Uzmanlar uyardı: “Kaz Dağları’nda sağlıklı ve güvenli yaşamak mümkün olmayacak”

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Selin Top ve Politeknik Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Kiriş, madencilik faaliyetleri nedeniyle Kaz Dağları’nda sağlıklı ve güvenli yaşamanın mümkün olmayacağını söylüyor

Uzmanlar uyardı: “Kaz Dağları’nda sağlıklı ve güvenli yaşamak mümkün olmayacak”

Çanakkale Kaz Dağları madencilik faaliyetlerinin kıskacına alındı. 2013 yılından bu yana Çanakkalelilerin mücadele ettiği Kirazlı’daki altın madeni projesi için, devam eden mahkeme sürecine rağmen ağaç kıyımı başlatıldı, 195 bin ağaç kesildi.

Konuya ilişkin Sendika.Org’a değerlendirmelerde bulunan TMMOB Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Selin Top ve Politeknik Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Kiriş, madencilik faaliyetleri nedeniyle Kaz Dağları’nda sağlıklı ve güvenli yaşamanın mümkün olmayacağını söylüyor.

Top: “Liç yönteminin yaşama olumsuz etkilerinin olacak”

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Selin Top, Kaz Dağları’nda maden araması sırasında kullanılan liç yönteminin yaşama olumsuz etkilerinin olacağı değerlendirmesini yaparak şunları kaydetti:

2004 yılında yürürlüğe sokulan Maden Yasası sonrası ülkemizde ciddi oranda bölgeye maden ruhsatı verilmiştir. Bunlar içinde en yoğun bölgelerden birisi ne yazık ki Kaz Dağları. Aslında orada yaşanan da yeni bir durum değil. İlk defa 2007 yılında gündem olan Kaz Dağları’ndaki maden arama faaliyetlerine karşı belirli yıllarda aralıklarla hem meclisten hem bölge halkından karşı duruşlar oldu. Hatta şu anda iktidar ile birlikteliği gereği sessiz kalan MHP’nin dahi 2007 yılında karşı önergesi var. Gerçekleşen protestolara karşı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın açıklaması “Kaz Dağları değil oraya 40 km olan Kirazlı” oldu. Sanki ilgili ekoloji katliamı başka bölgede olunca yapılan anlaşılabilirmiş gibi. Şu anda tepkilerin yükselmesi Kanadalı Alamos Gold firmasının işletme ruhsatını aldığı bölgede “Kirazlı Altın Gümüş Madeni” projesini başlatmış olması ve doğa katliamının ciddi boyutlara varmış olması.

“Bakanlık ekosistemi hafife alıyor”

ÇED raporuna karşı dava devam ederken, projenin başlatıldığını hatırlatan Top, “Açık ocak işletmeciliği ve cevher üretileceği söyleniyor. ÇED raporuna göre 45.650, OGM’ye göre 13.400, TEMA’ya göre 195.000 ve İstanbul Üniversitesi’nden Prof Dr. Doğanay Tolunay’a göre de 198.000 ağaç kesildi. Bakanlığın ve yetkililerin bu noktada “rehabilitasyon yapılacak” ifadeleri, yok edilen bir ekosistemi nasıl hafife aldıklarını gösteriyor. Yaşayan bir sistemi yok edip yerine dikecekleri fidanla yaşattıkları yıkımın üzerini örtebileceklerini sanıyorlar” ifadelerini kullandı.

Burada bir diğer tartışma da altın elde etme tekniğinde kullanılan siyanür. İlgili şirket ve bakanlık sızıntı olmaması için gerekli önlemlerin alındığını ifade etse de bölge halkı oldukça endişeli” diye ekleyen Top, sözlerine şöyle devam etti:

Şüphesiz teorik olarak endüstriyel kazalar, patlamalar, kimyasal sızıntılar doğru bir mühendislikle önlenebilirdir. Ancak ülkemizde her yıl yüzlerce işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği, adeta işçi kıyımının yaşandığı, onlarca endüstriyel kazanın yaşandığı ve tüm bunların “fıtrat” olarak değerlendirildiği, denetimlerin yetersizliğini göz önünde bulundurduğumuzda siyanürün sızma ihtimali hakkında avazımız çıktığınca itirazımızı dillendirmemiz yaşamdan yana olduğumuzdandır. Dünya’da da bir çok siyanürle altın üretiminde, siyanür taşınması esnasında yaşanmış kaza örnekleri bulunmaktadır. Dahası Alamos Gold firmasının “Türkiye’deyiz çünkü mütevazi yatırımla yüksek verim alıyoruz. İşçiler taş taşımak ve hafriyat işlerinde iyi” şeklinde açıklamaları kurulacak sistemin işçiler, bölge halkı, doğa, o ormanda yaşayan canlıların yaşam hakkını ne kadar ciddiye alacağı yönünde bizlere fikir veriyor.

