Türkiye sporunu ve futbolunu yabancı oyuncu üzerinden tartışmak

Eğer futbola bakışınız, futbol anlayışınız, futbol düzeniniz, futbol modeliniz ve futbol işleyişiniz iyi, doğru, sağlam ise yabancı serbestliği zararlı değildir. Yok, eğer futbol anlayışınız, futbol düzeniniz, futbol modeliniz ve futbol işleyişiniz iyi, doğru ve sağlam değilse yabancı yasağı da sizi geliştirmez.

Türkiye sporunu ve futbolunu yabancı oyuncu üzerinden tartışmak

Türkiye Futbol Federasyonu’nun daha önce verilmiş direktif doğrultusunda yabancı oyuncu konusunda üzerinde çalıştığı planlama tartışmaya açıldı. 6+2+2 şeklinde formüle edilen planlama toplamda 10 yabancı oyuncuyla sözleşme yapılabilmeyi amaçlıyor. İlk 11’de 6 yabancı oyuncuya izin veren düzenleme kulübede 2, tribünde 2 olmak üzere toplamda 10 yabancı oyuncu transferi ile sınırlandırılan bir yapıyı amaçlıyor.

İlgili düzenlemenin 21 Mart’ta yapılacak toplantıda Kulüpler Birliği ile birlikte tekrar masaya yatırılacağı ve son şeklinin verileceği söyleniyor. Bu arada belirtmekte yarar var; yabancı oyuncu düzenlemesinin nasıl olması gerektiği aylar önce devlet yönetimindeki tek belirleyici tarafından ifade edilmiş bir konuydu. Nitekim sözde tartışılan düzenleme, daha önce ifade buyurulmuş düzenlemedir.

Biz konuyu başka bir açıdan ve başka bir esas üzerinden değerlendirmeye çalışacağız. Türkiye futbolu ve Türkiye futbolunun gelişimi bağlamında bir düzenleme yapmak demek, sadece yabancı oyuncu sayılarının ne olacağı ile ilgili bir düzenleme yapmak değildir. Çünkü yabancı oyuncu yasağı veya serbestliği bir ülkenin futbol gelişimini doğrudan tek başına belirleyen bir etken ve unsur değildir. Çözüm ise hiç değildir.

Etken veya esas çözüm daha başka bir iştir. Yabancı oyuncu sayıları veya sınırlamaları üzerinde oynanarak, Türkiye futbolu sorunu ve geleceği konusunda bir arayış peşinde olmak veya bir çözüm üretmek olası değildir. Yabancı oyuncu sayısının tamamen serbest bırakılması ile tamamen yasaklanması demek asla bir arayış veya “çözüm” olamaz.

Dert “Türkiye futbolu nasıl kurtulur?” olsaydı…

İlgili federasyon ve özellikle Kulüpler Birliği için asıl mesele Türkiye futbolunu geliştirmek olsaydı, öncelikli konunun “futbol düzeni” ve “futbol işleyişine” dair çalışmalar olması gerekirdi. Bu konuda özellikle Kulüpler Birliği, işi ve gerçek amacı tamamen ticari futbolun gereklerine ve ihtiyaçlarına göre biçilen rolü oynamak ve paranın futbolunu düzenlemekle mükellef bir yapıdır.

Gerçekten bu kurumların dertleri ve amaçları “Türkiye futbolu nasıl kurtulur?” gibi bir sorunun yanıtını ve çözümünü üretmek olsaydı yapmaları gereken toplantılar, yabancı oyuncu sayısının ne olması gerektiği konusunda değil, örneğin aşağıdaki konu başlıklarıyla ilgili olmalıydı:

  1. Kulüplerin ödeyemeyecekleri kadar borç altına girerek transfer yapmalarını önlemeyi düzenleyen yönetmelikler.
  2. Kulüplerin kendi altyapılarından gelen oyunculara yer verme ile tüm altyapılardan gelen oyunculara kadrolarında yer verme konusunda bir “altyapı kotası” belirleme gibi konu başlıkları ile ilgili planlamalar.
  3. Kulüplerin yabancı oyuncu transfer etme istekleri ile yabancı oyuncu transfer etme amaçları arasında anlamlı ve gerçekçi ilişki ve bunun denetim sistematiği kuracak düzenlemeler.
  4. Yabancı oyuncu transfer edebilme ve oynatabilme hakkı ve ayrıcalığının, kulüpler arası eşitsizliği gidermeyi de amaçlayacak biçimde özkaynak modelini harekete geçirmeyi tetikleyecek, “altyapıdan gelen oyuncu sayısı ile yabancı oyuncu sayısı” arasında oran tartışması ve çalışması.

