1158-1167: Kapitalizmin kökenindeki şehir devletler – Gérard Vindt

Farklılıkları dışında Hansa ve İtalyan şehir birlikleri ortak noktalara sahiptirler. Özerkliklerini sağlayan zayıf merkezi güce sahip bir krallık iktidarının kenarında kurulurlar. Uzak ticaretle zenginleşirler

1158-1167: Kapitalizmin kökenindeki şehir devletler – Gérard Vindt

İlk bakışta, 12. yüzyılın ikinci yarısında Po nehrinin kıyısında olup bitenlerle Baltık denizinde olup bitenlerin bir ilgisi yok gibidir. Kuzey İtalya, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ile Papalık arasındaki yarışın merkezindedir. Staufen hanedanlığından gelen imparator, Alman topraklarındaki feodaller tarafından yadsınır ve papa ve piskoposlarını atamadığı Kilise’nin yükselen gücüyle karşı karşıyadır. Avrupa’nın en zengin topraklarında kaybettiği iktidarı yeniden fethe hazırlanır: Kuzey İtalya.

1152-1190 tarihleri arasında imparator olan I. Friedrich Barbarossa, Alp’lerin ötesine geçtiğinde sadece savunmaya geçen bir Kilise ile karşılaşmaz ama özellikle önemli yeni bir rakiple karşılaşır: Ticari kentler. Daha önce derebeylerin ve imparatorun hesabına çalışan papazların yönettiği bu kentler, merkezi iktidarın ve temsilcilerinin zayıflığından yararlanarak yeni bir adet getirirler: İmparatora sadık kalmaları karşılığında kentlere geniş bir özerklik sözü verilir.

Özgürlük arzusu

1081 yılında imparator “Pisa’nın sadık vatandaşları”na avantajlı bir ayrıcalık belgesi verir. Siyasi, hukuki ve vergiyle ilgili iktidarının bir kısmını aktarır: Bir vatandaşın malına el koyma ve hapsedilmesi onların rızası olmadan gerçekleşemez. İmparator yasanın öngördüğü durumlar dışında bahşettiği malları müsadere edemez. Diğer şehirlerin insanlarına, şatoların, köylerin ya da derebeylerin Pisalılara karşı adaletini sağlamaz; eğer bu insanlar Pisalıların kendilerine adaleti sağlamazsa. Köylerde ve Pisa kontluğunda askeri vergi (fodrum) toplanmaz. Hiçbir imparator görevlisi Pisalıların isteğine karşı atanamaz. Roma ve Pisa arasındaki pazarlarda hiçbir harç zorunlu kılınamaz. Pisa’ya gidecek tüccarlar engellenemez vb.

Kentler tüccarların eline geçer, önemli özerk bir güç elde ederler. Özgürlük arzusu sürekli olarak bir kurumda canlanır: Konsüllük. Vatandaşlar meclisi (comune concilium) önünde yapılan bir yeminle yeni yargıç, vatandaşların haklarına saygı gösterilmesini, barışı ve güvenliği ve kentin savunmasını sağlama sözü verir.

Çağdaş metinlerde belirtildiği gibi, komün (comune/communitas) bu özerklikten çok hoşlanır. Özerkliğin daraltılmasını ve zenginliklerin imparatorun iktidarına hizmet etmesini istemezler. 1167’den itibaren, Cremona, Brescia, Bergamo, Mantova kentleri Lombard Birliği’ni kurarlar ve daha sonra bu birliğe Parma, Lodi, Piacenza ve Milano kentleri katılırlar. Venedik ve Verona birliğiyle birleşirler. Legnano’da 1176’da yenilen imparator 1183’de Konstanz barışını imzalar. Bu barış, imparatorluğun üst yargılama yetkisi ilkesini tanımaları karşılığı yargısal, askeri ve vergisel özerkliği komüne bırakır. İtalyan komünlerinin tarihi yeni bir döneme girer: Kendi aralarında rekabet. Her kentte büyük aileler kendi aralarında ya da halka karşı içsel çatışmalara neden olurlar.