Liç yöntemi nedir?

Altın saf halde bulunmuyor, cevher oluşumlarında düşük bir konsantrasyonda bulunuyor. O altını cevherden elde edebilmek için siyanür ile liç yöntemi uygulanıyor. Liç prosesi katı bir maddeden bir bileşenin, bir sıvı içerisinde çözülerek ekstrakte edilmesi yöntemidir. Siyanürleme yönteminde, ilgili cevher içerisinden altın seçici çözeltiye alınarak diğer ürünlerden ayrılıyor.

“Siyanür çevre ve insan sağlığı için oldukça tehlikelidir”

Kimya mühendisi olarak liç yöntemini değerlendiren Top, şunları ifade etti:

Altın üretiminde kullanılan siyanür çevre ve insan sağlığı için oldukça tehlikelidir. Taşıma esnasında ve proseste sızıntı, bertaraf edememe durumları ile ilgili ihtimallere yukarıda değindim. İşletmede bağlantı borularından sızma olması durumunda toprağı ve suyu kirletebilir. Cilt yolu ile ya da çeşitli kontaminasyonlar sonucu vücuda alımı hastalıklara neden olabilir, ölümle sonuçlanabilir. Siyanürün altın cevheri ile teması sonucu ilgili cevherden arsenik, antimon, cıva, kurşun, kadmiyum, krom gibi bir çok ağır metal de çözünür. Bu kimyasallar, hem bölge halkının hem de bölgedeki tüm canlıların sağlığını doğrudan etkileyecek niteliktedir. Arıtma işleminde her ne kadar bu ağır metallerin kararlı duruma getirilmesi çalışılsa da atık çamurunda farklı pH aralıklarında kararlı duruma geçebildikleri için bu ortak ortamda bazıları çözünmüş olarak kalacaktır. Atık yönetiminde de yaşanabilecek kazaların bölge için tehlikesi mevcuttur. Ayrıca böylesine ciddi bir doğa talanını değerlendirirken insan merkezli bakmamamız gerekiyor. İklim krizinin bir gerçek olduğu günümüzde havayı, suyu, toprağı, doğayı korumamak gibi bir lüksümüz yok.

Kiriş: “Kaz Dağları geri dönüşü olmayan bir ekolojik yıkımın eşiğinde”

Politeknik Yönetim Kurulu Başkanı İnş. Müh. Ersin Kiriş ise çözündürme işlemlerinin siyanürle yapılacağının altını çizerek şunları söyledi:

Proje, binlerce yılda oluşmuş, kendi ekosistemine sahip ve bulunduğu bölgeye yaşam sağlayan Kaz Dağları’na geri dönüşü olmayan zararlar verdi, vermeye de devam ediyor. Siyanür açık havada yığınlar halinde serilmiş olan, içinde altın bulunduran madenlerin üzerine uygulanacak. Çözündürme, çözelti ayrıştırma ve atık havuzu aşamalarının herhangi birinde meydana gelecek sızıntı bölgedeki toprağı ve sonrasında yeraltı sularını kirletecek. Kaz Dağları’nı geri dönüşü olmayan bir ekolojik yıkıma sürükleyecek. Toprak, su, hava zehirlenecek. Kaz Dağları’nda sağlıklı ve güvenli yaşamak mümkün olmayacak.

Mühendislere çağrı: “Bu yaşam düşmanı projenin parçası olmayın”

Alamos Gold altınla zenginleşecek, bizim sağlıklı ve güvenli yaşama hakkımız, geleceğimiz yok edilecek” diyen Kiriş, sözlerinin devamında mühendislere seslendi:

Projeyi durdurmak dışında başka seçeneğimiz yok ve projeye karşı durmak hepimizin görevi. Bu noktada meslektaşlarımıza da çağrı yapıyoruz. Yaşanabilir bir ülkeyi Kaz Dağları’nda yaşamı yok eden maden şirketinde mühendis olmakla değil, yıkıma karşı taraf olmakla kurabiliriz. Mühendisler, dağı, ormanı, suyu yok etmeye çalışan yaşam düşmanı projenin parçası olmasın.

Sendika.Org