Aktaş: Döviz rezervi eksiye indi, ama kuru tutabilmek için döviz satışına devam ediliyor

Dünya gazetesi yazarı ve iktisatçı Alaattin Aktaş, MB rezervleri ekside iken iktidarın döviz kurunu frenleyebilmek adına kamu bankaları eliyle döviz satışına devam ettiğini yazdı

Aktaş: Döviz rezervi eksiye indi, ama kuru tutabilmek için döviz satışına devam ediliyor

Dünya gazetesi yazarı ve iktisatçı Alaattin Aktaş, “Dövizde tehlikeli operasyonlar” başlığını taşıyan bugünkü köşesinde Merkez Bankası’nın net rezervlerinin ekside olduğunu yazdı. Merkez Bankası’nın (MB) sahibi olmadığı dövizleri sattığını belirten Aktaş, MB’nin net rezervlerinin ekside olduğunu söyledi.

Aktaş, MB’nin altın ve kamu mevduatı hariç net döviz rezervi 9 Mayıs’ta 10,5 milyar dolara indiğini kaydetti. 2019 yılı başından bugüne kadar 9 milyar dolara yakın bir düşüş yaşanan rezervlerde yalnızca bir günde 1,5 milyar dolarlık azalma oldu. Aktaş, MB döviz reverzinin eksiye inmesine rağmen kuru tutabilmek için kamu bankaları eliyle döviz satışına da devam edildiğini ifade etti.

Rezerv belirsizliği

Bu azalma yabancı sermayenin ve finans kuruluşlarının da dikkatini çekmişti. Konuyu gündeme taşıyan Bloomberg paranın nereye harcandığını sormuştu. MB yetkilileri soruları yanıtsız bırakmış, gözler 30 Nisan’da gerçekleşen Enflasyon Raporu Sunumuna çevrilmişti. Ancak TCMB Başkanı Murat Çetinkaya’nın Enflasyon Raporu sunumu rezerv sorularına ilişkin yanıtları gidermediği gibi bahsi kapama çabasına dönüştü. Ekonomi yazarları sunumu sert ifadelerle eleştirdi.

Amaç, 23 Haziran’a kadar kurda tırmanış yaşanmasını engelleyebilmek

“8 Mayıs’ta 12 milyar dolar olan net döviz rezervinin bir gün sonra 9 Mayıs’ta 10,5 milyar dolara inmesine ne yol açtı?” sorusunu soran Aktaş’ın yazısının devam şöyle:

Reuters “Merkez Bankası kamu bankaları eliyle döviz satıyor” diye günlerdir yazıyor, kimsenin yalanladığını da görmedik. Satılan dövizin ilk gün 1 milyar dolar olduğu, daha sonra tutarın haftalık bazda 4,5 milyar doları bulduğu yazıldı.

“Döviz satmak hem de döviz yokken!”

Elinizde ‘sahibi olduğunuz’ on milyarlarca dolarlık ‘net rezerv’ olur satarsınız. Ya da çok eskide kalan Merkez Bankası’nın döviz müdahaleleri gibi bir operasyon yaparsınız. Hatırlayın Merkez Bankası bankalararası piyasaya satıcı olarak girdi mi, döviz talebi bir anda kırılırdı. Ama artık işleyiş bambaşka. Şimdi bir kere, güya dövizi Merkez Bankası değil, bazı kamu bankaları satıyor. Arka kapıdan dolanıyoruz.

İkincisi daha da tehlikeli bir duruma işaret ediyor. Satılan bu döviz artık Merkez Bankası’nın dövizi değil. Çünkü Merkez Bankası dövizini sıfırladı.

“Satılan kimin dövizi?”

Nasıl olur, demeyin; oluyor işte… Merkez Bankası’nın net döviz rezervi ekside.

Merkez Bankası’nın 9 Mayısta 10.5 milyar dolar olan dövizindi swap yoluyla elde edilen dövizi düştüğünüzde rezerv eksiye iniyor.

Yani Merkez Bankası kur daha da artmasın diye piyasaya bir şekilde müdahale ederken kendisinde emaneten tutulan zorunlu karşılık dövizlerini ve swap yoluyla elde ettiği dövizleri kullanıyor.

Swap dövizinin tutarı olarak mart sonundaki resmi verileri biliyoruz. Bu yolla elde edilen dövizin toplamı 13,1 milyar dolar. Tutarı tam verelim; 13 milyar 55 milyon dolar. Bu tutarın 9 milyar 589 milyon doları bir aya kadar vadeli.

Bir de dört ay ile bir yıl arası vadeli olan 3 milyar 466 milyon dolarlık tutar var.

“Yaklaşık 3,5 milyar dolarlık bu tutar acaba Katar’dan alınan dövizi mi gösteriyor?”

Katar döviziyse de hiç olmazsa 3,5 milyarın vadesi uzun sayılır. 9,6 milyarın vadesi çok kısa ve sonuçta Merkez Bankası bu tutarı en fazla bir ay içinde ödeyecek.

Bu arada 9,6 milyar dolar mart sonundaki durumu gösteriyor ama son dönemdeki tutarın daha da fazla olduğu tahmin ediliyor.

Mart sonundaki 13,1 milyar doları esas alsak bile Merkez Bankasının net döviz rezervi artık eksi.

Peki net rezerv sıfırlanmış ve eksiye geçilmişken Merkez Bankası teorik olarak kendisinin olmayan dövizlerle niye satış yapıyor?

Hani Merkez Bankası’nın bir kur hedefi olmazdı, ki olmaz, olmamalı, öyleyse bu satış kararını kim niye veriyor?

“Nereye kadar”

Temel amacın kur artışını frenleyebilmek olduğunu herkes biliyor. Amaç, en azından 23 Haziran’a kadar kurda bir tırmanış yaşanmasını engelleyebilmek.

Bu operasyonlarla amaca ulaşmak mümkün. Şunun şurasında seçime altı haftalık bir süre kaldı çünkü.

Swap ile borç alınarak, yabancı para mevduatta zorunlu karşılık aldırılarak ya da benzeri yollarla döviz yaratılır, bu döviz piyasaya verilmek suretiyle kurun artmaması, hatta geçen hafta sonunda olduğu gibi gerilemesi bile sağlanır.

Ana nereye kadar? Bu tür operasyonları aylar boyunca sürdürmek mümkün mü?

Kur niye yükselme eğiliminde, temel soru budur.

Bu soruya yanıt vermek de yetmez tabii ki.

Yanıt bellidir zaten, önemli olan bunun gereğini yerine getirmektir.

Günü kurtarma amaçlı bu operasyonlar sorunu daha da büyütmekten başka işe yaramayacaktır.”

Sendika.Org