Çocuğa Yönelik Cinsel İstismarın Önlenmesi Çalıştay Raporu: Organizasyon, bilgi ve yeterlilik eksik

Çocuklar İçin Hep Birlikte Girişimi, Çocuğa Yönelik Cinsel İstismarın Önlenmesi Çalıştay Raporu'nu Mülkiyeliler Birliği'nde düzenlediği basın toplantısı ile kamuoyuyla paylaştı

Çocuğa Yönelik Cinsel İstismarın Önlenmesi Çalıştay Raporu: Organizasyon, bilgi ve yeterlilik eksik

Çocuklar İçin Hep Birlikte Girişimi, 1-2 Aralık 2018’de ODTÜ Mezunlar Derneği Vişnelik Tesisleri’nde Çocuğa Yönelik İstismarın Önlenmesi Çalıştayı düzenlemişti. Çalıştaya Türkiye’nin 29 ilinden sosyal hizmet uzmanı, psikolog, psikiyatrist, aile hekimi, psikolojik danışman, hukukçu, akademisyen, öğretmen, gazeteci ve hemşireler olmak üzere pek çok meslek grubundan ve çocuk alanında çalışan kurumların temsilcileri katılmıştı.

Girişim, bugün Mülkiyeliler Birliği’nde düzenlediği basın toplantısıyla çalıştay raporunu kamuoyuyla paylaştı. Raporun sunumunu Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’ndan (SES) Aylin Akçay yaptı.

Organize olamama, mesleki bilgi ve yeterlilik eksikliği

Raporda sağlık sistemi açısından şu tespitlere yer verildi:

  • Özel bildirim mekanizmasının kurulmasında aksaklıklar bulunuyor.
  • Hastane polisinin organize olmasında sorunlar bulunuyor.
  • Bildirim yükümlülüğüne ilişkin çalışanlara kurumsal olarak yanlış bilgilendirme yapılmış durumda.
  • Sağlık alanında çalışanların cinsel istismar ve istismar bulgularına ilişkin mesleki bilgi ve yeterliliği eksik.
  • Bildirim yapan çalışanları koruyacak güvenlik önlemleri yetersiz.
  • Gizlilik ve mahremiyet ilkelerine gereken özen gösterilmiyor.

Okul yöneticileri, okulun itibarını çocuğun yararından önde tutabiliyor

Eğitim alanında tespit edilen sorunlar şöyle:

  • Bildirim mekanizmalarının işleyişi net değil.
  • Çalışma koşulları, okul psikolojik danışmanların/rehber öğretmenleri açısından istismarla ilgili çalışma yapılmasını engelleyecek durumda.
  • Öğretmenlerin cinsel istismar ve istismar bulguları ile istismara müdahale hakkında bilgi ve donanım eksikliklerinin giderilmesi için kurumsal planlama yapılması gerekli.
  • Bildirim yükümlülüğü, bildirim süreci ve yaptırımlara ilişkin bilgi eksikliği yaşanıyor.
  • Bazı durumlarda okul yöneticileri istismarın üzerini örtüyor, okulun itibarını çocuğun yararından önde tutuyor.
  • Bildirim yapan çalışanı koruyacak güvenlik önlemleri yetersiz.
  • Gizlilik ve mahremiyet ilkelerine  gereken özen gösterilmiyor.

İstismarın olmadığına yönelik karar verme eğilimleri var

Kolluk sisteminde yaşanan sorunlar:

