Devrimin sanatı enternasyonalist olacak – Tricontinental

OSPAAAL sanatçısı Olivio Martínez, 'OSPAAAL'ın posterleri hakkında yazmak, eski bir aşk ilişkisinden bahsetmek gibidir' der. Üretilen görsellere mest olmadan Küba Devrimi hakkında konuşmak zordur. Posterler yaygın olarak sanat pazarlarında satıştadır, üzerinde çalışılmıştır. Peki, şimdi bu tarihi hatırlayarak öğrenilmesi gereken nedir?

Devrimin sanatı enternasyonalist olacak – Tricontinental

1959’da devrim, ABD emperyalizminin kalıntılarından bazılarını -yani gelişmiş kitle iletişim sistemini ve yetenekli, yaratıcı ve deneyimli teknisyenlerin işgücünü- miras alır ve onları imparatorluğun kendisine karşı çevirir.

Küçük bir kıvılcımdan bir ateş alevlenecek

Iskra’nın sloganı

Mariana, Londra’daki Marks Anıt Kütüphanesi ve İşçi Okulu’nun küflü bodrum katındaki posterler yığınının arasındadır. O kütüphanenin geniş arşivindeki posterlerin dijitalize edilmesinden sorumlu olan gönüllüdür. Lenin’in sürgünde Iskra’yı (‘kıvılcım’), Bolşevik yeraltı gazetesi ve partinin ideolojik kalbi, yazarken iki yılını geçirdiği küçük ofis üst katta bulunmaktadır.

Lenin, Iskra hakkında ‘Bir gazete yalnızca kolektif propaganda aracı ve kolektif ajitatör değil aynı zamanda kolektif örgütleyicidir. Politik ajitasyon, düzenli ve geniş bir şekilde dağıtımı olan bir gazete olmadan mümkün değildir. Katkıda bulunanlar ve dağıtımını yapanlar gelecek Partinin çekirdeğini oluşturdular’ dedi. Duvarda gazetenin dağıtım detaylarını kırmızı oklarla gösteren çerçeveli bir harita asılı; yayınların okuyucuyu bulması adına hayatlarını riske eden birçoklarını hatırlatmak için. 

Küçük bir masanın üstünde eski Iskra’nın sayılarının toplandığı bir cilt bulunmakta. Sıkıca paketlenmiş olan Kiril metin görsel olarak etkileyici. Basım alanının kanaatkârlığı gazetenin üretildiği son derece zorlu maddi ve politik koşulların bir kanıtı gibi görünüyor. Gazeteyi okumak sanki onu üretmek kadar muazzam. Iskra’nın bir nüshasını tamamlamak bugünün Instagram devrinin herhangi bir ciddi aktivisti için zorlayıcı olacaktır.

Ama biz buraya yoldaş Lenin için gelmedik. Asya, Afrika ve Latin Amerika Halkları ile Dayanışma Teşkilatı’nın (OSPAAAL) hazırlamış olduğu arşiv koleksiyonundaki poster ve yayınları incelemek için burdayız.

Tricontinentalizm

Küba, Ocak 1966’da Afrika, Asya ve Latin Amerika’dan devrimci hareketleri bir araya getiren bir konferans olan Tricontinental’e ev sahipliği yaptı. Bu tarihi toplantı, 3 kıtadan, 82 ülkeden 500 delege ve 200 gözlemciden fazla katılımcı ile, iki tane sömürge karşıtı oluşumdan doğdu: daha uzlaşmacı Bağlantısızlar Hareketi (NAM) ve daha radikal Afro-Asya Halkları Dayanışma Örgütü (AAPSO).

Konferansın Havana’da yapılması genç devrimci hükümetin uluslararası yönelimini sağlamlaştırırken, uluslararası katılımcıların varlığı devrimi meşrulaştırmaya yardımcı oldu. Konferansın hemen ardından, kilit organizatör ve Faslı aktivist Mehdi Ben Barka kaçırıldı ve öldürüldü. Onun ölümü, diğer olaylarla birlikte, emperyalizm karşıtı mücadelelerin aciliyetini ve yüksek önemini doğruladı.

