nazır tuttukları sivil faşitleri meydanlara çıkarmaya devam ediyorlar.

Vali, kaymakam, milletvekili, jandarma komutanları öncülüğünde bayrak yürüyüşleri adı altında başlatılan, vatanseverlik adına kitap avıyla devam eden şovenist dalga şimdi de sivil faşist saldırılarla sürüyor.”

Saldırının sorumlusunun siyasi iktidar olduğunu belirten HHB, açıklamasının devamında şunları söylüyor; “Trabzon’da 06.04.2005 tarihinde saat 12.00’de bildiri dağıtıp hapishanelerde yaşatılanları anlatmaya çalışan TAYAD’lılara polis eşliğinde ve korumasında sivil faşitler tarafından saldırıldı. “Bayrağı yakan bunlar” “Apocular bunlar” propagandasıyla toplatılan sayıları binleri bulan sivil faşist güruh 5 kişiyi linç etmeye çalıştı, her ne kadar tv lere yansıyan görüntülerde polisler TAYAD’lıları sivil faşit saldırıdan kurtarmaya çalışıyor havası verilmeye çalışılsa da gerçek tüm yaşanılanlardan Trabzon polisinin sorumlu olduğunu göstermektedir. Olay yerine birkaç dakika içerisinde faşist güruhun toplanmasını sağlayan kimdir? TAYAD’lılara saldıranların içerisinde yer alan ve kitleye öncülük eden takım elbiseli şahıslar kimdir? En ufak hak arama eylemine azgınca saldıran polisin müdahalesi ne kadar olayı bitirme amacı taşımaktadır? Emniyet Müdürlüğü’ne kadar yürüyüş yapmalarına neden izin verilmiştir?

Katletmeye çalışan gözü dönmüş güruhtan gözaltına alınan tek kişi dahi yokken saldıraya maruz kalan TAYAD’lılar izinsiz birdiri dağıttıkları gerekçesiyle gözaltında tutulmaktadırlar. Oysa bildiri dağıtmak izne tabi olmadığı gibi içeriği suç olmadıkça hiçbir koşulda yasak da değildir. Asıl yasadışılığı da bildiri dağıtılmasını engelleyen polis yapmıştır. Şimdi siyasal iktidar ve Trabzon Emniyeti tüm sorularımızı yanıtlamak ve sorumluları bulmak zorundadır.

Susurlukçuların, MGK destekçilerinin bayrak şovlu milliyetçilikleri ile AB’ ye sırtını dayayarak demokrasiden söz edenlerin demokratlıkları sahtedir. Asıl amaç hapishanelerde yaşananları kamuoyundan sansürle, provokasyonlarla, baskılarla gizlemek, haklar ve özgürlükler mücadelesini engellemektir.

Gözaltına alınan TAYAD’lılar derhal serbest bırakılmalı; olayın sorumluları cezalandırlmalıdır.”

Türkiye Komünist Partisi’nin Açıklaması

TRABZON’DAKİ PROVAKASYONUN SORUMLULARI BELLİDİR
Genelkurmay Başkanı ve bütün sorumlular istifa etmelidir

Trabzon’da bildiri dağıtan dört devrimciye karşı gerici/faşist bir kalabalığın kışkırtılmasına benzer olaylara Türkiye’nin yakın tarihinde sayısız kez tanık olduk. Bundan on gün kadar önce Mersin’de yaratılan “bayrak provokasyonu” da bu girişimlerden birisidir. Mersin’de iki çocuğun yaptıklarını “sözde vatandaşlar” diyerek değerlendirerek halkın bir bölümüne neredeyse savaş açanlar, sokakları dolduran milliyetçi histeriden tatmin olduktan sonra, sükunet çağrısı yapmışlardır. Aradan geçen birkaç gün içerisinde çok daha büyük olayların gerçekleşmemesi tamamen bir şanstır. Ancak başta Genelkurmay Başkanı olmak üzere, bu düzenin bütün sözcüleri ve burjuva siyasetçileri, her zaman bu kadar şanslı olmayacaklarını bilmelidirler.

Aynı şey Trabzon’da da tekrarlanmıştır. Faşist kalabalıklar Türkiye’de hep devlet tarafından yönlendirilmiştir. Trabzon’da “bayrak yakıldı” söylentisini çıkaranlar, kalabalığın toplanmasını bekleyenler, tıpkı Sivas’ta olduğu gibi, yine devlet görevlileridir.

Kalabalıklarla oyun oynanmaz. Yok eğer niyet solu, devrimcileri sindirmek ve işbirlikçi düzenin emperyalizme teslimiyetini unutturmaksa, hemen söyleyelim: Boşuna uğraşmasınlar. Bu ülkenin yurtseverleri ne sinerler, ne emperyalizme ve sömürü düzenine karşı mücadeleden vazgeçerler. Türkü, Kürdü, Arabı, Çerkesi, Lazı, bütün emekçiler bu tür provokasyonlara karşı, gerçek bölücülere karşı, emekçi duvarı öreceklerdir. Türkiye Komünist Partisi bu duvarın en büyük güvencesi olacaktır.

Fitili ateşleyen Genelkurmay Başkanı’na gelince… Halkın bir bölümünü diğer bölümüne kışkırtan bir devlet görevlisi olarak Özkök ve kışkırtıcıların amiri İçişleri Bakanı derhal istifa etmelidir.

TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ
MERKEZ KOMİTESİ

Sosyalist Demokrasi Partisi’nin Açıklaması

Trabzon’da linç edilmek istenen Türk-Kürt kardeşleşmesidir

Trabzon’da F tipi cezaevlerini protesto için bildiri dağıtan, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TAYAD) üyesi 5 kişi linç edilmek istendi. Güvenlik güçlerinin müdahalesiyle linçten kurtuldular. Bozkurt işaretleriyle ve Türk bayraklarıyla yürüyen linç yanlılarının tutumu bizlere tanıdık gelmiyor mu?

Son günlerdeki bayrak histerisinin bir yenisi bu. Gerekçe yine aynı “bayrak yırtma ve PKK’liler” bahanesiyle demokratik haklar, yasalar ve hukuk yok sayılarak galeyana getirilen bir avuç milliyetçi, şoven ve ırkçı sokaklarda, devletin kolluk güçlerinin yanında linç etmeye girişiyor.

Trabzon’da yaşanan bu durumun sorumlusu başta Genel Kurmay olmak üzere, cumhurbaşkanı ve hükümetin ve şoven-milliyetçi geniş bir cephenin başlattığı tehlikeli siyasetin sonuçlarıdır.

Üstelik bu topluluğu yatıştırmak için yapılan “PKK’li değillerdi, TAYAD’lılardı” resmi açıklaması bile durumun vahametini açıkça ortaya koymaktadır. Yani, PKK’li iseler linç edilmeleri meşru olacaktı! Bu linç anlayışının artmasında Genel Kurmay’ın “sözde vatandaşlar” açıklamasının etkisi olmadığı söylenebilir mi?.

Bilmek istiyoruz. Bu ülke azdırılmaya çalışılan bu milliyetçi, şoven, ırkçı ve savaş histerisiyle nereye götürülmek isteniyor? En demokratik hakkını bildiri dağıtma yoluyla gerçekleştiren insanların maruz kaldığı linç girişimin sorumluları yargılanmalıdır.

Sosyalist Demokrasi Partisi, Kürtlere kar