Buldan: Bu ülkeyi kadınlar yönetseydi ülkenin gündeminde S-400 değil, demokrasi ve barış olurdu

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Parlamento Kadın Grubu’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu

Buldan: Bu ülkeyi kadınlar yönetseydi ülkenin gündeminde S-400 değil, demokrasi ve barış olurdu

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Parlamento Kadın Grubu’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Buldan’ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

Nupelda ve Ayaz’ın acısını yüreğimizde yaşıyoruz

Dersim Ovacık’ta dün yaşanan patlamada iki canımızı, 8 yaşındaki Ayaz ve 4 yaşındaki Nupelda’yı kaybettik. Acımız ve üzüntümüz çok büyük. Kederli ailesine başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Acılar paylaşıldığında hafiflediğini bildiğimiz için, ailemizin acısını yürekten paylaşıyorum.

Demirtaş’ın bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını diliyoruz

Bugün Sincan Adliyesi’nde Türkiye’nin önemli bir davası görülüyor. Sevgili Selahattin Demirtaş’ın duruşmasına bugün ve yarın Ankara’da devam ediliyor. Sevgili Demirtaş’a buradan kucak dolusu selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Sevgili Demirtaş’ın ve tutuklu olan bütün arkadaşlarımızın bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını diliyoruz.

Bu Meclis’in erkek meclisine dönüşmesine izin vermeyeceğiz

Sevgili kadınlar, bu meclis aynı zamanda kadınların meclisidir. Öyle kalmaya da devam edecek. Meclisi erkek anlayışına asla teslim etmeyeceğiz. Buranın erkek meclisine dönüştürülmesine fırsat vermeyeceğiz. Bu çatı altından kadınların sesi hep yükselmeye devam edecek. Meclis kadınlarla renklenecek, kadınlarla irade bulacak.

Kadınlar kurulu erkek düzenlerini sarsıyor, bu yüzden kadınlardan korkuyorlar

Kadınlara yönelik işlenen her suçta, bu suçlar nedeniyle kurulan her mahkemede ve bu mahkemelerin kararlarında, medyanın bu suçları yansıtırken kullandığı dilde bu eril dayanışmayı ve erkek failler için örülen koruma zırhını çok net olarak görmekteyiz. Çünkü kadınlar onların iktidarını, statükosunu ve kurulu erkek düzenlerini sarsıyor. Bu yüzden kadınlardan korkuyorlar.

Sayısız güvenlik ve kamu görevlisi Kürt kadınlara karşı sayısız suç işlemiştir

Çok yakın zamanda özellikle bölgede kamu görevlilerinin organize bir şekilde kadına yönelik taciz ve tecavüze dâhil oldukları kamuoyuna yansıdı. Mardin Büyükşehir Belediyesinde kayyımın görevlendirdiği Mardin Kent A.Ş Müdürü’nün belediyeye iş başvurusunda bulunan kadınlara yaptığı tekliflerin ses kayıtları ortaya çıktı. AKP’nin gönül belediyeciliğinin yansıması Mardin’deki kayyımın rezaletidir. Kadınların yoksulluğundan faydalanmaya çalışan bu alçak zihniyeti ve arkasındakileri tüm kamuoyu tanımalıdır.

Aynı anlayış Bingöl’de de ortaya çıktı. Kadınları fuhuşa zorlayan bir çetenin üyeleri arasında, uzman çavuş, korucu, AKP üyesi olan ve kamu kuruluşlarında görev yapan kişilerin bulunduğu yapılan operasyonla ortaya çıktı. Bu çetenin faaliyetleri 2016’dan bu yana bilinmesine rağmen ne yazık ki göz yumuldu. Yine Dersim’de Munzur Üniversitesi Bilgi İşlem Dairesi Başkanı’nın bazı kadın öğrencileri tehdit ederek üst düzey kamu görevlileri ile para karşılığı fuhuşa zorladığını dehşetle öğrendik. Bir eğitim kurumunda yaşanan bu rezaletler karşısında kadınların bunlara karşı ses çıkarması gerektiğini ifade etmek isteriz.

Kim bunlar? İktidarın atadığı kadrolar. Çok açık ve net bir şekilde buradan ifade etmek isterim ki gayet organize bir şekilde Kürt kadınların kamu görevlileri eliyle fuhuşa zorlanması suçunun ortağı ve hatta faili devlet adına hareket edenlerdir, kamu görevlileridir. Güçlerini de iktidardan alıyorlar. Özellikle son 40 yıldır çatışmalı ortamla birlikte devlet gücünü arkasına alan sayısız düzeyde güvenlik ve kamu görevlisi özellikle Kürt kadınlarına karşı sayısız suç işlemiştir. Bu suçların her defasında cezasız bırakılması bu çete faaliyetlerinin devamını da ne yazık ki sağlamıştır.