Asya, Afrika ve Latin Amerika Halkları ile Dayanışma Örgütü (OSPAAAL) bu konferanstan emperyalizm karşıtlığını ve sosyalizmi hedefleyen kalıcı bir örgüt olarak ortaya çıktı, sekreterliği hala Havana’dadır. Yükseliş döneminde, OSPAAAL üç kıtanın kurtuluş hareketleri arasında kilit bir köprü görevi gördü. OSPAAAL’ın ana projelerinden birisi yayınlarıydı: haber odaklı aylık Tricontinental Bülteni ve daha analitik ve teorik bir yayın olan iki aylık Tricontinental Dergisi.

Kara Panter Partisi lideri Stokely Carmichael, Tricontinental Dergisi’ni ‘devrimci çemberler  için bir incil’ diye adlandırdı.

Amerikan Devletleri Örgütü (OAS, 1948’de kurulan ABD hegemonyasını destekleyen organizasyon), Tricontinental Konferansı ile ilgili bir raporda, OSPAAAL’ın ‘devasa miktarda doküman, konuşma ve haber niteliği taşıyan materyali bütün medyalarda hızlı bir şekilde yayarak başarılı bir propaganda etkisi yaratmak’ yönündeki açık tutkusu ile ‘Amerika kıtasındaki ülkelerin yönetim sistemine karşı enternasyonal komünizmin yönelttiği en büyük tehdit’ olduğunu söyledi. OSPAAAL tarafından yürütülen kelime ve imgelerin savaşını iyi anladılar.

Etki, ikna, tekrar

Küba 1940’larda Latin Amerika’nın medya başkenti oldu. Medya unsurları -radyo, televizyon, basın- ABD hükümetinin ve başkentinin çıkarlarına yakından bağlıydı. Küba hem adanın zenginleri hem de yoksullar üzerinde yeni ürünler için pazar araştırması yapan çok uluslu şirketler için önemli bir laboratuvar olmuştu.

Latin Amerika’daki ABD reklam ajanslarının mesken edinmesi 20. yüzyılın başlarında başlasa da topyekûn yerleşmeleri İkinci Dünya Savaşı civarına denk gelir. Bu kurumlar, ABD İmparatorluğu’nun
ekonomik ve kültürel hegemonyasını güvence altına almaya hizmet ettiler. Her ticari reklam ile Amerikan rüyasını sattılar, kötü şöhretli United Fruit Company gibi ABD’li çok uluslu şirketlerin çıkarlarını önde tuttular. Bu arada, reklam eğitimi resmileştirildi ve endüstri profesyonelleştirildi. Ticari radyo ve televizyon gibi medya teknolojileri ivme kazanıyordu.

Bunlar reklam endüstrisinin en parlak günleriydi. Reklam sanatı ve bilimi konsolide ediliyordu ve mantrası -birleştirilen modernite ve gelişme- tüketimdi. Bu dönemde Küba’nın yayıncılık endüstrisinin yükselişini inceleyen Yeidy M. Riveiro şöyle yazıyor:

Adadaki ABD reklam ajansları, ABD’de veya Havana’nın Escuela de Publicidad’da (Reklam Okulu) eğitim gören reklamcı kadrosu oluşturdu. Bu kadro ABD-Küba reklam iştiraklerinde veya yerel bağımsız ajanslarda çalıştılar. Eğitim ve çalışma amaçları ABD reklam stratejilerini Küba ve Latin Amerika ekonomik ve kültürel ortamına uyarlamaktı.

1959’da devrim, ABD emperyalizminin bu kalıntılarından bazılarını -yani gelişmiş kitle iletişim sistemini ve yetenekli, yaratıcı ve deneyimli teknisyenlerin işgücünü- miras alır ve onları imparatorluğun kendisine karşı çevirir.

