Venezuela Kolombiya sınırından: Emperyal heveslerin kıskacında Venezuela… – Mustafa Özdemir (Gazete Duvar)

Finans kapital ile ulusal egemenlik iddiasındaki hükümetler arasında yaşanan bu savaşların, özellikle zengin doğal kaynaklara sahip olan ülkelerde yaşanıyor olması dikkat çekiyor. Honduras’ta devrilen Zelaya ve Brezilya’da Dilma Roussef incelenmeye değer Latin Amerika örnekleri

Venezuela’da 23 Ocak’ta, sağ muhalefetin çoğunlukta olduğu Meclis Başkanı Juan Guaido’nun ABD desteğiyle, kendini geçici cumhurbaşkanı ilan etmesi ve hemen akabinde Amerika Kıtası’ndaki hemen her ülkenin, geçen mayıs ayında yeniden Devlet Başkanı seçilen Nicolas Maduro’nun yerine Guaido’yu devlet başkanı olarak tanıması, Venezuela’yı dünya gündemine oturtmuştu.

Net olmamız gereken nokta, mevzunun diktatörlük, narkodevlet, temel hak ve özgürlükler ya da demokrasi sorunu değil, ABD’nin arka bahçesindeki Venezuela’nın iştah kabartan zengin doğal kaynakları ve Beyaz Saray’ı iğreti eden anti-emperyalist karakterdeki Bolivarcı Devrim’e son darbeyi vurarak, kıtayı kendisi için daha güvenilir bir hale getirme isteği…

Lima Grubu ve paralel başkan Guaido

Lima Grubu, 2017 ağustos ayında ABD başkanlığında Amerika Kıta’sındaki 14 ülkenin, Venezuela’daki krize sözde barışçıl bir çözüm bulma amacıyla oluşturuldu. Kıta ülkelerinin Venezuela ile bu kadar ilgili olmalarını meşrulaştırdığı konu, Venezuela’dan aldıkları göç olsa da, Venezuela’nın sahip olduğu zengin yeraltı kaynakları (petrol, altın, elmas, vs) bu ‘ilginin’ ana sebebi. Latin Amerika’da uluslararası ilişkiler ve politika üzerine kafa yoran, mürekkep tüketen hemen herkesin ortaklaştığı nokta, bugün Venezuela’da olan bitenlerin Lima Grubu tarafından planlandığı ve paralel başkan Guaido’nun da kıta ülkelerinin konuya duyduğu ‘ilginin’ cisimleşmiş bir ürünü olduğu..

Yaptırımlar

Geçtiğimiz haftalarda ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in, Venezuela’nın ABD’de bulunan 7 milyar dolar nakit parasının ve 600 benzin istasyonuna sahip Citgo’nun yönetiminin Guaido’ya verileceğini, ayrıca devlete ait petrol şirketi PDVSA’ya yaptırımlar uygulanacağını açıklaması, gelirlerinin yüzde 95’i petrol ihracatına dayanan Venezuela’da çok daha ciddi sonuçlar doğurmaya gebe.

Öte yandan ABD, günlük 720 bin varil ile Venezuela’nın en büyük petrol alıcısı durumunda ve Trump bu paranın Maduro Hükümetine değil, Guido’nun yönetimine ödenmesi için gerekli yasal prosedürlerin başlatılması gerektiğini söylemişti.

Ayrıca İngiltere de Venezuela’nın Londra’da bulunan 12 milyar dolarlık altın rezervinin muhatabı olarak Guaido’yu tanıyacağını açıkladı, görünen o ki benzer yaptırımları uygulayacak ülke sayısı artacak gibi duruyor.

Venezuela’da halkın ekonomik durumu

2013’ten bu yana (birike gelen) ekonomik ve politik krizlerin sonuçlarıyla boğuşan Venezuelalılar alım güçlerinin (inanılmaz bir şekilde) düşmesi ile ciddi sorunlar yaşıyor. Venezuela’ya uygulanan ‘uluslararası ambargo’( 2) ile halkın temel sağlık ve tüketim maddelerine erişememesi, (karaborsada) erişse de satın alabilecek alım gücüne sahip olmaması, nüfusun en az yüzde 10’unu göçe zorlayan ana faktör olarak görülmeli. Güvenlik problemleri, rüşvet, temel servislere ulaşım (elektrik, su vs) ve ekonominin çeşitlendirilememesi gibi geçmişten gelen problemlerse işin tuzu biberi …

