5 soruda S-400 krizi*

Türkiye neden S-400 alıyor? Rusya neden Türkiye’ye S-400 satıyor? ABD neden Türkiye’nin S-400 alımına karşı çıkıyor? Türkiye’ye yönelik hangi yaptırımlar gündemde? Bu iş bitti mi?

5 soruda S-400 krizi*

Haziran sonunda Japonya’nın Osaka kentinde düzenlenen G20 zirvesinde yapılan Erdoğan-Trump görüşmesinden sonra S-400 tartışmaları yeniden hız kazandı. Olası ABD yaptırımlarını, S-400’lerin sevkıyatını, nerede ve nasıl kullanılacağını, Türkiye’nin NATO dışından silah almasına yönelik yapılan değerlendirmeleri güncel gelişmeler ışığında 5 başlıkta derledik.

1-Türkiye neden S-400 alıyor?

Saray-AKP iktidarı 2013’te Suriye’den gelebilecek tehditleri öne sürerek hava savunma sistemleri arayışına girdi. Türkiye’nin ABD’den teknoloji transferiyle birlikte Patriot füzesi alma talebi ABD Kongresi’ne takıldı. ABD teknoloji transferine yanaşmayınca alternatif arayışlarına girişildi.

Bunun üzerine aynı yıl Türkiye uzun menzilli füzeler için ihale açtı. Fransa-İtalya ortaklığı Eurosam, Çin firması CPMIEC ve Amerikan firmaları Lockheed Martin ve Raytheon teklif verdi. Amerikan şirketleri Patriot için tekrar ihaleye girmesine rağmen, teknoloji transferinin yapılmayacağını yinelendi. İhaleyi Çin 3 milyar 400 milyon dolarlık bir anlaşmayla kazandı. Ancak NATO ve ABD’nin karşı çıktığı bu ihale 2015’te iptal edildi.

Beyaz Saray’ın kapısından eli boş dönen, Çin’den füze alması da engellenen AKP bunun üzerine S-400 hava savunma sistemleri için Rusya’ya yöneldi, anlaşma imzalandı ve tüm tartışmaların gölgesinde gerçekleşecek sevkıyat bekleniyor.

Kime karşı kullanılacağının yanıtı yok

Ancak gelinen süreçte S-400’lerin tam olarak nerede ve hangi ihtiyaca yönelik kullanılacağı belirsiz. AKP’nin dış politikadaki manevra alanı Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Libya gibi ülkelerle yaşanan krizlerle birlikte iyiden iyiye daralıyor. Şimdilik S-400’lerin bu ülkelerle yaşanması muhtemel krizlerde kullanılacağına dair bir açıklama gelmedi. Ancak AKP için dış politikanın önemli bir başlığı haline gelen Doğu Akdeniz’deki doğalgaz sondaj faaliyetleri için Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’in “Biz şimdi S-400 alıp da Doğu Akdeniz’deki denklemi değiştireceğiz diye bir planlama yok…” şeklinde bir açıklaması var. S-400’lerin nerede konuşlandırılacağı sorusuna karşılık hem Demir hem de Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Milli Savunma Bakanlığı ile TSK’nin konu üzerinde çalıştığını ifade ediyor.

Kullanılacak mı, kullanılmayacak mı?

4 Temmuz’da Hürriyet’te yayımlanan Uğur Ergan imzalı habere göre sistem tüm bileşenleriyle aktif hale gelecek şekilde kurulacak ancak barış zamanlarında, bakım, tatbikat gibi olaylar dışında açılmayacak. Aynı gün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan haberdeki ifadeleri destekleyen bir çıkış geldi: “S-400 acil bir durum olduğu zaman devreye girecek. Durup dururken niye devreye girsin? Bir defa maliyeti çok yüksek.” Gün sonunda Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ndan hem Hürriyet’in haberiyle hem de Çavuşoğlu’nun açıklamasıyla çelişen bir açıklama geldi: “S-400’ler çok yakın bir tarihte getirilecek. Günler içerisinde bu sistem Türkiye’ye gelecek ve aktif bir şekilde kullanılacak. Bazı senaryolar ortaya atılıyor. ‘Getirilecek ama kullanılmayacak, kutusunda duracak’ gibi şeyler ortaya atılıyor. Bunlar doğru değildir.” S-400’lerin kullanılıp kullanılmayacağı üzerine bakan ve Saray sözcüsünün çelişkili açıklamaları sevkıyat sonrasına dair bulanık bir tablo ortaya koyuyor.

