Boeing’e dair bilinenler, bilinmeyenler: Düşen uçakta kendi geleceğimizi görüyoruz

Düşen 737 Max 8'den hâlihazırda 3000 adet daha üretmekle meşgul olan Boeing geleceğini bu uçağa bağlamış. Uçak düşüş skandalı sipariş vermiş müşteri kaybına da neden olabilir. Verdikleri rüşvetlerle görünüşü kurtarabilirler de

Boeing’e dair bilinenler, bilinmeyenler: Düşen uçakta kendi geleceğimizi görüyoruz

Son 6 ayda iki yeni Boeing 737 Max 8 uçağı garip bir şekilde düştü.

Geçen Ekim ayında Java Denizi üzerinde hiçbir hava sorunu olmadan düşen Endonezya’ya ait Boeing 737 uçağını, geçen pazar günü Etiyopya’daki düşüş takip etti. İlkinde 189 kişi, ikincide de 157 kişi öldü(rüldü). İkisi de kalkışta birdenbire pilotun kontrolü dışında pikeye geçip düşüyor.

Bu garip düşüşlerden sonra bu yeni uçaklardan şüphelenilmeye başlandı. Çin bütün 737 Boeing Max 8 uçaklarının uçuşunu son bir-iki gündür yasakladı. Çin’den sonra derhal Hindistan, Malaysiya, Singapur, Avustralya ve tüm Avrupa panik halinde uçakların uçuşunu durdurdu.  En son Türkiye’nin de katılımıyla şu anda en az 41 ülkede bu uçakların uçuşu durduruldu.

ABD’de şu anda 74 Max 8 ve Max9 uçakları bulunuyor. Tüm dünyada ise bu uçaklardan 387 tane var. Uçak 2017’de satışa çıkmış, ama eski 737 uçaklarının donanımının üzerine yeni ve daha otomatik kontroller getirilmişti.

Pazar günkü düşüşten sonra ABD başkanı Trump sorunu pilotlara yükleyerek, “Uçakları uçurmak giderek zorlaşıyor. Artık pilotlara gerek yok, ama bunları uçurmak için MIT üniversitesi bilgisayar bölümünden bilim adamlarına gereksinim var. Pek çok şeyde aynı şeyi görüyorum” diyerek yeterli eğitimleri olmadığından sorunu pilotlara atmıştı. Hatta daha ileri gidip teknolojiyi de konunun içine çekmişti: “Hiç gereği olmadığı halde yeni şeylerle çıkıyorlar. Pilotların yarım saniyede karar vermeleri gerekiyor. Karmaşık sistemler tehlike yaratıyor” dedi.

Kârı kurtarmak

Amerikan uçak üreticisi Boeing hemen durumu kontrol altına almaya çalışıp uçaklarında bir problem olmadığını, düşüşlere eğitimsiz pilotların neden olabileceğini açıkladı ve araştırma yapacaklarını bildirdi. Düşüş haberleri hisse senetlerine yansımamalı, ne olursa olsun, kâr hadleri seviyelerini muhafaza etmeliydi.

ABD Federal Uçuş Dairesi de ABD’li uçak şirketine halel getirtmemek üye  zaman kaybetmeden bir açıklama yaparak, kısaca, “bir şey yok, bir şey yok, korkmayın uçun” haberini borsalara ulaştırdı. Bu açıklama gene de Boeing hisselerinde yüzde 5,4 düşüşü önleyememişti.

Geçen yıllarda Boeing başka uçak yapımcılarını yüzde 16,4 satış artışıyla geride bırakmış, hisse senetleri de son günlere kadar yüzde 24’lük bir artışla dikkatleri çekmişti.

Ancak bu kazaların üstünü kapatma çabaları gene de Boeing’i şu ana kadar kurtarmış görünmüyor. Diğer ülkelerin uçuşlarını yasaklamalarının ardından ve içeride de tüketicilerin ısrarlı ikazları sonunda ABD de istemeye, istemeye Max 8 uçaklarının uçuşunu durdurduğunu sonunda açıkladı. Kanada da baktı ki, olmuyor, pek hoş görünmüyor, Max 8-9 uçaklarının uçuşunu yasakladı.

Boeing’in talihsizliği

Belki Boeing’in talihsizliği, öldürdüğü insanları tabii ki saymazsak, Etiyopya’da üç gün önce düşen uçakta ünlü tüketici hakları avukatı ve politik lider Ralph Nader’in yeğeninin de bulunması.

