Temelli’den Meclis’e çağrı: Uydurulmuş başkanlık sistemine karşı iradeni göster

HDP Parti Meclisi (PM) toplantısı öncesi gündemdeki konuları değerlendiren HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi uydurulmuş bir sistem. Bu sistemle yol alınmayacağını gördük” diyerek, Meclis’i biran önce iradesini ortaya koymaya çağırdı

Temelli’den Meclis’e çağrı: Uydurulmuş başkanlık sistemine karşı iradeni göster

HDP Parti Meclisi (PM) toplantısı öncesi gündemdeki konuları değerlendiren HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi uydurulmuş bir sistem. Bu sistemle yol alınmayacağını gördük” diyerek, Meclis’i biran önce iradesini ortaya koymaya çağırdı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi (PM), genel merkezi binasında toplandı. HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, PM öncesinde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya, yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk de katıldı.

Türkiye’de siyaseti konuşmanın “siyasi darbeleri ve komploları konuşmak” anlamına geldiğini belirten Temelli, HDP’nin eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş hakkında verilen tutuklama kararını “Dün bir siyasi komployla yine karşı karşıya kaldık” diye değerlendirdi.

Kararın kabul edilemez olduğunu belirten Temelli, “Dün Türkiye yargı sisteminin yine utanılacak bir sayfasına daha tanıklık ettik ve bu sayfa maalesef tarihe eklendi. 4 Kasım’dan bahsettik ama daha öncesine gitmek gerekiyor. 5 Nisan 2015’ten bugüne kadar süren tecrit hukuku ve buna bağlı olarak giderek Türkiye’de adalet sisteminin, yargı sisteminin çöküşüne hep birlikte tanıklık ediyoruz. Türkiye bir tecrit hukukuna mahkum edilmiş durumda. Tüm yapılar adeta çepeçevre kuşatılıyor ve çöküşü hızlandırılıyor” diye konuştu.

Temelli’nin konuşmasından satır başları şöyle:

Bugün devlet yargı marifetiyle arkadaşlarımıza ve bizlere karşı suç işliyor. Suç nedir, suç yasa tanımazlıktır. Devlet bizzat kendi yasasını tanımaz hale gelmiştir. Ortadaki durum zorbalıktır, artık düşman hukukunu bile aşmış bir zorba hukukuyla karşı karşıyayız.

4 Kasım tutuklamalarının neden hukuksuz olduğu, nasıl yasadışı olduğu daha birkaç gün önce Strazburg’da tüm çıplaklığı ile ortaya çıktı. AİHM, Selahattin Demirtaş davasına baktı, bir yıl önce karar almıştı. Bu kararın uygulanması gerekirken Türkiye itiraz etti ve yüksek mahkemeye gitti. Yüksek Mahkeme’de bu dava görüldü. İbretlik bir davaydı.

AİHM’de yargıçların sorduğu sorular aslında Türkiye’de hukukun içinde bulunduğu durumu ifade ediyordu. Durum budur, biz oraya gittiğimizde Selahattin Demirtaş’ın tahliyesi gerçekleşmişti ama tahliye edilmemişti, yani salıverilmemişti, uzatıyorlardı. Dün gece o uzatmanın nedeni beli oldu. Apar topar bir kararla yeniden tutuklama çıktı. Hem de yargılanıp tahliye olduğu bir dosyadan dolayı yeniden tutuklama çıktı. Bu karşı karşıya olduğumuz yargının ne hale geldiğinin göstergesidir. Talimatlı bir yargı, talimatla çalışıyor. Ama biz inanıyoruz bu ülkede ahlaklı, onurlu yargıçlar var. Eninde sonunda bu ülkede adaleti sağlayacak bir irade ortaya çıkacaktır

Bu tecrit hukuku sürdüğü sürece, bu düzen sürdüğü sürece bu siyasi komplolar da siyasi darbeler de devam eder. Bu tecrit hukukunu, bu OHAL’ci anlayışı, bu kayyum rejimini bir an önce sonlandırmalıyız. Bunun için mücadelemize dünden daha fazla sarılarak, dünden daha kararlı bir şekilde devam etmeliyiz. Öyle de olacak. Öyle olduğunu bildikleri için de, bu mücadeleyi HDP verdiği için de, HDP’ye saldırmaya HDP’yi yok etmeye çalışıyorlar ama başaramayacaklar.

