Bir öğretmen hareketi neye benzeyebilir – Lois Weiner

Ülkenin dört bir yanındaki öğretmenler, Los Angeles'taki öğretmenlerin yakın zamanda muzaffer grevinin izinden giderek serbest piyasa eğitim reformunu düşürebilir

Bir öğretmen hareketi neye benzeyebilir – Lois Weiner

Los Angeles’taki öğretmenlerin ve sendikaları Los Angeles Öğretmenler Birliği’nin (UTLA) Los Angeles Birleşik Okul Bölgesi (LAUSD) ile olan sözleşme mücadelesinden galip çıktıkları zaferleri, Chicago Öğretmenler Sendikası’nın 2012 grevindeki dönüm noktasında yaptıkları gibi dünyayı değiştirme potansiyeline sahip. Onların çığır açan mücadelesi, ülkenin dört bir yanındaki okul sistemlerine sıçrayan son grev ve grev oylamasına yansıyor ve öğretim yılının daha yarısı tamamlanmadı bile.

Los Angeleslı öğretmenler, “kırmızı eyaletler”deki öğretmen grevlerinin yarattığı dalgayı sürüyor, ki bu da emeğe, GOP’un [Ç.N. Grand Old Party- Cumhuriyetçi Parti] seçilmiş hizmetçilerinin taleplerini varlıklı elitlere kabul ettirmenin yolunun doğrudan eylemin gücü olduğunu öğretti. Toplumsal eylemi bilinçli bir şekilde kullanarak ve üyeleri harekete geçirmek için sendikanın iç yapılarını harekete geçirerek UTLA öyle güçlü bir toplumsal hareket yarattı ki LAUSD ve okul yönetim kurulunu kontrol eden işbirlikçi titanları uzlaşmaya zorladı.

Grev, dünyanın her yanında öğretmen sendikalarına küresel eğitim reformu hareketi karşısında kazanabileceklerini göstermiş oldu. UTLA, küresel Güney’in yanı sıra ABD tarafından kontrol edilen ulusaşırı şirketlerin ve uluslararası finans kuruluşlarının kölesi olan Kuzey kürede de kamusal eğitim için verilen mücadelede umut ve nefes alanı yarattı. Bu grev sadece Eli Broad gibi Los Angeles’ın “akraba hayırseverleri” tarafından işe alınan Müdür Beutner için değil, küresel projeleri için de bir yenilgi oldu.

“Seçenek” yaratma hedefi, kâr amacıyla eğitimi “piyasalaştırmanın” bir kılıfı olarak ortaya konurken, daha az tartışılan bir başka amaç da, yeni işgücünü biçimlendirmek için öğrencilere ne öğretildiğini kontrol etmektir. Her ikisi de piyasa seçkinlerinin daha önce hiç görülmemiş bir ölçekte işleri ortadan kaldırma planları ile ilgilidir.

Projenin unsurları açıkça belirlenmiştir: kamusal yüksek öğrenimin küçültülmesi; K-12 okullarının finansmanını kesmek; test yöntemi ile öğretilenlerin kapsamını daraltmak; işçi sınıfından renkli öğrencileri (siyahlar ve Latinler kastediliyor) cezalandırmacı disiplin politikalarıyla dışlamak. UTLA’nın grevi bu projeye başarılı bir şekilde direnebileceğimizi gösterdi.

Bu zaferle, UTLA direniş çitasını yükselterek, iyi bilinen zararlı reformların yanı sıra ulusal öğretmen sendikaları tarafından kabul görmüş ve öğrenme üzerindeki kontrolü ve eğitimin piyasalaştırılmasını yoğunlaştıran az anlaşılmış ancak tehlikeli yeni politikalara karşı mücadeleleri için aktivistlere alan açmıştır. Silikon Vadisi, öğrencilerin verilerini yeni bir insan sermayesi biçimi olarak kullanmak için yatırım bankalarıyla işbirliğine geçti.

