KESK: “Siyasi olan 10 Ekim sonrası yaptığımız grev değil, AYM’nin kararıdır”

KESK, Ankara Katliamı'nın ardından yaptıkları iki günlük grev için verilen idari para cezalarını, grevin "sendika değil siyasal bir eylem" olduğunu söyleyerek haklı bulan AYM kararını kınayarak, asıl AYM kararının siyasal bir karar olduğunu vurguladı

KESK: “Siyasi olan 10 Ekim sonrası yaptığımız grev değil, AYM’nin kararıdır”

KESK üyelerinin 10 Ekim Ankara Katliamı’nın ardından yaptığı iki günlük grev için idari para cezasına çarptırılmasını görüşen Anayasa Mahkemesi (AYM), grevin “sendikal değil siyasal bir eylem” olduğunu söyleyerek cezayı haklı buldu. KESK, karara ilişkin, konfederasyonun genel merkez binasında basın toplantısı düzenledi.

Basın açıklamasını yapan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmak için KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde greve gittiklerini hatırlattı. Bu greve katılan binlerce kişi hakkında soruşturma açıldığını ve cezalar verildiğini kaydetti.

Verilen cezalar üzerine KESK’in örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle AYM’ye başvurduğunu hatırlatan Bozgeyik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Siirt Devlet Hastanesinde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak çalışan Tayyip Akbulak adına sendikamız Sağlık Emekçileri Sendikası tarafından yapılan başvuruyu inceleyen mahkeme 2018/5558 Nolu başvuruya ilişkin kararını 11.09.2019 tarihinde açıklamıştır.

Buna göre AYM, konfederasyonumuz kararı doğrultusunda 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde yapılan greve katıldığı gerekçesi ile idare tarafından 1/30 aylıktan kesme cezası verilen ve mahkeme süreçleri ile cezası kesinleşen Akbulak’a ilişkin bireysel başvuru hakkında öncelikle iş bırakma eyleminin bir sendikal hak olmadığına dolayısıyla sendikal eylem kapsamında değerlendirilemeyeceğine karar vermiştir.

“Emek ve demokrasi mücadelemizi kararlıkla sürdürmeye devam edeceğiz”

Bozgeyik konuşmasına şöyle devam etti:

Evet, bizler bu ülkede demokrasiyi, barışı, kardeşliği savunmanın ağır bedelleri olduğunu, bu bedellerde tepemizden eksik edilmek istenmeyen, bağımsızlığı tartışılır hale gelmiş yargının önemli bir araç haline getirildiğinin biliyoruz. Ancak emekçilerin ve halkların arasında derinleştirilmeye çalışılan kutuplaşmaya son verilmesinin halkın birikimlerinin yine halkın yararına kullanılmasını sağlamanın tek yolunun barış ve kardeşlikten geçtiğini de çok iyi biliyoruz.

Bunun için 10 Ekim katliamında hayatını yitiren barış karanfillerimizle verdiğimiz sözün gereğini yerine getirecek,  birileri tarafından sendikal faaliyetlerin kapsamından dışlanmaya çalışılan barış ve kardeşlik talebini temel alan emek ve demokrasi mücadelemizi kararlıkla sürdürmeye devam edeceğiz.

Sendika.Org