Adalet Nöbeti yeniden Çağlayan’da: Aş, iş, ekmek, su ister gibi adalet istemeli

Cumhuriyet gazetesi çalışanları yeniden hapishaneye girerken, Adalet Nöbeti de yeniden Çağlayan Adliyesi’ne taşındı. Hukukçular kararı “utanç” olarak niteledi, adalet talebini yineledi

Adalet Nöbeti yeniden Çağlayan’da: Aş, iş, ekmek, su ister gibi adalet istemeli

Cumhuriyet gazetesi davasında gözaltına alınıp tutuklanan gazeteciler ve hukukçular için Çağlayan Adliyesi’nde haftalarca sürdürülen, son haftalarda ise diğer kentlere taşınan Adalet Nöbeti, Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının bir kez daha tutuklanması üzerine yeniden Çağlayan Adliyesi’nde yapıldı.

Adliye önünde yapılan nöbet eylemine HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ile CHP Milletvekili Turan Aydoğan da katılırken, açıklamayı ise İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu yaptı.

Cumhuriyet gazetesi davasının savcısının “FETÖ” davası sanığı olduğunu hatırlatarak sözlerine başlayan Durakoğlu, tümüyle dayanaktan yoksun biçimde oluşturulan kararla gazetecilerin ve hukukçuların tutuklandığını söyledi.

Davada 5 yıldan uzun süre ceza alan gazetecilerin dosyasının Yargıtay’da olduğunu, Yargıtay’ın olası bir bozma kararının diğer gazeteciler için de emsal olacağını ifade eden Durakoğlu, yasal düzenleme açıkken yapılan infaz erteleme taleplerinin reddedilmesine tepki gösterdi.

Cumhuriyet gazetesi davasının ilerleyen yıllarda “utanç” olarak anılacağının altını çizen Durakoğlu, şöyle konuştu:

Adalet talep edebilmeli bizim toplumumuzda. Aş ister gibi, iş ister gibi, ekmek ister gibi, su ister gibi adalet talep edebilmeli. Kolluğun avukat dövdüğü zavallı zihniyetlerden arınabilmeliyiz. Cumhurbaşkanı korumaları tarafından ölesiye dövülen bir avukat için toplumca ayağa kalkabilmeliyiz. Bu görevliler için korkmadan ‘işkenceci’ nitelemesi yapıp, hesabını sorabilmeliyiz. ‘Kötü muamele’ adı altında sıradanlaşan soruşturmalarla geçiştirmeler yerine, o konumdaki avukatı tutuklamaya sevk eden savcının bu talebini sorgulayabilmeliyiz. İşkenceciyi sorup, yargılaması gereken yargıcın ev hapsi kararını sadece hukuki değerlerle değil, insancıl açıdan da sorgulayabilmeliyiz.

Sendika.Org