Irkçılık sistemin genetiğinde var

Bireylerin ırkçı önyargılarını tamamen ortadan kaldırsak dahi ırkçılık sistemdeki yerleşik mekanizmalarıyla varlığını sürdürüyor. Yani ırkçılık kapitalist toplumun ekonomisinde, siyasetinde, eğitiminde kısaca tüm büyük yapılarında gömülü olarak mevcut

Irkçılık sistemin genetiğinde var

Mudanya Belediyesi, Suriyeli sığınmacıların sahilde dolaşmasını ve denize girmesini yasaklamış.

Zabıtalar göçmenlerin sahile inmesini engellemiş. Yasağın gerekçesi ise “Mudanya halkının rahatsız olması” imiş. Mudanya’nın CHP’li Belediye Başkanı H. Türkyılmaz “Bizim çocuklarımız şehit olurken, analarımız ağlarken, ekonomimiz kötüye giderken onlar zevki sefa içinde” sözleriyle yasağı savunmuş. Aynı başkan 2014’te de zabıtalardan göçmenleri ilçe dışına çıkarmalarını istemiş.[1]

Bolu’nun yeni seçilen CHP’li belediye başkanı da benzer gerekçelerle Suriyeli göçmenlere verilen yardımı kesmişti.[2]

Berlin Belediyesi “kara kafalı” Türklerin Berlin sokaklarında dolaşmasını ya da İngiltere’de belediyeler Türklerin denize girmesini yasaklasalardı neler hissederdik acaba?

Ülkede son zamanlarda giderek artan ve sadece aşırı sağ ya da sağın değil, kendilerini yukarıda verilen örnekteki gibi solda tanımlayan bazı kesimlerin dahi savundukları ırkçı, sığınmacı ve göçmen düşmanı bir tutum daha.

Sanki sığınmacılar olmasa gençlerimiz ölmezmiş, ekonomi tıkır tıkır işlermiş, enflasyon-hayat pahalılığı yoksulluk altında halk ezilmezmiş, 8 milyon civarında işsiz sokaklarda dolaşmazmış, bütçe açığı üç katına çıkmazmış, milyarlarca liraya mal olan seçim üstüne seçim yapılmazmış gibi.

Sisteme günah keçisi lazım

Kapitalist toplum ne zaman ekonomik, politik ve sosyal kriz içine girse, bunun nedeninin kapitalist sistemin kendi ve onun yöneticileri olduğunu unutturmak için hep günah keçileri aranır ve bulunur.

En kolay hedefler seçiliyor

2. Dünya Savaşı öncesinde Nazi Almanya’sında bu günah keçileri Yahudiler ve Çingenelerdi. 2000’li yıllarda Batı’daki Müslüman azınlıktı ya da Türklerdi. Günümüzde ABD’de Meksikalı göçmenler, Avrupa’da, Afganistan’daki ve Orta Doğu’daki savaştan kaçan Afganlar, Araplar, Türkiye’de ise Suriyeliler.

Irkçılık sistemin genetiğinde var

Irkçılık genelde bireylerin sergilediği saldırgan eylem ve tavırlara bakılarak değerlendiriliyor.

Ancak bireylerin ırkçı önyargılarını tamamen ortadan kaldırsak dahi ırkçılık sistemdeki yerleşik mekanizmalarıyla varlığını sürdürüyor. Yani ırkçılık kapitalist toplumun ekonomisinde, siyasetinde, eğitiminde kısaca tüm büyük yapılarında gömülü olarak mevcut.

Örnek olarak, tekçi bir devlet ve toplum yapısının ve ideolojisinin hâkim olduğu bir ülkede ırkçılık; gelir ve servetten farklı etnik grupların, kimliklerin aldıkları payda, bu kesimlerin istihdam edilmeleri sırasında, vergileme ve sosyal yardım sunumu sırasındaki uygulamalarda, eğitim kurumlarında, okullarda uygulanan müfredatta, sosyal konuta ve sağlık hizmetine erişimde, bebek ölümlerinde, ayırımcı hukuk sisteminde, cezaevlerindeki uygulamalarda, kitlesel tutuklamalarda ve şiddette, toplu katliamlarda kendini hep gösteriyor.

Bu nedenle de ırkçılığa karşı bireylerin eğitimi ve bu yöndeki söylemler (ne denli önemli olursa olsun) tek başına yeterli olmuyor. Sistemin büyük yapılarında gömülü olan ırkçılığı ortadan kaldırmak, bunun için de bunu besleyen sistemi ortadan kaldırmak gerekiyor.

Dipnotlar:

[1] “Mudanya Belediyesi, Suriyeli sığınmacıların sahilde dolaşmasını ve denize girmesini yasakladı”, https://marksist.org (8 Haziran 2019)

[2] https://tr.euronews.com/…/bolu-nun-yeni-chp-li-belediye-bas….