Çevirmen Işık Ergüden’den YKY çevirmenleri ve okurlarına açık mektup

Amin Maalouf, Albert Camus, Jose Saramago ve daha pek çok yazarı Türkçe'ye kazandıran Işık Ergüden, kaleme aldığı açık mektupla YKY okurları ve çevirmenlerine seslendi.

Çevirmen Işık Ergüden’den YKY çevirmenleri ve okurlarına açık mektup

Amin Maalouf’un Tainos Kayalası, Albert Camus’nün Kaos’un Kutsal Elkitabı, Jose Saramago’nun Körlük, Görmek ve Kabil gibi kitapların çevirmeni olan Işık Ergüden kaleme aldığı açık mektupla Yapı Kredi Yayınları (YKY) okurlarına ve çevrimenlerine seslendi.

Ergüden, Şubat 2019’da 43. baskısını yapan Tainos Kayası’nda YKY ile yapılan sözleşme gereği her yeni baskıda yüzde 6 oranında bir ödeme aldığını belirterek, “yakın dönemde yayınevinin muhasebesi tarafından aranarak brüt yüzde altı oranındaki çeviri  ücretinin yayınevi tarafından düşürülmek istendiğinin” bildirildiğini kaydetti. Öngörülen oranın “brüt yüzde iki” olduğunu söyleyen Ergüden, teklifi kabul edemeyeceğini, YKY’nin ise bunun üzerine sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini belirtti.

Ergüden mektuubunun devamında şu ifadelere yer verdi:

Bu durum, çevirmenlere dayatılmak istenen kölelik koşullarının somut bir örneğidir. Türkiye’de tamamen güvencesiz koşullarda, hiçbir sağlık güvencesi ve emeklilik olanağı, tek bir ücretli tatil günü olmaksızın, asgari ücretin altında gelirlerle hayatta kalmaya çalışan kalifiye emek sahibi çevirmenler açısından çevirdikleri kitapların yeni baskı yapmasının ve bu baskılardan ücret almanın bir tür “olmayan ikramiye” ya da “olmayan emeklilik” anlamına geldiğini, keza kitap çevirmenliğinin diğer sorunlarını “Kitap Çevirmenliğinin Kölelik Hâline Doğru” başlıklı yazımda belirtmiştim (https://t24.com.tr/k24/yazi/cevirmenlik,2026 ).

Yapı Kredi Yayınları Amin Maalouf ve “Tanios Kayası” okurlarının yıllardır bildiği ve tanıdığı bu nitelikli çeviriyi reddedip verilen emeği (ve tarafımdan yapılan çeviriyi) ıskartaya çıkarıp çöp haline getirmekte, üstelik kitabın yeni yapılacak çevirisinde eski çeviriden “faydalanma”, açık tabirle “intihal” ihtimalini apaçık ortaya koyarak kitabın eski çevirmenini tedirgin ve teyakkuz halinde tutmakta, ayrıca kitabın çevirisine talip olacak yeni çevirmen için de olası bir mayınlı alan yaratmaktadır. Yapı Kredi Yayınları’nın yarattığı bu çok yönlü mağduriyetin temelinde, yılda 2000 tl ile 4000 tl arası bir parayı ödemekten imtina etmesi, yani “çoksatar” nitelikteki kitapların çevirisini tek seferde ödenecek bir miktar parayla kapatıp bütün kârı gasp etme talebindeki neoliberal yayıncılık zihniyeti yatmaktadır.

Üstelik güvencesiz çalışma koşulları çerçevesinde çevirmenlerin bir sendikası; görev tanımı gereği çevirmenin hakkını aramakla mükellef, görev tanımı gereği buna zorunlu ve bununla bağlı bir örgütlenmesi mevcut değildir. Dolayısıyla “yasallık” görüntüsü altındaki bu “bir tür işten çıkartma”, bir tür “taşeronlaştırma”, bu emrivaki karşısında çevirmen şahıs olarak tek başına mücadele etmek mecburiyetindedir.

Çevirmen emeğini köle emeğine dönüştürmeye yönelik bu politikayı bastıkları ve yayımladıkları kitapların çizgisiyle, ruhuyla nasıl bağdaştırdıkları sorusunun cevabını yayınevine bırakmak üzere, böyle bir tavrı benimsemeyeceğine inandığım kitap okurlarına ve bu kölelik koşullarını kabul etmeyeceğini düşündüğüm çevirmenler ile çevirmen dostu yayınevlerine teşhir etmeyi, keza yurtdışındaki yayıncılara da bildirmeyi görev bildiğimi belirtmek isterim.

Bu açık mektubun duyulmasına katkı sağlayacak, duyarlılık gösterecek, tavır alacak herkese şimdiden teşekkürler, saygılar.

Sendika.Org