Bülent Şık’a kanser raporunu açıkladığı için 1 yıl 3 ay hapis cezası

Sağlık Bakanlığı’nın kanser araştırmasının bir bölümünü açıkladığı için yargılanan bilim insanı Bülent Şık’a göreviyle ilgili belgeleri açıklamaktan 15 ay hapis cezası verildi. Avukat Can Atalay, kararı istinafa götüreceklerini belirtti

Bülent Şık’a kanser raporunu açıkladığı için 1 yıl 3 ay hapis cezası

Sağlık Bakanlığı’nın kanser vakalarının endüstriyel çevre kirliliğiyle bağını ortaya koyan projesinin sonuçlarını açıklayan akademisyen Bülent Şık’ın yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme, Bülent Şık hakkında göreviyle ilgili bilgileri açıklamaktan 15 ay hapis cezası verdi. Ertelemesiz verilen ceza kararı için İstinaf Mahkemesi’ne gidilecek.

Duruşmayı HDP Milletvekili Oya Ersoy, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Halkevleri Eş Genel Başkanı Nuri Günay, baro temsilcileri ve çok sayıda akademisyen takip etti.

2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma salonunun küçük olmasından dolayı duruşma, 23. Ağır  Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme Şık’a görevine ilişkin bilgileri açıklamaktan 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Şık’ın hükmün açıklanmasının ertelenmesini kabul etmediğinden ceza ertelenmedi. Şık diğer suçlamalardan beraat etti.

“Sessiz kalması Sağlık Bakanlığı’nın işlediği suçu büyütüyor”

Şık, esasa ilişkin verdiği savunmasında, araştırma sonuçlarının, kanser dışında kısırlık, üreme sağlığı bozuklukları, hormonal bozukluklar, obezite, solunum yolu hastalıkları, karaciğer ve böbrek gibi hayati organlarda işlev bozuklukları gibi sağlık sorunlarına yol açtığını belirtti.

Şık, Sağlık Bakanlığı’nın araştırma sonuçlarını gizlemek yerine bu konuda önlem alması gerektiğini belirtti.

Savunmasında, “Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü saha çalışmaları biteli dört yıl, Cumhuriyet gazetesinde çalışmadan elde edilen kısmi bulguları kamuoyuna duyuralı bir buçuk yıl oldu” diyen Şık, bütün bu zaman zarfında Bakanlığın önlem alıp almadığına dair herhangi bir açıklama yapmadığını söyledi. Şık konuşmasının devamında şunları kaydetti:

Bir kamu kurumu olan bakanlık böylesine geniş bir kamu kesimince dile getirilen bir talebi nasıl sessizlikle karşılar, anlamak güç. Sessiz kalması Sağlık Bakanlığı’nın işlediği suçu büyütüyor.

“Bülent Şık yurttaş olarak ödevini yerini getirmiştir”

Şık’ın avukatlarından Can Atalay, “Ekolojik yıkımın faillerinden bahsetmemiz gereken tarihi bir andayız” diyerek raporda açıklanan bilgilerin devlet sırrı niteliğinde olmadığını belirtti. Ayrıca Atalay, buna ilişkin kanunla düzenlenmiş bir işlem ya da yasa olmadığının altını çizdi.

Atalay sözlerinin devamında şunları belirterek beraat talebinde bulundu:

Birilerinin kirlettiği sularda ekolojik yıkımın faillerinden bahsetmemiz gereken tarihi bir andayız. Doğrudan insan sağlığını bozma suçu işleyen bu insanları bilen buna rağmen önlemleri almayan, durumu ilgili mercilere bildirmeyen kamu görevlileri hakkında dava açılması gerekiyor. Bu sonuçları yayımlayan bir yurttaşı yargılanması anayasa aykırıdır. İnsanların kanser olmasının nedenini ortaya koyan bir insan ile ilgili bir iddianame düzenlenirken bunun anayasal ilkelerle hiçbir bağının olmadığı açıktır. Devlet yurttaşların sağlıklı bir çevrede yaşamasını sağlamakla yükümlüdür. Anayasal düzenin korunmasına yarıyorsa bir iddianame anayasanın ilkeleri göz ardı edilerek bir iddianame hazırlanamaz. Bülent şık bir yurttaş olarak yurttaşın nitelikli hali olan bir yurttaş olarak ödevini yerini getirmiştir.

