“Emek Platformu” Nereye? – Özgür Müftüoğlu (Evrensel)

Emek Platformu’nun kuruluşundaki hedefler ve zamanlaması oldukça doğruydu. Gerçekten, Platform’un kuruluşunun ardından, ekonomik krizin de katkısıyla, Yapısal Uyum Programı süratle gündeme getirildi ve emekçilerin haklarına karşı saldırılar giderek yoğunlaştı. Emek Platformu’nun kurulduğu dönemden bu yana, devletin sosyal işlevini ortadan kaldıran, çalışma yaşamında emekçiyi köleleştiren ve ekonomiyi bütünüyle liberalleştiren düzenlemeler yaşama geçirildi. Ancak Emek Platformu, bu sürece müdahale etmek üzere birtakım eylemler düzenlediyse de kendisinden beklenen etkinliği hiçbir zaman gösteremedi.

Ve nihayet, Emek Platformu’nun dönem sözcüsü olan (bana göre bu süreçte mücadeleyi en samimi olarak yürüten örgüt de olan) Türk Tabipleri Birliği (TTB), Platformunun oluşumuna da vesile olan Sosyal Güvenlik Reformu, Meclise geldiği halde Emek Platformu bileşenlerinin duyarsızlığına dikkat çekerek, dönem sözcülüğünden çekildi.

Her şeyden önce TTB yönetimini bu tavrından dolayı tüm emekçiler adına kutlamak istiyorum. Zira, emekçiler adına son derece yaşamsal olan birtakım görevler üstlenmiş olan Emek Platformu, bileşenlerinin önemli bir bölümünün sorumsuzca yaklaşımı yüzünden “adı var kendi yok” bir hale gelmiştir. Bu durumdaki bir oluşum, emekçilere fayda getirmek bir tarafa zarar vermeye başlamıştır. Bu durumdaki bir yapıya sessiz kalmak bu sorumsuzluğu paylaşmak anlamına gelecektir. TTB bu tavrı ile, Türkiye emek mücadeleleri tarihine pek de parlak harflerle yazılmayacak olan bu sorumsuzluğa ortak olmamış ve bu sorumsuzluğun sorumlularını açık biçimde uyarmıştır.

Peki, Emek Platformunu oluşturan örgütlerin bir çoğunun (TTB dışında sorumlu davrandığını düşündüğüm başka örgütler de vardır) emekçiler için ve dolayısı ile kendileri için bu denli sorumsuz, duyarsız bir tavır izlemelerinin nedeni nedir?

Sanırım, bu nedenlerin başında söz konusu örgütlerin Emek Platformu’nun bu süreçte etkili olabileceğine yönelik inançsızlığı gelmektedir. Emek Platformu gibi bir yapının amacı, tüm emekçileri bir çatı altında toplayarak mücadeleyi sürdürmek olmalıdır. Bunun anlamı sınıf dayanışmasıdır. Sürece sınıfsal bir perspektiften bakılmadığı takdirde, İş Kanunu sadece işçi sendikalarının; Kamu Personel Reformu, kamu emekçi sendikalarının; sağlıkta dönüşüm sağlık alanındaki örgütlerin; gelir idaresindeki dönüşüm büro emekçilerinin sorunu gibi algılanır. Ve bugün olduğu gibi her örgüt kendi alanında mücadele etmek durumunda kalır. Sonuç olarak da sermaye, emekçilerin hakları üzerine dilediği gibi oturur.

Tabii o zaman da haklı olarak, emekçi örgütlerine ne gerek olduğu sorusu gündeme geliverir(!)

e-posta: [email protected]
15 Nisan 2005 Evrensel Gazetesi