Kadın, çocuk ve hiçbir bireyin korunmak için ne S-400’lere, ne F-35’lere ihtiyacı vardır

Bu ülkede kadınların, çocukların ve hiçbir bireyin korunmak için ne S-400’lere, ne F-35’lere ihtiyacı vardır. Bir toplumu ayakta tutacak ve koruyacak olan güç silah değildir. Toplumu koruyacak olan; barıştır, gerçek adalettir, gerçek demokrasidir, özgürlüklerdir, bireysel silahlanmanın önlenmesidir. Eşitlik ilkesidir. Kadınların ve toplumun bütün kesimlerinin yaşamlarının hukuk yoluyla güvence altına alınmasıdır. Bunu çok iyi biliyoruz ve bu temel ilkelerin hayata geçirilmesi adına sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Onların baskıcı erkek sistemi varsa biz kadınların da onurlu direnişi var. Kadının iradesini asla teslim alamayacaklar. Kadınlar canı pahasına da olsa bu erkek sistemin kölesi olmayı reddeceklerdir. Kadın, yaşamın her alanında kendi özgür iradesiyle dimdik ayakta olmaya devam edecektir.

Kadınların kadın üniversiteleri talebi yok, çok daha acil sorunları var

Biz kadınlar buradan sesleniyoruz. Yeni binalar yapacak bütçeniz varsa eğer, beton duvarlara harcayıp yandaş müteahhitlere peşkeş çekmeyin. Daha fazla kadının güvenceli işi, sofrasında aşı, çalışırken çocuğunu bırakabileceği bir kreşi olsun diye harcayın. Onlar sormasalar da biz kadınlar olarak buradan fikrimizi söyleyelim. Kadınların kadın üniversiteleri talebi yok! Kadınların; üniversiteler konusunda eşit, parasız, anadilinde, bilimsel ve toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan üniversite talebi var. Kadınların katledilmeden, şiddete, tacize uğramadan güven içerisinde yaşam talebi var. Aynı zamanda kadınların çok daha acil sorunları var. Yoksulluk derdi, güvencesizlik sorunu, işsizlik meselesi var kadınların. İnanın kadınların bu konudaki ağır sorunlarına bir kulak verseler, kadınlara yönelik vaatlerinin ne kadar yersiz ve gülünç olduğunu kendileri de fark edecekler.

Kadınları işsiz ve yoksul bırakan sistem kadına yönelik şiddete zemin oluşturmaktadır

Biz kadınlar dünyanın yükünü sırtımızda taşıyoruz. Buna rağmen mesaisi günün 24 saati bitmeyen kadınlar ne yazık ki toplumun en yoksul kesimi. Yoksulluk en çok kadınların belini büküyor. Kadınlar her türlü eziyete katlanmak zorunda kalıyor. Enflasyonun yaktığı mutfağın, ekonomik krizin ezdiği yaşamın, işsizliğin yarattığı çaresizliğin kahrını biz kadınlar çekiyoruz. KHK’lerle 25.000’in üzerinde kadın işten atıldı. Kadınlar için işsizlik, yoksulluk demek, şiddete karşı korunmasız kalmak demektir. Kadınları işsiz ve yoksul bırakan sistem kadına yönelik şiddete zemin oluşturmaktadır. Bu da iktidarın yürüttüğü bilinçli bir politikadır.

Nafaka hakkını gasp etme girişimleri açıkça kadın düşmanlığıdır

İşte aynı zihniyeti nafaka konusunda da görüyoruz. Poşeti parayla satan zihniyet kadınların yoksulluk nafakası hakkına da göz dikiyor. Nafakanın kaldırılması kadına yönelik ekonomik şiddet anlamına gelmektedir. Kadınların büyük bir çoğunluğu zaten yaşamını idame ettirecek bir gelire sahip değil. Bu nedenle kadının nafaka hakkını gasp etme girişimleri açıkça kadın düşmanlığıdır. Nafaka karşıtlığı, anayasanın koruma altına aldığı toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesini, CEDAW ve İstanbul Sözleşmesini yok saymaktadır.

