Kadın gazeteciler, #metoo ve Hindistan’dan iki deneyim: “Bizim gibi gazeteciler için bile…”

Eleştirel kadın gazeteciler olarak ikisi de tacizle, kadın düşmanlığıyla ve cinsel saldırıyla karşı karşıya geldiler. Çok farklı zaman ve biçimlerde yaşadıkları saldırılara, son dönemde yükselen kadın hareketinden aldıkları güçle yanıt verdiler. Gelin Ramani ve Ayyub'un hikâyelerine yakından bakalım

Kadın gazeteciler, #metoo ve Hindistan’dan iki deneyim: “Bizim gibi gazeteciler için bile…”

3-7 Nisan’da 13. Uluslararası Gazetecilik Festivali’ne (XIII. International Journalism Festival) katılmak için İtalya’nın Perugia şehrindeydim. Festival kapsamında beş gün boyunca dünyanın dört bir yanından gelen gazetecilerin katıldığı yeni medya araçları, kitlesel fonlama, sansürü aşma yöntemleri, mülteci krizi, gazetecilik etiği, kadın gazeteciler gibi pek çok başlıkta oturumlar gerçekleşti.

Bu yazı ise 5 Nisan’da Al Jazeera English’ten Barbara Serra moderatörlüğünde gerçekleşen “#metoo India: A Cultural Revolution oturumunda dinleme fırsatı bulduğum Hindistanlı gazeteciler Priya Ramani ve Rana Ayyub’un öykülerine odaklanıyor.

Eleştirel kadın gazeteciler olarak ikisi de tacizle, kadın düşmanlığıyla ve cinsel saldırıyla karşı karşıya geldiler. Çok farklı zaman ve biçimlerde yaşadıkları saldırılara, son dönemde yükselen kadın hareketinden aldıkları güçle yanıt verdiler. Gelin Ramani ve Ayyub’un hikâyelerine yakından bakalım.

Priya Ramani

“Ya gazetecilik yapamazsam” diye sessiz kaldı

Priya Ramani’nin hikâyesinden başlayalım. Ramani ailesinde kendi kuşağından çalışan ilk kadın. 23 yaşında, ilk röportajında, röportaj yaptığı kişi tarafından taciz edildi. Başta, yaşananları ailesine anlatmadı çünkü başka bir iş yapmasını isteyeceklerini ve sonunda da gazetecilik yapamayacağını düşündü. Ailesinin bu yaşananları öğrenmesi için aradan uzun yıllar geçmesi gerekecekti.

2017 yılında dünyada #metoo hareketi ile pek çok kadın yaşadıkları tacizleri anlatmaya, taciz edenleri teşhir etmeye başladı ve hareket dalga dalga yayıldı. Ancak kadınların bu kolektif isyanı birden bire açığa çıkmadı.

Hindistan’da da 2017 yılında, akademideki kadınların kendilerini taciz edenlerin isimlerini teşhir ettiği bir Facebook grubunda taciz vakalarının tartışılmaya başlandığını anlatıyor Ramani. Bu grupta yaşlı ve genç feministler arasında bir etik tartışması da yaşanıyor, “İsim ifşa etmek doğru mu?” diye. Ramani bu durumu “#metoo hareketi öncesinde böyle bir zemin zaten oluşmaktaydı” diye tarif ediyor.

“Çünkü tacizci bir bakandı!”

Ramani’yi taciz eden kişi o dönemki patronu, şimdi ise Narendra Mudi hükümetinde bir bakan. Hindistan’da #metoo hareketi başladığında Bolywood’daki aktristlerin sosyal medyadaki anlatımlarını görmeye başlamış Ramani ve kendisi de yaşadıklarını anlatmış ancak isim vermeden. Ramani bu süre boyunca “Adını vermeli miyim?” diye düşünüp durduğunu anlatıyor. Belki bir başkası onun hakkında yazar diye bekliyor ama bu gerçekleşmiyor. Daha sonra kendi hikâyesini, taciz edenin de ismini yazarak Twitter’da paylaşıyor. Ramani’nin paylaşımı üzerine aynı kişi tarafından taciz edildiğini söyleyen pek çok kişi #metoo tweetleri ile yaşadıklarını paylaşmaya başlıyor. Çeşitli dijital platformlarda yazan 15-16 kadın gazeteci…

