İki film ve Hitler’in arkasındaki dev şirket: IBM

Bu yazıda Nürnberg Yargılamaları’nı konu olarak seçmiş iki filmden ve dünyanın en büyük bilgisayar firmalarından olan IBM’in Nazilerle olan işbirliğinden bahsedeceğiz

İki film ve Hitler’in arkasındaki dev şirket: IBM

Nazi rejimi yıkılınca savaş ve soykırım suçlarını yargılamak üzere Almanya’nın Nürnberg kentinde tarihe “Nürnberg Yargılamaları” olarak geçen yargılamalar yapıldı. Bu yargılamaları konu eden iki adet kurmaca film çekildi. Her bir konuyu didik didik ele alan sinema endüstrisi nedense Nazilerin insanlığa karşı işledikleri suçların yargılandığı mahkemeleri çok tercih etmemiş görünüyor. Bu yazıda Nürnberg Yargılamaları’nı konu olarak seçmiş iki filmden ve dünyanın en büyük bilgisayar firmalarından olan IBM’in Nazilerle olan işbirliğinden bahsedeceğiz.[1]

Birinci film, 1961 yapımı “Nürnberg Duruşması” (Judgment at Nuremberg).

Televizyon kanallarında siyah beyaz olarak birçok kez gösterilen Stanley Kramer’in yönettiği bu filmde Spencer Tracy, Burt Lancaster, Marlene Dietrich gibi dönemin önlü oyuncular oynamış. Filmde binlerce kişiyi toplama kamplarına gönderen, kısırlaştırma kararını veren Nazi yargıçlarının yargılanmasını izliyoruz.

Film boyunca “Aslında Almanların hepsi suçlu değildi, toplama kamplarından neler olduğunu bilmiyorlardı” sözlerini sıklıkla işitiyoruz.

Yine Nürnberg mahkemelerinde yargılanarak idam edilen üst düzey bir generalin karısı, ABD’li yargıca durumu şöyle özetler: “Gerçekten olanların farkında mıydık? Eğer yaşamaya devam etmek istiyorsak unutmak zorundayız.

Savunma avukatı ise aslında başka bir gerçekliği dile getiriyordu: “Bu yargıçlar görevini yaptı, vatanları içindi tüm bu yaptıkları. Onlar suçlu ise vatanları için görevlerini yapan diğer Almanlar da suçludurlar. Nazi rejimine silah satışından büyük kârlar eden Amerikan sanayicilerinin sorumluluğu nerede? Amerikan sanayicilerini de mi suçlayacağız?

Mahkeme başkanı üzerindeki hem Alman hem de Amerikalıların tüm baskısına rağmen dört Nazi yargıcına ömür boyu hapis cezası verilir. Bu arada şirketlerin yargılandığı diğer mahkemede, köle işçileri kullanan, Zyklon B gazını sağlayan IG Farben yöneticileri suçsuz bulunur. Nazi yargıçları davası ise idealist bir Amerikan yargıcının ısrarı ile yüksek ceza verilen istisnai bir dava olarak tarihe geçer.[2]

İkinci film ise 2000 yılındaki ABD-Kanada yapımı “Nürnberg” (Nuremberg).

Alec Baldwin gibi popüler bir Amerikan oyuncusunun başrolde olduğu film ise “insan yönleriyle” Hermann Goering’i merkezine alarak üst düzey Nazilerin yargılandığı mahkeme sürecini anlatıyor.

Bu filmde Amerikan Başsavcısı Robert Jackson’u oynayan Alec Baldwin ise bir Amerikalı olarak tabii ki adil ve iyi insanı temsil ediyor.

Amerikan heyeti yakışıklı, havalı, bilgili, becerikli iken Rus mahkeme heyetini kaba, medeni olmayan ve sarhoş olarak göstermesi tabii ki bizi şaşırtmadı.

Alman bankacı Hjalmar Schacht’ın fırınlarda yakılan toplama kampı kurbanlarının altın dişlerini bankasında topladığı belgelenir. Aleyhinde birçok belge sunulmasına rağmen bu bankacı ve diğer iki üst düzey Nazi yöneticisinin tüm suçlardan aklanması ancak dikkatli seyircinin gözünden kaçmayacaktır. Filmde geçen kimlerin suçsuz bulunduğu gibi önemli sahneler birkaç saniyede akıp geçmiştir. O esnada yönetmen “kuşa bakın!” demekte, izleyicinin dikkatini Hermann Goering üzerine çekmektedir.