Bugün asgari ücret on dolardan daha az, 10 dolarla siz sadece, 30 ekmek ya da 8 paket pirinç ya da 6 adet 1 litrelik yağ ya da 6 kilo patetes ya da 2 karton yumurta ya da 2 kilo beyaz peynir alabilirsiniz. 2010’lu yıllarda Latin Amerika’da en yüksek asgari ücretin olduğu Venezuela’da halk, uzun süredir tek iş ve maaşla yaşamanın imkansızlığının içinde, hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Venezuela hükümeti, yaşadığı yaptırımlar, spekülasyon, istifçilik ve kıtlık vb. gibi sorunlarından doğan acil ihtiyaçlarını, petrol gelirlerinden elde ettiği para karşılamaya çalışıyor. Örneğin yurtdışından temel tüketim maddeleri satın alarak, mahallelerde (özellikle gecekondularda) kurduğu ağlar aracılığı ile uygun fiyata dağıtıyor (Aylık 120 milyon dolar). Halk bu ağlar aracılığı ile ürünleri market (ya da karaborsa) fiyatının yüzde 10’una alabiliyor ya da çalışanların, işsizlerin, emeklilerin ya da yalnız yaşayan annelerin hesaplarına, ekonomik savaşa karşı destek mahiyetinde extra bonuslar yatırıyor (yaklaşık 30 milyon dolar).

Venezuela’ya insani yardım

Paralel başkan Guaido’nun uluslararası insani yardım talebi üzerine, Trump’ın 20 milyon dolarlık hibesi ile oluşturulan yardım kamyonları Kolombiya’nın Venezuela ile sınır olan Cucuta eyaletinde toplanmaya başladı. Kolombiya’lı yetkililer Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro istese de istemese de bu yardımların Venezuela’ya gireceğini, konuyla ilgili Venezuela’daki muhataplarının paralel başkan Guaido olduğunu söylemesi sınırdaki tansiyonu arttırıyor.

ABD liderliğindeki Lima Grubu ve Guaido, askeri işgal de dahil olmak üzere bütün seçeneklerin masada olduğunu ifade ederken,buna karşılık Maduro yönetimi bir yandan diyalog ve barışçıl çözüm diplomasisi yürütürken, öte yandan Kolombiya sınırındaki askeri personel sayısını ikiye katladı ve sivillerin de katıldığı savunma tatbikatları düzenliyor.

Venezuela’da (seçilmiş) Başkan Nicolas Maduro insani yardım görünümünde emperyalistlerin ülkesine girmelerine izin vermeyeceğini belirtirken, sağ muhalefet halkın acil ihtiyaçlarının altını çiziyor ve Maduro hükümetini ihtiyaç sahiplerini düşünmemekle vs itham ediyor. Görünen o ki, insani yardımlar Venezuela’ya girse de girmese de amaç, içeride Maduro Hükümeti ile acil ihtiyaç sahipleri arasında karşıtlık oluşturarak, oylarını yoksul halktan alan hükümetin desteğini zayıflatmakken, uluslararası düzlemde de Maduro’yu halkını açlığa ve hastalığa mahkum eden bir başkan olarak gayrımeşrulaştırmak gibi duruyor.

Maduro Hükümeti ise bir yandan Uruguay’ın başkenti Montevideo’da ‘Venezuela’da barışçıl bir çözüm’ için düzenlenen toplantı ile olası askeri işgale karşı uluslararası desteklerini güçlendirmeye çabalarken, içeride ise ‘ABD Venezuela’dan elini çek’ mottosuyla bir imza kampanyası başlattı. Hedef, seçmen sayısının çoğunluğuna tekabül eden 10 milyon imzaya ulaşmak ve Beyaz Saray’a göndermek.

Dördüncü nesil savaş ve ulusal egemenlik (!)