Lübeck’ten Gotland adasına

Lombard Birliği ve bu dönemde oluşan diğer birlikler özerkliklerini ve derebeyi, imparator ya da krallık iktidarına karşı üyelerinin hukuki statüsünü elde etmek ya da savunmak için bir araya gelirler. Bu başlangıçta, yabancı ülkelerdeki Alman kökenli tüccarları korumak ve ticaretin genişlemesini teşvik etmeyi amaçlayan Hansa Birliği için geçerli değildi. 1158’de Lübeck’in kurulmasından sonra Hansa Birliği kurulur. Schauenburg ve Holstein Kontu II. Adolf, ülkesini nüfuslandırmak ve Baltık’la ticaret yapmak ister. İnsanları çekmek için kente geniş bir özerklik verilir. Vestfalya’dan gelen zanaatkâr ve tüccarlar kentin gelişme hızına göre akın etmeye başlarlar.

Birkaç yılda, Lübeck tüccarları Baltık’ta ticaretin merkezi olan Gotland adasında bir yabancı bir acente kurarlar. 1161’de Hanse’nin kökeninde olan Gotland tüccarlar birliğini kurarlar. Sonra alman tüccarlar tüm Baltık bölgesine yayılır. 1180 yılında Rusya’da doğu mallarının, kürklerin ve balmumunun merkezi olan Novgorod’a giderler. 1201 yılında Riga kentini kurarlar. Yüzyılın ilk yarısında, Baltık’ın güneyine inerek Rostok, Stralsund ve Dantzig’e giderler. Önce boyun eğen ve yerel derebeyin yönettiği bu kentler kısa zamanda Rat adı verilen ve en etkin aileler tarafından oluşturulan bir kurul tarafından yönetilmeye başlanır.

13. yüzyılın ikinci yarısında Alman tüccarlar daha sonra İskandinavya’ya girerler. Stockholm’un kurulmasına katkıda bulunurlar ve Norveç Bergen’de bir acente kurarlar. Aynı dönemde, Hanse’lılar Batı Avrupa’nın önemli merkezlerine yerleşirler: Londra’da 1157’den itibaren Alman tüccarlar ilk ayrıcalıklarını elde ederler. Yüzyıl sonra, 1252’de Brugge kentinde aynı ayrıcalıklar elde edilir. Bu kent, Avrupa ticaretinin merkezi olur ve yüzyıl sonunda, İtalyan tüccarlar karayollarını bırakarak Doğu’nun ürünleriyle dolu gemileriyle kente gelirler.

Önce tüccarlar birliği olan Hansa, 13. yüzyılda Almanya ve Kuzey Avrupa kentleri birliği olarak oluşur ve limanların ötesine gider. Köln ve Kraków’da katılır. Önce deniz ulaşımı ve yabancı acentelerin güvenliğini sağlamak için tasarlanan bu birlik çok önemli ekonomik bir güce kavuşur. Baltık’taki ticareti tekeli altına alır ve sonra siyasi bir güç olarak kendini gösterir. Gotland adasını ele geçirmeyi isteyen Danimarka kralına karşı savaşı kazanır.

Kapitalist sınıf

Farklılıkları dışında Hansa ve İtalyan şehir birlikleri ortak noktalara sahiptirler. Özerkliklerini sağlayan zayıf merkezi güce sahip bir krallık iktidarının kenarında kurulurlar. Uzak ticaretle zenginleşirler. Kimileri Kuzey Avrupa’nın orman ürünleri, deri, buğday ve balıklarını Orta ve Güney Avrupa’nın şarap, tuz ve yün çarşaflarıyla değiş tokuş ederler. Diğerleri ise Bizans İmparatorluğu ve Müslüman imparatorluklarla Doğu ticaretini tekelleri altına alırlar. Feodal toplumun kenarında, kapitalist bir sınıf doğar ve uluslararası ticaret sayesinde biriken parayla iktidarlarını kurar. Tekel kurmayı aramasının dışında ticari fırsatları yakalamaya çalışır ve geniş ölçekte etkinliklerinin eşgüdümünü sağlar. Bu da özel hukuki bir statü, siyasi iktidarın elinden alınan ayrıcalıklarla ve bunları gözüpeklilikle savunmak sayesinde gerçekleşir. Alman Hansa gibi kentsel birlikler bunu çok iyi kavramışlardır.

[Alternatives Economiques dergisinde 26 Temmuz 2019 tarihinde yayımlanan Fransızca orijinalinden İsmail Kılınç tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir.]

İlgili yazılar: