Kamçı Arjantinli Emekçilerde – Cem Somel

“Birine borçlu isen, kolay gelsin, işin zor. Ama borcun çok ise, keyfine bak! O düşünsün.” Mealen çevirdiğim İngilizce nüktedeki hikmet açıktır: borcun büyüklüğü, borçlu ile alacaklı arasındaki güçler dengesini etkiler. Bu gerçek son yıllarda Arjantin ile IMF arasındaki ilişkide somut olarak örneklendi.

İlişkiyi anlamak için Arjantin bunalımını hatırlayalım. Arjantin enflâsyona karşı bir istikrar programı çerçevesinde parasının dolar değerini 1990’ların başından itibaren sabitlemiş ve enflâsyon sorununu çözmüştü. Millî hâsıla 1990-1998’de ortalama yüzde 6.8 arttı. Ancak IMF’nin sıkı denetimi altında uygulamaya konan liberal politikalar (özelleştirme, ithalâtı serbestleştirme, yabancı sermaye hareketlerine açılma) Arjantin halkını 1990’lar boyunca yoksullaştırdı.

1999 Ocak ayında, doların değeri yüksek seyrettiği bir sırada, ve Arjantin’in tarımsal ihraç ürünlerinin uluslar arası fiyatları düşmüş iken, en büyük ticaret ortağı Brezilya’nın devalüasyon yapması Arjantin’in dış ticaret dengesini vurdu. Ekonomi daraldı. Doğu Asya, Brezilya ve Rusya bunalımlarının etkisiyle dış borç faizleri arttı. Bu çakışan dış şokların etkisini atlatmak için 2000 Aralık ayında Arjantin IMF’den 40 milyar dolar destek (stand-by) kredisi aldı. Fakat IMF’nin kredi karşılığında sıkı para ve maliye politikası dayatması ülkede bir daralma girdabı başlattı. Fazla harcamadan değil, daralmada gelir azalmasından kaynaklanan bir bütçe açığı oluşmuştu. 2001’de devlet bütçe açığını kontrol etmek ve yabancı fon yöneticilerinin ‘güvenini’ yitirmemek için (memurların ve emeklilerin maaşlarında kesinti gibi tedbirlerle) kamu harcamalarını kıstıkça millî hâsıla daraldı. Bu da bütçe açığını daha da artırdı.

Arjantin devleti 2001 ortasında ihracatı boğmakta olan sabit kur sistemini ihracatçılar için esnetti. Bu da devalüasyon bekletisi uyarıp dolara hücuma yol açtı. Ağustos ayında ABD’nin isteğiyle IMF ilâve 5 milyar (artı alacaklılarıyla anlaşması şartına bağlı 3 milyar) dolar kredi açtı. Arjantin 2001 yılı sonunda tahvil borçlarını itfa edemez oldu ve IMF’ye borç servisini durdurdu. Yabancıların elindeki tahvil ana paralarının da sadece dörtte birini ödeyeceğini ilân etti.

Arjantin devleti Ocak 2002’de sabit kur sistemini terk edip pesoyu devalüe etti. Şubat’ta peso dalganmağa bırakıldı. Ekonominin daralması 2002 ortasında sona erdi ve millî hâsıla artmağa başladı. Fakat Haziran 2002’de işsizlik yüzde 20’yi aşmıştı.

Arjantin : İktisadî göstergeler
1998 1999 2000 2001 2002 2003
GSYİH reel artış oranı (%) 4 -3 -1 -4 -11 8
Fert b. GSYİH (satın alma g. p. $) 12530 12140 12130 11800 10880 …
Cari işlemler dengesi/GSYİH (%) -5 -4 -3 -1 9 …
İşsizlik oranı (%) 13 14 15 18 18 16
Borç servisi/ mal hizmet ihracatı (%) 58 76 71 66 18 ….
Kaynak: Dünya Bankası, 2003 verileri Arjantin Ekonomi Bakanlığı.