  • İstismarla ilgili süreçler gerekli ve yeterli şekilde yürütülmesini sağlayacak şekilde planlanmıyor.
  • Karakollar, savcılık işlem mekanları ve mahkemeler gibi hizmet birimleri çocuklara uygun olarak düzenlenmiş değil, çocuklarla görüşme yapmaya uygun odalar yok.
  • Çocukla çalışma konusunda yeter sayıda uzman personel yok.
  • İstismar ve istismarla ilgili işlemler ile ilgili yeterli bilgi yok.
  • İstismarla ilgili yapılması gereken işlemler standart hale getirilmiş değil.
  • Bildirimin değerlendirilmesinde sıklıkla kişisel tutumlara göre karar veriliyor ve istismarın olmadığına yönelik karar verme eğilimleri var.
  • Uygulamada, istismarda somut delil aranması, ifadesi ÇİM’de alınan çocuklar için yargı sürecinde yeniden ifade alınması, çocuğun istismarcıyla bir araya getirilmesi, aile ve çocuğa yeterli hukuki desteğin verilmemesi, gizlilik ve mahremiyet ilkelerine gereken özen gösterilmemesi gibi pek çok kritik hata yapılıyor.

Kurumlararası koordinasyon sağlanamıyor

Sosyal hizmet sisteminde yer alan sorunlar ise şöyle:

  • ALO 183 destek hattına ilişkin yapısal sorunlar bulunuyor.
  • Bildirimi alan personeller genellikle istismar konusunda yeterli donanıma sahip değil.
  • Çalışanlar için gerekli eğitimler ve süpervizyon sağlanmıyor.
  • Uygulamalar standart hale getirilmiş değil.
  • Uygulamada, 183 bildirimlerinde adli süreçler başlamadan inceleme başlatılıyor.
  • ÇİM’deki raporlar Aile Bakanlığı (yeni adıyla Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı) paylaşılmıyor.
  • Kurumlararası koordinasyon sağlanamıyor.

Haberlerde koruyucu ve önleyici unsurların da yer alması gerek

Medya açısından tespit edilen sorunlar:

  • Cinsel istismar haberleri verilirken istismara maruz bırakan kişi baskın ve güçlü taraf olarak; istismara maruz bırakılan kişi güçsüz, yalnız ve çaresiz taraf olarak sunuluyor.
  • İstismara maruz bırakılan ve istismara maruz bırakan bireyler cinsiyet, yaş, sosyoekonomik düzey, ruh sağlığı durumu gibi kısıtlı kalıp yargılar içerisinde ele alınıyor.
  • Geçerliliği tartışmalı olan belirli risk grupları üzerinden istismarın hayatın her alanında karşımıza çıkabileceği gerçeği göz ardı ediliyor.
  • Kimi zaman vaka medyada yer alırken kişi ve yer tanımlayıcı bilgilerinin yer alması ve çocuk görsellerine yer verilmesi koruyucu çalışmaları sekteye uğratıyor.
  • Yalnızca istismar konulu haberlerin medyada bulunması değil, koruyucu ve önleyici unsurların da haberlerin içerisinde yer alması, haber alma hakkının yurttaş olduğunun unutulmaması, haber yasağına karşı ortak mücadele yürütülmesi, çocuk odaklı ve hak temelli bir habercilik anlayışının geliştirilmesi gerekiyor.

Çare ceza artırımı değil

Hukuk alanında ilişkin raporda yer alan tespitler şu şekilde:

  • Cezaların ağırlaştırılması fiilen cezasızlığın daha da artması anlamına gelmekte. Bu nedenle konu kamuoyunun gündemine geldiği her seferinde olduğu gibi ceza artırımını önleyici bir çalışma gibi sunmak yerine koruyucu, destekleyici ve önleyici tedbirlerin uygulanması ve kanun hükümlerine eklenmesi gerekir.
  • Çocuklara ilişkin düzenlemeler ve hükümler mevzuatta dağınık bir halde bulunmaktadır.
  • Çocuk Adalet Sistemi’nde çocuğun korunabilmesi ve ikincil mağduriyetin giderilebilmesi için mevcut yetişkinlere ilişkin adli sistem ve adliye binaları dışında çocuklara özgü, çocuk dostu, çocuğun insan haklarına odaklı ve onarıcı adalet ilkeleri doğrultusunda oluşturulmuş fiziki mekanlar son derece yetersizdir.
  • Cinsel istismara maruz bırakılan çocuğun ifadesi, yasa gereği tek seferde alınmalıyken defalarca ifade vermek zorunda bırakılmaları çocukların travmatik biçimde etkilenmesine neden oluyor.
  • Çocuk Koruma Kanunu’nun 6. Maddesi’nde yer alan bildirim yükümlülüğüne ilişkin bilgilendirmelerin okul, işyeri ve medya aracılığıyla yaygın biçimde yapılması gerekli.
  • Çocuk Adalet Sistemi’nde çocukla çalışanların çocuk hakları, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, çocuk psikolojisi ve iletişim teknikleri gibi temel konulardaki eğitim eksiklikleri uygulamadaki hataların önemli nedenlerinden biri.

