Baharatlarda kanserojen sudan boyaları var mı? – Bülent Şık (Bianet)

Gıdalara Sudan boyası katılıp katılmadığı laboratuvar analizleriyle anlaşılabiliyor. Piyasadaki kırmızıbiber, sumak gibi baharatların Sudan boyası içerip içermediğini kontrol etmekten sorumlu kurum ise Tarım ve Orman Bakanlığı

Baharatlarda kanserojen sudan boyaları var mı? – Bülent Şık (Bianet)

Ülkemizden Avrupa Birliği’ne ihraç edilen kırmızıbiber baharatlarında geçtiğimiz Ocak ve Şubat aylarında Sudan boyası kalıntıları tespit edildi. İhraç ürünlerde Sudan boyası tespit edildiyse ülkemiz iç piyasasında satılan baharatlarda da Sudan boyası kullanılması söz konusudur.

Sudan boyaları sentetik olarak elde edilen, plastik ürünlerin ve tekstil ürünlerinin renklendirilmesinde kullanılan boyalardır.

Sudan boyalarının gıda maddelerinde kullanılması ülkemiz de dâhil olmak üzere çok sayıda ülkede yasaklanmıştır. Ancak yasa dışı olmasına rağmen ucuz olmaları nedeniyle gıda ürünlerinde kullanılabilmektedirler. Sudan I ve Sudan IV gıdalarda en çok kullanılan Sudan boyalarıdır.

Sudan boyaları kullanıldıkları gıdalara yoğun bir kırmızı ya da turuncu renk veriyor. Parlak, canlı renklere sahip baharatlar da tüketicilere cazip geliyor. Kırmızı toz biber, kırmızı pul biber ve sumak baharatları Sudan boyalarının en çok kullanıldıkları ürünlerin başında geliyor.

Bu boyaların karsinojenik (kanser oluşumuna neden olan) ve genotoksik (gen hasarına yol açan) kimyasal maddeler olduklarına dair 1970’li yıllardan beri süregelen yoğun bir tartışma var.

Sudan boyaları gıda ürünlerinde kullanılması yasak olan azo boyalar sınıfında yer alıyor. Bu boyaların kimyasal yapısında “diazo bağı içeren kromofor gruplar” bulunur. Bu karmaşık kimyasal ifadeyi biraz açıklamak iyi olacak.

Bir kimyasal molekülde bulunan diazo bağı şöyle bir şeydir: ( -N=N- ).

Kromofor ise bir kimyasal molekülün nesnelerde renk oluşturan kısmına verilen addır. Bir başka ifade ile bir nesnenin üzerine düşen ışığın belli frekanslarını soğurup diğerlerini yansıtan ve böylece o nesnenin renk özelliğini belirleyen kimyasal molekül ya da molekül grubuna kromofor denir.

Kromofor sözcüğünün kökeni Eski Yunancaya gider. Eski Yunancadaki “khrōma” sözcüğü renk anlamına gelir.

Sudan boyalarının nesnelere verdiği yoğun ve kalıcı kırmızı renk de molekül yapılarındaki diazo bağlı kromofor gruplarından kaynaklanır.

Sudan boyaları insan vücudunda metabolize edilirken boya moleküllerinin yapısında bulunan diazo bağları kırılarak “ortho-aminoazotoluole” (o-AOCB) and “4-aminoazobenzene” olarak adlandırılan mutajen (genetik zincirde mutasyona neden olan) ve kanserojen (kanser yapıcı) maddeler açığa çıkar. Bu zararlı kimyasallara sık maruz kalmak zaman içinde çeşitli sağlık sorunları doğuracaktır.

Gıdalara Sudan boyası katılıp katılmadığını anlamak yapılacak laboratuvar analizleri ile mümkün. Piyasada satılan kırmızıbiber, sumak gibi baharatların Sudan boyası içerip içermediğini kontrol etmekten sorumlu kurum ise Tarım ve Orman Bakanlığı’dır.

Baharatlar günlük öğünlerde çok kullanılan gıda maddeleri değil. Üstelik piyasada satılan her baharatın Sudan boyaları ile boyanmadığı da aşikâr. Ancak Avrupa Birliği’ne ihraç edilen toz ya da pul kırmızıbiber baharatlarında Sudan boyaları tespit edildiğine göre iç piyasada satılan ürünleri kontrol etmek ve ne düzeyde bir risk olduğunu saptamak da bir gerekliliktir. Her şeyden önce Sudan boyaları baharatlara durduk yerde bulaşmadığına göre bu usulsüz ve insan sağlığına zararlı işlemi yapanları tespit etmek bir kamu kurumu olan Tarım ve Orman Bakanlığı’nın görevidir.

Sudan boyaları ile ilgili mesele 2001-2009 yılları arasında ülkemizde üretilen kırmızıbiber ve sumak gibi ürünlerde oldukça yaygın bir sorundu. O yıllarda alınan önlemlerle bu sorun büyük ölçüde giderilmişti. Ancak bu yıl Ocak ve Şubat aylarında ihraç edilen ürünlerde tekrar Sudan boya kalıntıları tespit edilmesi bu sorunun yeniden su yüzüne çıktığını ve yapılan kontrollerin çok gevşetildiğini gösteriyor.

Kamu kurumlarının işleyişinin tarumar edildiği, yurttaş iradesinin ve seçim sonuçlarının YSK gibi bizzat kamu kurumları eliyle tanınmadığı bir siyasal ortamda hala kamu kurumları varmış gibi davranmanın ya da bu kamu kurumlarına görevlerini hatırlatmanın ne önemi var diyecek olan okurlar olacaktır elbette. Haklısınız. Ama yine de bir yere not düşmek gerekiyor. Zamanla el birliğiyle başka çareler de aramak gerekecek…

Kaynak: Bianet