Yordam Kitap’tan dört, Yordam Edebiyat’tan bir yeni kitap raflarda!

Yordam Kitap Şubat ayında beş yeni kitabı okurla buluşturdu

2019 yılı programında duyurduğu kitapları yayımlamaya başlayan Yordam Kitap’ın, Şubat ayının ortası itibarıyla okurlarla buluşan yeni kitapları, S. S. Prawer’ın kapsamlı araştırması Karl Marx ve Dünya Edebiyatı, Jacques Pauwels’in Birinci Dünya Savaşı’yla ilgili “karşı tarih metni” Büyük Sınıf Savaşı 1914-1918, Leo Panitch ve Sam Gindin’in 2013 Deutscher Ödülü’ne layık görülen benzersiz çalışmaları Küresel Kapitalizmin Oluşturulması ve son olarak Türkiye’den bir yazarın, Fatih Yaşlı’nın kitabı Antikomünizm, Ülkücü Hareket, Türkeş oldu.

Yordam Edebiyat ise yepyeni bir çevirisiyle Mark Twain’in Huckleberry Finn’in Maceraları’nı sundu.

Karl Marx ve Dünya Edebiyatı – S. S. Prawer

Marx’ın edebiyatla bir okur, bir düşünür, bir yazar ve bir baba olarak sanıldığından ve bilindiğinden çok daha yakından ilgili olduğunu sistematik bir şekilde ortaya seren Prawer’a göre, onun ve eserlerinin ayırt edici özelliklerinden biri de edebiyatla kurduğu sıradışı ilişki.

Marx, dilin saflığını ve doğruluğunu ilgilendiren her konuda titiz bir yazardı. Bu yüzden Goethe, Lessing, Shakespeare, Dante ve Cervantes’i kendine üstat olarak seçmiş, onların eserlerini neredeyse her gün okumuştu. İktisadi gerçekleri ve tutumları akılda kalıcı bir şekilde özetleyen sözler bulmak için Latin klasiklerini didik didik etmişti. Edebî alıntı ve göndermeleri okurlarıyla kültürel bir etkileşim yaratmak için nasıl kullanabileceğini daha gazetecilik yıllarında keşfetmişti. Başta Kapital olmak üzere yazdığı bütün metinlerde popüler balad, şarkı, tekerleme, mitolojik hikâye, özdeyiş, masal, şiir, oyun ve destanlara göndermelerde bulunmuştu. Evinde düzenli olarak Shakespeare okuma toplantıları yapılan Marx için Rus ziyaretçisi Maksim Kovalevski boşuna “fazlasıyla kültürlü bir İngiliz-Alman centilmeni” dememişti…

Karl Marx ve Dünya Edebiyatı, işte bu sıradışı “centilmen”in edebiyatla kurduğu içten ve derinlikli ilişkinin benzersiz bir dökümü…

Büyük Sınıf Savaşı – Jacques Pauwels

Jacques Pauwels, Birinci Dünya Savaşı’nın yüzüncü yılıyla birlikte hararetlenen tartışmalara alışılmadık, cesur ve renkli bir “karşı tarih metni”yle katılıyor.

Birinci Dünya Savaşı, sadece emperyalist rekabetin tetiklediği ülkeler arasındaki “dikey” bir savaş mıydı, yoksa savaşa taraf olan her bir ülkede hâkim sınıflar ile halk yığınları, seçkinler ile sıradan insanlar arasında “yatay” bir savaş da yaşandı mı?

Pauwels, Büyük Sınıf Savaşı adını verdiği bu büyük çatışmanın sadece uluslar arasında değil, sınıflar arasında da cereyan ettiğini göstermek için bir adım geri çekilmeyi öneriyor ve savaşa 1789’dan günümüze kadar dünyayı şekillendiren sınıf mücadelelerinin daha geniş perspektifinden bakmaya çalışıyor.

