Kadınlardan Erdoğan’a “kadın üniversiteleri” tepkisi: “Bu öneri ‘kadın ve erkek eşit değildir’ zihniyetinden kaynaklanıyor”

Erdoğan'ın YÖK'e verdiği talimata şaşırmadıklarını ancak tehlikeli buldukları yorumunu yapan kadınlar, "Bunların hepsi 'kadın erkek eşit değildir' zihniyetinden kaynaklanıyor" diyerek eşit ve karma eğitimin, kadın mücadelesinin önemli başlıklarından olduğunu vurguladı

Kadınlardan Erdoğan’a “kadın üniversiteleri” tepkisi: “Bu öneri ‘kadın ve erkek eşit değildir’ zihniyetinden kaynaklanıyor”

Japonya ziyareti sırasında Türkiye’de de “kadın üniversitesi” kurulmasını gündeme getiren Tayyip Erdoğan, Ankara’da katıldığı Uluslararası Öğrenciler Mezuniyet Töreni’nde Japonya’daki kreşten üniversiteye kadar her kademede kadın-erkek ayrı eğitim görülen bir yapının da olduğunu söyleyerek YÖK Başkanı Yekta Saraç’a “Çalışmanı buna göre yap” diye seslendi.

Erdoğan’ın YÖK’e verdiği talimata şaşırmadıklarını ancak tehlikeli buldukları yorumunu yapan kadınlar, “Bunların hepsi ‘kadın erkek eşit değildir’ zihniyetinden kaynaklanıyor” diyerek eşit ve karma eğitimin, kadın mücadelesinin önemli başlıklarından olduğunu vurguladı.

Nisa Özkan: Kadınları kamusal alanlardan soyutlama politikası

Üniversiteli Kadın Kolektifi Yürütme Kurulu’ndan Nisa Özkan, Erdoğan’ın açıklamalarını Dünya Ekonomik Forumu’nun (DEF) 2018 Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu’ndaki verilere göre yorumladı. Özkan toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde Türkiye gibi Japonya’nın da en geri sıralarda yer aldığına dikkat çekerek şunları söyledi:

Dünya Ekonomik Forumu’nun (DEF) 2018 Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre Türkiye, cinsiyet eşitsizliğinde 149 ülke arasında 130. sırada yer almaktadır. Bu rapor istihdam, siyasal alan ve sağlık, eğitim gibi alanlardan elde edilen cinsiyet eşitliği verileri ile hazırlanmıştır. Aynı raporda pek de parlak sonuçlar vermeyen Japonya 110. sıradadır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yoğun olduğu Japonya’da Mugoqava Kadın Üniversitesi’ni ziyaret eden Erdoğan kendi aklına uygun fikirlerle döndü. Kadınlara esas görevin ev içi hizmetleri ve annelik olduğu yerleştirilen Japonya’da Erdoğan için “en ufuk açıcı örnek” kadın üniversiteleri oldu. Erkek şiddetini bir “kadın sorunu” olarak adlandıran Erdoğan’ın önümüze bir yöntem olarak sunduğu kadın üniversitesi kurma talebi cinsiyetçiliği yeniden üreterek, eşitsizliği derinleştirerek kadınları kamusal alanlardan soyutlama politikalarının devamcısı olma niteliği taşımaktadır. Kadın düşmanı, tacizci, yandaş akademisyenlerin üniversiter kadın aklıyla baş edemediği ve bu akademisyenlerin kadınların baskısıyla istifa ettirildiği üniversitelerde karma eğitimi hedefine alan Erdoğan, üniversiter aklın eşit, özgür, laik, bilimsel üniversite fikriyle hesaplaşmaktadır. Talimatı verilen kadın üniversitesi kurma talebi üniversitenin eşit, özgür, laik olması fikrine de, üniversiteli kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesine ters düşmektedir. Kadınlar içlerinde kanat çırpmaya başlayan özgürlüklerine vurulmaya çalışılan her darbeye inat içine girmeye zorlandıkları “kadın üniversitesi” adı altındaki fanustan eşitlik, özgürlük taleplerini kanatlandıracaklardır.

