Bir çeşit toplumsal mutabakat: Neden herkes “Başakşehir şampiyon olmasın” dedi?

"Başakşehir Futbol Kulübü projesi" kötü ve berbat bir projeydi. Halkın malına ve parasına çökerek spor adına uygulamaya koydukları bir rantiye projesiydi

Bir çeşit toplumsal mutabakat: Neden herkes “Başakşehir şampiyon olmasın” dedi?

Süper Lig’de şampiyonluğu belirleyecek olan Galatasaray-Başakşehir müsabakası, haftalar öncesinden başlayıp müsabaka sonrasına uzanan süreçte yaşananlarla toplumsal mutabakatın nasıl gerçekleşebileceğine ilişkin derslerle doluydu.

Türkiye futbol tarihine iyi ve doğru bir şekilde kaydedilmesi gereken söz konusu durum, gelecek nesiller açısından yararları olacak, spor okullarının spor sosyolojisi derslerinde konu olarak okutulacak bir niteliğe sahiptir.

Başta sosyal medyada dile getirilenler olmak üzere, Başakşehir Futbol Kulübü takımının Süper Lig şampiyonu olmaması gereğine, isteğine, arzusuna ilişkin tüm değerlendirmeler esasen adaletsizliğe ve eşitsizliğe ilişkin bir dışavurumun somutlaşması gibiydi. Bu elbette iktidar ve rejim ile ilgili değerlendirmelerden ve tavırlardan bağımsız bir olgu değildir. Buna ilişkin o kadar çok neden ve gerekçe var ki… Sporun işte böyle tarafları da var. Sporun geniş kitlelere ulaşmış olan dalı futbolun “sadece futboldan ibaret olmayan bir oyun” oluşu tarihsel olaylar ile de sabittir. Futbol öyle bir şeydir ki işte, o kitleselliğindeki olanaklar ve fırsatlar bazen Franko’nun halkı uyutması ve uyuşturmasında, bazen de Sokrates’in “Corinthians Demokrasisi” örgütlemesinde etkin bir araç olabilir.

Biz de kendi penceremizden söz konusu müsabaka öncesi ve sonrası süreci sosyal medya paylaşımları üzerinden sıraladığımızda gördük ki, toplumsal mutabakatın içinde yer alanlardan birisi olmuşuz.

Güzel olan her zaman iyi olmayabilir. Ama iyi olan her şey, her zaman güzeldir.

1

Takım tutmuyorum. Yani bir kulüp ve takım taraftarı değilim. Bunun herkesin bildiği nedenlerin yanı sıra spor sosyolojisi ve spor politiği açısından da birçok nedeni var.

Lakin bugün, Türkiye Süper Ligi’nde kimin veya kimlerin şampiyon olacak olmasından ziyade, kimin veya kimlerin şampiyon olmaması gerektiği konusunda tarafım.

Yani bugün Başakşehir diye bir kulübün ve futbol takımının şampiyon olmasını istemeyenlerden birisiyim ve böyle düşünen ve isteyenlerin tarafındayım.

Bunun da elbette ayrıca spor sosyolojisi, spor ekonomisi ve spor örgütlenmesi gibi birçok konuya ilişkin nedeni var.

Özetle, böylesine olumsuz ve mirasyedi bir spor kulübü modelinin başarılı olmasını ve başarılı algılanmasını istemiyorum.  Çünkü bu, sporun geleceğine ihanet olur.

2

“Başakşehir Futbol Kulübü projesi” kötü ve berbat bir projeydi.

Halkın malına ve parasına çökme ve böyle devam etme anlamında, tam olarak spor adına uygulamaya koyulan bir rantiye projesiydi.

Çökmesi gerekir. Memleket bünyesinin reddetmesi gerekir.

Devleti yönetenlerin en tepesinden en aşağıdakinin desteğine ve teveccühlerine rağmen bu proje tamamlanmadan sonlanmalıdır. Çünkü yanlış bir projedir.

Böylesi aynı zamanda “hayırlara vesile olacak” bir sonuç ve durumdur. Ama gelecekte bir gün mutlaka hesabı sorulması gereken de bir projedir.

3

Hayat bazen tuhaftır… Fatih Terim ve şurekâsı bir yanda, Başakşehir diye ucube bir kulüp öbür yanda… Üçüncü bir şık ise yok…

4

Baskının egemen olduğu toplumlarda ve görece eşitsizlik ve yoksulluğun toplumlarında şampiyonluklar daha abartılı kutlanır.

Çünkü ekonomik ve toplumsal sorunların ve dertlerin dile getirilmesi için sokak yasaktır. Çünkü sokak tehlikeli bulunur.

İşte bu yüzden sokak ihtiyacı ve özgürlüğünün şovu ve sözde serbestliği için spor hem bir fırsat ve hem de uyuşturucu etkisi bakımından bir olanaktır.

İşin bir de bu yönü var tabii. Spor sosyolojisi demek sadece sağlıklı yaşam için sporun toplumsallaşma gereğini söylemek değildir.

5

Başakşehir bir anlamda rejim-spor olarak da değerlendirilebilir.

İstanbul seçimlerinden sonraki süreç iyi okunduğunda, rejimin olumsuz etkilenmesi ve ne yapacağını şaşırmış duruma gelmesinin, Başakşehir üzerinde bir “kimya bozulması” yarattığını söylememek, yaratmadığını söylemek kadar olağan.

Özetle Başakşehir aldığı onca mesafeye rağmen başaramadı. Diğer ifade ile rejim-spor başaramadı.
Başardığı kadarı ile idare edecek.

Başakşehir Futbol Kulübü ve takımının hem doğuşu hem varoluş şekli hem de sürdürülebilirliği iktidar/rejim ile ilişkisine bağlı olan bir yapıdır. Bunu değiştiremezler ise gelecekte varlıklarının devamı çok zordur.

Salt sponsor desteği ile milyon dolarlık transferler yapmak her zaman mümkün olamayacaktır.

Endüstriyel futbolda milyon dolarlık büyük transferler yapıp borçsuz olmak önemlidir ama bunun için ya İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iktidar ile işbirliği içinde olmanız, ya petrodolar zenginlerinin kulübü olmanız ya da sürdürülebilir bir ekonomik ağ kurabilmeniz gerekir.

Evet, Başakşehir şampiyon olamadı. Bir anlamda rejim-spor şampiyon olamadı.

Gerekçesiz ve nedensiz tekrarlanacak olan 31 Mart, Başakşehir’in kimyasını bozmuş olabilir. Ama 23 Haziran’ın nasıl sonuçlanacağı ise sadece kimyasının değil, tüm endokrin sisteminin bozulacak olması ile yakından ilgilidir.

6

Acaba gerçekten böyle mi? Başakşehir’den de haz etmeyenlerin ama esas olarak ciddi Galatasaray karşıtlarının ifadesiyle seçim sonuçlarının ortaya çıkmasıyla beraber, yinelenecek İstanbul seçimi itibariyle Galatasaray’a yol mu verildi? Yani iş kolaylaştırılmasa da zorlaştırılmadı mı?

Bizim için bu sürecin iki yönü önemlidir. Toplumsal mutabakat denilen şey muhalif özneler ve muhalif olgular üzerinden daha kolay ve daha gerçekçi biçimde sağlanabilir. İkincisi her neden ve nasıl olmuşsa olmuş, Başakşehir bir şekilde amacına ulaştırılmamıştır.