Toplumun karşı yakasında kalan yoksullarla yeniden güven ilişkisi kurulabilir mi?

Muhalefet, üst insan olarak görülen bir liderin gölgesi altında suç ortaklığına varan muazzam bir çürüme yaşayan ve kutuplaşmış toplumun karşı yakasında kalan yoksullarla yeniden güven ilişkisi kurulabilir mi?

Toplumun karşı yakasında kalan yoksullarla yeniden güven ilişkisi kurulabilir mi?

Vahşi kapitalizmi pervasızca hayata geçiren AKP, bunu yaparken aynı zamanda yoksulların desteğini nasıl sağlayabildi? Derelerinin, evlerinin, işyerlerinin önünde militanca direnen insanlar sandığa gittiklerinde celladına aşık kurbana nasıl dönüştü? Mağduru özneye çevirme potansiyeli taşıyan ve bir dönem umut uyandıran hak mücadeleleri nerede tıkandı? Kendini liderle özdeşleştirmiş ezik kitlelerin duygusal kopuşunu sağlamadan, AKP’nin ideolojik hegemonyası kırılamayacak mı?

17 yıldır sırrını çözmeye çalıştığımız iktidar; önce kalplere sonra bilince hitap ederek yolunu çizdiğinde sadece kitlelerin halet-i ruhiyesine duygusal yatırımlar yapmakla kalmıyor, aynı zamanda semboller yoluyla siyasal kimlik ve aidiyetleri yeniden kuruyor. Kendisinden farklı olanı kamusal alandan kovarak muhalefeti görünmez kılmış oluyor.

Muhalefet, üst insan olarak görülen bir liderin gölgesi altında suç ortaklığına varan muazzam bir çürüme yaşayan ve kutuplaşmış toplumun karşı yakasında kalan yoksullarla yeniden güven ilişkisi kurulabilir mi? Adalet, dayanışma gibi değerler etrafında yeni duygusal ortaklılar yaratılarak mevcut toplumsal kutuplaşma aşılabilir mi?

Eski muhalefet tarzlarının ve araçlarının öldüğü, yenilerinin ise henüz doğmadığı bir momentte işe doğru soruları sormakla başlamalı. Ancak o zaman doğru cevaplar bulunabilir. Nagehan Tokdoğan’ın yazdığı Yeni Osmanlıcılık kitabı şimdiye kadar eksik bıraktığımız bazı soruları aklımıza düşürüyor.

Yeniden düşünmeli, yeniden başlamalı…