Sel Yayıncılık’tan mart ayına özel kadın seçkisi

Sel Yayıncılık'ın yalnızca kadın yazarlara ayırdığı mart ayı kitap seçkisi çıktı

Sel Yayıncılık’tan mart ayına özel kadın seçkisi

Mart aylarını kadın yazarlar ve kadın kitaplarına ayıran Sel Yayıncılık’ın mart ayı seçkisi raflardaki yerini aldı. Yayınevi bu ay çıkan kitaplarını şöyle tanıtıyor:

Bu yıl 8 Mart’ı; kapitalizmin ve patriyarkal toplumsal ilişkilerin karşısına enternasyonel kadın grevleriyle dikilme çağrısı yapan güncel bir manifesto %99 İçin Feminizm; kadim zamanlardan günümüze, dünyanın dört bir yanında yaşamış ve onlara biçilen rolü reddetmiş öncü kırk kadının ilham verici hikâyelerini aktaran Radikal Kadınlar, savaşlar, zorunlu göçler ve sınırlar dünyasında müthiş üslubu belleklere kazınmış Toni Morrison’dan Ötekilerin Kökeni, Jeanette Winterson’ın kadının toplumdaki yeri kadar, dinin siyasetteki etkisiyle de son derece iç içe geçmiş kanlı bir hesaplaşmaya, İngiltere’deki cadı yargılamalarının en korkuncuna ışık tutan romanı Günışığı Kapısı; Uluslararası PEN’in ilk kadın başkanı Jennifer Clement’in annelerin kızlarını uyuşturucu kartellerinden korumak için saçlarını kesip dişlerini boyayarak çirkinleştirmeye çalıştığı bir coğrafyayı, umutsuzluğun doğal bitki örtüsüne dönüştüğü bir ülkeyi anlattığı romanı Kadınlar Ormanı ile karşılıyoruz. Kendi coğrafyamızdan ise hem kadın hareketi hem de basın tarihi açısından son derece önemli bir isim olan Sabiha Sertel’in, bundan tam 100 yıl önce Mart 1919’da yayına başlayan ve işgal altındaki İstanbul’da sansür heyeti tarafından kapatılan Büyük Mecmua’da kadın sorununu toplumun gündemine taşımayı hedeflediği Kadınlığa Dair isimli köşesindeki yazılarını ilk kez bir araya getiriyoruz. Birinci Dalga Feminizm’in talep ve amaçlarıyla örtüşen bu yazılar, yayınlanmasının üzerinden geçen yüz yıla karşın günümüzde de tarihsel ve politik önemini koruyor. Sabiha Sertel’in dediği gibi:

“İstihsali uğrunda ferdi her menfaatten kurtularak sırf cemiyet için çalışan, daima aynı fikir, aynı gaye etrafında toplanan bir kadınlık ekseriyeti teşekkül ettiği gün, bizde feminizm cereyanı uyanacak ve hayattan aldığı kuvvetlerle azim ve mücadele yolunda birçok taraftarlar bularak ve birçok muhaliflerle çarpışarak, yürüyecektir.”

Sel Yayıncılık daha önce mart ayını kadınlara ayırdıklarına dair sözlerini yineledi:

Bugün karşı karşıya olduğumuz tablonun vahameti karşısında kadınların yükselttikleri kolektif ses, umudumuz olmaya devam ediyor. Kadınlar okuyor, kadınlar üretiyor, kadınlar direniyor. Kadınlar talep ediyor: Eşit, özgür, adil bir dünya; bu dünyayı mümkün kılacak bir dil ve zemin. Kadınların sesine kulak veriyoruz, kadınların dayanışma ve mücadele talebine katkı sunmak amacıyla Mart ayında yalnızca kadın yazarlardan oluşan bir şeçkiyle okurlarımızın karşısına çıkıyoruz.

