CHP Sözcüsü Öztrak’tan ‘gerekçeli karar’ açıklaması: “Minareyi çalan kılıfını uyduramamış”

YSK’nin gerekçeli kararını değerlendiren CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Minareyi çalan kılıfını uyduramamış” dedi. Öztrak, YSK Başkanı Sadi Güven’in muhalefet şerhindeki “Burada sonucu etkileyecek hiçbir şey yoktur” ifadesine dikkat çekti

CHP Sözcüsü Öztrak’tan ‘gerekçeli karar’ açıklaması: “Minareyi çalan kılıfını uyduramamış”

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul seçiminin iptaline ilişkin gerekçeli kararla ilgili açıklamalarda bulundu.

Öztrak, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında “Minareyi çalan kılıfını uyduramamış” dedi ve YSK Başkanı Sadi Güven’in muhalefet şerhindeki “Burada sonucu etkileyecek hiçbir şey yoktur. Bir tek tespit yoktur” ifadesine dikkat çekti.

YSK İPTAL GEREKÇESİNİ, BAŞKAN GÜVEN ŞERHİNİ AÇIKLADI: “SANDIK KURULLARININ USULSÜZ OLUŞMASI TAM KANUNSUZLUK HALİNİ OLUŞTURMAZ”

“Saray, YSK eliyle yerleşik seçim hukukunu altüst etti”

CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ın açıklamaları şöyle:

Seçimi çalmaya dönük siyasi kumpasın düğmesine basıldığı 3 Nisan’dan bu yana tam 49 gün geçti. Kul hakkının yendiği, sandık darbesinin yapıldığı 6 Mayıs tarihinden bu yana ise 16 gün geçti. Çalınan minareye uydurulacak kılıf için Yüksek Seçim Kurulu’nun 7 üyesi tam 16 gün bekledi. Sonuçta Saray’ın “Yarın gelecek” dediği metnin gönderilmesiyle birlikte metni imzaladılar ve bugün muhalefet şerhlerinin de konulmasıyla birlikte Yüksek Seçim Kurulu İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimini iptal eden gerekçeli kararı yayınladı. Ancak daha bakar bakmaz şunu görüyoruz ki mızrak çuvala sığmamış. Minareyi çalan kılıfını uyduramamış. Aslında zaten bu işlenen hukuk cinayetine binlerce sayfa mürekkep dökseniz milletin vicdanındaki sonuç değişmeyecektir. Saray iktidarı YSK eliyle yerleşik seçim hukukunu ve geçmiş uygulamaları altüst etmiştir.

“Millet iradesi cezalandırılmıştır”

Sandık kurullarının oluşumunda usulsüzlük var iddiasıyla iptal edilen Türkiye’deki ilk seçimdir. Biz işin başından beri şunu söyledik: Seçimlerin sonucunu YSK değil, millet belirleyecektir. Sandık kurullarının oluşumu gerekçe gösterilerek seçimlerin iptal edilmesi, seçmen iradesinin üstünlüğü ilkesine tamamen aykırı olmuştur ve millet iradesi cezalandırılmıştır.

31 Mart İBB Başkanlığı seçiminde milletin dediği değil, siyasi iktidarın ve YSK’nin dedikleri olmuştur. Milletin iradesi gasp edilmiştir. İstanbulluların izzet-i nefsiyle oynanmıştır. Bugün bizlere ahlak dersi vermeye kalkanlara şunu söylemek isterim: Ahlaki olmayan esas milletin iradesinin gasp edilmesi ve milletin izzeti nefsiyle oynanmasıdır. Bu karar demokrasinin yüz karasıdır ve bunun faili de maalesef Saray’dır.

“Kararda ‘çalma, çırpma’ ifadesi geçmiyor”

YSK’nın gerekçeli kararının hiçbir yerinde “çalma, çırpma” gibi tek bir kelime yer almamıştır. Yine karara dönüp baktığımız zaman, seçim sayım cetvellerindeki eksiklikten bahsedilmektedir. Ama şöyle denmektedir: “Seçim sayım cetvellerindeki eksiklik seçim sonuçlarına müessir olmamakla birlikte…” denmiştir. Bu ne demektir? Hem kısa kararın dışına çıkılmaya çalışılmış ama sonuçta bu müessir olmamakla birlikte ben bunları da dikkate alarak değerlendirdim gibi ortaya karışık bir gerekçeyle seçimin iptal edildiği görülmüştür.

Tekrar söylüyorum: Bu kararda “çalma, çırpma” yoktur. Bu iddialarda bulunanlar milletin karşısına çıkıp ne söyleyeceklerdir ben bunu merak ediyorum. Hiç mi mahcup olmayacaklar. Bu ramazan gününde hiç mi nedamet duymayacaklardır?

“Güven’in son cümlelerine bakmak yetiyor”

Aslında kararın tamamını okumaya gerek yok. YSK Başkanı Sadi Güven’in gerekçesinin son cümlelerine bakmak yetiyor. Sadi Güven “Burada sonucu etkileyecek hiçbir şey yoktur. Bir tek tespit yoktur” diyor. Şimdi ben de soruyorum: Buna imza atan YSK üyeleri nasıl evlatlarının yüzüne bakacaklardır? Çok açık ifade edeyim, Türkiye çok açık haksızlıkla karşı karşıyadır. Bugünlerde çok sık “Aynı gemideyiz” lafları tekrarlanıyor. Aynı gemide olabiliriz ama kaptan köşkünde oturanlar ülkenin gemisini demokrasi rotasından saptırmak için ellerinden geleni yapıyor. Bizim ve milletimizin görevi, kendi iradesinden demokrasinin rotasından sapmaması için elinden geleni yapacak olmasıdır.

“23 Haziran’da İstanbullular en iyi cevabı verecek”

Bu karar bir kez daha Ekrem İmamoğlu’nun 16 milyon İstanbullunun belediye başkanı olduğunu ortaya koymuştur. Bu seçimlerde 16 milyon İstanbullu ellerini vicdanlarına koyacak, oy kullanacak aile fertlerine gerekeni söyleyecektir.

Ben 23 Haziran’da İstanbulluların, Türk demokrasisine altın harflerle geçecek bir ders vereceğini ve YSK başkanının “Seçimin sonucuna etki edecek hiçbir şey yoktur” demesine rağmen Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını elinden almaya kalkanlara en iyi cevabı vereceğini biliyorum.

Sendika.Org