Çorlu Tren Katliamı Davası: “Devletin bütün görevlileri, en alttan en üste kadar suçludur”

Çorlu Tren Katliamı Davası’nın duruşması ikinci gününde yakınlarını kaybeden aileler konuştu. Aileler, yaşananlara seyirci kalan devletin tüm birimlerinden şikayetçi olduklarını söylediler

Çorlu Tren Katliamı Davası: “Devletin bütün görevlileri, en alttan en üste kadar suçludur”

Fotoğraf: karsimahalle.org

Tekirdağ’da 25 kişinin hayatını kaybettiği, 328 kişinin yaralandığı tren kazasıyla ilgili davanın ikinci duruşmasının, ikinci gününde (11 Eylül) yakınlarını kaybeden aileler konuştu.

Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma, Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nin konferans salonunda saat 09.00’da başladı.

Sanıkların ve avukatlarının ifadeleriyle geçilen ve yaklaşık 12 saat süren dünkü duruşmanın ardından bugün ,katliamda yaşamını yitirenlerin yakınları ile yaralıların beyanları alındı.

Aileler engellendi

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, bugünkü duruşma öncesinde ailelerin mahkemenin görüleceği binaya girişi polis tarafından engellendi. Ailelerin “İhtiyaçlarımızı karşılamak için girmek istiyoruz” sözlerine karşılık polis amirlerinin yanıtı “Mahkeme heyetinin kararı giremezsiniz” oldu. Ailelerin, “Bu mahkeme bizim, gireceğiz” sözlerinin ardından duruşmanın başlama saati olan 09.00’dan önce aileler binaya kimlik kontrolü yaparak alınmaya başlandı.

Katliamda beş yaşındaki çocuğu Ömer Alperan Can’ı kaybeden Melike Can’ın bebek arabasıyla binaya girmeye çalıştığı sırada arama noktasında polisin engellemesiyle karşılaştı. Polisin yan taraftan geçmesi gerektiğini söylediği Can, “Yeter. Ben beş yaşındaki evladımı gömdüm. Bu çocukla ne yapacağım ben” sözleriyle polis ekiplerine tepki gösterdi.

“Bize zarar veren her kurumdan şikâyetçiyim”

Katliamda 25 yaşındaki Bahar Koç’u kaybeden Ali Koçman ilk ifade veren müşteki oldu. Tüm sorumlulardan şikâyetçi olduğunu söyleyen Koçman’ın ardından katliamda 16 yaşındaki kızı Sena Köse’yi ve iki yeğenini kaybeden Aysun Köse ifade verdi.

İlk defa mahkeme salonunda olduğunu söyleyen Köse, “Bu olay olmasaydı mahkeme salonuna gelmeden ömrümü tamamlayacaktım. İlk hafta TCDD’den taziyeye gelmişlerdi. Yol bekçilerini neden işten çıkardınız dedim. Bölge müdürü bizim işlerimiz sinyalizasyon ile yapılıyor yol bekçilerine gerek yok dedi. Sonrasında bunu araştırdım ve buradaki sinyalizasyon tamamlanmamış. Bana yalan söyleyen bir kurumla karşı karşıyayım. Bilmediğim telefonlarla o hastane bu hastane yönlendirildim. Bize zarar veren her kurumdan şikâyetçiyim. Zannettik ki o yol dört saatten iki saate indi güvenlidir. Ben çocuğumu okul gezilerine bile yollamıyordum başına bir şey gelecek diye. Bana TCDD görevlileri geldiğinde ‘yaşın çok daha gençmiş’ dediler. İnsana değer verilmediğini çok acı bir şekilde gördüm. İmza yetkisi olan, teknik olarak bunu yapamayan herkesten şikâyetçiyim” diye konuştu.

“Türkiye Cumhuriyeti’nden şikâyetçiyim”

Katliamda kızları Özgenur ve Gülce Dikmen ile yeğenini kaybeden, kaza sırasında trende olan Fundanur Dikmen ifade verdi. Bir önceki gün de aynı yolu kullandığını ve kazanın meydana geldiği Sarılar mevkiinde trenin yavaşladığını söyleyen Dikmen, kaza sırasında ayakta yolcuların olduğunu söyledi.