Sel Yayıncılık’tan bu ay çıkan kitaplar şöyle:

Radikal Kadınlar – Kate Schatz

Radikal Kadınlar, kadim zamanlardan günümüze, dünyanın dört bir yanında yaşamış ve onlara biçilen rolü reddetmiş öncü kadınların ilham verici hikâyelerini anlatıyor. Karşılarına çıkan her engele ve zorluğa göğüs gererek devlet başkanı, asker, ressam, casus, korsan, futbolcu veya bilgisayar programcısı olmayı başarmış her yaştan, ırktan ve sınıftan kadınların hikâyelerini…

Engelleri aşa aşa yürüyen, tehditlere aldırmadan yaşadıkları toplumların geleneklerine başkaldıran, şüpheli bakışları sonunda yere eğen ve yollarından asla şaşmayan bu kadınlar, bizi küçük ya da büyük ama hep kararlı mücadelelerine ortak olmaya çağırıyor. Radikal Kadınlar yalnızca tutkulu ve cesur kırk kadının hikâyesi değil; gelenekler, yasalar ve erkekler ne derse desin başkaldıran bütün kadınlara da bir methiye…

%99 için feminizm: Bir manifesto – Cinzia Arruzza, Tithi Bhattacharya, Nancy Fraser

Farklı akımları, eğilim ve yaklaşımları içinde barındıran, bazı konularda ayrışan ve birleşen feminizm anlayışlarına taze bir soluk: %99 İçin Feminizm. İlhamını kısa süre önce dünyanın çeşitli ülkelerinde patlak veren feminist grev dalgalarından alan Arruzza, Bhattacharya ve Fraser bir konuda çok net: Toplumsal cinsiyet şiddeti farklı biçimler alsa da kapitalist toplumsal ilişkilerin sonucudur ve dolayısıyla bugün feminizm her zamankinden daha fazla antikapitalist bir karaktere bürünmelidir.

Tüketiciliği pompalayarak kendine yeni bir pazar yaratan ticari feminizmle de, kariyer basamaklarını o kırılan cam tavanların döküntülerini süpürmeye mahkûm kızkardeşlerimizin omuzlarına basarak tırmanmamızı öğütleyen liberal feminizmle de arasına mesafe koyan; cinselliği ve cinsel kimlikleri düzenleyen değil, özgürleştiren; ırkçılık ve sömürgecilik karşıtı; enternasyonalist, eko-sosyalist bir feminizmin manifestosu bu. Üstelik, bir mücadele aracı olan grevi bürokratlaşmış sendikaların elinden alarak yeniden icat eden ve antikapitalist bütün radikal hareketlerle ittifak kurmayı hedefleyen bir feminizmin. Arruzza, Bhattacharya ve Fraser’ın kürtajdan bakıma, sağlıktan barınmaya, şiddetten cinselliğe kadar pek çok sorunu ele aldığı ve eşzamanlı olarak on dört dilde yayımlanan bu manifesto, kapitalizmin kâr hırsının temelde kadınların sömürüsü üzerine inşa edildiğini gözler önüne sererken, coşkuyla bir çözüm de sunuyor: %99 İçin Feminizm. Dünyanın üstünde bir hayalet dolaşıyor: Feminizmin hayaleti.

Ötekilerin Kökeni – Toni Morrison

Nobel Ödüllü yazar Toni Morrison, Ötekilerin Kökeni’nde on dokuzuncu yüzyılda kaleme alınmış tıp makalelerinden, köle ve efendilerin günlüklerine, oradan da köleliği romantize eden, ayrımcılığı araçsallaştıran, yabancı olmanın ve yabancıya dönüşmenin farklı yönlerini vurgulayan edebi eserlere kadar çok geniş bir yelpazede ufuk açıcı bir gezintiye çıkarıyor bizleri.

Ernest Hemingway, William Faulkner ve Flannery O’Connor gibi yazarların eserlerine ötekilik sorunu açısından yaklaşırken kendi eserlerini ve kişisel deneyimlerini de göz ardı etmeden asırlara yayılan bir sorunu ustalıkla betimliyor Morrison. Savaşlar, zorunlu göçler ve sınırlar dünyasında müthiş üslubu belleklere kazınmış bir kadın yazarın ötekilik üzerine esaslı gözlemleri ve çözümlemeleri okuru da kendisiyle yüzleşmeye davet ediyor.