Çılgınlardan devrimci sanatçılara

McCann-Erickson (şu anda McCann Worldgroup), küresel bir reklam devi, ilk olarak 1 Ağustos 1944’te Havana ofisini açtı. Şirket, 1951’de Publicidad Guastella’yı satın alarak Küba ve Meksika’daki varlığını sağlamlaştırdı. Havana’da 65 çalışanı ve Mexico City’de 45 çalışanı ile Publicidad Guastella-McCann oldu. Bu, ABD destekli diktatör Fulgencio Batista’nın adanın lideri olarak iktidara dönmesinden bir yıl önceydi. Batista, döndükten kısa bir süre sonra, ABD turizmini güçlendirme ve adayı ‘eski ihtişamına’ döndürme çabasının bir parçası olarak sivil eğitim programı oluşturmak için ajansı kiraladı. Amaç, Kübalılara turizmin faydalarını öğretmek, daha dostça ev sahipliği yaptırmaktı. Batista, 1800 sendikadan oluşan Küba İşçi Konfederasyonu’nun genel sekreteri Eusebio Mujal ile işbirliği yaptı ve artan işçi sömürüsü pahasına ekonomik büyümeyi sağladı. Turizm ve ABD’nin Latin Amerika’daki imparatorluğu arasındaki ilişki üzerine yaptığı çalışmada, Dennis Merrill ‘ne var ki, on yılın sonunda, haklarından mahrum sendikacılar Fidel Castro’nun (Küba’da devrime liderlik edecek olan) 26 Temmuz Hareketi içinde çekirdek bir grup oluşturdu’ diye yazar.

Aynı yıl, Félix Beltrán on beş yaşındayken bir ajansta çalışmaya başladı. Üç yıl sonra grafik tasarım, resim ve litografi okumak için New York’a taşındı. 1962’de devrim sonrası Küba’ya döndükten sonra, Beltrán bu eğitimi devrime uygulayacaktı. ABD reklamcılığının araçları, becerileri ve bilgisi ile ABD ekonomik ablukasının dayattığı maddi kıtlığa meydan okudu. Reklam dünyasına giren genç Beltrán, Küba Komünist Partisi’nin propaganda departmanı için gelecekteki baş grafik tasarımcısı olacaktı.

Beltrán gibi, Kübalı grafik sanatçılarının çoğu devrimden önce tasarımcı veya ressam olarak eğitim almıştı. Kibrit kutuları, tütün ürünleri ve en son parfümleri satmak için genellikle tercih edilen serigrafi baskı ortamında görüntü oluşturan reklam firmalarında çalıştılar. Neredeyse bir gecede, yaptıkları işin içeriği değişecekti. Rafael Morante, bu anı hatırlayarak Gerçek Ne ve Bir Kalemdeki Mükemmellik’te “1959’da biz Kübalı grafik sanatçıları, o ana kadar neredeyse hepimiz için bilinmeyen bir fenomenle yüzleşmek zorunda kaldık. Çoğumuz kariyerlerimize reklamcılıkta başlamıştı ve inanıyorum ki bu, yeni iletişim biçiminin dinamik büyümesine büyük katkıda bulunmuştur” diye yazmıştır. Devrimin çılgınları olacaklardı.

“Posterimiz bir savaş silahıydı”

Olivio Martínez

Arşivde birkaç Tricontinental Dergisi ve Bülteni yığını var. Bu nesneler, belirli tarihsel koşullar altında zamanın geçişine hitap ederler. En erken iki renkli yayınlar, metnin ters tarafa aktığı ince pirinç kağıtlara basılıdır. Daha sonraki yayınlarda mükemmel ciltlenmiş yüksek kaliteli kâğıttan tam renkli kapaklar vardır. Derginin bir nüshasının sayfalarının içinde katlanmış bir poster açılır. Poster, açıldığı zaman, ‘Sözde Portekiz Ginesi ve Cape Verde Adaları halkının mücadelesiyle Dünya Dayanışma Günü’nü duyurur. Başka bir eski Portekiz sömürgesinden, Brezilya’dan gelen Mariana keşfedilmek üzere tasarlanan posteri keşfetmenin bu naif sevincini paylaşır. Zor bir karar verilmelidir: posteri orijinal sayısında tutmak veya poster arşivine katılmak için göndermek. İkinci seçim onun kaderiydi.

OSPAAAL sanatçısı Olivio Martínez, ‘OSPAAAL’ın posterleri hakkında yazmak, eski bir aşk ilişkisinden bahsetmek gibidir’ der. Üretilen görsellere mest olmadan Küba Devrimi hakkında konuşmak zordur. Posterler yaygın olarak sanat pazarlarında satıştadır, üzerinde çalışılmıştır. Peki, şimdi bu tarihi hatırlayarak öğrenilmesi gereken nedir?