Ralph Nader, Lübnanlı bir çiftin ABD doğumlu oğulları. En prestijli Harvard Law üniversitesinde hukuk eğitimi alırken dersleri sıkıcı bulan Nader, okuldan kaçar otostopla Amerikan kıtasını bir uçtan bir uca dolaşır, bu sırada da en fazla yerli kabileleriyle ilişkilere girer, onlarla beraber yerli Amerikalı sorunlarını, işçi konularını ve göçmen işçilerin yaşadıklarını inceler.

Daha sonra edindiği prestijli hukuk bilgisini kullanarak ABD’de “Hangi hızda olursa olsun, güvenlikli değil” (Unsafe at Any Speed) kitabıyla Ralph Nader, Amerikan otomobil şirketlerinin hızlı kâr yapmak için nasıl güvenliğe önem vermediklerini belgelemiş ve güvenlik kemeri kanununu çıkartarak halk arasında büyük saygınlık kazanmıştı.

Daha sonra Yeşil Parti’yle de çalışan ve ABD başkan adayı olarak seçimlere katılan Nader, tüketici haklarının avukatı ve kârdan başka düşüncesi olmayan kapitalist işletmelerin tescilli bir düşmanı.

Son uçak kazasında da yeğenini kaybedince Boeing gibi uçak yapım şirketlerinin de ipliğini pazara çıkarmakta yardımcı oluyor.

Boeing kontrol sistemlerini neden zamanında yenileyemedi?

Geçen gün, “Democracy Now” programına çıkan Nader, insan yaşamının kâr yoluna nasıl kurban edildiğini anlatıyor. Sadece otomobil güvenliği değil, Nader’in uçak güvenliği konusunda da “Çarpışma Rotası” adında yazdığı bir kitabı var.

ABD sonunda halktan gelen büyük tepkiler sonunda uçakları zorla indirmeden önce bu uçakların sahibi şirketler de direnmiş ve tüm düşme tehlikesine rağmen uçurmaya devam edeceklerini açıklamışlardı. Korkuları, uçmayan uçaklardan ve şirkete düşen şüphe, muhtemel davalar ve sigorta sorunlarından dolayı şirket hisse senetlerinin değerinin düşmesiydi.

Yasaktan önce, eski ABD Ulaşım Bakanı, Trump’a ikazda bulunarak uçakların Boeing tarafından incelenmesine kadar tüm uçuşların durdurulması gerektiğini söyledi. Uçuş yasağı koydurmaya direnen Boeing’in en üst sorumlusu Trump ile görüşüp, yasaktan bir gün önce uçakların hiçbir sorunu olmadığı ve uçmalarına engel bulunmadığı konusunda garanti vermişti.

Ancak pek bilinmeyen, Endonezya uçağı düştükten sonra Boeing’in alelacele uçağın uçuş kontrol sistemlerine çok kapsamlı değişiklikler yapmaya başladığı. Ama en önemlisi Trump’ın Meksika sınırına göçmen işçileri önlemek bahanesiyle yapmak istediği duvara bütçe vermeyen Demokrat Partilileri dize getirmek için hükümeti kapatması yüzünden bu değişikliklerin hayata geçişi 5 hafta gecikmişti. Yani yönetici sınıflar arasındaki pastadan en fazla kimin pay alacağı kavgası insanların yaşamını etkileyen uçak güvenlik sisteminden öne geçmişti.

Bu karanlık sorunun üzerine iki uçak ve 350 kişinin yaşamını yitirmesi ışık tutunca zaten şirketlerin avucunda olan ABD regülasyon görevlileri hemen harekete geçip, yüzlerini ve şirketi kurtarmaya ve utancın üzerini kapatmak için Nisan sonuna kadar bu değişikliklerin yapılmasını sağlayacak.

Şirket ve halk arasında kâr ve güvenlik çekişmesi sürerken Ralph Nader, Boeing’e hitaben bir açık mektup yayımlayarak 737 Max 8 uçaklarının tamamının derhal yere indirilmesini talep etti. Açık mektubun başlığı da “Yolcular Başta Gelir. Tüm 727 Max 8 Uçaklarını Yerde Tutun!”

Yapay Zekâ kimi kurtaracak?