“Bu dava AİHM içtihatına açıkça aykırıdır”

Şık’ın avukatlarından Avukat Tora Pekin ise AİHM kararlarına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, demokratik toplumda herhangi bir sınırlamanın gerekliliğini talep eder.  Ümraniye’de metan gazı sıkışması sonucu oluşan patlamada AİHM’deki özel bir kararı vardır. AİHM bu olayda bildiği halde yurttaşları bilgilendirmediği için Türkiye’yi mahkum etti. 25 yıl aradan sonra bu dosya ile ne kadar benzerlik gösterdiği ortada. Şık bu dava ile uğraşmak yerine bilimsel üretimine devam edebilirdi. Hangi bilgi engellenmek isteniyor, ya da ceza davasının konusu haline getiriliyor. Hiçbir acil ihtiyaca karşılık gelmiyor bu ceza.İnsanlar kendileri için yaşamsal öneme sahip bilgileri öğrenmiş oldu. Kimsenin canı yanmadı insanlar sadece bilgilendi. Bu açılan davanın AİHM içtihatına açıkça aykırıdır.

Pekin, TÜİK’in de 2019 araştırmasında Türkiye nüfusunun yüzde 22’sinin, Trakya’daki nüfusun ise yüzde 25’inin kanser olduğunu açıkladığını belirterek “TÜİK’in kendisi de Şık’ın duyurduğu araştırma sonuçlarını teyit ediyor” dedi.

Pekin’in ardından Ankara Barosu’ndan Meltem Akyol, Antalya Barosu’ndan ise Cenk Soyer, Şık için beraat talebinde bulundu. Son sözleri sorulan Şık da beraat talebini yineledi.

İstinaf Mahkemesi’ne gidilecek

Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti Şık’a görevine ilişkin bilgileri açıklamaktan 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Şık’ın hükmün açıklanmasının ertelenmesini kabul etmediğinden ceza ertelenmedi. Şık diğer suçlamalardan beraat etti. Ertelemesiz verilen ceza kararı için İstinaf Mahkemesi’ne gidilecek.

Akademisyen Odman: Bugünün sorumsuzlukları önümüzdeki nesillerin hayatını tehlikeye atıyor

Duruşma öncesi Sendika.Org’a konuşan Akademisyen Aslı Odman, bakanlığın davaya konu olan araştırmayı yalanlamadığını veya araştırmaya yönelik bir açıklama yapmadığını belirterek şunları söyledi:

Esasında sorunun en önemli noktası bu. Çoğu Türkiye’de yasaklanmış pestisitlerin gıdalarda, toprak ve su numunelerinde sağlığı etkileyecek şekilde çıkmış olması, hem de endüstride kullanılan kimyasalların, arıtma sistemlerinden geçmemiş kimyasalların, bu araştırma içerinde alınan numuneler görülmesi söz konusu. Özellikler kampanyanın adını da hatırlatmak istiyorum: “Çocuklar zehirlenmesin.” Özellikle 0-6 yaş arasında ciddi bir nesil eşitsizliği yaşanıyor. Çocukların en kırılgan zamanında çocuklar bu tarz hormon ve sinir sistemini etkileyen bu maddelere maruz kaldıklarında onları için kurtuluş şansı olmuyor. Bugünün sorumsuzlukları, kamu sağlığını sağlamak yerine, kamu güvenliği sorununun yaratılması, ekosistemin ve önümüzdeki nesillerin hayatını tehlikeye atıyor.

Sendika.Org