Ramani yaşadıklarını açıkladıktan sonra geniş bir destek gördüğünü de ayrıca belirtiyor. Peki neden bu kadar uzun süre bekledi? Bunu kimilerinin politik komplo teorileri ile açıklamaya çalıştığını söylüyor Ramani ve ekliyor “Çünkü tacizci bir bakandı!” ve Ramani de muhalif biri. Ramani’yi cesaretlendiren şey ise politik komplolar vs. değil #metoo hareketiydi.

Rana Ayyub

Hindistan’da Müslüman, kadın ve muhalif bir gazeteci

Hindistanlı araştırmacı gazeteci Rana Ayyub… Ayyub, Hindistan’daki Müslüman azınlıktan ve muhalif biri. Onun hikâyesi de Keşmir’de 8 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz haberinin peşinden gitmesi ile başlıyor.

Olay Nisan 2018’de yaşandı ve Hindu Milliyetçisi Bharatiya Janata Partisi (Hindistan Halk Partisi; BJP), tecavüz sanığını destekledi. Ayyub, BBC ve Al Jazeera’de bu konu üzerine konuşmaya çağrıldı ve o da çocuk istismarcılarını korumanın ne kadar utanç verici bir şey olduğunu anlattı.

Programdan sonra Ayyub’un Twitter hesabı hacklendi ve hesaptan “Hindistan ve Hindistanlılardan nefret ediyorum”, “Pakistan’ı seviyorum”, “Çocuk tecavüzcülerini seviyorum ve eğer bunu İslam adına yapıyorlarsa destekliyorum” yazılı tweetler atıldı. Bu paylaşımlar sosyal medyada çok fazla etkileşim aldı ve Ayyub’e nefret dolu yanıtlar verildi. Hindistan’ın ulusal havayolu şirketi Air India’nın resmi hesabından “Pakistan’a tek yön uçak biletin hazır” (Your one way flight to Pakistan is ready) yazılı yanıt dahi verildi.

Ayyub tüm bunlara rağmen gücünü topladı ve hesabını temizledi. Ancak ertesi gün linç kampanyası daha da büyüyecekti. Bunları da çok ciddiye almadı. Ama bir gün BJP’li bir kaynaktan bir mesaj aldı, “Whatsapp’ta bir şeyler dolaşıyor. Beni affet ama üzüleceksin” yazıyordu o mesajda. Video bir porno görüntüsüydü ve videodaki kadın da Ayyub!

Ayyub şok olmuştu. Twitter hesabına yüzlerce bildirim gelmişti, hepsi de videoyu paylaşıyordu. Facebook’ta da benzer şekilde… Ayyub, Facebook hesabını kapattı. Instagram’da da bütün gönderilerinin altına yorumlar yapılmaya ve videodan görüntüler paylaşılmaya başlanmıştı. İki popüler politik liderin hayran sayfasında bile paylaşılmıştı video.

Ayyub adına “Merhaba, bu numaradan bana ulaşabilirsiniz” diye numarası paylaşıldı. İnsanlar bunun üzerine Ayyub’e, WhatsApp’tan “Ücretin ne kadar?” diye mesajlar almaya başladı.

Videonun yayılmasının ardından iktidar partisinin üyeleri, “İşte bu kadın hükümeti suçluyordu, bakın nasıl bir kadınmış?” demeye başladı.