Aktivistlerin öğrencilere tam bir sosyal hizmet dizisi sağlamak için sözleşmeli okullara bir alternatif olarak savunduğu topluluk (cemaat) okulları modeli, sık sık şirketlere öğrencilerin yasal olarak hak sahibi oldukları hizmetlerden uzak tutulması ve öğrenci verilerinin genişletilmiş bir şekilde toplanması için ödeme yapan sosyal etki tahvilleri tarafından finanse edilen taşeronlaştırılmış hizmetleri olan okul bölgeleri tarafından sık sık uygulanıyor. Los Angeles’taki gibi grevler bu politikaları geri püskürtebilir.

Çoğu kazanım sözleşmede yazılanların dışındaydı. Öğretmenler kendilerini güçlenmiş hissediyorlar ve sözleşmeli okullar ve kamu eğitiminin finansmanı konusundaki tartışmalar değişti. Okullar arasında dayanışma tesis edildi ve öğretmenler onurlarını ve mesleklerine saygılarını kazandı.

Her ne kadar toplumsal cinsiyet meselesi, öğretmenler arasındaki yeni militanlığın açık değil örtük bir parçası olarak kalsa da, öğretmenlerin iktidara karşı hakikati söylemeye yönelik isteklerinin, çocuklar için ve çocuklarla birlikte çalışmaya duydukları sevgilerini açıkça ifade etmeleri ile büyüdüğü inkar edilemez. Bu grev feminist bir zaferdir ve ev dışında “kadın işi” yapan işçilerin, ücretli yeniden üretim emeğinin gücünü göstermektedir. Mücadeleleri, kapitalizmde toplumsal yeniden üretime dair canlı ve üretken teorileri geliştirmeyi destekliyor ki bu da sosyalistlerin gündeminde ön sırada olması gereken bir görev.

UTLA’nın “Sendikal Güç” ekibinin kilit üyeleri, sendika lideri olmadan önce yetenekli topluluk örgütçüleriydi. Toplumsal adalete ve eşitliğe yönelik hassasiyet ve bağlılıkları, başarılı bir örgütlenme tarafından bilgilendirilmişlikleri, renkli (siyahi, Latin kökenli vs) topluluklarla karşılıklı saygı üzerine kurulu ittifaklar kurmaya keskin bir şekilde odaklanmalarında kendini gösterdi. Afro-Amerikan öğretmenlerin ve topluluğun desteğini kazanma çabaları, göçmen aileleri ve aktivistleriyle kurulan güven ilişkisi ve öğrencilerle olan çalışmaları, aktivistlerin ve velilerin ulusumuzun okullarındaki eşitsiz koşullar gerçekliği nedeniyle hissedebileceği güvensizlik ve öfkeyi dengeledi.

Okuldan-hapishaneye hattına karşı çalışmalara katılan bir öğretmen, UTLA’nın “LAUSD’nin ırkçı günlük rasgele silah arama politikası”nı henüz durdurmamasına rağmen, bazı okulları bu politikadan kurtarmakta büyük bir adım attığını söyledi. Bu zafer, UTLA’nın Okullarda Siyahların Yaşamını Değerli Kılmak çalışmalarıyla ilişkilenmesi, Siyahların Yaşamı Değerlidir (Los Angeles) hareketine katılımı ve örgütçüler, üyeler ve avukatların Şüpheli Değil Öğrenci Koalisyonu ile irtibata geçmesinden kaynaklandı.

Renkli öğrencilere yönelik negatif cezalandırmanın geriletilmesi, farklı yerlerde halk eğitimini savunmak için geniş koalisyonlar kurmaya çalışan öğretmen sendikaları için model olan eşsiz bir başarıdır. “Seçenek” için fon verenler, senetlere (kuponlara) ve sözleşmeli okullara karşı çıktıkları için öğretmen sendikalarına yönelik saldırganlığı beslemek üzere büyük miktarlarda ödemeler yapmış, ancak sendikaların kendisi, örgütlü emeğin de suç ortağı olduğu ırkçılığı ve kemer sıkma politikalarını bir sorun olarak tanımlamayı reddettiği için bu politikaya katkı sunmuştu.