Özengül Ergün: “Pembe otobüslerin başka bir versiyonu”

Kadınlar Birlikte Güçlü’den Özengül Ergün, Erdoğan’ın yakın zamandaki “İstanbul Sözleşmesi feshedilebilir” sözlerini hatırlatarak şunları söyledi:

Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını da ortadan kaldırmak için çabaladıklarını zaten gizlemiyorlar. Şimdi de kadın üniversitelerine ‘sadece kadınların gittiği iyi örnek bir örnek’ deyip, bu yapıları var edebilmek için YÖK’e talimat vermesine şaşırmamakla beraber tabii ki oldukça tehlikeli buluyorum. Bunların hepsi ‘kadın erkek eşit değildir’ zihniyetinden kaynaklanıyor. Ayrıca biliyoruz ki Japonya’da da çok gelişkin bir hiyerarşi ve ataerkil toplum var; Türkiye’yi bile geride bırakabilecek örf ve adetlere sahipler, dolayısıyla kadın üniversiteleri örneğinin Japonya’dan gelmesi de şaşırtıcı değil. Türkiye’de eğitim müfredatlarında yaptıkları değişikliklerle kız çocuklarını, kadınları erkeklere biat ve hizmet edecek şekilde, aile içinde konumlandırdıkları da ortada. Yani kadınların eğitimine öncelik vermek, kadınların tacize tecavüze uğramasını önlemek gibi lafların arkasında sığınıp aslında kadınları toplumdan yaşamdan soyutlayan, güçsüzleştiren, ikincilleştiren bu negatif ayrımcı eşitlik karşıtı uygulamalara kesinlikle izin vermemek gerekiyor, hepsi planlı programlı adımlar. Kadın üniversiteleri de pembe otobüslerin başka bir versiyonudur. Bu uygulamalar bizi daha da geriye götürür.

Öznur Dilmen: “Kadınlar bir toplumsallık içinde öğretim görmek istiyor”

YÖK’ün Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi’ni “toplumsal değerlerimize uygun değil” diyerek durdurduğunu açıklamasının ardından proje internet sitesinden de kaldırılmıştı.

Üniversiteli Kadın Meclisleri’nden Öznur Dilmen de bu açıklamadan yola çıkarak Erdoğan’ın sözlerini şöyle yorumladı:

Erdoğan’ın bu söylemlerinin hayata geçirilişi konusunda pratikleri halihazırda uygulanıyor. Bu gidişatta Erdoğan’ın ‘kadın üniversiteleri’ talimatını da adeta kadınları toplumdan ayrıştırarak toplumsal cinsiyet eşitsizliğini besleyen bir açıdan ele alabiliriz. Birçok üniversitede çok sayıda kadınla birlikte faaliyet yürütmekteyiz. Ancak üniversiteli kadınların “kadın üniversitesi” gibi bir talebi olduğunu söyleyemeyiz. Kadınlar cinsiyet eşitliği ilkesinden hareketle toplumdan soyut ayrı bir özel grup olarak değil, bir toplumsallık içinde öğretim görmek istiyor. Önemli olan ve yapılması gereken üniversiteli kadınların gerçek sorunlarına odaklanmak. Kadın üniversitesinin eksikliği gibi bir sorunu yok üniversiteli kadınların. Üniversitelerden birçok öldürülen kadın arkadaşlarımızın aileleri bizlere ulaşıyor. Birçok üniversiteli kadın arkadaşımız erkekler tarafından şiddet görmesi, tehdit edilmesi üzerine bizlere ulaşıyor. Ve bu oran ülkede her gün gittikçe artan bir seviyede ilerliyor. Ancak üniversitenin bu tür durumlara karşı yanıtı her zaman olması gerektiği gibi değil. Bu tür şiddet, taciz, tehdit durumları karşısında üniversite mekanizmaları da düzenli ve hızlı bir şekilde çalışmalı ve geliştirilmelidir. Bunun yanında ekonomik kriz koşullarında özellikle genç kadınların önemli sorunlarından biri de işsizlik. Her ne kadar kadın istihdamı konusunda güzel tablolar çizilse de gerçek veriler bunu göstermiyor maalesef. Genç kadın işsizliği son 4 senede yüzde 50 oranda arttı ve tüm işsizlik oranları arasında en yüksek seviyede olanı. Üniversiteli kadınlar modern haklarını sonuna kadar kullanmak, toplumsal hayata özgür ve eşit bir şekilde dahil olmak istiyor ve bunun için de mücadele ediyorlar.