Gözyaşları içerisinde sözlerine devam eden Dikmen, “Çocuklarımın üzerindeydim devrilmenin ardından. O sırada patlama meydana geldi. Ben bayılmışım. Bir amca beni uyandırdı. Kendimi dışarıya attım ve çocuklarım yoktu. Etraf çok kötüydü. Biz kendi imkanlarımızla Tekirdağ Devlet Hastanesi’ne gittik. Özge iyiymiş, kızlar da iyiymiş dediler. İnsanların vagon altında olduğu belliydi. Bizim acil güvenlik önlemimiz eğitimimiz yok mu? Türkiye Cumhuriyeti’nden şikâyetçiyim. Biz pamuk ipliğine bağlı çalışıyoruz. O göreve gelenler eğitim almamışlar mı? Herkesten şikâyetçiyim” dedi.

Kaza sırasında trende olan ve yaralanan Bahattin Doğrul ise ifadesinde, “Kondüktör yanımıza geldi bilet kesmedi. Şu an ben boynumdan sakatım. Çocuğum da yaralandı. Devlet hastanesinde tedavi oldum. Siz ücret ödemeyeceksiniz dediler. Hepsinin parasını aldılar. Kendim için 4 bin TL verdim. Tüm kurumlardan şikâyetçiyim” dedi.

Katliamda kızı Yağmur Laçin’i kaybeden Cabbar Laçin göz yaşları içerisinde ifadesini verdi. Memlekette kızının ölümünün haberini aldığını ve o andan itibaren bilincinin kapandığını söyleyen Laçin, “Sizin kızınız ölseydi ne yapardınız? Ben gerçek bir adalet istiyorum. Torunumun yüzüne bakamıyorum. TCDD’den kâğıt gelmiş gelin tazminatınızı alın diyor. Biz gider dileniriz sizin paranıza muhtaç olmayız. Bu kaza değil cinayet. Devletin bütün görevlileri en alttan en üste kadar suçludur. En büyük suçlular üstteki insanlardır. Biraz vicdanlı olun. Benim kapıma bir devlet adamı gelip geçmiş olsun demedi. Biz suçsuzuz diyorlarsa sanıklar, raporları kime sunduklarını söylesinler. Bunlar hem kendilerini hem baştakilerini kurtarmaya çalışıyor. Susuyorsun ve işine devam ediyorsun” diye konuştu.

“Yukarıdakilerin burada olmasını istiyorum”

Katliamda eşini kaybeden Ekrem Tuna ifadesinde sanık sıralarını göstererek, “Bu arkadaşların suçu varsa ceza alsınlar. Millet ölsün diye mi bu trenleri yaptılar? Bu garibanlarla işim yok, ben yukarıdakilerin burada olmasını istiyorum. Yazık değil mi bu kadar millete” dedi. Vagonların çok dolu olduğunu ve koltuklarda kemer olmadığını belirten Tuna, “Kazadan sonra kimse yanımıza gelmedi. Makinistleri şarampolde gördüğüm. Üstümüzdeki mavi kıyafeti çıkaralım bu millet bizi öldürür burada dediler. Sonra makinistler gidip üstünü değiştirdi. Gözüme toprak girene kadar bu işin peşindeyim” diye konuştu.

“Hiçbir şey olmamış gibi başkanlık kutlaması yapılabiliyor”

Katliamda beş yaşındaki çocuğu Ömer Alperen Can’ı kaybeden Ahmet Can, “Dünyanın en güvenilir ulaşım aracı denilen trende ihmaller nedeniyle çocuğumu kaybettim. Olaydan bir gün sonra hiçbir şey olmamış gibi başkanlık kutlaması yapılabiliyor. Devlet acımızı bile görmezden geldi. Allah kimseye çocuğunu mezara koymayı nasip etmesin. Sünnetlik alacaktık, kefene sardık” dedi.