Büyük Sınıf Savaşı, sadece insanlık tarihinin bu ilk küresel çatışmasını değil, giderek daha fazla Birinci Dünya Savaşı öncesiyle kıyaslanan günümüzü anlamak için de ufuk açıcı bir eser…

Küresel Kapitalizmin Oluşturulması – Leo Panitch ve Sam Gindin

Amerikan İmparatorluğu nasıl kuruldu? Diğer emperyalist güçler arasından sıyrılarak nasıl dünyanın hâkim gücü haline geldi, küreselleşme sürecinin eksenine nasıl yerleşti? Büyük Bunalım’dan ve Yeni Düzen’den neoliberalizm evresine kadar uzanan yıllarda ne gibi sorunlar yaşandı? Küreselleşme sürecinin başlıca çatışma alanları neler oldu, devlet-piyasa ilişkisi nasıl gelişti?

Biri akademideki, diğeri sendika çevrelerindeki araştırmaları ve eylemci kimlikleriyle öne çıkan Kanadalı Marksist yazarlar Leo Panitch ve Sam Gindin, işte bu kapsamlı soruların peşine düşüyor. Günümüzün en çok tartışılan kavramlarından “küreselleşme”yi 19. yüzyılın sonundan bugüne tüm oluşum evreleriyle anlatan yazarlar, ABD liderliğinde gelişen küreselleşme sürecini, bu ülkenin emperyalist bir güç olarak inşası ekseninde atılan bütün önemli adımların somutluğunda da gösteriyorlar.

2013 Deutscher Ödülü’ne layık görülen Küresel Kapitalizmin Oluşturulması, yakın tarihe ve küreselleşmeye dair çalışmalar arasında vazgeçilmez bir yere sahip.

Fatih Yaşlı

Türkiye siyasetinde antikomünizm nasıl bir yer kaplamaktadır? “Komünizm tehdidinin icat edilmesi”nde iç ve dış dinamikler nasıl bir rol oynamıştır? Tan Matbaası baskını, NATO üyeliği, Kore Savaşı, 1960 ve 70’lerin siyasi çatışmaları ve 12 Eylül darbesi “antikomünist” ve ülkücü hareketin gelişimi açısından nerede durmaktadır? 1990’larla birlikte “Kürt sorunu”nun ülkücü hareket üzerindeki etkisi ne olmuştur? Bütün bu tarih içerisinde Alparslan Türkeş figürü nasıl bir yer kaplamaktadır?

Türk sağı ve yakın siyasi tarihimize dair yaptığı çalışmalarla tanınan Fatih Yaşlı, araştırmalarının yeni evresinde işte bu soruların yanıtını arıyor, “antikomünizm”in bu topraklarda nasıl kök saldığını ayrıntılarıyla anlatıyor. Bunu yaparken ülkücü hareketin liderlerinden Alparslan Türkeş’in hayatına özel bir yer ayırmayı da ihmal etmiyor.

Huckleberry Finn’in Maceraları – Mark Twain

Amerikan edebiyatının en önemli ve ünlü romanlarından olan Huckleberry Finn’in Maceraları, Mark Twain’in başyapıtı olarak kabul edilir. Sekiz yıl önce basılan Tom Sawyer’ın Maceraları’nda bir yan karakter olarak kurgulanan Huckleberry Finn bu kez kitabın anlatıcısı, maceranın başkişisidir.

Kendisini “evcilleştirmeye” çalışan Bayan Watson’dan kurtulmak için çareler ararken babası tarafından suistimal edilen Huck’ın, kaçak köle Jim’le birlikte yaptığı nehir yolculuğu ve bu yolculukta yaşadıklarının anlatıldığı roman, bir yandan toplumun ikiyüzlülüğünü sorgular ve ırkçılığa saldırırken diğer yandan bir çocuğun toplumu aşma mücadelesinin zemini de olan unutulmaz bir arkadaşlık hikâyesine dönüşür.

Bir dil ustası olarak, İngilizcenin Missouri’deki eski ve çeşitli kullanımlarına özenle yer veren Mark Twain’i, Türkçenin zengin olanaklarını kullanarak başarıyla aktaran Burak Şakır’ın parmak ısırtan çevirisiyle…

“Modern Amerikan edebiyatı tek bir kitapla başlar: Huckleberry Finn.” Ernest Hemingway

Sendika.Org