Bu bağlamda bakıldığında yazılı ve görsel medya başta olmak üzere, sosyal medya üzerinden yapılan çoğu değerlendirmenin, meseleyi salt “yabancı oyuncu” üzerinden götürdüğü görülmektedir.

Bilindiği üzere yabancı oyuncu ile ilgili düşünce ve görüşler kabaca iki farklı eksende somutlaşmaktadır.

  1. Yabancı oyuncu sınırlaması gereksizdir.
  2. Yabancı oyuncu yasağı veya sınırlaması gereklidir.

Diğer tüm görüşler ise bu maddelerin farklı çeşitlemelerinden ibarettir. Yani özetle “Yasak olmasın ama sınırlama ve düzenlemeler olsun” biçiminde olan görüş ve düşüncelerden oluşmaktadır.

Yabancı oyuncu yasağı neyi geliştirecek?

Oysa asıl mesele veya meselenin asıl tartışılması gereken konusu “Türkiye sporu ve futbolunun gelişimi”dir. Bir ülkenin sporda ve futboldaki gelişiminin yabancı oyuncu yasağı veya yabancı oyuncu serbestliği ile doğrudan ilişkisi yoktur. Bir ülkenin futboldaki gelişimini belirleyecek olan şey;

  1. Futbol oyunu konusundaki aşaması ve düzeyidir. Yani futbol oyununu ulusal seviyede nasıl oynadığı ve ne düzeyde geliştirmiş olduğudur.
  2. Ne düzeyde ve nitelikte futbolcu geliştirmiş ve geliştirmekte olduğudur. İkisi birbiriyle ilgili ama farklı şeylerdir.

Bunun için yabancı oyuncu serbestliği veya yasağı doğrudan etkili değildir. Eğer futbola bakışınız, futbol anlayışınız, futbol düzeniniz, futbol modeliniz ve futbol işleyişiniz iyi, doğru, sağlam ise yabancı serbestliği zararlı değildir.

Yok, eğer futbol anlayışınız, futbol düzeniniz, futbol modeliniz ve futbol işleyişiniz iyi, doğru ve sağlam değilse yabancı yasağı da sizi geliştirmez.

Futbol konusunda bir ülkenin sorunu veya çözümü öncelikle yabancı oyuncu meselesi değil, o ülkenin futboldaki durumudur.

Yabancı oyuncu serbestliği bir ülkeyi futbol açısından tek başına geliştirmez. Yabancı oyuncu yasağı da bir ülkeyi futbol açısından tek başına geliştirmez. İçeride üretim adına yapılması gerekenleri en iyi şekilde yapmadan, dışarıdan almak veya dışarıyı tamamen kapatmak gelişim adına çözüm davranışları değildir.

Örneğin, tıpkı domates, biber, patlıcan üretimi için yapılması gerekenleri yapmadan, bu ürünleri dışarıdan almanın çözüm olmayacağı gibi… İçeride yapılması gerekenleri yapmadan dışarıdan almayı yasaklamak içeride domates, biber, patlıcan ihtiyacı için yeterli ve gereken çözüm olmayacaktır.

Meselenin çözümü dışarıda ve dışarıyla ilgili değil, içeride ve içerisi ile ilgilidir. Meseleyi sadece yabancı oyuncu sayısı veya sınırlaması üzerinden tartışmak, Türkiye futboluna doğrudan olumlu veya olumsuz bir katkı sağlamayacaktır.

Her alanda olduğu gibi spor alanında da yerelin güzelliği ile evrensele ulaşmanın gereklerini yerine getirebilme arasındaki denge ancak “bağımsız Türkiye” temelinden hareket ederek gerçekleşir. Bu alanda da kendine yeten bir ülke olmak ihtiyacı çok açıktır.

Finans kapitalin ticari spor ve ticari futbol anlayışı ve onun yerli işbirlikçileri ile gidilecek yolun sonu borç batağındaki kulüpler, spor tüketicisi konumundaki kitleler ve sözde “marka olma” ve “pazarlama” peşinde koşan mirasyedi “liberal spor adamları” taşeronluğunda tam bir spor ve futbol sömürge pazarı haline gelmektir.