Ayyub Perugia’daki oturumda iktidar partisi üyelerinin sözlerine karşı şunları söyledi: “Ben eleştirel bir gazeteciyim ama onlar beni gerçekler üzerinden değil, kadını kolayca hedef alabilecekleri bir biçimde hedef aldılar…”

Deepfake

Videodaki kadın Rana Ayyub değildi. Ancak yüz ona aitti. Peki bu nasıl olmuştu? Bir insanın yüzünü bir video kaydında görünen herhangi bir kişinin yüzüne giydirmek ve aslında hiç olmadığı bir sahnede, hiç yapmadığı bir şeyi yaparken ya da hiç söylemediği bir şeyi söylerken göstermek yeni teknolojilerle artık mümkün. Deepfake diye bilinen bu teknoloji ile Ayyub’un yüzü de bir porno film sahnesindeki kadın oyuncunun yüzüne yerleştirilmişti.

Tüm bu yaşananlar Ayyub için fazlasıyla yıkıcıydı. Artık vücudu da tepki vermeye başlamıştı. Sonunda hastanelik oldu. Kardeşi Ayyub’u görmeye geldi ancak ailesinden kimseyi görmek istemiyordu çünkü çok utanıyordu.

Ayyub bir süre sonra güçlü, feminist bir avukata gitti ve dava sürecini başlattılar. Karakola gittiler, karakoldaki polisler Ayyub’un önünde videoyu açarak pişkince izlediler. Polisler, “Bu videoyu ilk kez gördüğünde neden gelmedin?”, “Videoyu izlediğin kafeye en yakın karakola git ve oraya şikâyet” et gibi şeyler söylediler. Ayyub o anları söyle anlatacaktı: “İnanamadım. Tüm gücümü toplayıp şikâyet dosyası için karşılarında duran bir kadınım ve onlar ayak oyunu yapmaya çalışıyordu. Onlara eğer dosyayı almazlarsa bunu sosyal medyada yazacağımı söyledim.”

Tüm bunlar Nisan’da 2018’de yaşandı. Aradan 6 aydan uzun bir süre geçti ancak polisten hiçbir yanıt gelmedi. Ayyub, bütün ekran görüntülerini, yazılan mesajları, tüm kanıtları vermişti ama hâlâ bir gelişme olmamıştı.

Devreye Birleşmiş Milletler (BM) girdi ve 16 özel raportör Hindistan hükümetine Ayyub’u korumaları için yazdı. Bu uyarı sonucu hükümet endişelendi ve Ayyub’e yönelik tacizler yavaşladı.

Özgürleştirici bir deneyim

Ayyub oturum sona ererken #metoo hareketinin özgürleştirici ve eğitici bir deneyim olduğunu vurguluyor “Bizim gibi gazeteciler için bile…” diyerek. Burada bilinçli gibi görünen kesimlerin de aslında cinsel taciz ve ona karşı mücadele konusunda bilinçsizliğine dikkat çekiyordu. Kampanyanın bu anlamda çığır açtığını ifade eden Ayyub, taciz nedir, ne yapmak gerekir konusunda WhatsApp gruplarında tartışmaya başladıklarından da söz etti.

İki kadın gazeteci. İkisi de gazetecilik yaparken muhalif ve kadın kimlikleri hedef alınarak çeşitli saldırı biçimlerine maruz kaldı. Sarsıldılar. Yanıt vermek, yeni saldırılara da göğüs germeyi gerektiriyordu. Ancak dünyanın dört bir yanında kadınların kolektif haykırışı artık susmamak gerektiği mesajını veriyordu. Onlar da #metoo hareketini de açığa çıkaran bu dalgadan güç alarak harekete geçti ve başkalarının da harekete geçmesine vesile oldu.

Priya Ramani ve Rana Ayyub, önemli gazetecilik başarılarına imza atmış iki kadın. Maruz kaldıkları saldırılar onları mesleğin dışına da itebilirdi. Yaşadıkları, sadece birkaç kadın gazetecinin değil pek çoğumuzun yaşadığı şeyler. Onların maruz kaldıkları saldırılar karşısında büyük cesaretinden ve ilham verici öykülerinden öğrendiklerimiz bizleri daha güçlü kılıyor.