Kadınlar olarak İstanbul’u 23 Haziran’da nasıl kurtardıysak, İstanbul Sözleşmesini de aynı kararlılıkla sahipleneceğiz

İstanbul Sözleşmesi kadın kazanımlarının bir sonucudur. Şimdi bu kazanımı ortadan kaldırmak için zemin yaratmaya çalışıyorlar, tartıştırıyorlar. Ancak başaramayacaklar, kadınlar bu sözleşmeden asla geri adım atmayacaktır. Kadınlar olarak İstanbul’u 23 Haziran’da nasıl kurtardıysak, İstanbul Sözleşmesini de aynı kararlılıkla sahipleneceğiz ve asla gasp ettirmeyeceğiz!

Cezaevlerinde de kadına yönelik saldırılar had safhada

Sevgili kadın arkadaşlarım; sadece dışarıda değil cezaevlerinde de kadına yönelik saldırılar had safhada. Bildiğiniz üzere bir de cezaevlerinde bulunan kadın yoldaşlarımız var. Sevgili Figen Yüksekdağ’a, Sevgili Gültan Kışanak’a, Sevgili Sebahat Tuncel’e, Sevgili Selma Irmak’a, Sevgili Çağlar Demirel’, Sevgili Burcu Çelik’e, Sevgili Gülser Yıldırım’a, Sevgili Mülkiye Birtane’ye, Sevgili Nurhayat Altun’a, Sevgili Aysel Tuğluk’a ve buradan ismini sayamadığım yüzlerce, binlerce kadın yoldaşıma, her birine ayrı ayrı kucak dolusu selamlarımızı sevgilerimizi iletiyorum. 2000 yılından bu yana cezaevlerinde bulunan kadın sayısı sürekli artış göstermektedir. Kadınların büyük bir çoğunluğu siyasi tutsaklardır. Cezaevlerinde bulunan kadınlar; görüş ve iletişim engeli, kitap engeli, keyfi disiplin cezaları, ortak sohbet ve aktivitelerin kısıtlanması, keyfi koğuş baskınları, çıplak arama, kelepçeli muayene ve temel yaşam gereksinimlerinden mahrum bırakma gibi birçok baskı türüne maruz bırakılmaktadırlar.

Tüm kadınların umudu ve cesaret kaynağı HDP’dir

Bizler bir kadın partisi olarak her geçen gün kendimizi daha da yenileyerek, daha da güçlendirerek yolumuza devam ediyoruz. İddiamız çok büyük. Tüm kadınların umudu ve cesaret kaynağı HDP’dir. Geçtiğimiz Mayıs ayında  “özgürlüğümüz için örgütlülüğümüzü büyütüyoruz” şiarıyla 7 bölgede geniş katılımlı kadın bölge toplantılarımızı gerçekleştirdik. Yine Haziran ayında kadın örgütlenme konferansımızı gerçekleştirdik. Son olarak Van’da 4 günlük Demokratik Yerel Yönetimler Çalıştayı’nın ilk iki gününü kadın eş başkanlarımız ve kadın belediye meclis üyelerimizle yaptık.

3. yol siyasetinin özgürlükçü iradesi ile kadınlar lehine yeni yaşamı inşa edeceğiz

Tüm bu çalışmalarımız kadın partisi olan partimizin hem parti içerisinde hem de toplumsal yaşamda kadın örgütlülüğünü yükseltmek ve kadın kazanımlarına sahip çıkarak çoğaltma kararlılığıyla yapılmıştır. Bu çalışmalarımızda tüm alanlarda kadın bakış açısıyla hayata yön vereceğiz dedik. Ve dediğimizi de yapıyoruz. Ezilenlerin, yok sayılanların, faşizme karşı direnenlerin tarihsel ittifakı olan 3. Yol siyasetinin özgürlükçü iradesi ile kadınlar lehine yeni yaşamı inşa edeceğiz. Kadın odaklı demokratik yerel yönetimlerimizi daha da güçlendirmeye ve örgütsüz tek bir kadın kalmayıncaya kadar mücadele etmeye kararlığını sürdüreceğiz.

Biz kadınlar hep birlikte başaracak, hep birlikte kazanacağız

Kayyımların kapattığı kadın kurumların yeniden açılması için kadın eş başkanlarımız büyük bir azim ve kararlılıkla çalışmaktadır. Kazanımlarımızı, yaşamlarımızı, özgürlüklerimizi hedef alan saldırılar karşısında bütün kadın örgütleri ve feminist hareket ile mücadeleyi ortaklaştıracağız; her düzeyde kadın dayanışmasını ve direnişini birlikte öreceğiz. Biz kadınlar hep birlikte başaracak, hep birlikte kazanacağız!