Ticari posterler zaten devrimden önce Küba’da canlı bir hayata sahipti. Yeni devletin ürün satmakla ilgisi olmadığı için, ticari poster devrimin fikirlerini ve programlarını yaymak için yeniden tasarlandı. Tricontinental’in yaratıcı yönetmeni Alfredo Rostgaard’ın dediği gibi ‘reklam karşıtı’ olacaktı. Bu posterler eğitmek, bilgilendirmek ve ilham vermek için yaratıldı.

Poster, ticari sanatın güzel sanata, yüksek sanatın popüler kültüre karşı ikilemini kırdı. 1910 Meksika Devrimi’nden çıkan muralist geleneğin aksine, posterler Küba bağlamında anın sürekli değişen ihtiyaçlarına duyarlı bir şekilde daha esnek ve ucuz bir sanat formu olarak tercih edildi. 1910’dan farklı olarak bu çağ, kitlesel dijital üretim ve iletişim çağıydı. Poster, Havana sokaklarından kırsal köylerin murales’ine (bülten panolarına) kadar, daha önce hiç sanat eseri ‘sahibi’ olamayan çalışan insanların oturma odalarına kadar görsel kamusal yaşamın sürekli bir şekilde yenilenmesi oldu. Poster, canlı bir materyal kültürü olan erişilebilir bir benlik ispatlama biçimiydi.

Küba hükümetinin diğer daha pahalı, daha az erişilebilir sanat biçimlerine göre posterlerin üretimine öncelik verme kararı da, kıyısından sadece 150 kilometre uzaklıktaki ABD’den ekonomik, politik ve kültürel bağımsızlık iddiasıyla kendini ortaya koyma eylemiydi. Güç ve anlam verme mücadelesiydi. Sanat tarihçisi David Kunzle’ın yazdığı gibi, “Küba, düşmana düşmanın kendi kültürel silahını doğrultacak kadar güçlüdür. ABD’nin stillerini taktiksel olarak uyarlayıp içeriklerini hicivli bir şekilde kullanarak çürütme politikaları izlemişlerdir.”

Küba posterlerinin zengin üretiminden sorumlu olan başlıca kurumlar arasında Editora Política (eski adıyla COR, Küba Komünist Partisi’nin resmi yayın departmanı), ICAIC (Küba Film Enstitüsü) ve OSPAAAL bulunmaktadır. Çoğu sanatçı öncelikle bir kurum için çalıştı, zaman zaman diğerleri için de iş üretiyorlardı. Yaratıcı üretimlerinden biri, Tricontinental dergisinin her sayısının sayfaları arasına konulmuş ve dünyanın dört bir yanına gönderilen posterdi.

Posterler, Küba devriminin fikirlerini dünya çapında yaymaya yardımcı oldu. Küba Komünist Partisi’nin propaganda departmanının baş grafik tasarımcısı Félix Beltrán, “posterin devrimin fikirleri hakkında konuşmasına izin verilmeyen ülkelerde dolaşabileceğini” söyledi. Her nüshası yaklaşık 50 bin adet basılan çok dilli dergi ve posterler, devrimin vizyonunu dünyaya ihraç etti. Martínez tarafından tarif edildiği gibi katlanmış poster “imparatorluğun üretilen her yayına uygulamaya çalıştığı baskıdan kaçınmak amacıyla icat edilen diğer maskelerin çeşitliliklerinden” biriydi. Kuruluşundan bu yana, Tricontinental toplamda altmış ülkeye dağıtılmış olan yaklaşık dokuz milyon poster üretti. Bu sayı, ABD ve müttefiki İsrail tarafından desteklenen ve adayı Devrim’den bu yana kuşatan ekonomik ablukanın dayattığı maddi kıtlıklar göz önüne alındığında daha da etkileyici hale geliyor.

