“İş cinayetinde hayatını kaybeden Dilek Dayar davasındaki takipsizlik kaldırılsın”

Dilek Dayar'ın iş cinayetinde yaşamını yitirmesine dair verilen takipsizlik kararı ile ilgili Dayar ailesi ve avukatları basın toplantısı düzenleyerek etkin bir soruşturma yapılmasını istedi

“İş cinayetinde hayatını kaybeden Dilek Dayar davasındaki takipsizlik kaldırılsın”

Dilek Dayar Dava İzleme Komisyonu, 26 Temmuz 2018 tarihinde İstanbul Sirkeci Postanesinde yaşanan iş cinayeti sonucu Dilek Dayar’ın hayatını kaybetmesiyle ilgili verilen takipsizlik kararına ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul şubesinde basın toplantısı düzenledi. Evrensel’in haberine göre, basın toplantısına Dilek Dayar’ın abisi Sedat Dayar, ailenin avukatı Sevgi Evren, Dev Yapı-İş Başkanı Özgür Karabulut, İnşaat-İş Temsilcisi Deniz Gider katıldı. Basın toplantısının düzenlendiği salona, “Dilek Dayar için adalet” yazılı pankart asıldı.

Toplantıda ailenin avukatı Sevgi Evren, “Son dönemde toplumun her kesimi açısından hukukun keyfileşmesi üzerine adalet, hepimizin bir ihtiyacı haline geldi. Sürekli bir adalet arayışı içindeyiz. Bu dava da bu toplumsal hak arayışının bir parçası haline geldi” dedi.

“Karacan Grup ne de PTT veya devletin başka bir kamu kurumu kapsama alınmadı”

“Olaydan sonra başlatılan soruşturmada ne Karacan Grup ne de PTT veya devletin başka bir kamu kurumu kapsama alınmadı” diyen Avukat Sevgi Evren sözlerine şöyle devam etti:

Çok kısa bir süre sonra tutuklanmış olan şüpheli, alınan bilirkişi raporunda tali kusurlu bulunarak serbest bırakıldı. Serbest bırakmaya yapılan itirazlara olumlu yanıt verilmedi ve aynı raporla asli kusurlu bulunan şüphelinin tutuklanması talebimiz de kabul edilmedi. Tüm bu ihaleler üzerine Karacan Grup Şirketi ve PTT yetkilileri hakkında yaptığımız şikayette ise bir arpa boyu yol gidilemeden PTT yetkilileri Selahattin Ekici (İstanbul PTT Başmüdürü) ve Kenan Bozgeyik (Posta Ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürü) hakkında takipsizlik kararı verildi.

Evren, sözlerinin devamında cinayetin sorumlularını şöyle sıraladı:

Adım Restorasyon Şirketi sahibi ve yetkilileri, çalışma sırasında gereken tedbirleri almadıkları için tabii ki sorumludur. Karacan Grup Şirketi, iskeleyi usulüne uygun olarak kurmadığı, denetlemediği ve düzeltmediği için tabii ki sorumludur. Dilek’in ölümüne sebebiyet veren olayda şikayet edilen PTT A.Ş Baş Müdürü ve PTT A.Ş Genel Müdürü, kazaya sebep olunan işin sahibi ve ihale edenleridir. T.C.POSTA VE TELGRAF TEŞKİLATI A.Ş. işin ihale edilmesiyle başlayıp Dilek’in ölümüne kadar giden her süreçten asli olarak sorumludur ve kusurludur.

Etkin bir soruşturma yapma görevinin savcılıkta olduğunu hatırlatan Evren, dosyaya takipsizlik kararı verilmesini kabul etmediklerini ifade ederek konuşmasını sonlandırdı: “Yasak savma babında alınan ifadelerden sonra verilen takipsizlik kararını kabul etmek mümkün değildir. Bu takipsizlik kararından bir an evvel dönülmeli ve etkin bir soruşturma yürütülmelidir. Kazanın asıl sebebi ise kurulu bulunan iskelenin yasa ve yönetmeliklere uygun bir biçimde kurulmamış ve bunun denetlenmemiş olmasıdır.”

