“Silahsız Mücadele”nin düşündürdükleri

“Silahsız Mücadele”, Japonya’nın 1925-1946 arası dönemini, daha sonra milletvekili olan bir üniversite hocasının yaşamı üzerinden bizlere aktarıyor

“Silahsız Mücadele”nin düşündürdükleri

2017 yılında Türkiye’de ilk defa gösterilen 1960 yapımı bir Japon filmi izleyici karşısına çıktı.

“Silahsız Mücadele”[1] (Buki-naki Tatakai) isimli bu filmi Sinematek okurları için altyazılı olarak dijital sinema kütüphanemize yükledik. Filmi sevgili İnan Öner Japoncadan Türkçeye çevirdi.

Filmi izlediğimde Japonya siyasi tarihi hakkında aslında ne kadar az şey bildiğimizi fark ettim.

“Silahsız Mücadele”, Japonya’nın 1925-1946 arası dönemini, daha sonra milletvekili olan bir üniversite hocasının yaşamı üzerinden bizlere aktarıyor.

Film kurmaca olmasına rağmen, bazı bölümlerde dönemin gerçek görüntüleri ve bilgileri bir belgesel gibi verilmiş.

Filmin başında verilen bilgilerden Tokyo’yu yakıp yıkan 1923 Büyük Kanto Depremi’nin Japonya ekonomisine büyük darbe vurduğunu;

Bu felaketin yoksulları daha da kötü duruma düşürürken, büyük şirket ve toprak sahiplerinin gücünü daha da artırdığını;

Rusya’da ilk sosyalist devrimin başarıya ulaşması ve Çin halkının anti-emperyalist mücadelesinin yayılması üzerine Japonya’da egemenlerin, Asayişi Koruma Kanunu’nu çıkartarak muhalefet hareketlerini sert bir şekilde bastırma hamlelerini öğreniyoruz.

***

Senci Yamamoto 1925 yılında Kyoto Doshisha Üniversitesi’nde biyoloji öğretmenidir.

Kanada’da eğitim görmüştür. Marksist değildir ama yoksulların, işçilerin, köylülerin mücadelesine adamıştır kendisini.

Sendikalarla birlikte işçilere doğum kontrol dersleri, evrim teorisi vermeye başlıyor.

Korkak, işbirlikçi üniversite yönetimi onu okuldan atılmasını sağlar.

Bir arkadaşına kendi dönüşümünü şöyle anlatır:

“Biyoloji araştırmasından cinsellik araştırmasına geçtim.

Sonra doğum kontrolüyle uğraştım.

Doğum kontrolü eğer işçi ve köylülerin kurtuluş hareketiyle birleşmezse ilerlemez.

İşçi ve köylülerin kurtuluşu siyasi hareket olmadan olmaz.”

Filmin başlarında üniversite öğrencisi Honda, Senci Hoca ile tanışır. Üniversite öğrenci birliklerinin sendikayla birlikte mücadele kararı verdiğini söyler ve Tokyo’ya konuşma yapması için davet eder. Honda’ya göre, “Aydınlar işçi sınıfı ile birlikte mücadele etmezlerse egemen sınıfı deviremez”.

Senci Hoca’nın yanında özel bir karakter olarak Honda’yı ukala, çokbilmiş, eskilerin deyimi ile “fokocu” bir öğrenci olarak filmde izleriz.

Keskindir. Senci Hoca’nın bu keskin öğrencisini “Gergin sarmaşık çabuk kopar” Japon atasözü ile uyardığını görürüz. Mançurya demiryolu şirketinin yöneticilerinden birisinin oğludur Honda. Polis tarafından gözaltına alınınca ailesi gelir ve onu “memleketlerine götürür”. Honda artık davaya ihanet eden birisidir. Film süresince bu sert üniversiteli ile Senci Yamamoto’nun mücadele yöntemi karşılaştırma unsuru olarak seyirciye sunulur.

Senci Yamamoto İşçi Köylü Partisi’nden yoksulların temsilcisi olarak milletvekili olur.

Mecliste oldukça sert bir muhalefet yürütür. Hükümetin baskı politikaları ile ilgili bir gensoru önergesi vermeye karar verir. Diğer muhalefet milletvekilleri onu vazgeçirmeye çalışır.

Senci Yamamoto ise ısrar eder ve “derin devlet” tarafından 1928 yılında öldürülür.

Japonya’nın Çin’i istilasının önündeki engeller birer birer kaldırılmaktadır.

Üniversite ve lise öğrencilerinden sonra ortaokul öğrencileri de askere alınırlar. Japonya hem Mussolini hem de Alman faşizmi ile işbirliği halindedir.

Yayılmacı-faşist Japonya 2. Dünya Savaşı’na girer ve savaş sürecinde muhalefetten sağ kalanlar hapistedir.

2. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra 5 Mart 1946’da, Senci Yamamoto’nun ölüm yıldönümünde, onun mücadele arkadaşları mezarında buluşurlar.

Ölümün üzerinden 18 sene geçmiştir ve ilk defa mezarını ziyaret ederek onu anarlar…

Bir zamanların keskin öğrencisi Honda bir ayağını savaşta kaybetmiş bir asker olarak üzerinde üniformasıyla mezara gelir. Honda’nın her halinde pişmanlık vardır.

Filmin sonunda Senci Yamamoto için yazılmış marşı söylerler:

“Kara bulutları altında gericiliğin,

bir hançerle yitirdik yoldaşımızı.

Derin kederimiz geçmeden daha,

nefret taşıyor göğsümüzden.

Kanlar içindeki ölü bedenine

intikam andımızı sunuyoruz.

İntikam andımız öyle bir ant ki,

demirden kafesleri parçalıyor,

bayrağı koruyan ey yoldaşımız.”

Filmin düşündürdükleri

Yönetmen, Senci Yamamoto’nun mücadelesini anlatırken dönemin saflaşması içinde tarafını da belirlemiş. Genç, keskin, abartılı bir tipleme olarak Honda ile Senci Hoca’yı karşılaştırmış.

Filmi izlerken 1965’lerde Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Meclis’e 15 milletvekili sokmasını, Çetin Altan ve arkadaşlarının mücadelesini, TİP-Milli Demokratik Devrim (MDD) ayrışmasını, Mihri Belli’yi, Mahir’lerin TİP ve MDD geleneğinden kopmalarını, Mahir, Deniz ve İbo’ların yoldaşlarının yazdıkları tarihi düşündüm. 1980’li yılların ikinci yarısında Gökyüzü, Yarın dergilerinden kopuş ve 14 Nisan 1987 ile ortaya çıkan ideolojik ayrışmaları düşündüm…

Birisi bu dönemlerin filmini yapsa ve tarihe sadece TİP geleneği, Yarın dergisi penceresinden baksa ve diğerlerini heyecanlı, keskin, başarısız, arkadaşlarına ihanet edenler olarak gösterse, bu resim ne kadar Türkiye sol siyasi tarihini yansıtırdı?

Eminim filmde anlatılan Japonya’daki öykünün diğer taraflarını da dinlediğimizde başka bir fotoğraf ortaya çıkacaktır.

Dipnot:

[1] “Silahsız Mücadele” filmini Türkçe altyazılı olarak sinematek.tv’de izlemek için tıklayınız!