Seçenekler şekillenirken – Ergin Yıldızoğlu (Cumhuriyet)

Gençliği, modern kent-soylu orta sınıf estetiğine uygun görüntüsü, yumuşak uzlaşmacı, ama haklarını korumakta iddialı tavrı İmamoğlu’nu, Özal’ı anımsatan güçlü bir seçenek yapıyor

Seçenekler şekillenirken – Ergin Yıldızoğlu (Cumhuriyet)

20 Haziran’daki yazımda, AKP’de temsil edilen siyasal İslamın oligarşisinin iktidarda kalabilmesi için çok sayıda “şeyin” denk gelmesi gerektiğine işaret etmiştim. Bu oligarşiyle, “egemen sermaye arasındaki bağlar kopuyor”… “kopuşun önemli sonuçlar yaratması beklenmelidir” diyordum. Hafta sonu yapılan seçimlerle oluşan manzara bu sonuçlarla ilişkilendirilebilir.

Bu seçimlerin sonuçları üzerine ülke içinde ve dışında yapılan yorumlar, uluslararası ve yerel egemen sermayenin, seçim sonuçlarını bir “dönüm noktası”, bir “bir sonun başlangıcı” olarak okuduğunu gösteriyor. Bu başlangıç, kaçınılmaz olarak yeni seçenekleri gündeme getiriyor.

Bir karşıt dalga

“Gezi olayı”, haziran seçimi, kesin sonuçları beklemeden “Atı alarak Üsküdar’ı geçmeler”, oligarşinin halktan rıza alma kapasitesinin erimeye başladığını gösteriyordu. Oligarşinin “rıza alma” kapasitesindeki erimeye, ekonomik krizi yönetmedeki “beceriksizliği” de eklenince, yerli “egemen sermaye” tavır almaya, uluslararası sermaye güvensizlik belirtmeye başladı. 1. ve 2. İstanbul Belediye seçimlerinin sonuçlarının da gösterdiği gibi, oligarşi artık siyasal İslamın fosilleşmiş kesimiyle baş başa kalmıştır.

Bu yalnızlaşma süreci daha da hızlanacaktır. Çünkü, hafta sonu yenilenen seçimlerin sonuçları, sürecin artık “rıza alma” kapasitesini yitirmenin ötesine geçtiğini gösteriyor. Şimdi toplumun siyasi yapısını sarsmaya başlayan bir karşıt dalga var. Bu, bir karşıt-hegemonya odağı yaratma ya da yaratılacak olanı yönetime taşıma potansiyeline sahip bir dalgadır.

Yeni seçenekler” bu noktada gündeme geliyor. Egemen sermaye açısından bu seçeneklerin iki özelliği kendinde birleştirmesi gerekiyor. Birincisi: Egemen sermayenin “kriz yönetim modelini” benimsemesi, bu modeli bu dalganın genel çıkarı olarak sunabilecek bir söylemi geliştirebilmesi gerekiyor. İkincisi: Toplumda, ekonomik çıkarlar, kültürel değerler açısından çok parçalı bir kutuplaşma söz konusudur. Yeni seçenek, bu parçalanmayı, toplumu, bir söylem ve bir “ana gösterge” (söyleme anlamını verecek ilke) altında birleştirerek aşabilmelidir.

İki seçenek

Ülke bir ekonomik kriz ve yönetim krizi içindeydi, Erdoğan ve AKP bu özellikleri taşıyormuş izlenimi vererek seçenek olmuştu. Ancak, o zaman uyardığımız gibi, aslında siyasal İslam, bu izlenimi kendi hegemonya projesini inşa etmek için üretmişti. Kısacası o izlenim gerçek değildi.
Buna karşılık, 60’larda Demirel ve AP, 80’lerin başında, Özal ve ANAP egemen sermaye açısından gerçek seçenekler olmak için gereken özelliklere gerçekten sahiptiler. Yerli ve uluslararası büyük sermayenin programını hayata geçirebildiler. 

Bugün yukarıda özetlediğim özellikleri temsil edebilecek seçenekler var mı? Bence biri güçlü öbürü de zayıf iki seçenek var. Güçlü seçenek, Ekrem İmamoğlu. Zayıf seçenek ise Ali Babacan Abdullah Gül ikilisi.

Ekrem İmamoğlu güçlü seçenek çünkü, belediye seçimlerini açık farkla kazanmakla kalmadı, bunu, halen son 17 yılda toplumda yayılan dinci söylemden tamamen kopmadan (İslamcı bir dil kullanarak), egemen sermayenin, Demirel ve Özal gibi başarılı, Türkeş gibi anti-komünist “seçeneklerine” methiyeler düzerek, “herkesi kucaklamak”, “sevgi” “her şey çok güzel olacak” gibi sözcüğün gerçek anlamıyla popülist (içi doldurulmayı bekleyen) vaatlerle gerçekleştirdi. Gençliği, modern kent-soylu orta sınıf estetiğine uygun görüntüsü, yumuşak uzlaşmacı, ama haklarını korumakta iddialı tavrı İmamoğlu’nu, Özal’ı anımsatan güçlü bir seçenek yapıyor.

Ali Babacan / Abdullah Gül ikilisi de egemen sermayenin ekonomik politikasını benimseyeceklerdir. Ancak her ikisinin, bu politikaları yeni dalganın çıkarı gibi sunacak söylemi inandırıcı bir biçimde geliştirme kapasitesi, “kültürel sermayeleri” son derecede sınırlıdır. Siyasal İslam içinden geliyor olmaktan başka bir siyasi özellikleri, kanıtlanmış liderlik kapasiteleri yoktur.

Ancak, AKP bir siyasal aygıt olarak çökerken, CHP kurucu ilkelerinden uzaklaşarak ayakta kalmaya çalışırken, egemen sermaye, programının taşıyıcısı olarak, bu iki seçeneği birleştirecek yeni bir yapılanmayı da tercih edebilir.

Kaynak: Cumhuriyet