Ne oldu da GoT bu hale geldi? – Zeynel Fırat Aydın (politeknik.org.tr)

Beşinci sezondan sonra dizi kitapta yaşanan pek çok olayı atlamayı seçti, önemli karakterleri kaldırdı, eski karakterlerin gelişimi ya aniden durdu ya çok hızlı değişti. Öyle ki takipçiler karakterleri tanıyamaz oldu. Bunların bir çok sebebi var tabi, yapımcıların tipik Hollywood kurnazlığıyla dizinin en çok izlenen bölümlerinin başarısının ‘şok etkisi’ olduğunu düşünerek gelecek bütün senaryoyu izleyiciyi şaşırtma ve şoke etme üzerine kurdular ancak, pek çok sahnenin arka planını oluşturacak hikayeleri yazmadan yaptılar bunu.

Ne oldu da GoT bu hale geldi? – Zeynel Fırat Aydın (politeknik.org.tr)

Taht Oyunları dizisi ya da nam-ı diğer GoT çok sevildi çok konuşuldu. Ancak dizinin zamanla düşen kalitesi onca şaşalı reklamlara ve gürültüye rağmen pek çoğumuzun gözünden kaçmadı. Son sezonda kalite düşüşü o kadar arttı ki, çok sıkı takipçileri bile diziyi tanıyamaz oldu. Peki nedir bu kalite düşüşünün sebebi, biraz bunu kurcalayalım isterseniz.

Yapımcılar David Benioff ve D.B Weiss, aynı zamanda kitap serisi olan Buz ve Ateşin Dansı’nı Game of Thrones (GoT)-Taht Oyunları ismiyle diziye dönüştürüceklerini açıkladıklarında kitap serisinin sevenleri epey heyecanlandı. Çünkü yapımcılar kitap serisinin yazarı olan George R. R. Martin’i danışman ve bazı bölümler için senarist olarak dizi ekibine aldıklarını ve kitap serisine ellerinden geldiğince bağlı kalacaklarını açıkladılar. Gerçekten de öyle oldu, dizinin ilk sezonları kitap serisine epey bağlı kaldı. Bu durum dizinin popülerleşmesini sağlayan ilk dönem başarısının en önemli faktörü. Kitap serisi kendi başına başarılı ve güzel bir hikaye anlattığından dolayı yapımcıların fazla değişiklik yapmadan kaynak materyale yani kitaplara bağlı kalması diziyi de başarılı yaptı. Ne olduysa bundan sonra oldu zaten…

Kitap serisini okumamış olanlar için şunu söyleyeyim, seri daha bitmedi. Beş kitap yazıldı. Beşinci kitap Ejderhalarla Dans, 2011 yılının temmuz ayında dizinin ilk sezonu bittikten sonra basıldı. Seri yazarın açıklamalarına göre yedi kitap olacak. Dizi her kitabı bir sezona sığdırmaya çalıştığından beşinci sezona gelindiğinde yapımcıların elinde yazılı materyal kalmamış oldu.[1] Yazar ise kitaplarını bitirmeye odaklanmak istediğini söyleyerek dizinin senaristliğinden ve danışmanlığından çekileceğini açıkladı. Yapımcılar da serinin beşinci sezondan sonraki bölümlerinin tamamının yazarlığını kendilerinin yapacaklarını açıkladı ve böylece senaryolardaki çöküş başlamış oldu.

Beşinci sezondan sonra dizi kitapta yaşanan pek çok olayı atlamayı seçti, önemli karakterleri kaldırdı, eski karakterlerin gelişimi ya aniden durdu ya çok hızlı değişti. Öyle ki takipçiler karakterleri tanıyamaz oldu. Bunların bir çok sebebi var tabi, yapımcıların tipik Hollywood kurnazlığıyla dizinin en çok izlenen bölümlerinin (Eddard Stark’ın ölümü, kızıl düğün vs.) başarısının ‘şok etkisi’ olduğunu düşünerek gelecek bütün senaryoyu izleyiciyi şaşırtma ve şoke etme üzerine kurdular ancak, pek çok sahnenin arka planını oluşturacak hikayeleri yazmadan yaptılar bunu. Dizi ilk zamanlarda çok sevilen, birbirini etkileyen olaylar zincirinden bağımsız hareket eder oldu.

