“Radikal sol” Syriza, kemer sıkma politikalarıyla geçen yılların ardından seçimlerin altında kaldı – Alex Lantier

AB'nin dayattığı sermaye yanlısı kemer sıkma programlarını durdurma sözüyle iktidara gelip daha sonra bu sözüne ihanet eden Syriza'nın pazar günkü seçimlerde açığa çıkan yenilgisi sosyalist sol içinde öngörülen bir durumdu. World Socialist We Site sitesinde yayımlanan Alex Lantier'in aşağıda Türkçe çevirisini okuyacağınız değerlendirmesi, Syriza'nın sol içinde karşı uçtan eleştirisinin bir örneğini sunuyor

“Radikal sol” Syriza, kemer sıkma politikalarıyla geçen yılların ardından seçimlerin altında kaldı – Alex Lantier

Yunanistan’da pazar günü yapılan genel seçimlerde sağcı Yeni Demokrasi (YD) partisi, Syriza’yı (Radikal Sol Koalisyon) yendi. Bu sonuç 2008’de Wall Street’in çakılmasının ardından Avrupa Birliği’nin dayattığı kemer sıkma politikalarına son verme sözüyle iktidara gelen ancak bu sözüne ihanet eden “sol popülist” Syriza hükümetinin dört yıllık iktidarına son verdi.

Syriza oyların yüzde 31,6’sını alırken, YD oyların yüzde 39,7’sini aldı. Güvenilirliğini yitirmiş, kemer sıkma politikası yanlısı sosyal demokrat PASOK’un, ad değiştirmiş hali Değişim Hareketi (KINAL) ise oyların yüzde 7,9’unu aldı. Stalinist Yunan Komünist Partisi (SYKP), aşırı sağcı Yunan Çözümü ve Eski Maliye Bakanı Yanis Varoufakis’in MeRA25 Hareketi, sırasıyla yüzde 5,4, yüzde 3,4 ve yüzde 3,5 oy alarak yüzde 3’lük barajı aşıp parlamentoya girebildi.

Neo-Nazi Altın Şafak partisi yüzde 3’e ulaşamadı ve parlamentoya giremedi. Bazı aşırı sağcı milletvekilleri YD’ye ya da Syriza’ya katıldı.

YD’nin zaferi, işçi hareketinin ya da gençliğin sağcılaşmasının yansıması olarak düşünülemez. Bununla birlikte Syriza’ya ve tüm politik düzene karşı geniş kitlelere yayılan tiksinme duygusunun dışavurumuydu. Seçimlere katılmayanların oranı yüzdesi 42 ile, CIA destekli “albaylar cuntası”nın 1967-1974 arasındaki kanlı diktatörlüğün ardından 45 yıl önce parlamenter-demokratik sistemin yeniden kuruluşundan bugüne en yüksek düzeyindeydi.

Akşamın erken saatlerinde Syriza lideri Başbakan Alexis Tsipras (Çipras), YD’nin adayı Kyriakos Mitsotakis’i arayarak seçimi kaybettiğini kabullendi. İlk hesaplamalara göre, parlamentodaki 300 koltuğun 158’ini YD, 86’sını Syriza, 22’sini Değişim Hareketi, 15’ini YKP, 10’unu Yunan Çözümü, 9’unu ise Mera25 aldı.

“Hala yapılması gereken şeyler var”

Mitsotakis, kısa ve öz bir açıklamayla, sermaye yanlısı vergi indirimi ve kamu harcamalarında kesintiye devam etme sözü verdi ki bunun uluslararası yatırımcıları süper-sömürülen Yunan işçilerini istihdam etmeye cesaretlendireceği umudu ile kitleleri kandırmaya çalışıyor. “Kendimi etkin bir devlette, iyi ve yeni istihdam için daha düşük vergilere ve daha çok yatırıma, daha iyi maaş ve emeklilik maaşı getirecek olan büyümeye adıyorum” dedi.

Mitsotakis, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan tebrik mesajları aldı. Mitsokais’in Twitter’da paylaştığı bir mektupta Juncker, AB’nin Yunanistan’a daha fazla kemer sıkma dayatacağı konusunda söz verdi, şöyle yazıyordu: “Birçok hedefe ulaşıldı. Fakat hâlâ yapılması gereken şeyler var.”

Çipras, kendi payına yaptığı son açıklamasında, Yunanistan tarihinde üzerinde anlaşılmış en büyük AB kemer sıkma paketini uygulama noktasında yaptıklarını savundu. “Bugün, başımız dik bir biçimde halkın hükmünü kabul ediyoruz. Yunanistan’ı bugün olduğu yere getirmek için ağır siyasi sonuçlar gerektiren zor kararlar almamız gerekti” dedi.

Çipras kibirli bir şekilde övünerek, hükümeti döneminde gerçekleşen “işçileri ve toplumsal çoğunluğu koruyacak önemli kazanımlar” için kendisini kutladı. Çipras “Başımız dik, dört yıl önce devraldığımız Yunanistan’a hiç benzemeyen bir Yunanistan’ı devrediyoruz” dedi. Aynı zamanda Syriza’yı “çalışan insanların çıkarlarını korumak” için mücadele edecek olan “büyük, ilerici bir demokratik partiye” dönüştürmek gibi içi boş, yalan vaatler de verdi.

