AİHM tutuklu hakim ve savcıların başvurularını birleştirdi, Türkiye’den savunma istedi

AİHM, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ihraç edilen ve gözaltına alınıp duruşmasız tutuklanan hakim ve savcıların başvurularını birleştirdi ve Türkiye’den savunma istedi

AİHM tutuklu hakim ve savcıların başvurularını birleştirdi, Türkiye’den savunma istedi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 15 Temmuz darbe girişiminin ardından gözaltına alınıp tutuklanan 546 hakim ve savcının başvurularını tek dosyada birleştirdi ve Türkiye’den savunma istedi.

Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre; AİHM, içerik yönünden benzer olan başvuruları kısaca “Selçuk Altun ve Diğerleri Davası” adı altında birleştirdi.

AİHM, davacılar hakkındaki geçici tutuklama kararlarının yasallığı, “kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular” kavramı, kanıtların tutukluluk sonrası ortaya çıkması, sulh ceza hakimliklerinin karar veriş yöntemi, geçici tutukluluk süreleri ve geçici tutukluluğa itiraz süreci hakkında Türkiye’ye sorular sordu.

Türkiye’nin görüşlerini AİHM’e iletmesi için 16 hafta süresi var.

AİHM’de emsal karar var

AİHM’in elinde hakim ve savcıların başvurularına ilişkin emsal niteliğinde bir karar bulunuyor.

Strasbourg Mahkemesi, “FETÖ” suçlamasıyla tutuklanıp 11 yıl 3 ay hapse mahkum edilen Anayasa Mahkemesi eski Başkanvekili Alparslan Altan tarafından açılan davada Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinin 1. bendinin ihlal edildiğine hükmetti.

“Suçüstü” kavramının “aşırı geniş” yorumlandığını ve hakimlik teminatına ilişkin güvence usulüne uyulmadığı için tutuklamanın hukuki olmadığını söyleyen AİHM, davacının somut delil olmaksızın sadece “yasadışı örgüt üyesi olduğu şüphesi”yle tutuklanmasının “makul şüphe” şartını sağlamadığını belirtti. AKP hükümetinin darbe girişimi sonrası AİHS’yi kısmen askıya almış olması da gerekçe olarak kabul edilmedi

Ne olmuştu?

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından meslekten ihraç edilen hakim ve savcılar, ihraçların ardından başlatılan soruşturmalar kapsamında gözaltına alınıp duruşma yapılmaksızın tutuklanmıştı.

Sulh ceza hakimleri tarafından verilen tutuklama kararlarına HSK’nin “darbe girişiminde bulunan bir terör örgütüne üyelik nedeniyle görevden uzaklaştırılmış olma” kararı gerekçe gösterilmişti. Sulh ceza mahkemeleri de adli kontrol uygulamasının yeterli olmayacağını savunarak tutuklama kararı için “orantılı” demişti.

Hakim ve savcılar, haklarındaki geçici tutukluluk kararına karşı Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. Yüksek Mahkeme ise başvuruları “kabul edilemez” bulmuş, davacıların ByLock programı kullanıcısı olmasının “FETÖ/PDY bağlantılarının varlığı konusunda soruşturmayı yürüten makamlarca bir kanıt olarak değerlendirilebileceği” sonucuna varmış, duruşmasız tutuklama kararlarını hukuka uygun bulmuştu.

Davacı hakim ve savcılar bunun üzerine AİHM’e başvurmuştu. Başvuruda geçici tutukluluk uygulamasının iç hukukta hakim ve savcılar için öngörülen güvencelere aykırı olduğu, davacıların yetersiz kanıt temelinde tutuklandığı, kimi davacıların tutukluluk sürelerinin aşırı uzunluğuna maruz kaldığı, kimi davacıların duruşmasız ve savcı görüşsüz tutuklandığı, sulh ceza hakimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmadığı, kimi davacılara avukat sağlanmadığı aktarılmıştı.

Sendika.Org