Eğitim Sen: “Eğitimin temel sorunlarına ilişkin çözümsüzlük politikaları sürüyor”

Eğitim Sen, "2018-2019 eğitim-öğretim yılında eğitimin durumu"nu yayımladı. Raporda "Eğitimin temel sorunlarına ilişkin çözümsüzlük politikaları sürüyor" denildi

Eğitim Sen: “Eğitimin temel sorunlarına ilişkin çözümsüzlük politikaları sürüyor”

Okulların kapanmasına birkaç gün kala, “2018-2019 eğitim-öğretim yılında eğitimin durumu” raporunu yayımladı. Raporda Türkiye’de eğitim sisteminin uzun süredir ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya bırakıldığı, eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikalarının 2018-2019 eğitim-öğretim yılı boyunca yapılan düzenlemeler, sistem değişiklikleri ve fiili uygulamalarla sürdürüldüğünün altı çizildi.

Diğer yandan bu yıl, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un açıklamış olduğu “2023 Eğitim Vizyon Belgesi” ile eğitim sisteminin tüm kademelerinin daha piyasacı ve “inanç merkezli” olarak yeniden yapılandırılması, öğretmenlik meslek kanunu üzerinden öğretmenlik mesleğinin rekabet ve performans ekseninde iyice itibarsızlaştırıldığı, okul yöneticiliğinin “işletmeci” bir anlayışla profeyonelleştirilmesi gibi ve ortaöğretim sisteminde yapılan değişikliğin öne çıkan tartışma başlıklarını oluşturduğuna dikkat çekildi.

Raporda öne çıkan kısımlar şöyle:

Eğitimde eşitsizlik derinleştir

  • Çocuklar eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamamakta, çocuk yaşta evlenmenin önüne geçen adımlar atılmamaktadır. Yoksul, emekçi ailelerin çocukları başta olmak üzre, kız çocukları, kırsal kesimde yaşayan çocuklar, eğitim hakkından eşit koşullarda ve parasız olarak yararlanamamaktadır.  Bölgesel, cinsel, sınıfsal vb. eşitsizlikler, anadilinde eğitim gibi en temel sorunlar iktidarın çözmek bir yana daha da derinleştirdiği temel sorunlar çözülmek bir yana daha da derinleşmiştir.

Eğitim süresi 8,2 yıl olarak gerçekleşti

  • MEB tarafından 4+4+4 sonrasında zorunlu eğitim süresinin 12 yıla çıktığı iddia edilmesine rağmen, 2018 yılında ortalama eğitim süresi 8,2 yıl olarak gerçekleşmiş, 2019 yılı hedefi ise 9,1 yıl olarak belirlenmiştir.

Her 100 öğretmenden sadece 16’sı atandı

  • MEB’in resmi verilerine göre ülke çapında görev yapan 920 bin 524 öğretmenin yüzde 66’sı (607 bin 604) son 17 yıl içinde atanmıştır. MEB bünyesinde görev yapan buna karşın, 17 yıl içinde KPSS’ye giren her 100 öğretmenden sadece 16’sı öğretmen olarak atanırken, geriye kalan 84 işsiz öğretmen ya tekrar sınava girmek ya da başka alanlarda çalışmak zorunda bırakılmıştır.

Eğitim öğretimden erken ayrılma oranı yüzde 32,50

  • MEB Faaliyet Raporu verilerine göre ikili eğitim yapılan okul oranı yüzde 25,71’dir. Başka bir ifade ile Türkiye’de her dört okuldan birinde ikili eğitim yapılmaktadır. Spor salonu bulunan okul oranı sadece yüzde 13’tür, okulların yüzde 87’sinde spor salonu bulunmamaktadır. Kütüphanesi olmayan okul oranı yüzde 61; çok amaçlı salonu olmayan okulların oranı yüzde 62’dir. Eğitim öğretimden erken ayrılma oranı (18-24 yaş) yüzde 32,50 gibi oldukça yüksek bir oranda gerçekleşmiştir.