2003 Eylülünde Arjantin IMF’ye günü gelen borç taksidini ödeyemeyeceğini bildirdi. Bunun üzerine IMF Arjantin’e üç yıllık 13 milyar dolarlık bir ‘stand-by’ daha vermeyi kabul etti. 2004 Mart’ta Arjantin yine IMF’ye borç taksidi öderken IMF’den ilerde yeni kredi (yani borçlarının itfasının ertelenemesi) vaadi kopardı. Buna karşılık 80 milyar dolarlık tahvil tutan alacaklıları ile müzakere edip uzlaşmayı taahhüt etti. Ama Arjantin devleti bu alacaklılarına her dolara 25 sent vermekte ve gecikmeyle biriken 18 milyar dolarlık faizi ödememekte ısrar etmektedir. Alacaklılar açısından bu, alacaklarının yüzde 90’ından vazgeçmek anlamına geliyor. Arjantin hükûmeti tahvil tutan alacaklılarıyla müzakerelere devam etmektedir. Arjantin’in toplam kamu borcu 160 milyar dolardır.

Yabancı alacaklılar IMF’nin kredi vermeğe devam etmesini hem desteklemekte hem de eleştirmektedir. IMF’yi kendilerine rakip alacaklı olarak görme eğilimi de vardır. Bazı alacaklılar Arjantin’in ülke dışındaki mal varlıklarına (bir savaş gemisine, cumhurbaşkanının uçağına ve başka varlıklara) el koyma teşebbüsünde bulundu. Bir alacaklı ABD’de bir mehkemeye o ülkede Arjantin devletine ait gayrimenkullere ihtiyatî tedbir kararı aldırdı. Riziko primi adı altında yüksek faizlerle az gelişmiş ülkelere borç vermeğe teşne olan sermayedarlar ve kurumları, o yüksek faizlerin karşıladığı riziko gerçekleşince zararı sineye çekmeğe razı olmamaktadır.

Arjantin’de halkın yarısı resmen ‘yoksul’ oldu. Buna mukabil zengin Arjantinlilerin ülke dışında birikmiş 100 milyar dolarlık varlığı bulunduğu tahmin edilmektedir. Arjantin’in yabancı alacaklılarının, dış borçlanmanın sebepleri arasında sayılabilecek bu firarî sermaye varlıklarını bulup üzerinde hak iddia etmesi tabiî ki mümkün değildir. Ama yabancı alacaklıların Arjantin kamu varlıklarına el koyma teşebbüsü, bir ülkede yerli zenginlerin kaçırdıkları paraları yabancıların marifetiyle halka ödetme dolabına ilginç bir örnek teşkil etmektedir.

Arjantin hükûmeti alacaklılara ayak direr iken dayandığı -ya da onu bu yöne iten- bir kuvvet var: Arjantin emekçileri. İşsizlikle ve açlıkla iyice karşı karşıya kalan halk, 2001-2002’de liberal politikalarda ısrar eden hükûmetler aleyhinde yoğun gösteriler, yolları kapatıp ulaştırma şebekesini felç etme ve başka eylemler yaptı. İnsanlar uzak illerden başkente gösteri yapmağa geldi. İşsizler ve yoksullar örgütlendi. Semtlerde yardımlaşma örgütleri ortaya çıktı. Kentlerde halk park ve arsalarda sebze ekmeğe başladı. 2002 yılında, borçlarını ödeyemediği için iflas ettiğinden kapatılıp satışa çıkarılan yüz otuz kadar fabrikanın işçisi örgütlenip iş yerlerini işgal ederek ya da mahkeme kararıyla devralarak kendi kurdukları yönetim altında kendi hesaplarına üretim ve satış yapmağa başladı. Bu şekilde kendi istihdamını örgütleyen işçi sayısı on bini buldu (Economist 9.11.2002). Bunalım yıllarında bu hareketlilik ardarda bakanları, ABD’den ithal edilen iktisatçı “prensleri” ve bir cumhurbaşkanını istifa etmeğe mecbur etti.