Şok bölümlerinin en meşhuru Kızıl Düğün

Neler değişti?

İlk 4 sezonda kitapla dizi arasında değişiklikler olsa da dizinin kalitesini düşürmediği için burada anlatmaya gerek duymuyorum. Beşinci sezon ile gelen ve kalite düşüşüne sebep olan değişikliklere odaklanabiliriz.

Öncelikle ilk önemli değişiklik Taht Oyunları evreni olan Westeros’un en güney krallığı (aslında prenslik) olan Dorne’da geçen hikaye oldu. Yapımcıların kendi başlarına yazdıkları ilk bağımsız hikaye olması bir bakıma başımıza ilerde neler geleceğinin de örneğiydi. Bütün Dorne hikayesi, klişe karakterler, adeta 90’ların Herkül ve Zeyna’sına taş çıkartacak saçma sahneleri ve gereksiz diyaloglarıyla aşırı sıkıcıydı. İşin ilginci kitap serisinde Dorne, kadın erkek eşitliği, ilginç tarihi ve enteresan karakterleriyle -Oberyn, Doran, Areo Hotah kitap serisinde çok sevilen karakterlerden- Westeros kıtasının en çekici ve en merak uyandıran bölgesiydi. Hikayeden çıkarttıkları karaterler ise ayrı şaşırtıcıydı. Kitap serisindeki olaylarda önemli etkisi olan Dorne tahtının varisi Arianne Martell yerine pek etkisi olmayan Elaria Sand tamamıyla farklı bir karakter olarak dizide karşımıza çıktı. Çocuklarının ölmesini istemeyen barış yanlısı bir anne olan Elaria Sand karakteri dizide intikam ve kan davası fanatiğine dönüştürüldü. Yazarlar bu konuda istediklerini yapmakta özgürler tabi ama GoT dizisinden beklediğimiz karakter gelişimi ve sebep sonuç ilişkisini göremedik. Onun yerine Oberyn’in intikamını almak isteyen Elaria Sand’ın Oberyn’in abisi Doran ve onun oğlu Trystane Martell’i öldürmesini izledik.

Bundan sonra karakter gelişimleri ve hikayeler sarpa sarmaya devam etti. Stannis Baratheon kendisinden beklenmeyecek bir şekilde kızını yaktı. Birkaç bölüm öncesinde kızını ne kadar sevdiğiyle ilgili anlattığı hikayelerle yaratılan karakter gelişimini yok sayma pahasına yazarların sözde şok etkisi için neler göze alabileceğini bizlere gösterdi.

Catelyn Stark kitapta öldükten sonra tekrar canlanıyor. Dizide, onu ve ilginç hikayesini tamamıyla çıkardılar.

Zekaları ile ünlü karakterler bir anda sıkıcı karakterlere dönüşüverdi. Varys, Küçük Parmak Baelish ve Tyrion’un dialogları son derece sıkıcı ve zevksizleşti. Öyle ki Tyrion’u oynayan aktör The Long Night bölümünde, yaşlı ve çocukların ölüleri ayaklandıran bir ordudan saklanmak için ölülerin mezarlarının bulunduğu yere yerleştirilmelerine, zekasıyla ünlü Tyrion karakterinin karşı çıkmamasına şaşırdığını ifade etti.

Bran Stark’ın gizemi asla açıklanmadı ve dizi boyunca sonucu etkileyecek hiçbirşey yapmadı. Gece Kral’ının neyin peşinde olduğunu asla anlayamadık. Eski sezonlarda ısrarla anlatılan vadedilmiş prens kehaneti de açıklanmadı.