“Okullar fiilen kışla ya da cezaevi haline getirildi”

  • Eğitimde siyasal kadrolaşma uygulamalarının yukarıdan aşağıya doğru organize bir şekilde gerçekleştirilmesi, okullarda yaşanan şiddetin artması, eğitim emekçilerine yönelik çeşitli saldırı ve tehditlerin (ihraç, açığa alma, sürgün vb.) hız kesmeden sürmesi gibi uygulamalar, okullarımızın fiilen kışla ya da cezaevi haline getirilmesine neden olmuş, en temel sendikal faaliyetlerimiz sık sık soruşturma konusu yapılmıştır.
  • Bir taraftan sermayenin ihtiyaç duyduğu ara elemanlar ucuz işgücü olarak üretim sürecine dahil olması sağlanırken, diğer taraftan imam hatipleştirme politikaları üzerinden eğitimin dinselleştirilmesi ve siyasi iktidarın politik kitle tabanının genişletilmesi yönünde adımlar atılması hedeflenmiştir.

Okul türlerini yok sayma politikaları sürdürüldü

  • Okullaşma politikasında yanlış uygulamalar meslek lisesi artışı oranlarına bakıldığında net bir şekilde görülmektedir. Öğrenciler tarafından en çok tercih edilen okul türü olan Anadolu liselerine ilişkin bu okul türlerini yok sayma politikaları sürdürülmekte, meslek lisesi sayısını arttırma politikalarına devam edilmektedir.

Ayrımcı uygulamalara devam edildi

  • 2018-2019 eğitim-öğretim yılı boyunca cinsiyetçilik ve cins ayrımcı uygulamaların okullarda etkili şekilde üretilmeye devam ettiği görülmüştür. Geleneksel cinsiyet rolleri aile, okul, hukuk, ahlak, din ve medya tarafından sistemli bir şekilde çocuklara aktarılmaya çalışılmaktadır.
  • Eğitim programlarında ve ders kitaplarında ülkedeki etnik, dilsel, kültürel ve inanç çeşitliliği neredeyse hiç yansıtılmamaktadır.
  • MEB ile dini vakıflar ve dernekler arasında imzalanan protokoller aracılığıyla çok sayıda okul, dini vakıf ve derneklerin temel faaliyet alanları haline gelmiş ya da getirilmiştir.
  • Dini vakıf ve derneklerin devlet okullarına başta “değerler eğitimi” olmak üzere, tamamına yakını dini içerikli çeşitli konularda ders ve seminer verebilmesi, kendi yayınlarını dağıtabilmesi, pedagojik olarak sakıncalı olmasına rağmen çocukları camilere yönlendirmesi vb. gibi faaliyetlerin yolu açılmıştır.

İmam hatip liselerinin ortaöğretimdeki payı sistematik bir biçimde arttırıldı

  • Ortaöğretim kurumları, AKP’nin toplum mühendisliği açısından özel önem atfettiği bir alanı oluşturmaktadır. Bu nedenle MEB’in ideolojik bir tercihle uzun süredir yürüttüğü dönüşüm programı üzerinden meslek liseleri ve imam hatip liselerinin ortaöğretim içerisindeki payı sistematik biçimde arttırılmıştır. Bu politikanın bir sonucu olarak, sınav sistemlerinde değişikliğe gidilmiş ve genel akademik eğitim baskılanmaya çalışılmıştır.

Eğitimde şiddet sorunun çözülmesi için köklü dönüşümler gerek

  • Okullarda yaşanan şiddetin giderek artması, Türkiye’de eğitimin çok ciddi bir tehdit ile karşı karşıya olduğunu göstermiştir. MEB’in okul içinde özel güvenlik birimleri veya çevresinde polis yığarak sorunu kolluk kuvvetleri ile çözme arayışının hiçbir işe yaramadığı bir kez daha görülürken, eğitimde şiddet sorununun çözülmesi için yapısal, kurumsal ve kültürel anlamda köklü dönüşümlere ihtiyaç olduğu görülmüştür.

Raporunun tamamına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Sendika.Org