UTLA’nın sözleşmeli okulların yayılması ile kazandığı tavizler henüz somutlaştırılmamakla birlikte sembolik olmaktan çok daha fazlasıdır. Onlar gelecekteki mücadele için örgütlenme alanı yaratan bir dönüm noktasıdır. Uzun zamandır mücadele eden bir aktivistin bana yazdığı gibi, ebeveynler ve öğretmenler “Sözleşmeleri durdurmak ve finansmanı artırmak için bu momentumu nasıl kullanabiliriz?” diye soruyorlar.

Başka bir meydan okuma da seçim aleminde. Her ne kadar grev, Demokrat Parti’de Sanders kanadı ile “merkezciler” arasındaki çatlakları yoğunlaştırmışsa da, New York Times’ın belirttiği gibi, “​​Demokrat Parti’de, örgütlü emeğin kamusal eğitim üzerinde sözünün geçmesini sahiplenen yeni bir eğitim politikası yönelimine işaret” etmiyor.

Los Angeles Belediye Başkanı Eric Garcetti ve Demokrat Parti’nin diğer kesimleri de dahil olmak üzere Demokratların 2020 başkanlık aday adaylarının greve verdiği mütevazı destek, özelleştirme ve kemer sıkma politikalarına yönelik iki partili bağlılığın geri çevrilmesini reddedişlerinin ışığında görülmeli. Yalnızda, uzmanların kullandığı tanımla “aşırı solcu” Bernie Sanders ve Alexandria Ocasio-Cortez, UTLA’nın milyarderlerin kamusal eğitimi yok etme ve mali kaynaklarını kesme çabaları karşısında geliştirdiği sert eleştiri ile aynı hizada.

Sınıflara dönüş

UTLA üyeleri, cemaat destekçileri ve öğrencilerle birlikte sınıflarına dönerken, sözleşmenin kendileri ve LAUSD için pratikte ne anlama geldiğini anlamışlardır. Sözleşme taleplerini şekillendirmeye en başından itibaren dahil olan üyelerin ve cemaat destekçilerinin beklentileri çok yüksekti.

Sözleşme ezici bir şekilde onaylanmış olsa da, iletişim kurduğum birçok üye gözü dönmüşçesine öfkeli, sinirlendi ve incinmişti. Sözleşmediği hükümleri okumak ve tam anlamıyla anlamak için yeterli zamanları yoktu, örneğin anlaşmanın ne kadar süre ile yürürlükte kalacağı gibi temel meseleler hakkında çelişkili bilgiler aldı. Yine de, bir öğretmenin yorumu, çoğu öğretmenin anlaşma için neden oy kullandığını ortaya koyuyor: “Başlangıç müzakereleri ile nihai anlaşma arasındaki mesafe çok büyüktü. Pazarlık yaparken, uzlaşmalar da yapılması gerekecekti… Ben savunmacılık yapmak ya da beylik laflarla konuşmak istemiyorum, ancak anlaşmanın gerçekten de güçlü bir uzlaşma olduğunu düşünüyorum.”

UTLA yöneticileri, dikkat çekici bir şeffaflık göstererek, geçici sözleşmeyle ilgili açıklama yaparken süreç hakkındaki yorumların iletilmesini istedi ve kendi gördükleri seçenekleri ortaya koydular.

Sendika sözleşmeleri, sınıflardaki değişimi etkileme konusunda sınırlıdır, çünkü sözleşme kapsamı yasa ile sınırlanmıştır. Anlaşılan net kazançlar bile, merkezi sendika ve personelin desteğiyle bölüm bölüm, sınıf sınıf korunacak ve uygulanacaktır ya da tersi olacaktır.

Sınıf mevcutları öğretmenler ve ebeveynler için büyük bir sorun olmaya devam etmektedir. Sözleşme, idarecinin kendi sınıf büyüklüğündeki azami değerleri aşma konusundaki ayrıcalığını ortadan kaldırıyor ki bu büyük bir kazanımdır; öte yandan, sınıf mevcudunda dikkate değer bir düşüş yaşanmamıştır. Ancak, sınıf mevcudu üzerindeki mücadele, öğretmenlerin okullarda iktidar ilişkilerini nasıl değiştireceklerine ve greve hazırlık sürecinde ve grev deneyiminin kendisinde açığa çıkan örgütlenmeyi nasıl geliştireceklerine dair çok zorlu bir mücadelenin parçasıdır.