Rapora göre mülteci çocuklar açısından ise süreç daha da zorlu. Çocuk evlilikleri kayıt altına alınmıyor. Ayrıca bildirim yapılmaması, çocukların dil bariyerinden dolayı istismarı dile getirememesi, ailelerin istismarı bildirmeme eğilimi, alanda çalışanlarda dil sorunu/tercüman yetersizliği, ailelerin süreçte yeterli desteği alamaması ve yalnız hissetmesi sıklıkla karşılaşılan olumsuzluklara arasında.

Toplum merkezlerinin kapatıldığının, koruyucu ve önleyici hizmetlere yönelik yerel yönetim mekanizmalarının gelişmemiş olduğunun altı çizilen raporda, sağlık sistemindeki engeller ve bilgi eksikliği ile mücadele etmeden çocuğa yönelik cinsel istismarın önlenmesinin mümkün olmadığı kaydedildi.

Güvencesizlik ve örgütsüzlük bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyi güçleştiriyor

Çocuklara yönelik cinsel istismarın tespitinde bir diğer önemli nokta ise çalışanların güvencesizliği ve örgütsüzlüğü. Raporda bu duruma ilişkin şu ifadelere yer verildi:

Çocuk cinsel istismarının tespitinde,  önlenmesinde önemli noktalarda bulunan profesyonellerin tespit için gerekli bilgiye erişemediği ve bildirim süreçlerinde yaşanabilecek güçlükler konusunda desteklenmesine ilişkin de önemli sorunların mevcut olduğu hatta birçok bildirim sürecinin sonunda bildirim yapan kişinin büyük bedeller ödediği görülmektedir. Bu sorunlarla uğraşmak çalışanların güvencesizlik, örgütsüzlük, meslek sınırlarının yöneticilerce ihlal edilmesinin önlenmesi sorunlarından bağımsız düşünülemez. Çünkü iş güvencesi olmayan bir çalışan cinsel istismarla mücadele sürecinde kendisini daha da yalnız ve güçsüz hissedebilir, psikologların ve sosyal çalışmacıların meslek yasalarının bile bulunmadığı, sendikalaşma oranlarının her geçen yıl düştüğü bir kamusal sistemde bildirim yükümlülüklerini gerçekleştirmek giderecek güçleşmekte, bu durum önleyici çalışmalar yürütülmesinin önünde engele dönüştüğü ölçüde cinsel istismar vakalarının artmasının nedenlerinden birine dönüşmektedir.

Girişim raporun sonunda ise “çocuklardan korkan, çocukları istismar eden, çocuklar istismar edilirken susan bir insan topluluğunun umudunu, inancını, yaşama sevincini ve iyiye dair olan pek çok şeyi” yitireceğini belirterek, çözüm önerilerini hayata geçirmenin yollarını aramaya devam edeceklerini kaydetti.

Çocuklar İçin Hep Birlikte Girişimi bileşenleri:

Eğitim Sen, SES, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Ankara Şubesi, Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği (TODAP), Türk Psikologlar Derneği (TPD), Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği, ODTÜ Mezunlar Derneği.

Sendika.Org/ Ankara