Her iki filmde de mahkemedekilerin kulaklıklarla simultane (anında) çeviri sistemi kullandıkları çok fazla sahneyi izleriz. Mahkemedeki herkeste kulaklık vardır. Çeviri kabinlerinde çevirmenleri görürüz. “Kulaklığı takın” ya da çevirmenler için “Yavaş konuşun” uyarıları olan sahnelerle çeviri faaliyeti her aşamada seyirciye hatırlatılır. Gerçekten de dünyada ilk defa anında çeviri sistemi teknolojisi Nürnberg mahkemelerinde kullanılmıştı.

Her iki filmin yönetmeni de bu durumu seyirciye dikkat çekici bir şekilde anlatmayı tercih etmiş.

Hatta 2000 yılı yapımı olan Nürnberg’de sanki “Bu filmde ürün yerleştirme yöntemi ile reklam yapılmıştır” dercesine konu abartılmış. Filmde, üzerinde IBM yazan kasaların önündeki birçok sahnede, başrol oyuncusunun adeta IBM’in reklamını yaptığı görülür.

IBM’in Nazilerle yaptığı işbirliği nedeniyle yargılanması beklenen mahkemeye simultane çeviri sistemi satması gerçekten ironiktir.

Edwin Black “IBM and The Holocaust” isimli kitabını 2001 yılında yayınladı. Yazar, yedi ülkedeki 20.000 belgeyi inceleyerek hazırlamış bu kitabını. Yayınlandığından itibaren IBM, kitaptaki iddiaları yalanlamadı, sessiz kalmayı tercih etti.[3]

IBM’in Nazilerle işbirliği ile dolu tarihine daha yakından bakalım.

Kısa IBM tarihi

Herman Hollerith Alman kökenli iyi eğitim almış bir ailenin çocuğu olarak 1860 yılında ABD’de doğar. Hollerith, üniversiteden mezun olur olmaz Amerikan Nüfus Sayım Bürosu’nda çalışmaya başlar. 1884 yılında nüfus sayımını çok hızlı bir şekilde yapan bir makine icat eder ve adına patentler. Bugünkü bilgisayarların atası olan bu makine delikli kartlarla (punch) çalışan ve benzeri olmayan bir hesaplama makinesidir (tabulating machine).

Hollerith bu cihazla 1890 yılında Amerikan Nüfus Sayım Bürosu’nun açtığı yarışmada birinci olur ve cihazı bir anda popülerleşir. Rusya, İtalya, İngiltere, Fransa ve Almanya nüfus sayım ve istatistik kurumları Hollerith’in makinesi ile ilgilenirler.

Hollerith 1896 yılında “The Tabulating Machine Company” isimli bir şirket kurar. ABD’de dönemin en zenginlerinden Charles Flint, Hollerith’inkinin de içinde olduğu dört firmayı 1911 yılında “Computing-Tabulating-Recording Company, CTR” şirketi altında birleştirir. Flint, 1914 yılında ise “National Cash Register, NCR” şirketinin işten attığı, Thomas J. Watson’u şirketine genel müdür olarak transfer eder. Watson, 1956 yılına kadar 42 yıl boyunca IBM’in en tepesindeki isim olarak en önemli kararları verecek kişidir.

Şirket CTR olan ismi, 1924 yılında “International Business Machines Corporation, IBM” olarak değiştirilir ve şirket o tarihten itibaren IBM adı ile faaliyet yürütmektedir.

Hitler için IBM’in ölüm hesaplayan makineleri

Hollerith’in icat ettiği hesaplama makineleri (tabulating machine) delikli kartların deliklerine satır ve sütunlar olarak yüklenen bilgileri okuyup, yorumlamaktadır. Bu sistem bir dönem çok popüler olan kendi başına otomatik olarak çalan piyanolardaki gibi çalışıyordu. Delikli kartlarla hesap yapan bu makineler önce nüfus sayımlarında kullanılmak üzere dizayn edildi. Zamanla bu makineler her türlü büyük ölçekli bilgileri hesaplamak, ayrıştırmak, tanımlamak için kullanılmaya başladı.

IBM’in bu hesaplama cihazı sadece insanları saymıyordu. İnsanların dini yanında, eskiye doğru kan bağı dahil bir çok yönünü tümüyle tanımlıyor, listeliyordu.

