Ankara Barosu: Oy verme bir ses çıkarma hakkıdır, Büyükçekmece’deki av dayanaksızdır!

İstanbul’da kaybeden AKP’nin halkın iradesini gasp etme girişimleri devam ederken açıklama yayımlayan Ankara Barosu, “seçimlerin tekrarlanabileceği” yönündeki söylemlerin halkın sesini kısmak anlamına geldiğine dikkat çekti. Baro, “Sesimizin kısılmasını kabul etmiyoruz” dedi

Ankara Barosu: Oy verme bir ses çıkarma hakkıdır, Büyükçekmece’deki av dayanaksızdır!

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı Ekrem İmamoğlu’nun kazanmasının ardından itiraz yoluna başvuran Saray iktidarı, istediği sonucu elde edemeyince seçimin yenilenmesinden söz ederken tepkiler devam ediyor.

Ankara Barosu, seçim sonrası sürece ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. İktidarın seçimden sonra sarf ettiği seçim güvenliği söyleminin seçim öncesi ile çeliştiğine dikkat çeken baro, “[Bu durum] 10 gün önceki güven söylemlerinin yanında düşündürücü, düşündürücü olduğu kadar yok sayılmaya çalışılan gerçeği bizzat ifşa eden bir niteliktedir” dedi.

“Büyükçekmece’de kolluğun kapı kapı gezmesinin hukuki dayanağı yok”

Büyükçekmece’de sahte seçmen iddiasıyla yürütülen soruşturma gerekçe gösterilerek polisin kapı kapı gezmesine de tepki gösteren Ankara Barosu, “Kesinleşen seçmen kütüklerine ilişkin seçim sonrası ortaya atılan iddiaların hukuki bir değeri bulunmamaktadır. Kaldı ki Yüksek Seçim Kurulu Başkanı’nın basına yaptığı açıklamada sahte seçmen kütüğü iddialarının asılsız olduğu seçim öncesinde belirtilmiştir” dedi.

Baro, kolluk güçlerinin kapı kapı gezmesiyle ilgili “Oy vermek, bir ‘ses çıkarma hakkı’dır ve tam 10 gündür sessimiz kısılmaya, ses tellerimiz elimizden alınmaya çalışılmaktadır” diye ekledi.

“Toplum iradesinin üzerine bir kişinin iradesi getirilmeye çalışılmaktadır”

Seçim sonuçlarıyla ilgili nihai mercinin YSK olduğunu belirten Ankara Barosu, açıklamasına şöyle devam etti:

Ancak basına yansıyan haberlerde kolluğun, görevi olmamasına rağmen adeta “seçmen avına” çıkmış olması, “13-14 bin oyla seçim kazanılmaz” ya da “kamu vicdanını rahatlatmak için seçimin tekrarlanabileceği” gibi seçimi geçersiz kılmaya çabalayan ifadeler karar verecek olan bağımsız yargı organı YSK’yi etkileme ve hatta tahakküm altına alma girişimidir ve kabul edilemez.

Üzülerek belirtmek zorundayız ki; Anayasa’ya göre demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bu yapısı, uzun zamandır tartışılır hale gelmiş olsa da bu tartışma, 31 Mart seçim sonrası süreçle maalesef ki hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde tamamlanmıştır. Artık hiçbir tartışma yoktur ki, toplum iradesinin karşısına ve hatta üzerine bir kişinin iradesi getirilmeye çalışılmaktadır. Bunun en büyük delili ise “13-14 bin” oy farkından az olan yerlerde yapılan ve reddedilen her itiraz ile bugün artık 10 Nisan olmasına rağmen sonlandırılmamakta ısrar edilen kaotik belirsizliktir.

Ankara Barosu olarak sesimizin kısılma çabalarını kabul etmediğimizi tüm kamuoyu önünde bir kez daha tekrarlıyoruz. Hukukun üstünlüğünün sağlanması için, demokratik hakkını kullanan ”ulusun iradesi” üstün tutulmalı, seçimin sonucu bir an önce kesinleştirilmeli, ulusun iradesini yok sayan ve hatta değersizleştiren ifadelere artık derhal son verilmelidir.

İlgili haberler:

Sendika.Org/ Ankara