Erdoğan son olarak Bosna Hersek dönüşünde uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada “Eğer birileri bize saldırı yaparsa bu saldırı karşısında biz de savunma sistemimizi devreye sokacağız. Böyle bir yatırıma bunun için giriyoruz” dedi. Ne var ki yine tehdidin adresinin neresi olduğunu göstermedi.

2- Rusya neden Türkiye’ye S-400 satıyor?

S-400 sevkiyatı gerçekleştiğinde Türkiye, Çin ve Belarus’tan sonra bu hava savunma sistemlerine sahip üçüncü ülke olacak. Aynı zamanda Rusya bir NATO ülkesine kendi silahını satmış olacak.

Suriye politikasında ABD ve Rusya arasında salınan AKP iktidarının Rusya ile ilişkilerinin ilerlemesi, onu NATO’dan koparmasa da NATO içi gerilimleri tetikleyerek Rusya’nın bölgedeki pozisyonunu güçlendiriyor.

Rusya kurduğu siyasetle Türkiye’nin ABD/NATO ile yaşadığı krizin derinleşmesini amaçlıyor. Bu satış sonucunda ne olursa olsun Rusya herhangi bir zarar görmeyecek ancak Türkiye bu füzeleri kullansa da kullanmasa da parasını ödeyecek, NATO üyeleri arası ilişkiler yaptırım süreçleri ile bozulmuş olacak.

3-ABD neden Türkiye’nin S-400 alımına karşı çıkıyor?

Türkiye’nin S-400’lere sahip olması demek, Suriye sınırında bulunan bir NATO ülkesinin Rus hava savunma sistemleri ile silahlandırılması anlamına geliyor. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) S-400’lerin, F-35 programı ile uyumlu olmadığını, Türkiye’nin her ikisini aynı anda elde edemeyeceğini belirtiyor ve Ankara’nın uzun vadede stratejik ve ekonomik olarak Rusya’ya bağımlı hale geleceğini savunuyor.

ABD eski Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan S-400 alımına ilişkin Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a yazdığı mektupta S-400’lerin F-35’lerin güvenliğini tehdit etmesinin yanı sıra, Türkiye’yi stratejik ve ekonomik olarak Rusya’ya aşırı bağımlı kılacağını söylüyor.

ABD Senatosu da S-400 anlaşmasına konusunda Pentagon ile paralel bir görüşte. Erdoğan’ın G20 zirvesinde Trump ile S-400 anlaşmasını konuştuğu tarihlerde Türkiye’ye gelen ABD’li Senato üyesi Lindsey Graham da Türkiye’nin S-400’leri alsa bile aktive etmemesini ve onların yerine Patriot’ları kullanmasını öneriyor.

G20 zirvesinde Trump, S-400’ler konusunda doğrudan bir görüş bildirmeyip (Erdoğan’ın aktarımı dışında Trump’ın yaptırım olmayacak deyip demediği bilinmiyor) “Obama yönetimi Patriot’ları Türkiye’ye satmadı” diyerek S-400’lere ikame edilebilecek yeni bir Patriot anlaşması olasılığını zayıf da olsa gündeme getirmiş oldu. Trump Türkiye’nin Patriot alımı konusunda Obama yönetimini suçlasa da kendi döneminde de Ankara’ya verilen yanıt başvurudan 2 yıl sonra gelmiş ve verilen yanıtta teslimat için 7 yıl sonrasına tarih verilmiş, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Osaka dönüşünde yaptığı  “Trump iş başına geldiği zaman da biz Patriot almak istediğimizi yazılı bir şekilde ABD’ye ilettik. Daha 6 ay önce, başvurumuzdan yaklaşık 2 sene sonra bize cevap geldi. Yani bunu sadece Obama dönemine yıkmayalım” açıklamasıyla bu konuya dikkat çekmişti.

Ordusu baştan aşağıya NATO’nun silah teknolojisi ile donatılmış Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemini NATO ağına entegresi başlı başına sorun. Bu entegrasyon gerçekleştiği takdirde Türkiye’nin sahip olduğu NATO teknolojilerinin bilgisine Rusya’nın erişebileceği endişesi dile getiriliyor.

4- Türkiye’ye yönelik hangi yaptırımlar gündemde?

ABD Dışişleri Bakanlığı, S-400’lerin alınması halinde Türkiye’ye yönelik Amerika Düşmanlarına Yaptırımlarla Mücadele Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırımlar uygulanacağını açıkladı.

CAATSA çok geniş bir yaptırımlar listesini içerse de bu kapsamda şimdilik Türkiye’nin ABD’ye eğitim için gönderdiği 42 F-35 pilotu ve personelinin 31 Temmuz’a kadar ülkeden ayrılmaları isteniyor.