Boeing’in uçağa koyduğu yeni kontroller aslında pilotun kontrolünün geri plana itilip, Yapay Zekâ ile hesaplanmış uçuş mekanizması ile uçağı uçurmak var. Ancak bu yeni bir teşebbüs değil. Ralph Nader’in hatırlattığı gibi, bu kazalarda geleceğimizi çok net bir şekilde görüyoruz. Bir düşünün, ABD’nin en üst ve tanınmış üniversiteleri dahil, bilgi işlem bölümleri Yapay Zekâ konusunda öğretim görevlisi bile bulamıyor. Çünkü bu konuda bir şey bilip bilmeyen kim varsa yazılım şirketleri bunları sokaklarda yakalayıp işe alıyorlar. Bu alanın umulan kâr hadleri o kadar imrendirici bir seviyede ki, kudurmuş bir hızla araştırma, geliştirme, deneme ve uygulama aşamasında olan Yapay Zekâ, hayatımıza girdiği kadarını boş verin, çok yakında girmediği alan kalmayacak.

Asrımızın en büyük hukuk davaları ve savaşlarını yakında Yapay Zekâ’nın otomobillere uygulanmasıyla göreceğiz. Daha şimdiden, şoförsüz arabalara kanuni izin Google gibi Yapay Zekâ şirketlerinin önderleri tarafından ABD’nin bazı eyaletlerinde geçirildi bile. Bir şoförsüz araba Yapay Zekâ ile arabayı kullanırken bir kaza yaparsa cezayı kim ödeyecek? İki değişik şirketin, diyelim Google’un arabasıyla Microsoft’un arabası kazaya girerse suç kimde olacak?  Daha da öte, hâlâ çözüm bulunmayan soru bu arabaların bilgi işlem güvenliği. Bir hacker’in sistemi kırıp ele geçirmesi çok kolay, bunu nasıl önleyecekler? Önleyemezlerse, sorun ve yükümlülük kimin olacak? Tabii her şey para, kâr, kârlılık hesapları üzerinden yapılıyor.

Yapay Zekâ ile çok yakında yüzbinlerce kamyon, Uber, Lyft şoförü ve tabii ki uçak pilotları işlerini kaybedecek. Şirketler umutlandıkları o milyarlarca dolar kârın kokusunu almış durumdalar, artık durmayacaklar, eğer bu uğurda yüzlerce ya da binlerce insan hayatı kaybolsa da. Sistemlerini mükemmelleştirmeden, tam denemeden, hazır olmadan piyasaya sürecekler ve esas deneyleri bizim üzerimizden yapacaklar. Bu sadece kedi laboratuarlarında deney yapmaktan çok daha ucuza geliyor ve rakipleri açısından piyasada köşe kapmalarını sağlıyor. Uçaklar da bunun dışında değil.

Google size ne soruyor?

İnternette bir siteye girerken sizin kimliğinizi kontrol edip, robot olmadığınızı ispatlayan Google’ın KAPTCHA sistemi, size sunduğu 12 karenin içinde kaç tane araba ya da yol işareti ya da dükkân gölgeliği gördüğünüzü sorduğunda sanıyor musunuz ki sizin kimliğinizle uğraşıyor? O sistem sizi Yapay Zekâ ve şoförsüz araba sisteminin deneyine tâbi tutarak, sizin bilginiz dışında, isteseniz de istemeseniz de, kamerayla görülen dünyanın bir insan tarafından ya da şoförsüz araba tarafından nasıl algılandığını ölçmekte. Yani bilginiz bile olmadan Google’ın Makine Öğrenmesi ve Yapay Zekâ projesinin deneylerini şirket için beleşten yapmaktasınız.

Ama bir arabanın Yapay Zekâ hatasıyla kaza yapması birkaç kişinin ölümüne sebep olabilecekken en yeni ve donanımlı uçakların 6 ayda iki kez düşmesi ve yüzlerce insanı öldürmesi tüm havayolları şirketlerini bugün için halkın gözünde şüpheli konumuna koyuyor.  Ralph Nader’in “Bu uçak düşüşlerinde kendi geleceğimizi görüyoruz” dediği işte budur.

