May’e yenilgi üstüne yenilgi: Parlamento Brexit kontrolünü ele aldı, üç bakanı istifa etti

İngiltere Başbakanı Theresa May Brexit yenilgilerine yenilerini ekledi. Kendi partisinin vekilinin sunup kabul ettiği önergeyle sürecin kontrolü hükümetten parlamentoya geçti. Üç bakan ise istifa etti

May’e yenilgi üstüne yenilgi: Parlamento Brexit kontrolünü ele aldı, üç bakanı istifa etti

İngiltere’nin AB’den ayrılması (Brexit) süreci, AB’nin anlaşma halinde 22 Mayıs, aksi takdirde 12 Nisan seçeneklerini sunmasının ardından gözleri bir kez daha Londra’ya çevirirken, adı hükümet üyelerince devrileceği iddiasıyla anılan Theresa May’e peş peşe darbeler geldi.

Parlamentoda daha önce de Brexit sürecinin kontrolünü hükümetten alıp parlamentoya verme önergesine imza atan Muhafazakar Parti vekili Oliver Letwin, son gerilimler sonrası aynı teklifi tekrar sundu.

Önce istifalar, sonra önerge yenilgisi

Önergenin gündeme gelmesi üzerine May’in kendi partisine dahi hakim olamadığını, partisinin de May’e arka çıkmadığını söyleyen Ortadoğu’dan Sorumlu Bakan Alistair Burt, Ekonomi ve Sanayiden Sorumlu Bakan Richard Harrington ile Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanı Steve Brine istifa etti.

Oylama sonucunda ise önerge 302’ye karşı 329 oyla kabul edildi.

İşçi Partisi Brexit Sözcüsü Sir Keir Starmer ise hükümetin düştüğü durumu “utanç verici” olarak yorumladı. Starmer, parlamentonun duruma el koyduğunu ve bundan sonra ne olacağına karar vereceğini belirtti.

İngiltere Parlamentosu hafta içinde daha yumuşak bir Brexit anlaşması ile ikinci bir Brexit referandumu için oylamalar yapacak. Oylamalardan ret kararları çıkması halinde anlaşmasız çıkış devreye girecek.

“Backstop”: En önemli anlaşmazlık noktası

Theresa May’in AB yetkilileri ile müzakereler sonucu hazırladığı taslak metnin en önemli anlaşmazlık noktası “Backstop” adı verilen düzenleme oldu.

Düzenlemeye muhalefetin yanı sıra May’in azınlık hükümetine dışarıdan destek veren Kuzey İrlanda’nın muhafazakar Demokratik Birlik Partisi ve May’in partisindeki çok sayıda vekil karşı çıkıyor.

“Backstop” esasında bir acil durum mekanizması. Brexit sonrası AB ile İngiltere arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakereleri nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Birleşik Krallık’ın parçası Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasında fiziki sınır olmamasının garanti altına alınmasını amaçlıyor.

Ancak İngiltere ile AB arasında varılan anlaşma, taraflardan herhangi birinin bu sürece tek taraflı olarak son verememesini öngörüyor. İngiltere’de anlaşmaya karşı çıkanlar da bunun, Birleşik Krallık’ın tamamında gümrüklerin kontrol edilememesi anlamına geleceğini vurguluyor.

En büyük korku, Kuzey İrlanda Cumhuriyeti’nin fiili olarak İrlanda Cumhuriyeti’nin parçası haline gelmesi ve Kuzey İrlanda gibi 2016’daki referandumda Brexit’e karşı çıkan İskoçya’da 2014’ten sonra yeniden bir bağımsızlık referandumu yapılması. Yani, Birleşik Krallık’ın parçalanması.

İrlanda adasındaki çatışmalara son veren 1998 tarihli Hayırlı Cuma Anlaşması, İrlanda Cumhuriyeti ve Kuzey İrlanda’nın ortak bir ekonomik pazarda yer almasını; sınırın iki tarafında serbest yaşamı, dolaşımı ve çalışmayı sağlamıştı. Zira Birleşik Krallık ve İrlanda Cumhuriyeti AB üyesiydi. Ancak Brexit ile beraber bu durum noktalanacağından; hem İngiltere hükümetini hem AB’yi hem İrlanda Cumhuriyeti’ni hem de Kuzey İrlanda’daki tüm tarafları tatmin edecek bir formülün bulunması gerekiyor.

Brexit sürecinde neler oldu?

İngiltere’de 23 Haziran 2016’daki referandumda katılımın %72’de kalmasının da etkisiyle Brexit oyları %52’yi bulmuş, birlikte kalma yanlılarının oyları ise %48’de kalmıştı. Oylama sonucu ile birlikte AB’de “parçalanma” endişesi su yüzüne çıkmış, İngiltere’de ise birlikten yana olan dönemin başbakanı David Cameron istifa etmişti.

Referandumdan üç hafta sonra Muhafazakar Parti’nin ve hükümetin başına geçen Theresa May ise hızla Brexit sürecini başlatmıştı. Yaklaşık iki yıl süren müzakereler sonucunda hazırlanan anlaşma metni, 25 Kasım’da Avrupa Konseyi’nde kabul edilmiş ve gözler İngiltere Parlamentosu’na çevrilmişti.

Theresa May’in müzakereler sırasında hükümetin topyekun anlaşmanın arkasında olduğunu söylemesi üzerine pek çok bakan May’i “uzlaşı varmış görüntüsü vermekle” suçlayarak istifa etmiş ve böylece hem hükümet ve parti krizi baş göstermişti. May, aralık ayında yapılması gereken oylamayı 15 Ocak’a erteleyerek zaman kazanmak istediyse de bir yol kat edememiş ve 15 Ocak’taki oylamada iktidar olmasına karşın 202’ye karşı 432 oyla ülke tarihinin en ağır yenilgisini yaşamıştı. Oylama sonrası hem muhalefet hem de başında olduğu partinin vekilleri May için güvenoylaması istemişti.

Güvenoylamasından az bir farkla kazanımla çıkan May, Brexit anlaşmasını revize etmek için kolları sıvasa da AB yetkilileri ile yaptığı görüşmelerden ilerletici bir sonuç alamamıştı. Küçük değişikliklerle 12 Mart’ta parlamentoya sunulan anlaşma bu defa da 242’ye karşı 391 oyla reddedilmişti. Bunun üzerine Brexit’in ertelenmesi süreci devreye sokulmuştu.

İlgili içerikler:

Sendika.Org