Yargı paketi göz boyamadır

15 yıl avukatlık yapmış olanlara yeşil pasaport vereceklermiş. Bu mudur Türkiye’nin sorunu? Yani şu anda Türkiye’de yargı dediğinizde aklınıza bu mu gelir önce. Bu avukatlara yeşil pasaport verelim Avrupa’da dolaşsınlar mı gelir? Başka bir şey gelmez mi? Yargılama sürecini kısaltacaklarmış, seri yargılama yapacaklarmış. Yargı anlayışı böyle kurgulanabilir mi Sadece göz boyamaya yönelik bir hamle.

Diyorlar ki, Yargı reformunu bütün partilere götüreceğiz ama HDP’ye getirmeyecekler.’ Neden, neden diğer partilere götürüyorsunuz da HDP’ye getirmiyorsunuz paketi. Çıkmış bir vekilleri açıklama yapıyor, sen milletvekili misin, milletin vekiliysen halkın vekiliysen o meclisteysen o mecliste olmanın sorumluluğu hareket etmek zorunda değil misiniz? Ama sen milletvekili değilsin, sen çantacısın. Eline çantayı vermişler adres olarak gösteriyorlarsa ancak oraya gidebiliyorsun. İşte talimatlı yargı, talimatlı sanatçı, talimatlı milletvekili.

Üzerimize düşen sorumluluk

Gelin adil yargılama hakkını sağlayacak düzenlemeler yapalım. Birkaç maddede yapacağımız değişiklikler, Türkiye açısından çok önemli adımlar olabilir. Gelin hasta mahpuslar hakkında düzenlemeler yapalım, tahliye olmadığı için cezaevinde yaşamını yitirenler var. En son Ağrı geçmiş dönem il eşbaşkanımız, hasta tutsak hayatını kaybetti. Gelin cezaevinde yatan çocukların problemini çözelim, gelin annesi ile beraber yatmak zorunda olan çocukların problemini çözelim.  Atılması gereken adımlar buralardır. Yoksa pasaport meselesi hiç değildir.

Bu oyunu hep birlikte bozacağız

Kapımızı çalmıyorlar diyorum ama kapımızı çalıyorlar. Diyarbakır il binamızın önüne geliyorlar. Kendisine İçişleri Bakanı diyen zat, gelmiş orada hiç yüzü kızarmadan gelip annelerin duygularını sömürmeye çalışıyor. O anneler tabii ki bize gelecek. Ben o konuda tereddütlü düşünmüyorum. Bütün anneler bize gelecek, Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri, şehit anneleri, bu ülkenin bütün anneleri HDP’ye gelecek tabii. Size gelecek halleri yok. Siz sabah akşam savaştan başka bir şey konuşmayan, üretemeyen bir partisiniz. Hiç bir anne sizden medet ummaz. Siz 17 yıldır bu ülkeye acı verdiniz, zulüm verdiniz. Siz 4 yıldır ülkeye tecrit verdiniz.  Siz 4 yıldır bu ülkede birçok annenin yüreğine acı saldınız. Bu acıları dindirmenin yolu tabii ki HDP’den geçiyor.

Bu oyunu hep birlikte bozacağız. Sizin anneler üzerinden ortaya koyduğunuz oyunu annelerimizle, gençlerimizle bozacağız. İçişleri Bakanı ya da Aile Bakanı kapımıza geleceğine üzerine düşen sorumlulukların gereğini yerine getirsin. Mesela nereye gitsinler? Suruç’a, Emine Şenyaşar’a gitsinler oradaki suçun failleri ile ilgilensinler. Bu ülkenin her yerinde suç fışkırırken İçişleri Bakanının bu Soylu yalanlar peşinden koşması aslında kendisini avutmaktan başka bir şey değildir. Bu ülkenin yeni bir hukuk düzenine, yeni bir sisteme ihtiyacı var. Şimdi bunu tartışmanın zamanıdır.

Mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz

Bütün bu olanlara rağmen mücadelemiz sürecek, faşizme karşı mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Kararlı bir şekilde mücadelemizi sürdüreceğiz. Gelecek için yarın için müzakerelerimizi de sürdüreceğiz. Bir anayasa zemini yaratacağız, bir anayasa stratejisi ortaya koyacağız. Tüm toplumsal muhalefetle birlikte bu stratejiyi bir taahhüde çevireceğiz. Bu taahhüt geleceğin iktidar taahhüdüdür. Demokrasi ittifakı dediğimiz şey geleceğin iktidar taahhüdüdür. Bu iktidar gidecek halkın iktidarı demokrasi ittifakında buluşanların iktidarı, emekçilerin, kadınların iktidarı bu ülkeye gelecek. Tüm bu adaletsizliği hep birlikte sonlandıracağız.

Kaynak: MA