“Sağlık Bakanı gelecek diye üzerimi değiştirdiler”

Ömer Alperen Can’ın annesi Melike Can da ifadesinde kazanın ardından herhangi bir ilk yardım yapılmadığını söyledi. Tren devrilmeden önce sesler duyduklarını ifade eden Can şikâyetçi olduğunu belirterek, “Ben yarıma kadar çamur içinde saplıydım. Çocuklarım yok diyerek üzerimdeki kişiyi ittim ve kalktım. En az bir buçuk saat sonra yardım geldi. Benim her yerim yırtık pırtık içindeyken Sağlık Bakanı gelecek diye üzerimi değiştirdiler. Sağlık Bakanı gelene kadar çamurlarla yattım” dedi.

“TCDD genel müdürü nerede?”

Katliamda kızı Bihter Bilgin’i kaybeden Zeliha Bilgin de “Kızımı ihmaller yüzünden kaybettim” dedi ve şöyle devam etti:

O makinisti İsa Apaydın’ı karşımızda görmek istiyoruz. Mustafa Karaşahin’i görmek istiyorum. İddianameyi ve o TCDD ile ilişkileri olan kişilerin hazırladığı bilirkişiyi kabul etmiyorum. Pamukova katliamında gerçek adalet yerini bulsaydı, Çorlu katliamı olmayacaktı. TCDD Genel Müdürü’nü istiyorum. Ben onları ihmal yüzünden ölsünler diye büyütmedim. Benim gibi anneler bir daha ağlamasın.

“İhaleleri kimlerin aldığı açıklansın”

Katliamda hayatını kaybeden Serhat Şahin’in babası Hüseyin Şahin de olay günü yaşananları anlattı. Şahin, “Ben olay yerine vardığımda AFAD ekipleri vardı ama onlar vatandaşları izliyorlardı. Ben hanımın yanına geldiğimde tren altındaki oğlumun bedeni hali sıcaktı. AFAD eğer oraya aletleriyle gelmiş olsaydı, oğlum bugün yaşıyor olacaktı. O kadar görevli vardı ancak ben ve köylüler toprağı kazıyorduk oğlumu kurtarmak için. Onlar da izliyordu. Ben her gün oğlumun mezarına boynu bükük gidiyorum çünkü adaleti halen sağlayamadık. Soruyorum buradaki kişiler vasıfsızsa neden devlette çalışıyor? İhaleleri kimler aldı? Açıklasınlar yapamıyorlarsa da istifa etsinler” dedi.

“Kurtarma çalışmalarının doğru düzgün yürütülmediğini düşünüyorum”

Annesi Rubize, babası Gani Kartal’ı katliamda kaybeden İsmail Kartal, kazayı haber aldıktan sonra olay yerine gittiğini belirterek, “Oraya geldiğimde katliamı gördüm. Kurtarma çalışması adı altında bir kargaşa vardı. Vincin zincirlerini doğru düzgün bağlayamadıkları için halatlar koptu. İnsanlara elimizi uzatmaya çalışıyor. Ekipler ise bizi uzaklaştırmaya çalışıyordu. Kurtarma çalışmalarının doğru düzgün yürütülmediğini düşünüyorum. Devlette liyakatsiz kişiler var. Sarılar köyünün müthiş bir çabası vardı. 44 yıllık babamı tanıyamadım. Tonlarca bir ağırlığın altında kalan birini nasıl tanıyabilirsiniz ki? Onlar ölmediler. Acı çekerek can verdiler. Asıl sorumlular gerçek suçlular ortaya çıkarılıncaya kadar bu yargılama yapılmalıdır” dedi.

“A,B,C diye ayrılan torbalarda oğlum vardı”

Katliamda oğlu Oğuz Arda Sel ile eşi Hakan Sel’i kaybeden Mısra Öz, kazanın ardından 1 yıldır yargılamanın yapılmasını beklediklerini belirterek, olay günü yaşadıklarını anlattı.