1933 yılında “üstün Alman” ırkından olmayanları sistematik bir şekilde takip etmek isteyen Hitler rejimi için IBM teknolojisi biçilmez kaftandı.

Nitekim Thomas J. Watson’un bizzat yönettiği süreçle, IBM 1933 yılından itibaren hizmetlerini ve ürünlerini Hitler rejimine sunmaya başladı.

IBM, rejimin tüm ırk temizliği programını başından itibaren bilgi teknolojilerini kullanarak destekledi. Nazi rejiminin ihtiyacına yönelik özel hesaplama makinelerinin üretimi ve kiralanması, özel programlar, milyonlarca adet delikli kart temini, Nazi istatistikçilerine bu makinelerin eğitimi, bakım ve destek için özel hizmetler verildi. Bu süreçler önceleri IBM’in genel merkezi New York’tan yönetildi. Hitler rejimi ile yapılan işin kapsamının büyümesi ile IBM, “Deutsche Hollerith-Maschinen Gesellschaft, DEHOMAG” adı ile Almanya’ya özel bir iştirak şirketi kurdu. IBM’in DEHOMAG firması Almanya dışında Polonya, Hollanda, Fransa, İsviçre ve diğer Avrupa ülkelerinde hizmet veriyordu.

IBM 1933 yılından itibaren başta Yahudileri ve Alman ırkından olmayanları Nazilerin istediği şekilde hesaplamak ve listelemek için 2000’den fazla hesaplama (Hollerith) cihazını Almanya’ya gönderdi.

Hollerith hesaplama makinesi

IBM her seferinde 3 adet delikli kart üretiyordu. Bir tanesi SS’e, diğeri Irk Bürosu’na ve bir tanesi de özel üretim olarak Nazilerin istatistik uzmanı Richard Korherr’e iletiliyordu. Yahudi demografisi üzerinde çalışan uzman istatistikçi Richard Korherr, doğrudan Heinrich Himler’e rapor veriyordu.

1937 yılında IBM Başkanı Watson’a Hitler tarafından olağanüstü hizmet onur madalyası verildi. Bu madalya Alman kartal ve yıldızı yanında gamalı haç ile süslenmişti.

IBM’in New York Ofisi tarafından hazırlanmış 10 Haziran 1941 tarihli bir belge ortaya çıktı. Bu belge, IBM’in şirketin Hollanda şubesi aracılığı ile Hollanda’daki Yahudilerin tasfiye edilmesinde kurulan sistemler aracılığı ile rol aldıklarını gösteriyor.

Yakın zamanlarda IBM’in toplama kamplarına ilişkin delikli kart program kodları ortaya çıktı. Belgelere göre her toplama kampı ve içindekilerin IBM içindeki Hollerith Departmanı adı verilen bir bölüm tarafından kayıt altına alındığını gösteriyor. Her ölüm kampı için “Auschwitz 001”, “Buchenwald 002”, “Dachau 003” gibi özel numaralar belirlemişlerdi. Kamptaki tutukluların özelliklerine göre onlar için de özel bir numaralandırma yapılmıştı. Örneğin 3 homoseksüeller, 9 anti-sosyaller, 12 çingeneler, 8 sayısı da Yahudiler için ayrılmıştı. Ölüm sebebi de makinenin tablolarında özel sayılarla gösteriliyordu: Doğal nedenlerle ölüm 3, kurşuna dizme gibi infazla ölüm 4, intihar 5, gaz odaları ise 6 idi.

SS ırk ofisinde kullanılan tipik bir delikli kart (punch)

IBM mühendisleri bu sayı ve kodlarla bir Yahudi’nin ölünceye kadar çalıştığını mı, gaz odasında öldüğünü mü ayırt edecek şekilde delikli kartları oluşturuyor, makineleri ayarlıyor ve Nazilerin raporlar oluşturmalarını sağlıyorlardı. Bu mühendisler her iki haftada bir her bir kampa giderek SS’leri eğitiyorlar ve sistemin doğru çalışması için bakımlarını yapıyorlardı.

Son yıllarda Dachau Toplama Kampı’ndaki Hollerith sığınağının fotoğrafları ortaya çıktı. Bu sığınaktaki iki düzine IBM hesaplama makinesi, ağır bombardımana rağmen hiç zarar görmemişti. Çünkü burası rejimin en değerli cihazlarının bulunduğu güçlendirilmiş çelik ve betondan yapılan özel bir sığınaktı.

