Ahmet Taşgetiren yenilgiyi yazdı: Maddi rantlar, nimet paylaşımları, statücüler, ilahçıklar…

AKP’nin 31 Mart yerel seçimlerindeki yenilgisini irdeleyen Ahmet Taşgetiren, iktidar nimetlerinin paylaşımı, statücülük, ilahçıklar, maddi rantlar diyerek İslamcı hareketteki çürümeyi özetledi, “Bu bir sancıdır, kaygıdır, sorumluluktur. Taşıyabilene, yüklenebilene, sahip çıkana aşk olsun!” dedi

Ahmet Taşgetiren yenilgiyi yazdı: Maddi rantlar, nimet paylaşımları, statücüler, ilahçıklar…

AKP’de 31 Mart yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyükşehirlerde alınan yenilgi iç muhasebeye dönüşmeye başladı.

İslamcı hareketin önemli kalemlerinden Ahmet Taşgetiren, Karar gazetesindeki yazısında AKP’yi yenilgiye götüren çürüme sürecini ele aldı.

“Onarılması gereken çok şey var”

Yazısına Tayyip Erdoğan’ın seçim meydanlarındaki motivasyonunun AKP’nin halkla ilişkilerindeki sorunlardan kaynaklandığını söyleyerek başlayan Taşgetiren, “metal yorgunluğu” kavramının ortaya atılmasını, belediye başkanlarında değişikliğe gidilmesini, “İstanbul’a ihanet ettik” sözünün sarf edilmesini, afişlerde “samimiyet”, “tevazu” gibi ifadeler kullanılmasını bu bağlamda sıraladı.

Taşgetiren, tespitlerini şöyle sürdürdü:

Belli ki Ak Parti’de onarılması gereken pek çok şey var. İktidar, kaçınılmaz olarak en geniş anlamıyla “nimet paylaşımı” gibi bir durum oluşturur. Emrinize tahsis ve emanet edilen bütçe, makam, mevki, tayin yetkisi, hepsi kişisel nimete dönüştürülebilir.

Mesela “Topluma hizmet” için yola çıkanlar bile zaman içinde “statü”yü kutsar hale gelebilir. “Kader tayini” gibi bir duygu, her safhada küçük ilahçıklar (!) oluşturabilir.

Maddi çıkar alanı ise, insanın yumuşak karnıdır. İçinden bir dürtü, her şeyi “meşrulaştırma”ya sürükleyebilir. Hele o maddi rantlar, “ahlakçılığı” küçümseyen değerli alimlerimizin sunduğu manevi gerekçelerle sarıp sarmalandığında, deve havuduyla birlikte yutulabilir hale gelir.

“Bu bir sancıdır, kaygıdır, sorumluluktur”

17 yıllık bir iktidar, hatta 1994’ten başlamak üzere 25 yıllık bir dönemden söz edildiğini ifade eden Taşgetiren, yazısını sorularla bitirdi:

Şehirler nereye geldi, insan kalitesi nereye geldi, misyon nereye geldi?

Mahşer aydınlığında bakıldığında her birimiz nereye geldik? Ellerimiz, ayaklarımız, yüreklerimiz, dimağımız dile gelip konuştuğunda ne diyecekler?

Bu bir sancıdır, kaygıdır, sorumluluktur… Taşıyabilene, yüklenebilene, sahip çıkana aşk olsun!

Soru, sorunun kuşatılabilir noktada olup olmadığında…

Sendika.Org