Liverpool ile eski güzel günlere

Liverpool'un Barcelona gibi muhteşem bir takımı, hem de birinci müsabakada 3-0 yenilmiş olmaya rağmen 4-0 yenerek elemesinin alamet-i farikası Klopp'un soyunma odasındaki maç öncesi motivasyon konuşması ve kazanmaya olan inanç olmaz, olamaz. Ama Klopp'un iki yıldır yaptığı tüm akılcı planlamalar ve emek-yoğun oyun sistemi ve taktiği ile ilgili çalışmalar olur

Liverpool ile eski güzel günlere

Ülkesi İngiltere Premier Lig’de, rakibi Manchester City’nin sadece -1 puan arkasında yer alan ve bir ara farkı 7 puana kadar çıkarmasına rağmen, son haftalara -1 puan ile devam eden ama şampiyon olma olasılığı hâlâ devam eden Liverpool, Şampiyonlar Ligi’nde finale yükseldi. Finali kazanarak şampiyon olma olasılığı ise sadece bu yılın müsabaka verileri incelendiğinde bir hayli fazla görünüyor.

Şampiyonlar Ligi yarı finali ilk müsabakasında Barcelona’ya 3-0 yenilen Liverpool, kendi evindeki ikinci müsabakada Barcelona gibi bir takımı 4-0 gibi bir sonuçla yenerek finale kaldı.

7 Mayıs Salı günü İngiltere’de oynanan müsabaka öncesi pek az kişi Liverpool’un Barcelona’yı eleyerek Şampiyonlar Ligi finali oynayabileceğini düşünüyordu. Ama o pek az kişinin düşündüğü gerçekleşti ve “Liverpool ile eski güzel günlere” dönemi gerçekleşmeye başlamış oldu.

Ama ertesi Türkiye spor basınında ve sosyal medya paylaşımlarına bakıldığında hiç de azımsanmayacak oranda kişi Liverpool’un Şampiyonlar Ligi yarı final zaferini “kazanma inancına” ve “maç öncesi motivasyon konuşmasına” bağlamış görünüyordu. İşte tam da bu nedenle asıl görülmesi gereken gerçekler göz ardı edilmişti. Hatta öyle ki, Liverpool savunma oyuncusu Lovren dahi, Liverpool’un zaferinde Kloop’un motivasyon konuşmasının payına atıf yapıyordu.

Bu arada bu konunun eleştirel yanına devam etmeden önce şu saptamaları yapmakta son derece yarar var:

Barcelona’da oynanan yarı final ilk maçı Liverpool’un 3-0 kaybedeceği bir maç değildi. Keza, ikinci maç da Barcelona’nın 4-0 kaybedeceği bir müsabaka değildi. Dolayısıyla sonuçlara bakarak iki takımı değerlendirmek mümkün ve doğru değil.

Skor sonuçlarını belirleyen şey, takımlarda yer alan bazı oyuncuların özellikli oyuncu olmaları olabilir. Ama asıl durumu ve sonucu belirleyen şeyin,

  • Bireysel özellikleri takım oyunu ile birleştirebilme,
  • Özellikle takım oyununu “işbirliğine dayalı” daha iyi ve daha stratejik oynayabilme,
  • Ve böylesi büyük ve özel takımlarda “hata yapma-yapmama” ile “o hatayı değerlendirme-değerlendirememe becerisi” ile yakından ilgili olduğudur.

Şimdi asıl konuya, yani yazının asıl amacına devam etmek gerekirse, Liverpool’un birinci maçı 3-0 kaybetmesine rağmen, ikinci maçı 4-0 alarak Şampiyonlar Ligi finaline ulaşmış olmasını sadece motivasyon ile, kazanmaya inanma ile, kazanmayı isteme ile açıklamak yetmez. Bu tür bir bakış açısı futbola da ihanettir. Niçin? Çünkü sürdürülebilir başarılar tesadüfler ve motivasyon süreçleri ilgili olamazlar.

Sürdürülebilir takım başarıları öncelikle akılcı futbolcu transferleri, akılcı futbol yatırımları, akılcı oyuncu düzenleri, akılcı oyun anlayışları, akılcı taktik çalışmalar süreci, akılcı ve emek yoğun “oyun ve oyuncu geliştirme” süreçleri ve diğer tüm gerekenlerin yerli yerinde olmasıyla ilgilidir. Her ne kadar ticari futbola karşı dursak da, ticari futbolun da kendi amaçları doğrultusunda doğru yapması gereken işler olduğunu kabul etmiyor veya görmezden geliyor olmamıza neden olmamalı. Özellikle teknik kadro, oyuncu ve oyun düzeni ile emek-ücret-işletme sarmalında yine de belli bir tutarlılık içinde davranmaları gerektiği gerçeği ortadadır.

Diyeceğimiz şudur ki; Liverpool’un Barcelona gibi muhteşem bir takımı, hem de birinci müsabakada 3-0 yenilmiş olmaya rağmen 4-0 yenerek elemesinin alamet-i farikası Klopp’un soyunma odasındaki maç öncesi motivasyon konuşması ve kazanmaya olan inanç olmaz, olamaz. Ama Klopp’un iki yıldır yaptığı tüm akılcı planlamalar ve emek-yoğun oyun sistemi ve taktiği ile ilgili çalışmalar olur. Öyle ki, stratejik öneme sahip oyuncular olan Salah, Keita, Firmino olmadan da aynı kalitede ve düzeyde oynayabilen, mücadele edebilen bir oyun oynatabiliyor olmak ortadayken, söz konusu başarıda aranması gereken şey çalışmak, düzen kurmak, emek vermek ve teknik adamlık özellikleri gibi özellikler olmalıdır.

Yani Şampiyonlar Ligi’nde yarı finale kadar gelmiş, ülkesinde şampiyon olmak için sadece +1 puana ihtiyacı olma aşamasında olan Liverpool, eğer Barcelona’yı elemiş ise bunu bir motivasyon konuşması veya sadece kazanmaya inanmış olma ile açıklayamazsınız. Başka şeyler de söylemek gerekir ve asıl söylenmesi gereken şeyler, işte bu başka şeylerdir.

Örneğin bu başka şeylerden bazıları şunlardır:

Konu “endüstriyel futbol” da olsa, bizdeki kulüp ve futbol yöneticisi haramilerin anlamadığı veya anlamak istemedikleri şeylerden birisi, düzgün ve tutarlı olmak gerektiği, günü kurtarmak ve gündelik işler yaparak, statü ve sözde saygınlık peşinde koşarak bu işlerin yapılamayacağı olduğudur.

Bir diğeri oyuncuların zihinsel ve bedensel irade güçlülüğüne sahip olunmasının, amaçlı çalışmanın, iş, görev ve sorumluluk bilincinin ve futbolu sadece oynuyor olmanın değil, aynı zamanda biliyor da olmanın önemidir.

Ve bir diğeri de “teknik adamlığın” futboldan gelmenin futbolu bilmeye yetmediğini, kendilerini çok geliştirmeleri gerektiğini, futbol çeteciliği yapmak, bir adamını bulmak veya sırtını bir yerlere yaslamak ile değil,  takım yönetmenin, takımı oyun oynamayı öğretebilmek ile ilgili olduğu üzerinedir.