Evren’in ardından söz alan Dilek Dayar’ın ağabeyi Sedat Dayar da, kendisinin müteahhit olduğunu ve yaşanan kazaya ilişkin incelemelerde bulunduğunu şu şekilde anlattı:

Kız kardeşim üniversiteden mezun olduktan 1 buçuk yıl sonra mesleğini yapmak istedi ve 7 aylık çalışma süresinin ardından hayatını kaybetti. Ben müteahhit olduğum için yaşanan kazaya ilişkin her şeyi adım adım inceledim. Kaza olmuş olabilir, bir kaza sonrasında insan ölebilir ama söz konusu ihmal ve dikkatsizlikler, yapılması gereken şeylerin yapılmaması, küçük maliyetlerden kaçıp bir hayatın alınması söz konusu. Bunlar bir insan hayatından çok daha ucuz şeyler. Tarihi binalarda kurulan iskeleler, girintili-çıkıntılı olması lazım.

“İskelenin maliyeti Karacan Gruba çok fazla geldi”

Karacan Grup tarafından kurulan iskelenin hatalı kurulmasına ve Adım Restorasyon şirketinin bu konuda uyarıda bulunmasına rağmen hiçbir önlem almadığını söyleyen Sedat Dayar, “İskelenin maliyeti Karacan Gruba çok fazla geldiğinden Karacan Grup iskeleyi kendi kurmak istemiş. Bunu Adım Restorasyon’daki çalışanlar da doğruladı. İskelenin hatalı kurulduğunu bile bile o iskelenin üzerine çıkıp çalışılmış. Dilek, 140 santimetre mesafeden düştü. Bugün, iskele kurulma şartında bu mesafe 35 santimetre. Bu yere dair bilirkişi raporunda trajikomik ifadeler kullandılar. Bunun bir kaza olması için gerekli bütün önlemlerin alınmış olması gerek, bu bir kaza değil. Bu, bir grubun basit maliyetlerden kaçması sonucu benim kardeşimin kaybıdır” diye konuştu.

“Mücadeleyi büyüteceğiz”

Daha sonra DİSK Dev Yapı İş Sendikası Genel Başkanı Özgür Karabulut söz aldı. Karabulut, iş cinayetlerine yönelik cezasızlığın bir devlet politikası haline geldiğini vurgulayarak şunları söyledi:

Dilek Dayar davası aslında diğer iş cinayeti davalarından farklı değil. Her gün onlarca işçi kardeşimiz iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor. Dilek’in ölümü ailenin sosyal medyada yaptığı çağrıyla duyuldu. Olay yaşandığında orada bir ulusal basın kanalı var ve bunda bir haber değeri bile görmüyor. İşverenler, patronlar korunuyor. Dava süreçleri hasıraltı edilerek uzatılıyor. Biz bunu Torunlar’da gördük. Orada bizzat Emlak Konut sorumluydu ve takipsizlik kararı verilmişti. 3’üncü havalimanı şantiyesinde direkt sorumluluk devlet kurumlarında olmasına rağmen dava süreçlerinde bunlar dahil edilmiyor. Bu davayı sahiplenerek o şantiyeyi durdurduk. Başka iş cinayetlerinin yaşanmasının önüne geçtik. Bu yetmez ama gerçek sorumluların yargılanması için de kamuoyu oluşturarak, hukuki mücadelemizi yürüteceğiz. Gencecik bir kadın arkadaşımızın hayatı elinden alındı. Bunun sorumlularından hesap sormak da boynumuzun borcudur. PTT hakkında verilen bir takipsizlik kararı var. Bu kararı tersine çevirmek ve oradaki sorumluların yargılanması için de mücadelemizi büyüteceğiz.

“Hiçbir iş güvenliği yok”

İnşaat İş Temsilcisi Deniz Gider ise, “Dilek Dayar, iş cinayetinde yaşamını yitirdi. Birçok inşaat işçisinin, tarım işçisinin, fabrika işçisinin iş cinayetlerine kurban edildiği bir ülkedeyiz. Hiçbir iş güvenliği yok” dedi ve bu tür cinayetlerdeki cezasızlığa işaret etti. Gider, iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçilerin, ailelerinin ve demokratik kitle örgütlerinin birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Sendika.Org