F-35 eğitim programı kapsamında ABD’ye giden pilot ve personelin Türkiye’ye döndürülmesi kararı bir kenara, Türkiye’nin ödemesini yaptığı F-35’lerin teslimatı da henüz gerçekleşmiş değil. Trump’ın Erdoğan ile görüştükten sonra yaptığı “F-35’leri, yani parasını ödediği uçakları almak istiyorlar, bundan doğal ne olabilir ki” açıklamasına karşılık ABD Kongresi ve Dışişleri Bakanlığı’nın daha önceki açıklamaları Trump’ın sözleriyle çelişiyor.

ABD Avrupa Kuvvetleri (EUCOM) ve NATO Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı Orgeneral Curtis M. Scaparrotti, “Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemlerini alması durumunda F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye verilmemesi” gerektiğini söylemişti. Senatör Tillis’in “Türkiye’nin F-35 üretim zincirinden çıkarılması” önerisini de ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Palladino’nun “Türkiye’nin F-35 programındaki rolünün gözden geçirilmesi gerektiği” yönündeki beyanı izlemişti.

Ayrıca F-35 teslimatı konusunda ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu, 10 Mayıs’ta sunulan ve Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemi aldığı takdirde F-35 programından çıkarılacağına ilişkin karar tasarısını kabul etmişti. Yani Trump’ın F-35 açıklamalarının karşısında “Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA)” adıyla Kongre’den çıkmış bir karar mevcut.

Şu anda somut olarak tartışılan tek yaptırım Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması olsa da ABD Senatosu’ndan gelen yaptırımların masada olduğu vurgusu Türkiye’yi ekonomik, askeri ve politik olarak sıkıştırma potansiyeli taşıyor. Erdoğan, G20 zirvesinde Trump’ın yaptırım olmayacağına dair söz verdiğini ileri sürse de bu konuda son söz ABD Senatosu’na ait ve ABD kurumlarının tutumunda bir değişiklik yok.

Trump yaptırımları engeleyebilir mi?

Trump’ın yaptırımlar konusunda 180 günlük tehir (geciktirme) yetkisi var. Ancak Trump böyle bir karar alırsa, bu kararı ABD Kongresi’nde savunması yani Kongre üyelerini Türkiye’nin bu konuda geri adım atacağına ikna etmesi lazım. Bu da Türkiye’nin S-400 alımından vazgeçmesini ya da S-400’lerin kullanılmayacağına dair Erdoğan’dan alınan bir sözün ortada olması gerektiriyor. Ancak Erdoğan’ın “Bu iş bitti” açıklamaları göz önüne alındığında ne Trump’ın böyle bir savunu yapması ne de ABD Kongresi’nin buna ikna olması olası görünüyor.

5-Bu iş bitti mi?

Erdoğan S-400 alımını her fırsatta “Bu iş bitti” şeklinde değerlendiriyor. Erdoğan’ın iş bitti açıklamasının ardından bu netliği zayıflatan iki gelişme yaşandı. İlki, G20 zirvesinden yani Erdoğan’ın Trump’tan yaptırımlara dair aldığı güvenceyi açıkladığı tarihten hemen sonra Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’in “Yaptırımlar konusunda önlemimizi aldık” açıklaması geldi. Buradan anlaşılmaktadır ki ABD Senatosu ya da Pentagon tarafından gelecek bir yaptırım bekleniyor. Erdoğan 1 Temmuz günü “Şurada belki bir hafta, 10 gün içerisinde ilk serisi inmiş olacak” demişti, 8 Temmuz’da ise sevkıyat sürecinin ilerlediğini belirtip mutabık kalınan tarihler olduğunu vurgulayarak “Bizden bu noktada şu tarih diye zorlamazsanız isabetli olur” dedi.

ABD, herhangi bir NATO ülkesinin Rus yapımı silahlara sahip olmasına karşı çıktığında Erdoğan’ın, NATO ülkesi olan Yunanistan’ın yıllardır S-300’leri kullandığına dair bir çıkışı da olmuştu. Ancak bu silahlar ne Erdoğan’ın dediği gibi kullanıldı ne de NATO sistemine entegre edildi. ABD’li Senatör Graham’ın önerdiği, Hürriyet’in haberinde öne çıkarılan “Alınacak ama aktive edilmeyecek” olasılığı da bir kenarda duruyor. S-400’lerin Türkiye’deki akıbetinin ne olacağı belirsizliğini koruyor.

* Cansu Çamlıbel’in Gazete Duvar’da yayımlanan “En fazla ötelenebilecek bir kriz” başlıklı yazısından faydalanılarak güncellenmiştir.

Sendika.Org