Syriza iktidarında emeğin hakları tırpanlandı

İşin doğrusu, Syriza emekli maaşı, sağlık ve eğitim gibi temel sosyal programlardan milyarlarca avroluk kesinti yapılması sürecini yönetti. Yunanistan gençliğinin yarısı hala işsiz, Yunanistan halkından 18-35 yaş arasındakilerin yarısı ise yakınlarının mali desteğine bağımlı. Genel işsizlik, yüzde 23’ten hâlâ astronomik bir düzey olan yüzde 18’e düşse de bu büyük ölçüde “bağımsız işçiliğe” (gig economy diye de adlandırılan Airbnb, Uber benzeri çalışma biçimleri) yaygın yönelim temelinde oldu.

Maaş ve asgari ücret dahil emeğin temel hakları tırpanlandı. Üç yarı-zamanlı işte çalışan bir Yunan işçinin aldığı maaş aylık 317 avro ki bu resmi asgari ücretin bile yarısı. Patronlar rutin olarak işçilere sosyal güvence sağlamaktan kaçındı ya da işçileri işten çıkarma tehdidiyle ücretlerinin büyük bir kısmından vazgeçmeye zorladı. Bu kölelik-koşullarında çalışma, temel sosyal haklarını savunmaya çalışan işçilere yönelik patron şiddetinin artmasıyla sağlandı.

Sağcı günlük gazete Kathimerini, “Ülkenin kuzeyindeki Selanik kentinde, beş aylık bir süreçte işverenler tarafından gerçekleştirilen dört darp vakası bildirildi” diye yazıyordu.

Syriza iktidarında, Avrupa’nın diğer hükümetlerinde görülemeyecek en kötü toplumsal koşullar ve en vahşi dış politika yürütüldü. Eurostat’a göre Yunanistan halkının yüzde 34,8’i yoksulluk içinde yaşıyor. Aynı zamanda Çipras, Suriye ve Irak’ta süren emperyalist savaştan kaçan Ortadoğulu mültecileri zapt etmek için iğrenç toplama kampları oluşturdu. Syriza, Suudi monarşisinin Yemen’deki soykırım savaşına büyük miktarlarda silah sattı.

“Radikal sol” Syriza ve benzer uluslararası örgütler solcu ya da sosyalist partiler değil; aksine sağcı, görünüşte solcu olan üst-orta sınıfın ayrıcalıklı katmanını temsil eden partilerdir.

Halkın suçu mu?

Pazar günü seçim sonuçlarının açığa çıkmasıyla birlikte, Syriza yetkilileri işçilerin, yaptıkları için Çipras’a teşekkür etmesi gerektiği konusunda ısrar ederek Yunanistan halkını nankör olmakla suçlamaktan kendisini alamadı. Syriza’nın Fransız müttefiki Stalinist Fransız Komünist Partisi’nin gazetesi L’Humanité, Syriza üyelerinin sosyal medyayı “seçmenlerin, hükümetin onlar için yaptıklarını anlamadığı” suçlamalarıyla esir aldığını yazdı. Syriza bakanı Alekos Flambouraris “Anlamayan seçmenler nasıl oy kullandı” diye fırça attı.

L’Humanité bu hali, kibarca “kendi kendini yok eden halkla ilişkiler” diye eleştirirken, Avrupa’daki küçük-burjuva sözde-sol seçimler öncesinde olduğu gibi, Syriza’nın yalanlarıyla hayal kırıklığına uğrattığı öfkeli seçmenler tarafından devrilmesinden ardından da bu partinin savunuculuğunu üstlendi.

Syriza’nın en yakın müttefiki olan İspanyol Podemos partisinin başkanı Pablo Iglesias, Çipras’ı “tüm Yunanistan ve Avrupa güçleri ona karşıyken yönetme cesareti göstermesi” nedeniyle alkışladı. Bir tweet’inde Iglesias şöyle diyordu: “Asla çabalamayanlar asla hata yapma riskini de almayacaklar. Manhattan’ı almadık ama cesurdun ve buna değerdin.”

Böylesi hileli söylemler, işçi sınıfının, yönetici elitin sözüm ona “sol” fraksiyonlarına oy vererek durumunu iyileştirme yönündeki çabalarının açmazına işaret ediyor. Bu “sol” güçler bankaların ve AB’nin aparatlarından ibarettir.

İlerleyebilmenin tek yolu enternasyonal bir mücadele ile işçilerin Avrupa ve tüm dünya çapında devrimci seferberliği yoluyla finansal aristokrasinin mal varlığını kamulaştırmak, bağımsız bir şekilde hareket etmek ve Syriza ve Tsipras gibi sol görünümlü gericilere karşı mücadele etmektir.

[wsws.org’daki İngilizce orijinalinden Edip Mert Aslan tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]