Fulya Dağlı: “Bu tartışmayı tarihsel olarak defaten kazandık”

Kadın Savunması’ndan Fulya Dağlı da, kadın üniversitesi talimatı veren Erdoğan’ın daha önce de YÖK’e toplumsal cinsiyet eşitliği yönergesini kaldırttığını hatırlatarak “kadın üniversitesi” önerisinin kadınların değil karma eğitime son vermek isteyenlerin isteği olduğunu belirtti:

Erdoğan’ın açıklamasından anlaşılıyor ki arzu edilen yalnızca kadın üniversitesi değil kreşten başlayıp üniversiteye tüm eğitim sistemini cinsiyete dayalı olarak ayırmak yani karma eğitime son vermek. Her ne kadar gayet ‘demokratik’ bir ortamda yapılan pek de ‘bilimsel bir yöntem’ önerisi gibi tartışmaya çekilmek istensek de biz bunun dinci gerici ve kadın düşmanı olmakla birlikte bilimden uzak, cinsiyet eşitliğine aykırı bir uygulama olduğunu biliyoruz. Uyarıyoruz, denemeye bile kalkışmayın. Ve biz bu tartışmaya girmiyoruz. Çünkü biz kadınlar bu tartışmayı tarihsel olarak defaten kazandık. Erkek egemenliğinin tüm katı uygulamalarına rağmen aramızdan biri ilk defa üniversiteye girdiğinde biz kazandık. İlk defa oy kullandığımızda, istediğimiz mesleği seçebildiğimizde, kürtaj hakkımızı aldığımızda, özgür irademizle evlenip boşanma ya da hiç evlenmeme hakkımızı aldığımızda biz kazandık. Sanatta, bilimde, siyasette ve kamuda canhıraş mücadele ederek var olduğumuzda biz kazandık zaten.

Dağlı konuşmasının devamında kadınların taleplerini şöyle sıraladı:

  • Kadınların ihtiyacı eşit, parasız, anadilde, bilimsel, cinsiyetçi olmayan eğitim alabildikleri, toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan bir üniversite;
  • taciz, tecavüz ve her türlü cinsel şiddetle kurumsal olarak mücadele eden, kadına yönelik şiddetin hiçbir biçimine müsamaha göstermeyen bir üniversite;
  • yandaşlık derecesine göre değil bilimsel kriterlere göre belirlenmiş akademik kadro, kampüsünde her türlü sosyal, kültürel ve politik faaliyetin özgürce gerçekleştirilebildiği bir üniversite.

Feminist Avukat Şen: Erdoğan neden böyle bir modele ihtiyaç duyuyor?

Feminist Avukat Diren Cevahir Şen de kadınlarla erkekleri ayrıştırarak yapılmak istenen şeyin, kadınların eşit, bilimsel ve nitelikli eğitim almasının önüne geçeceğini belirterek şunları söyledi:

Erdoğan neden böyle bir modele ihtiyaç duyuyor? Kadınlarla erkeklerin bir arada eğitim almasından neden rahatsız oluyor? Kız ve erkek liseleri örneklemesi yapmış ama o devir çoktan geride kaldı. En nitelikli ve başarılı liseler kız ve oğlan çocuklarının birlikte eğitim gördüğü liseler. Haremlik-selamlık okullar yaratmak istiyorsa eğer imam hatipler var zaten. Ama kadınlarla erkekleri üniversitelerde de ayrıştırarak yapılmak istenen şey kadınların eşit, bilimsel ve nitelikli eğitim almasının önüne geçmektir.