Kadınlığa Dair – Sabiha Sertel

Bundan tam yüz yıl önce, Mart 1919’da, işgal altındaki İstanbul’da haftalık bir dergi yayın hayatına başlar: Büyük Mecmua. Zekeriya ve Sabiha Sertel’in kurucuları arasında yer aldığı, dönemin en etkili kalemlerini ve entelektüellerini bir araya getiren bu “edebi ve ilmi” dergi, işgal güçlerine bağlı sansür kurulunun öfkesini üzerine çeker. Zekeriya Sertel’in tutuklanmasının ardından, henüz yirmi dört yaşında genç bir gazeteci olan Sabiha Sertel derginin başına geçer. Son sayılarının sermuharriri Halide Edip’in de desteğiyle yayın hayatına devam etmeye çalışan Büyük Mecmua, yoğun baskılar sonucu 17. sayısının ardından kapatılır. Sabiha Sertel, bu öncü dergi kapatılana dek, özellikle “Kadınlığa Dair” adını verdiği köşesinde dünyada yaşanan gelişmeleri de takip ederek feminizm, kadın hakları, seçme ve seçilme hakkı, çalışma hayatına kadının katılımı, kadınlara yüksek eğitim hakkı gibi konularda yorulmak bilmeden yazar. Birinci Dalga Feminizm’in talep ve amaçlarıyla örtüşen bu yazılar, yayınlanmasının üzerinden geçen yüz yıla karşın günümüzde de tarihsel ve politik önemini koruyor.

“İstihsali uğrunda ferdi her menfaatten kurtularak sırf cemiyet için çalışan, daima aynı fikir, aynı gaye etrafında toplanan bir kadınlık ekseriyeti teşekkül ettiği gün, bizde feminizm cereyanı uyanacak ve hayattan aldığı kuvvetlerle azim ve mücadele yolunda birçok taraftarlar bularak ve birçok muhaliflerle çarpışarak, yürüyecektir.”

Günışığı Kapısı – Jeanette Winterson

Şeytanlaştırılan muhalefet, tüm toplumu saran paranoya, bitmek bilmeyen siyasi komplolar, din ve Tanrı adına işlenen cinayetler, sefalet: Jeanette Winterson, Günışığı Kapısı’nda kadının toplumdaki yeri kadar, dinin siyasetteki etkisiyle de son derece iç içe geçmiş kanlı bir hesaplaşmaya, İngiltere’deki cadı yargılamalarının en korkuncuna ışık tutuyor.

Winterson, İngiltere Kralı I. James’in 1600’lü yılların başında hem Katoliklerin hem de büyücülerin kökünü kazımaya yönelik başlattığı ve tüm ülkeyi esir alan “cadı avı”nın gerçek hikâyesini ustalıklı bir kurguyla yeniden yaratırken ışığın tiranlığını ve cadılığın kadim bilgeliğini bir kez daha hatırlatıyor.

Kadınlar Ormanı – Jennifer Clement

Uyuşturucu kartellerinin, yılanların ve akreplerin sözünün geçtiği, annelerin kızlarını uyuşturucu baronlarından korumak için saçlarını kesip dişlerini boyayarak çirkinleştirmeye çalıştığı ve erkeklerin iş aramak için gidip bir daha asla dönmediği bir coğrafya… Kız çocuğu olmanın en tehlikeli şey olduğu bir ormanda, kız çocuğu olmak…

Kadınlar Ormanı, umutsuzluğun doğal bitki örtüsüne dönüştüğü bir ülkede, Meksika kırsalında yaşam mücadelesi veren kadınların sesine ses veriyor. Kadınlığın karanlık gölgeler arasında saklanmak zorunda kalan ama her şeye rağmen ışıldayan renklerini resmederken, anneler ile kızları arasındaki ilişkinin en mahrem köşelerini de ustalıkla yansıtıyor. Kadınlar Ormanı, bataklıkta açan çiçeğin, umudun romanı.

Sendika.Org