Kadın ittifakını kurduk, umut olduk ve faşizmi birlikte sarstık

31 Mart seçimlerinden önce, ittifak tartışmaları devam ederken herkes soruyordu, “kim kiminle ittifak yapacak” diye. O zaman çok net bir şekilde söyledik, “bizim ittifakımız kadınlarla” dedik. Öyle de yaptık. Amed’deki kadınlar, İstanbul’daki kadınlarla el ele mücadele etti. Van’daki kadınlar Antalya’daki kadınlarla omuz omuza verdi. Kadın ittifakını kurduk, umut olduk ve faşizmi birlikte sarstık. Şimdi bu ittifakı bu toprakların barışı için, demokrasisi için sürdürme, büyütme; faşizmi bitirme zamanıdır. Bunu yapabiliriz, başarabiliriz ve başaracağız da.

Kadının fikrinin olmadığı bir anayasa demokratik olamaz

Hayalini kurduğumuz barışa kavuşmak için, özgürce ve eşit koşullarda birlikte yaşamak için bir toplum sözleşmesine ihtiyacımız var. Hiçbir toplumsal grubu ve siyasi görüşü dışlamayan, ötekileştirmeyen bir anayasayı toplumsal müzakereyle var etmeyi başarırsak toplumsal barışı da var edebiliriz. Kadınlar olarak bu sürecin öncüsü olacağız. Çünkü kadının fikrinin olmadığı bir anayasa demokratik olamaz. Demokratik bir anayasanın yapım sürecine kadınların katılımını sağlamak için çalışmalarımızı başlattık.

Kadın anayasasıyla demokrasiyi taçlandıralım

Kadın meclisimiz hem kadın kurumlarıyla hem de yerellerde forumlar ve buluşmalarla genç kadın kitleleriyle bir araya gelecek ve anayasa çalışmalarını kolektif akılla yürütecek. Oluşturacağımız demokratik anayasayla sürekli tehdit altında olan kadın kazanımlarını güvence altına alacağız. Ve diyoruz ki bu ülkede kadınların yapacağı anayasayla ancak özgürleşebilir, demokratikleşebiliriz. Gelin bu işi erkeklere bırakmayalım. Kadınlar olarak demokratik anayasanın öncülüğünü yapalım. Kadın anayasasıyla demokrasiyi taçlandıralım.

Demokratik siyaset yürütenler faşizm etrafında kurulmaya çalışılan siyasi ittifak tuzağına düşmemeli

Demokratik siyaset yürüten herkesin, demokratik kamuoyunun buna karşı çıkması, faşizm etrafında kurulmaya çalışılan siyasi ittifak tuzağına düşmemesi gerektiğinin altını bir kez daha çizmek isterim. Buna karşı en geniş demokratik ittifakı oluşturmamız gerekir. Bunu da kadınlar olarak başaracağız. Bu ülkeyi erkek zihniyetine teslim etmeyeceğiz. İnanın AKP çözüldü çözülüyor. Bunu kadınlar başardı daha çok başaracak. Kadınlar daha çok şey değiştirecek. AKP’den kopmalara kimse bel bağlamasın. Umut ne AKP’dir ne de AKP benzeri partiler. Umut HDP’dir, umut kadınlardır, umut kadınların ittifakıdır.

Bu ülkeyi kadınlar yönetseydi ülkenin gündeminde S-400 değil, demokrasi ve barış olurdu

Bu ülkeyi gerçekten kadınlar yönetseydi ülkenin gündeminde ne S-400 olurdu ne de güvenlikçi politikalar. Demokrasi olurdu, özgürlük olurdu, eşitçe bir yaşam olurdu. Adalet olurdu. Yeni yaşam olurdu.

Bu tekçi, erkek sistemi mutlaka değiştireceğiz

Kadınlar olarak bunu mutlaka ama mutlaka başaracağız. Özgürce, eşitçe yeni bir yaşamı kadınlar olarak kuracağız. İşte kadın partisi HDP bunun için vardır. Kadınlar olarak neler başardığımızı 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde tüm dünyaya gösterdik. Türkiye’nin önüne güçlü bir seçenek koyduk. Şimdi bu yoldan yürüyeceğiz ve bu tekçi, erkek sistemi mutlaka değiştireceğiz. Ülkeyi kadınlar açısından yaşanılır bir ülkeye dönüştüreceğiz. Buna gücümüz de var, inancımız da var, kararlılığımız da var, sesimiz de var, sözümüz de var. Çünkü HDP bunun için vardır ve bu sözün adı HDP’dir. Yolunuz ve yolumuz açık olsun. Hep birlikte Jin Jiyan Azadi diyoruz.

Sendika.Org