IBM cihazları Nazi rejiminin sadece Yahudilere karşı savaşta kullandığı bir silah değildi. Köle işgücünün planlanması ve uygulanmasında da bu sistemler kullanıldı. Önemli bir kısmı sivil olan 12 milyon köle işçinin fabrikalara dağıtılması, trenlerle taşınmasında IBM sistemleri kullanıldı. Aynı zamanda askeri ulaşımın en önemli aracı olan trenle ulaşım trafiğini de bu sistemlerle yönetiyorlardı.

ABD Adalet Bakanlığı’nın yaptığı federal soruşturmada IBM’in düşmanla ticaret yapması soruşturulmuştur. Bu soruşturma sırasında alınan resmi notlar dikkat çekicidir. Şef soruşturmacı Howard J. Carter’in hazırladığı raporda “Hitler bize ne yapmışsa şirketlerimizden birisi de aynısını yaptı. Bundan dolayı Naziler ile IBM aynı sınıfta yer alıyor” diyordu.

Tüm belgeler gösteriyor ki IBM ve onun başkanı Thomas J. Watson soykırım suçu işlemiştir. Bu suçun anti-semitizmle, Nazi olmakla ilgisi yoktu. IBM, tüm bu kötülüğe sadece daha fazla kâr etmek için, kapitalist sistemin doğasında bu olduğu için ortak oldu.

IBM sadece bir örnek. Bugün dünyanın en büyük şirketlerinin Nazi rejiminin sponsorları arasında olduğu ve Nazi katliamlarından, insanlık suçlarından en büyük kârları yapanlar oldukları biliniyor.[4]

Hitlerin arkasındaki sermaye grupları neredeyse hiç yargılanmadılar. Kendilerini önce Nürnberg mahkemeleri aracılığıyla, sonra da medyası, film ve kitaplar gibi kültür endüstrisinin ürünlerini kullanarak akladılar, yaptıklarını unutturdular.

Dipnot:

[1] “Nürnberg Davası” (Judgment at Nuremberg) filmini sinematek.tv’den Türkçe altyazılı olarak izlemek için: http://sinematek.tv/nurnberg-davasi-1961/

“Nürnberg” (Nuremberg) filmini (2000) Türkçe altyazılı olarak izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=VnqgCQ7Uk8g

ABD’li yönetmen Stuart Schulberg’in 1948 yılında hazırladığı “Nürnberg” (Nuremberg) belgeseli anlaşılmayan bir sebeple hiç gösterime sokulmadı. Bu dönemin aynı zamanda Hollywood’da cadı avının sürdüğü, FBI Başkanı J. Edgar Hoover’in Hollywood’a siyasi araç olarak müdahale ettiği dönem olduğunu hatırlatmak yeterli.

[2] Nürnberg Yargılamaları 20 Kasım 1945 tarihinde başladı. Bu yargılamalar bir ana dava 12 alt dava halinde gerçekleşti. Ana davada ABD, Sovyetler Birliği, İngiltere ve Fransa’dan ikişer olmak üzere 8 yargıç tarafından 23 üst düzey Nazi yöneticisi yargılandı. Bunların 12 tanesi ölüm cezasına, 7 tanesi 10 yıl ile ömür boyu arasında hapis cezasına çarptırıldı. Bir sanık yargılama sürerken intihar etti. 3 sanık da tüm suçlardan suçsuz bulunurken, iş adamı Gustav Krupp hakkında karar verilmedi(!). Sovyetler Birliği’nin Çekoslovakya’yı işgalinin gölgesinde yapılan 12 alt davada ise çoğunlukla sanıklar ya suçsuz bulundu ya da göstermelik cezalar aldılar.

[3] Edwin Black, IBM and the Holocaust: The Strategic Alliance between Nazi Germany and America’s Most Powerful Corporation, Crown Books, 2001.

Edwin Black, “IBM’s Role in the Holocaust – What the New Documents Reveal”, Huffington Post, 27 Şubat 2012.

Edwin Black, The Nazi Party: IBM & “Death’s Calculator”, Jewish Virtual Library.

IBM (International Business Machine) bugün 170 ülkede 366 binden fazla kişinin çalıştığı 2017 yılı itibarı ile 80 milyar dolar gelir elde eden bir yazılım, donanım ve bilgisayar devidir. IBM’nin kronolojik tarihi için bkz. “Chronological History of IBM

[4] Zenginler onu sevmeseydi, Hitler bugün Hitler olabilir miydi? – Önder Özdemir