Bu sözleşmede öğretmen değerlendirmeleri hakkında hiçbir şey olmamasına rağmen, diğer öğretmen sendikaları gibi UTLA’nın da bu mücadeleye katılması gerekiyor. Sağın öğretmenlere ve öğretmen sendikalarına saldırısı, değerlendirme sürecinde öğretmenler için temel koruma unsurlarını tamamen ortadan kaldıramasa da aşındırdı. Grev okul müdürlerinin iktidarını geriletmiş olsa da, sözleşme, öğretmenlerin adaletsiz ve keyfi değerlendirmelerde mağdur edilmesini ortadan kaldıracak hiçbir şey içermiyor.

Öğretmenler cezai değerlendirmelere karşı mücadele etmenin stresinden öldü ve birçok mesleki kariyer yok edildi. Bir öğretmen ne kadar zeki veya adanmış olursa olsun mağdur edilebilir, çünkü sendika sözleşmeleri ve devlet hukuku, düşük performansla suçlanan öğretmenler için yargı sürecinde koruma sağlamakta zayıftır. Sözleşmeyi savunmak, birçok şehir okulunda birinin işini kaybetmesi riski anlamına gelebilir. Sözleşmedeki dişler ve değerlendirme öğretimine ilişkin devlet hukuku, ki nesneldir, akademik özgürlüğün yanı sıra sendikanın gücünü korur.

Öğretmenlerin gücü, ilk başta kaynakları zorlanan küçük aktivist grupları tarafından oluşturulur. Sendika işi yapmak -ya da çoğu durumda, sendikaların yapması gereken ama yapmadığı işleri yapmak- stresli, emek yoğun öğretim çalışmalarının başında geliyor. Her ne kadar Şikago’da olduğu gibi UTLA’da gerçek bir kongre gerçekleştirmek için çaba sarf edilse de, uzun zamandır aktivistlerin özel olarak kabul ettiği gibi, fos çıktı. Sendikal Güç, sendika temsilcileri olarak birlikte etkili bir şekilde çalışan kilit görevlilerden oluşan bir liderlik ekibidir.

Buna karşılık, bir sıradan insanlar toplantısı, sendika programına fikren katılan tüm üyelere açıktır. Kongre, yöneticileri seçer ve seçimde kimlerin duracağı konusunda oy kullanır.

Sendikal Güç’ün kadrosu seçimden sonra zayıfladı ve kilit eylemciler ya resmi pozisyonlara geçtiler ya da enerjilerini öğrencileri okuldaki kovuşturmalardan korumak ve cezaevine benzer koşullarla mücadele etmek gibi acil sosyal adalet ihtiyaçları konusunda öğrencilerle ve toplumla çalışmaya yönlendirdiler. Sendikal Güç’teki akıllı ve özel yöneticiler, gerçek bir kongreyi hak ediyor ve buna ihtiyaç duyuyorlardı. Bir kongrenin sağladığı geri itme ve geri beslemelerin yeri doldurulamaz; bu sendikal demokrasinin omurgasıdır. Bir kongre, geçici anlaşma üzerine sıkı ve iyi bilgilendirilmiş bir tartışma yürüterek, sendika yöneticilerini ve toplu sözleşme ekibini grevi uzatmaya ikna edebilir; mesela Şikagolu öğretmenlerin 2012 grevinin sonunda, sözleşmenin içeriğini okumak ve tartışmak için grevi ilave iki gün uzatmak üzere oy kullandığında olduğu gibi.

Yine de, Los Angeles’taki grev muazzam bir zafer. Öğretmen grevleri, beraberinde, geçen bahar sahne aldıkları Batı Virjinya gibi eyaletlerde tekrar güç topluyor, öğretmenlerin ve dönüşen sendikaların, kamusal eğitimi, kamu sektörünü ve çalışma onurunu savunan geniş bir toplumsal hareketin örgütçüleri olduğunu gösteriyor. Los Angeles’tan diğer sendikalara çıkan ders şu: siz de toplumsal bir hareket olabilirsiniz. Bu iş böyle yapılır.

[Jacobin’deki İngilizce orijinalinden Ali Ergin Demirhan tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]