Sena Özcanlı: Pembe otobüs ‘adaleti’ ile aynı

Nar Kadın Dayanışması’ndan Sena Özcanlı ise AKP iktidarının uzun süredir toplumsal yaşamı dizayn etmek için cinsiyetler arası eşitsizlik ve fıtrat temelli kamusal alan yaratmak istediğini belirterek, Erdoğan’ın açıklamasının laikliği hedef aldığını ekledi. Özcanlı sözlerinin devamında şunları kaydetti:

Bunun bir tezahürü olarak bir arada yaşamın, yan yana gelişin en önemli kamusal durağı olan üniversite ve liselerin karma eğitimden uzaklaştırılacağından bahsetmek açıkça laikliği hedef almak, kamusal yaşamın sınırlarını toplumsal cinsiyet eşitsizliğini meşrulaştırıcı fıtrat söylemleri üzerinden şekillendirmektir. İşte YÖK’ün de KADEM’in de ‘toplumsal cinsiyet adaleti’ dediği budur. Üniversite ve liselerdeki cinsel saldırı failleri adeta bir çete gibi kollanırken ‘Türkiye’de kadın üniversiteleri için adım atılmalı’, ‘Lise yıllarında ülkemizde kız ve erkek liseleri vardı. Sonra karıştırdılar’ gibi söylemler tıpkı toplu taşımalardaki cinsel saldırı ve tacizlere karşı çözüm diye karşımıza çıkardıkları pembe otobüs ‘adaleti’ ile aynı erkek-müftü rejiminin ürünüdür. Kamusal alanların kadın-erkek mekanları olarak yeniden cinsiyetlendirilmek istenmesi bizler için daha fazla güvensiz alanı ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ifade etmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliği için laiklik mücadelesi şerh değil şart bir koşuldur.

Meltem Kolgazi: “Eşitlik mücadelesinin en önemli başlıklarından biri”

İlerici Kadınlar Meclisi’nden Meltem Kolgazi, AKP’nin karma eğitime yönelik açtığı savaşın yeni olmadığını ifade ederek, şöyle konuştu:

Daha önce kurum açma, kapatma ve ad verme yönetmeliğinde yapılan değişiklikle İmam Hatip Liseleri dışında düz lise, meslek lisesi ve teknik lisedeki programları tek lisede toplayan çok programlı liselerde kız ve erkek ayrı eğitim yapılmasının önü açılmıştı. Geçtiğimiz yıl hatırlayacaksınız Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk karma eğitimi tartışmaya açmış, YÖK toplumsal cinsiyet eşitliği için ‘değerlerimize aykırı’ diye beyanda bulunmuştu. Kadın düşmanı politikalarının yanında AKP iktidarı planlı bir şekilde kız çocuklarını kesintili, toplumsal cinsiyet rollerini pekiştiren ve dini kurallar çerçevesinde yetiştiren; meslek edinmeye, bilimsel bilgiye yönlendiren değil, itaat etmeyi salık veren bir eğitim sistemine mahkum etmeye çalışıyor. Son olarak Erdoğan’ın “Sadece kızlardan oluşan üniversite” için YÖK’e talimat vermesi de aynı anlayışın bir devamı.

Kolgazi sözlerinin devamında karma eğitim sisteminin toplumsal cinsiyet eşitliği açısından önemini şu sözlerle vurguladı:

Karma eğitim sistemi kız ve erkek öğrenciye aynı anda aynı ortamda oynama, yazma, okuma, beraber yaşayarak öğrenme, araştırma ve beraber paylaşma imkânı sunan bir sistem. Karma eğitimin en önemli kazanımı kadınlarla erkeklerin yani her iki cinsiyetin de eşit olduğunun erken yaşta görülmesine ve öğrenilmesine imkân sağlamasıdır.  Kadınlar daha 18. yy’da karma eğitimi kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için bir mücadele başlığı haline getirmişlerdir. Kadın hakları mücadelesinin ilk yükselişinden bu yana kadınların eşitlik mücadelesinin en önemli başlıklarından bir tanesi eşit ve karma eğitim olmuştur. Biliyoruz ki, Erdoğan’ın kendilerine biçmeye çalıştığı düzeni ve sınırları defalarca reddeden kadınlar ayrık eğitime karşı da mücadele edecek. Biz işte de okulda da hayatın içinde olmaya devam edeceğiz. Eşit ve bilimsel eğitim hakkımız engellenemez.

Sendika.Org