Halkın IMF’ye ve liberal politikaları uygulayan burjuva siyasetçilerine muhalefeti, neticede, IMF’nin ve yabancı alacaklıların baskılarına direnerek halkın sorunlarını ciddîye alan bir ekibi iktidara getirdi. Şimdiki cumhurbaşkanı, tahvil borcunun tamamını ödememe gerekçesi olarak dış borcun “Arjantin halkının alın teri ve emeği ile ödendiğini” beyan etmiştir. İktisat Bakanı Arjantin halkının kalkınma plânına ihtiyacından bahsetmektedir. İktidar önceden özelleştirilmiş elektrik su şirketlerinin fiyatlarını enflâsyona rağmen uzun süre dondurdu (liberal açıdan büyük bir cürüm). İktidarın halkın sesine hassasiyetine Arjantin İktisat Bakanlığının internette bulunan ‘Arjantin İktisadî Göstergeleri’ dikkat çekmektedir: bu metinde iktisadî, finansal verilerin sergilendiği malum tabloların yanısıra, reel ücretlerin seyrini ve aylık “sosyal protestoların” seyrini (“nümayiş, yol kapatma, grev ve iş yeri işgalleri” sayısını) gösteren grafikler da yer almaktadır

IMF Arjantin bunalımında kendi hata ve sorumunu kabul etmemektedir. Ama Arjantin’e sertleşememektedir. Arjantin’e kredi musluklarını kapatsa ülkenin tüm borç ödemelerini durduracağını bilmektedir. O vaziyette Arjantin tekrar dışardan borçlanamaz. Ama zaten bütçesi faiz dışı fazla vermektedir, cari işlemler açığı da yoktur; yani dış borçlanma esas itibariyle borcu döndürmeğe yaramaktadır. Arjantin ödemelerini durdursa IMF Arjantine’e verdiği kredileri şüpheli alacaklı sayıp
zarar hanesine yazmak, beceriksizlikten itibar kaybına uğramak ve uğradığı zararı telafi etmek için başka ülkelere uyguladığı faiz oranını yükseltmek zorunda kalacaktır.

2001’de UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı örgütü), döviz bunalımına düşen az gelişmiş ülkelerde, özel sektörün dış borçlarını kamu borcuna dönüştüren IMF kredi siyasetini eleştirdi. Böyle bunalımlarda az gelişmiş ülke devletinin borç servislerini (ödemeleri) geçici olarak askıya alması, borçluların (borçlu devlet ise devletin, özel sektör ise özel sektörün) alacaklılarla vadeyi uzatma müzakeresine girmesi ve devletin sermaye hareketlerini kontrol altına alması gerektiğini öne sürdü. Bunun ardından, IMF başkan yardımcılarından Anne Krueger de 2002’de benzer bir ilke lehinde beyanlarda bulundu, yazı yazdı. Ama öneri öylece kaldı. IMF’nin teknisyenleri az gelişmiş ülkelerde plâsman yapmış özel alacaklıları (zengin ülkelerin rantiyelerini ve finans kurumlarını) IMF kredileriyle kurtarmanın ve bu kredileri Brezilya, Arjantin, Türkiye gibi birkaç ülkede birktirmenin tehlikesini görse de, patronları (büyük devletler) buna sıcak bakmamaktadır. Baş patron ABD’nin IMF vasıtasıyla az gelişmiş ülkelere uyguladığı siyasette stratejik hesaplar rol oynamaktadır. Arjantin örneğinde ABD’nin kurmağa çalıştığı Amerika kıtası serbest ticaret bölge projesini kabul ettirme isteği, Latin Amerika’da yayılan halkçı siyasî hareketlerin tehdidi, Dünya Ticaret Örgütündeki müzakereler gibi çeşitli etkenler ABD’nin Arjantin siyasetini şekillendirmekte olmalıdır.

Her hâlükârda Arjantin halkının can havliyle şahlanışı, geçici dahi olsa, burjuva siyasetçileri uluslar arası stratrejik ittifaklarını rafa kaldırarak halkın demokratik taleplerine kulak vermeğe zorlamıştır. Bu da Arjantin – IMF ilişkilerini alışılmadık bir mecraya sokmuştur.

Türk darbı meseli “borç yiğidin kamçısıdır” der. Az gelişmiş ülkelerde işbirlikçi rejimler dış borcu emekçileri, işçiyi köylüyü kamçılamakta kullanmaktadır. Arjantin’de 2001’de kamçıyı emekçiler, ‘gauçolar’ (atlı sığır çobanları) ele geçirdi. Alacaklılar düşünsün.

(kaynak: bagimsizsosyalbilimciler.org)