Olay gecesi oğlu ve eşinin sağ olduklarının kendilerine bildirildiğini, bu yüzden hastane hastane dolaşarak aradıklarını söyleyen Öz, sözlerini şöyle sürdürdü:

Gece 23.30 gibi oğlumu kaybettiğimi öğrendim ve baygınlık geçirdim. Bu olayla ilgili hiç kimse beni aramadı. TCDD yetkilisi aramadı. Savcı başsağlığı diledi ve neye dayanarak 25 kişiden daha fazla ölen olduğunu iddia ediyorsunuz dedi. Ben de orada ölü poşetlerinin daha fazla olduğunu anlattım. Bir yıl boyunca bekledik. Bilirkişiler böyle bir katliamda nasıl Ulaştırma Bakanlığı ve TCDD ile bağı olup da o dosyaya atadılar. Bu iki bilirkişi hakkında şikâyetçiyim. Ben bu iddianameyi kabul etmiyorum. Ben 35 yaşında oğlumu kaybetmek için doğurmadım. 25 yaşında doğum yaptım. Ben bir daha evlenmeyeceğim. Bir annenin oğlunu poşet içinde görmesi kadar kötü bir şey yok. 13 no’lu A, B, C diye ayrılan torbalarda benim çocuğum vardı.

Mısra Öz, bilirkişi raporunu ve iddianameyi kabul etmediğini ifade ederek, “Utanç duyuyorum, oğlumun hakkını aramak için dönemin bakanı, TCDD’nin en üst yönetiminden başlayarak tüm sorumlularından şikâyetçiyim, sorumluların bulunup cezalandırılmasını istiyorum” dedi.

“Sizi sıkıştıracaklar biliyorum, hep iyi insanlar kaybediyor”

TCDD Çerkezköy istasyonunda güvenlik görevlisi olan ve kazada ölen Seyfi Ergün’ün hemşire eşi Saliha Ergün, iki çocuğuyla ortada kaldığını gözyaşları dökerek anlattı. Eşinin çok çalışkan bir kişi olduğunu ve davadaki sanıkları tanıdığını belirten Ergün, “Olay günü eşimin cansız bedenini rayların altından aldım. Mahkeme heyetinden adalet bekliyorum. Sizi sıkıştıracaklar biliyorum, hep iyi insanlar kaybediyor. Mahkemeye inanmak istiyorum, adalet istiyorum. Allah’tan sonra size güveniyoruz. Ama sözde olaydan sonra çok oyalandınız. Tüm sorumluların cezalandırılmasını istiyoruz” diye konuştu.

İkinci duruşmanın ilk gününde neler oldu?

TCDD 1. Bölge Müdürlüğü Halkalı 14’üncü Demiryolu Bakım Müdürlüğü’nde Demiryolu Bakım Müdürü olarak görev yapan Turgut Kurt, Yol Bakım Şefliği’nde Hat Bakım ve Onarım Memuru olarak görevli Celaleddin Çabuk Çerkezköy Yol Bakım Şefliği’nde Yol Bakım ve Onarım Şefi olan Özkan Polat ile Köprüler Şefi Çetin Yıldırım’ın savunmaları alındı.

Duruşmada, sanıklar tarafından facianın asıl sorumlularının TCDD üst düzey yöneticileri ile Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri olduğu vurgulandı. Sanık Kurt ayrıca yeni yapılan menfezlerin eskilerden daha dayanıksız olduğunu ve bunlara danışmalık yapan Mustafa Karaşahin’in bilirkişilik yaptığını kaydetti. Sanık avukatları da savunmalarında kazada sorumluluğu bulunan üst düzey yöneticilerin yargılanmasını talep etti. Sanık Celaleddin Çabuk dışındaki 3 sanık hakkında tutuklama talebi mahkeme heyeti tarafından reddedildi.

Duruşma öncesinde ise hayatını kaybedenlerin yakınları ve yaralıların duruşma salonuna alınırken kimlik tespiti yapılmak istenmesi aileler ve avukatlar tarafından tepkiyle karşılandı. Daha sonra Avukatların, hayatını kaybedenlerin yakınlarının ve yaralıların tamamının içeri alınmadan duruşmanın başlayamayacağını söylemesi üzerine, müştekiler duruşma salonuna alındı.

ÇORLU TREN KATLİAMI DAVASI: “KAZADAN SONRA DA ESKİ USULLERLE DEVAM EDİLİYOR”

Sendika.Org