Daha iki hafta önce kimsenin haberi olmadan hava şirketlerinin koltukların arkasına gizli kamera yerleştirdikleri haberi açıklanmıştı. Yapay Zekâ sistemine bağlı sistemler artık kameralar aracılığıyla her an, 24 saat bizleri izliyor. Telefonlardaki, bilgisayarlardaki kameralar yeterli bile değil artık. Kameralara bağlı Yapay Zekâ izlediği insan yüzlerindeki en ufak değişimlerle insan duygularını anlıyor ve analiz edebiliyor. Yapay Zekâ şirketlerinden bir tanesi tüm insan duygu modellerini kategorize ederek milyonlarca, evet milyonlarca, insan duygu modeli geliştirmiş, kameralar aracılığıyla bir insanın sinirli, üzgün, sevinçli, korku içinde, heyecanlı vb. olduğunu yüzde 98 tutarlılıkla anlayabiliyor. Bu duygu anlaşılıp Facebook, Google, Microsoft’taki sizin profilinizle karşılaştırılınca hangi duygusal anda nasıl davranacağınız ve daha da önemlisi, ne zaman satın almaya daha yatkın olduğunuzu şirket sizin kendinizi bilmenizden çok daha kesin bir şekilde biliyor.

Hava şirketleri de koltuk arkasındaki gizli kamera ile halet-i ruhiyenizi kaydedip yapay zekâ ile ruh durumunuzu ölçüp tam para harcamaya yatkın olduğunuz anda size altın kravat iğnesi reklâmı gösteriyor ekranda ya da güzel hostes yanınızda belirerek gümrüksüz viski satmaya uğraşıyor. Ama bunun bir Yapay Zekâ sisteminden geçmesi gerekli. O Yapay Zekâ da artık uçaklara konuyor ve uçağı pilotsuz ya da pilotu geri plana iterek uçuracak donanıma sahip.

Yapay Zekâ’ya dur demezsek

Ralph Nader, Stephan Hawkings gibi dünyanın yetiştirdiği en akıllı bilim insanının ve girişimci Elon Musk’ın insanlığa ikazını hatırlatıyor: “Eğer Yapay Zekâ’ya dur demezsek insanlık yok olacaktır.” Bu yüzden Nader derhal bu uçakları ve bu uçakları uçuran havayolu şirketlerine karşı boykot çağırısı yapıyor.

Belki de bu uçak kazaları geleceğimizin, yani etli-kanlı-kafalı-beyinli insan yerine Makine Öğrenimi ve Yapay Zekâ sistemlerinin işleri ele almasıyla neler yaşayacağımızı, hayatımızdaki her şey üzerindeki zaten sınırlı kontrolümüzün, bizde “insan” denecek ne kaldıysa, bizden nasıl alınıp kaderimizin bilinmez algoritmalara devredileceğini göstermekte.

Esasen ortaya çıktığı gibi Boeing, yeni yazılımı uçaklara koyarken çok şiddetli tartışmaları da açmış. Pilot sendikası bu yazılımın güvenli olmadığını şiddetle savunsa da şirket diretmiş.  Sonuç ortada. O kadar insan öldürüldükten sonra iki senatör bu tartışmaların detaylarının açıklanmasını talep ediyorlar. Bu detaylar Boeing’i çok zor duruma sokabilir ve yüklü para cezaları ödemeye mahkûm edebilir.

Boeing’in susturan hediyeleri

Bu yeni uçaktan Boeing halihazırda 3000 adet üretmekle meşgul. Bu kadar sipariş var. Boeing geleceğini bu uçağa bağlamış, elindeki tüm olanaklarla üretimi sürdürüp söz verilen tarihlerde teslim etmeye uğraşıyor. Uçak düşüş skandalı sipariş vermiş müşteri kaybına da neden olabilir. Ama tabii verdikleri rüşvetlerle görünüşü kurtarabilirler de. Ralph Nader, kongredeki tüm milletvekillerine hava şirketlerinden aldıkları rüşvetleri ifşa için, bu şirketlerden aldıkları her bir hediye ve parayı açıklamalarını isteyen bir mektup göndermiş. Hem de iki kez. Tek bir yanıt gelmemiş bu isteğe.

Bunlar olurken iki uçak da kalkış anında aniden pilotun isteği dışında uçağın burnunu yere yöneltip pike yapan Yapay Zekâ tarafından yere çakıldı. Daha araştırmalara başlamadan söylentiler ve kayıtlar bunu gösteriyor. Daha sonra gerçekler bakalım su yüzüne çıkacak mı?  Ama bu arada, yüzlerce uçak da aynı yazılımla havalarda dolaşıyor.

Bu ise göstermiyor mu, sadece bunlar değil, kâr hadlerini yüksek tutmak için, daha nice motor patlaması, havada motorların alev-alev yanması, uçak bataryalarının havadayken tutuşması gibi sorunlara bu çeşitli hediyelerle memnun tutulan yöneticilerin neden bir türlü bakmadığını?

Kâr uğruna kaybolan insan yaşamları mı? Ha, onları sayan mı var ki?