Che Guevara’ya adanmış bir Tricontinental özel seçkisi var. Tarih belirtilmemiş ancak Bolivya ormanlarında CIA destekli katli zamanlarında olması muhtemeldir. Bu el comandante’ye OSPAAAL ve Casa de las Americas’ın yapmış olduğu birçok poster aracılığıyla gösterilen saygı ve bağlılığın cisimleştirilmesidir. Kullanılan tarzlar Che’nin kılık değiştirmeleri kadar çeşitlidir. Tam renkli bastırılmışlardır. Her sayfada geniş kenar boşluklarıyla bir poster yer almaktadır. Sayfa düzeninin cömertliği, tefekkür için alan sunar. Kullanılan mürekkebin kalitesi ve lüksü etkileyici ve maruz kalınan ambargolar göz önüne alındığında daha da etkileyici. Bu basılı eser, üretiminin arkasındaki emek ve malzemeler aracılığıyla, kendi içinde bir anti-emperyalist duruştur.

Küba’ya 1958’de Amerika Birleşik Devletleri tarafından silah satış ambargosu olarak başlatılan el bloqueo (‘abluka’) 1962 yılına kadar neredeyse tüm ihraç ürünleri dahil olacak şekilde genişletildi. Uluslararası hukuku ihlal etmesine ve BM Genel Kurulu’nun ambargoyu kınayan yıllık kararı da dahil olmak üzere dünya ülkelerinin çoğunluğunun karşı çıkmasına rağmen, ekonomik engellemeler halen devam etmektedir. Bu tür kısıtlamalarla boğuşan bir ülkede, ki kağıtların büyük çoğunluğu ithaldi, üretimi maddi olarak ağır olan basılı medyaya öncelik verilmesi ve sadece yerel değil dünya çapında da dağıtımı yapılması etkileyicidir. ICAIC ve OSPAAAL’da görev alan Madrid doğumlu Kübalı grafik sanatçısı Rafael Morante, “her şeyin noksan olduğu zamanlar vardı: ressamların ihtiyaç duyduğu boya, baskı mürekkepleri ve hatta bazen kâğıt” diye belirtmiştir.

Başka bir bakış açısı sunan Tricontinental yaratıcı direktörü Alfredo Rostgaart, ambargo üzerine “kendi ifade biçimlerini arayışlarında sanatçılara yardım etti… Ambargo dolayısıyla tasarım malzemelerinin ülkeye gelişi sınırlıydı ve kendi materyal sorunlarımızı çözme ihtiyacı, yeni formlar keşfetmemize yol açtı” demiştir. Moskova’da sadece otuz yıl önce, Sovyet sanat ve teknik okulu olan VKuTEMAS, benzer maddi kısıtlamalardan dolayı birçok kültürel ve pedagojik yenilikler buldu. Kâğıda sınırlı erişime sahip olan Moskova’daki Mimarlık Bölümü, birincil öğrenme materyali olarak kil kullandı. Sonuç olarak, öğrenciler inşaatlarını doğrudan üç boyutta modelleyerek iki boyutlu çizim aracılığından uzaklaşarak form ve yapının dokunsal bir anlayışını geliştirdiler. Küba’daki malzemelerin yetersizliği, tasarımcıları ve matbaacıları, eski dergilerden kesilen harfler kullanmaya ya da yine geçmiş tarihli gazetelere baskı yapmak gibi alışılmışın dışında sonuçlara ulaşan ustaca çözümler bulmaya zorladı.

‘Düşmanımız soyut sanat değil emperyalizmdir’

Fidel Castro

Küba posterlerinin özellikleri hakkında çok şey söylenebilir ve söylenmiştir: tasarımları, kompozisyonları, renkleri, stili ve içeriği. Üretilen diğer sosyalist ve komünist posterlerden ayrı bir yere sahiptirler. Kas gücüyle çalışan fabrika işçileri, asil köylüler ya da sosyalist gerçekçilik yok. Bunun yerine, mizah ve acı, öfke ve direniş, kan dökülme ve umut var. Güzellik gerçek bir ideolojik yöntem olabilircesine insanlık var. Kübalı sanatçıların, bireyselliğe ve pazarlanabilirliğe sıkı sıkıya bağlı olan ticari sanat dünyasında nadiren bulunan sanatsal bir özgürlük alanına sahip oldukları sıklıkla dile getirilmektedir. Kübalı sanatçılar, parti çizgisinde sosyalist gerçekçiliğin hegemonik olduğu diğer sosyalist toplumlarda da duyulmamış yaratıcı bir özgürlüğe sahipti. Sovyetler Birliği’nin Lenin sonrası döneminde geliştirilen bu tarz, proletarya ve köylülüğün klasik, resimsel ve idealize edilmiş bir temsilidir.

