Hayvan hakları eylemine 6 yıl sonra “terör” soruşturması

Haziran İsyanı sırasında polis saldırısı sonucunda hayatını kaybeden ve yaralanan hayvanlara dikkat çekmek için 6 yıl önce yapılan eylem nedeniyle HAKİM Koordinatörü Burak Özgüner'e "terör" soruşturması açıldı

Hayvan hakları eylemine 6 yıl sonra “terör” soruşturması

İstanbul’da 28 Eylül 2013’te Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) Koordinatörü Burak Özgüner ve arkadaşları Haziran İsyanı sırasında, polis şiddeti nedeniyle yaralanan ya da hayatını kaybeden hayvanlara dikkat çekmek için Gezi Parkı’nda yapmak istedikleri basın açıklamasına polis saldırmış ve 14 kişi gözaltına alınmıştı.

Özgüner hakkında, söz konusu eylem gerekçe gösterilerek 6 yıl sonra “terör soruşturması” başlatıldığı ortaya çıktı. Soruşturmayı tesadüfen öğrenen Özgüner, iki avukatı aracılığıyla dosyanın içeriğini öğrenmek istedi fakat savcı, dosyaya “gizlilik kararı” getireceğini belirterek dosyayı göstermedi.

Özgüner, savcılıktaki süreci şöyle anlattı:

Bu savcıdan önce, dosya üç farklı savcıya gitmiş; bu, dördüncü savcıymış. Bir kez de ben şansımı denemek istedim. Savcıyla görüşmek istedim ama görüşemedim. Savcının kalemi ile görüşüp soruşturmanın içeriği hakkında bilgi almak istedim. Savcının kalemi, soruşturmayı nasıl öğrendiğimi, mesleğimin ne olduğunu sordu. Yolum her adliyeye düştüğünde, hakkımda yeni bir soruşturma olup olmadığını öğrenmek için adliyeden ‘genel sorgu’ alıyorum. Bu soruşturmadan de haberim öyle oldu. Savcının kalemi şaşırdı ancak bunda şaşıracak bir şey yok. Bu ülkede herkes hakkında, her an ‘terör soruşturması’ başlatılabiliyor. Israrım sonucunda, savcının kaleminden, soruşturmanın “Gezi Direnişi’nde Kaybettiğimiz Tüm Canlıları Anıyoruz” çağrısı ile düzenlediğimiz basın açıklaması ile ilgili olduğunu öğrenebildim. Neyle suçlandığımı, anmanın ne şekilde terörle bağlantılandırıldığını bilmiyorum ama şaşırmadım.

Özgüner, Gezi Parkı ile ilgili soruşturmaların bunca yıl sonra kasıtlı olarak “alevlendirildiği”ni düşündüğünü belirterek sözlerine şöyle devam etti:

Hem dayak yedik, çeşitli hakaretlere maruz bırakıldık. Polis saldırısı nedeniyle sonlandıramadığımız anmadan üç gün sonra da İçişleri Bakanlığı denetçileri, anmayı düzenleyen Yeryüzüne Özgürlük Derneği’ne “acil” bir denetim yaptılar. Bu girişim, açık bir “misillme” idi. Tabii ki mevzuata aykırı bir durum bulunamadı. Devlet, derneği daha önceden de 1 Mayıs 2012’de terörle ilişkilendirmeye çalışmıştı ama bu yöndeki tüm çabalar başarısız olmuştu. Şiddetsizliği ve silahsızlanmayı savunan, istisnasız herkes için özgürlüğü benimseyen Yeryüzüne Özgürlük Derneği’nin terörle ilişkilendirmek istenmesi kadar saçma bir şey olamaz. O dönem basılı olarak çıkan Radikal, bizleri “Kedili Köpekli Terör Örgütü” şeklinde tanımlayarak yaşadığımız bu absürtlüğü manşetten duyurmuştu. Sivil toplumun bu denli baskılandığı bir dönemde sivil toplum faaliyeti yürütmek anlamsız geldi; Yeryüzüne Özgürlük Derneği feshehildi.

Sendika.Org, Artı Gerçek