Daenerys iki bölüm içerisinde köleleri kurtaran bir kahramandan bir canavara dönüştü.

Lady Stoneheart Catelyn Stark’ın ölümden gelen hali

Tutarsızlıklar

Dizide yaşanan tutarsızlıklar ise absürt seviyelere geldi. Daha önce aylar süren yolculuklar bir gün içerisinde tamamlanır oldu. İkinci sezonda Kings Landing şehrinin işgalinin ne kadar uzun sürdüğünü hep beraber izledik. Yedinci sezonda Lannister ordusunun Kings Landing’ten daha iyi muhafaza edilen Highgarden kalesini bir saatte aldığını da izledik. Kings Landing şehri deniz kıyısında iken son sezonda aniden kıyıdan uzaklaşarak arazi içerisine yerleşti. Hareketli bir gemiden uçan bir ejderhayı üç kez art arda vurabilen Euron Greyjoy, bir bölüm sonrasında hiçbir şey yapamaz oldu. Absürtlüğün en şahane örneklerinden biri ise son bölümde yaşandı. Dizinin ikinci sezonunun dokuzuncu bölümünde Kings Landing şehrini işgale giden Stannis ve Davos şehrin çanlarının çaldığını duyuyorlar ve Davos’un oğlu şehrin Stannis’e teslim olduğunu düşünerek şaşırıyor. Davos ise “Şehrin çanlarının teslim olmak anlamına geldiğini ne duydum ne işittim” diyor. Aynı şehrin aynı çanlarının çalması, izlediğimiz son bölümde teslim olmak anlamına geldi! Bu nasıl oldu, yazarların dehasına bırakıyorum…

Kings Landing şehri kıyıdan karaya ilerledi

Dizinin bu kadar kötüleşmesinin en büyük sebebinin David Benioff ve D.B Weiss’in yazarlık yapmak konusundaki ısrarları olduğunu düşünüyorum. Dizinin başarısının dikkat çekici sahnelerden geldiğini düşünmeleri, bütün senaryoyu şok etkisi yaratmayan şok sahneleri üzerine inşa etmelerine sebep oldu. Bir bakıma ‘başarılı’ oldular. CNN’e göre sekizinci sezon yedinci sezondan 10 milyon daha fazla izlendi ve izleyici sayısı bölüm başına ortalama 43 milyona geldi. Tabi bu yapımcılar için daha çok para ve daha büyük başarı anlamına gelse de, izleyicilerin IMBD sitesine bölüm başına verdikleri oy oranı farklı bir tablo gösteriyor. 8’inci sezona kadar bölümler ortalama 9 puan alırken, 8’inci sezona 8 puanla başlayan dizi son iki bölümde 6 puana kadar düştü. Daha fazla izlenmenin daha iyi kalite getirmediği belli. Yapımcıların belki de daha nitelikli bir dizi istemediğini düşünmemiz de gerekebilir. Dizinin çok izlenmesini kendi başarıları olarak görmeleri dizinin takipçilerinden ısrarla gelen daha iyi yazarlar bulunması teklifini reddetmelerine sebep oldu. Egoları yeterince başarılı olduklarına inanmalarını sağladı. Diziyi yayınlayan kanal HBO ise izlenme sayılarından memnun olduğundan karışmadı.

Sonuç olarak güzel başlamış ve giderek berbatlaşan bir dizi kalmış oldu bizlere.

Neyse üzülmeyelim, kişilerin egolarının ve kâr hırslarının güzel şeyleri berbatlaştıramadığı, her şeyin güzel olduğu, güzel günleri de görürüz.

Dipnot:

[1] 4’üncü ve 5’inci kitap aynı zamanda farklı yerlerde geçiyor, dolayısıyla iki kitabı tek sezonda, 4’üncü sezonda anlatmaya çalıştılar

 

Kaynak: politeknik.org.tr