Sosyalist gerçekçiliğin kısıtlılığını kınayan Che Guevara, sosyalist gerçekçiliğin burjuva sınıfı kökenlerine değinir. ‘Her şeye rağmen gerçekçiliğin’, ‘doğmakta olan ve kendilerini var etme sürecinde olan insanların sanatsal ifadesini tek tipleştireceği’ yönünde uyarıda bulunur. ‘İhtiyaç duyulan şeyin hem özgür sorgulamaya izin veren hem de devlet sübvansiyonlarının bereketli topraklarında bu kadar kolay çoğalan yabani otları köklerinden söken ideolojik-kültürel mekanizmaların geliştirilmesidir’ der. Kendilerini gerçekleştirme sürecinde, Kübalı sanatçılar ellerinde olan tüm araçları etkin biçimde kullanmışlardır.

Richard Frick’in Das Trikontinentale Solidaritätsplakat‘ında Rostgaart, “Acilen bir iletişim aracı yaratmak istedik, doğrudan veya dolaylı olarak, ancak aynı zamanda orijinal olan bir iletişim aracı” diyor. ‘Posterlerimizi etkili ve modern hale getirecek herhangi bir yöntemi veya tekniği reddetmedik’. Tricontinental genelinde pop sanatına konstrüktivizm ekolünün uyarlanmasından, kübizmden Afro-Küba sembolizmine, saykodelik sanattan sömürge öncesi ikonografiye kadar her şey vardı. Uluslararası yönelimi nedeniyle, Tricontinental posterler metinden ziyade okuryazarlık gerektirmeyen görselliği tercih ettti. Düz renkli serigrafi posterler genellikle soyutlama ve redüksiyon, yüksek kontrast, canlı renkler, azaltılmış çizgiler ve görsel sadeleştirme içeriyordu. ABD emperyalizmi ile alay etmek için sembolleri uyarladılar, renkleri ezilen halklar arasındaki dayanışmayı ifade etmek için kullandılar ve sermayenin geliştirdiği stilleri onun aleyhine çevirdiler.

‘Devrim’in sanatı enternasyonalist olacak’

Devrim’in sanatı enternasyonalist ve aynı zamanda ulusal köklere sıkı sıkıya bağlı olacak. Emperyalizmin yok etmeye çalıştığı Latin Amerika, Asya ve Afrika’nın meşru ve mücadeleci kültürel anlatımlarını teşvik edeceğiz. Kültürel kurumlarımız, bu kıtaların gerçek sanatçılarının, ihmal edilenlerin, zulmedilenlerin, kültürel sömürgeciliğin kendilerini ehlileştirmesine izin vermeyenlerin ve emperyalizme karşı mücadelede halklarıyla birlikte savaşanların aracı olacaktır.

1971 Küba’da Eğitim ve Kültür Kongresi’nden bir hedef bildirgesi

OSPAAAL posterlerinin hızlı bir şekilde incelenmesiyle bile, Küba’nın enternasyonalizme olan bağlılığı, milliyetçi hırslarından daha büyük görünüyor. Olivio Martínez’in anlattığı gibi ‘poster, temel bir amaca yanıttı: özgürlük hareketlerinin mücadelesini desteklemek. Ve bu sadece birçok üçüncü dünya ülkesinde gerçekleşmedi; ufuklar ABD’ye bile dayanışma getirmek için uzatıldı… örgütün adındaki (Asya, Afrika, Latin Amerika) üçlü ‘A’ ile temsil edilen sınırların ötesine geçildi ya da Vietnam ya da Güney Afrika gibi uzak topraklarda kendi sömürgeci ve talancı heveslerinin altını çizen yöneticiler ve askeri güçler tarafından uygulanan şiddet ve vahşet rapor edildi.

“Dayanışma günleri” poster serisi gibi OSPAAAL grafiklerinin açıkça enternasyonalist içeriğine ek olarak, değer enternasyonalizmi uygulamada da dikkatle geliştirildi. Grafik sanatçıları, çeşitli çalışma alanlarından uzmanlarla olduğu kadar parti propaganda departmanı ile de yakın işbirliği yaptı. Örgütün üye ülkeleri arasındaki sürekli diyalog, grafik sanatçılarının çalışmalarını dünyanın dört bir yanından gelen devrimci hareketlerden delegelerle yaptıkları fikir alışverişleri ile geliştirdikleri anlamına geliyordu. Böyle bir örnek OSPAAAL için bir poster üreten tek Kuzey Amerikalı sanatçı Jane Norling’in Porto Riko ile dayanışma içinde Küba’da aylar boyunca çalışmasıdır. Devrimci Oryantasyon Departmanı’nda tasarım ekibinin başkanı René Mederos savaşı yerinde deneyimlemek için birkaç ay boyunca Ho Chi Minh yolunda kurtuluş güçlerinin yanında yürümeye Vietnam’a gönderildi. Emperyalizmin şiddeti ve acımasızlığının içinde zıtlık içerisinde olan günlük yaşamın şiirsel ve renkli direniş tasvirlerini içeren bir dizi resimle geri döndü. Bu resimler serigrafi görüntülere, daha sonra Küba posta pullarına dönüştürüldü. Ho Chi Minh’in devrimci vaadine işaret eden ‘on kat daha güzel bir Vietnam’ portrelerdi. ‘OSPAAAL’ın posterlerinin enternasyonalist içeriği ve üretiminin arkasındaki uygulama, dayanışmanın gerçekten bir fiil olduğunu hatırlatıyor.

‘Devrimin en yüce amacı bilinç yaratmak ve onu dallandırmaktır’

Susan Sontag

Tricontinental Konferansı’nın mirasından esinlenen küresel küresel güney ve hareket-odaklı bir araştırma platformumuz, Tricontinental: Sosyal Araşırma Enstitüsü için tasarlanmış bir görsel tasarlanıyor. Küba bayrağı arkaplanda havalanan ve Fidel’in önünde tüfeklerini havada tutan bir grup askerin olduğu René Mederos’un posteri Küba devriminin onuncu yıldönümü için tasarlandı. Günümüz fikirler savaşında silahlarımız neler? Yeni eskiz kolajlandı, tüfekler kalemler, boya fırçaları ve kitaplarla değiştirildi. Askerler ise öğrenciler, anneler ve çocuklar ile yer değiştirdi.

Küba devriminin 60. yıldönümünde, birçok bağlamda silahlı mücadeleye ihtiyacımız olmayabilir, ancak küresel kapitalizme, yükselen faşizme ve iklim çöküşüne karşı savaş açmak için kalemlerden, boya fırçalarından ve kitaplardan çok daha fazlasına ihtiyacımız var. Bugünün toplumsal ve politik hareketlerin yürüttüğü ideolojik savaş sadece kelimelerle değil, aynı zamanda görsel kültür aracılığı ile de verilmelidir. Görsellik üzerinde sürekli yoğunlaşan bir savaşta, ressamların nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi ve oraya nasıl gideceğimizi resmetmelerine ihtiyacımız var.

Reklam uzmanları ve Küba devriminin grafik sanatçılarına dönüşen sanat okulu çocukları gibi grafik sanatçılarından karikatüristlere, programcılardan şairlere, psikologlardan sosyal medya fenomenlerine yani yalnızca mümkün olan değil aynı zamanda ihtiyacımız olan dünyayı hayal ve inşa etmek için bildiklerimizi ele geçirecek bütün kültürel işçilere ihtiyacımız var.                  

Biz, Tricontinental: Sosyal Araştırma Enstitüsü’nde, kendi kendini yetiştirmiş ve profesyonel sanatçılar ve tasarımcıları, özellikle de halk hareketlerine dahil olan, sanatçı ve tasarımcılar ağımıza katılmaya davet ediyoruz.

Bize katılmanızı umuyoruz.

[Tricontinental’deki İngilizce orijinalinden Dilan Kurt tarafından çevrilmiştir]