Geleneksel savaşlarda savaşan aktörlerin ikisi de devlet iken dördüncü nesil savaşlarda taraflardan en az biri devlet değil. Bunlar uluslararası örgütler, radikal gruplar vs. olabiliyor. Hal böyle olunca, devlet olmayan taraf uluslararası hukuk vs. gibi ayrıntılara takılmadan hareket edebiliyor. Silah kullanımının görece sınırlı olmasına rağmen, savaş alanı ile yaşam alanını ayıran ‘cephe’ konseptini içermemesi bakımından daha acımasız olduğu değerlendirilen bu savaşlar, daha çok ekonomik spekülasyonlar ve yaptırımlarla, medya manipulasyonlarıyla, psikolojik harple ve sokakta şiddetle yürütülüyor.

Son kertede, finans kapital ile ulusal egemenlik iddiasındaki hükümetler arasında yaşanan bu savaşların, özellikle zengin doğal kaynaklara sahip olan ülkelerde yaşanıyor olması dikkat çekiyor. Honduras’ta devrilen Zelaya ve Brezilya’da Dilma Roussef incelenmeye değer Latin Amerika örnekleri. (4)

Nereden nereye?

2000’li yılların başında Chavez önderliğinde iktidara gelen Bolivarcı Hükümet, neoliberal politikalara alternatif geliştirdiği halkçı politikalarla ve XXI. yüzyıl sosyalizmini kurma iddiası ile gündeme gelmiş, Latin Amerika’daki sol tandanslı hükümetlerin entegrasyonunda etkin bir rol oynamıştı. Doğal kaynakları kamulaştırarak elde edilen gelirleri yoksullukla mücadeleye ve daha adil bir toplumun tohumlarını ekmeye yönelten Bolivarcı Devrim, petrol fiyatlarındaki artışın sağladığı rüzgarı da arkasına alarak, kısa zamanda ciddi toplumsal dönüşüm projelerine imza atmıştı.

Ancak 20 yıllık iktidarda petrole dayalı ekonominin çeşitlendirilememesi, suç ve şiddetin, kurumların içine işlemiş bürokratik yapının ve rüşvetçiliğin giderilememesi, adalet ve yargı sisteminin işlevselleştirilememesi, toplumsal bilinç dönüşümünün sağlanamaması, iktidarın örgütlü halka devredil(e)memesi vs. gibi nedenlere, bir de ABD’nin agresif politikaları eklendiğinde durum daha karmaşık hale geliyor.

Ama her şeye rağmen, emperyal heveslerle Venezuela’nın askeri işgaline cüret etmek, askeri savunma stratejisini Bolivarcı Milisler üzerinden asimetrik savaş(direniş) üzerine kurmuş Venezuela’nın, XXI. yüzyılın Vietnam’ı olmasını sağlayabilir.

Önümüzdeki günlerde Venezuela Kolombiya sınırında olacaklar, olası gelişmeler hakkında bize daha fazla fikir verecek.

Bugün Venezuela, yani Kristof Kolomb’tan 6 yüzyıl sonra, bir ülkenindoğal zenginliklerinin emperyal hevesler altında,nasıl bir halkın lanetine dönüştü(rüldü)ğünü yeniden yaşıyor.

Ancak bir farkla, altı yüz yıllık direniş geleneğiyle…

Lima Grubu’na Chavistler Lima Çetesi demeye gelen Lima Karteli diye hitap ediyorlar. Lima Grubu Maduro’yu tanımadıklarını başkanlık seçimini gerçekleştirilene kadar da Guadio’yu Venezuela’nın geçici devlet başkanı olarak tanıyacaklarını duyurmuştu.

Dışişleri Bakanı Arriaza, uluslararası bankacılık sisteminin Venezuela’ya uyguladığı ekonomik ve finansal yaptırımların son iki yıldaki maliyetinin 30 milyar dolarlık kayıp olduğunu dile getirirken, bazı akademik araştırmalar ise bu kaybın 2013’ten bu yana toplamda 350 milyar dolara ulaştığını gösteriyor.

Yaklaşık 30 milyonluk Venezuela’da bugün hükümet aylık en az 18 milyon kişiye temel gıda, sağlık ve barınma yardımı yapıyor. Kişi başına yaklaşık 1 dolarlık yardım demeye gelen 20 milyon dolarlık insani yardım, ekonomik olarak çok da anlam ifade etmiyor.

Bazı uluslararası analistler Venezuela’da yürütülegelen darbe sürecinin, 1970’lerde Şili’de solcu Allende Hükümetine karşı uygulanan ‘tasarlanmış ve sürekli krizlerle değişimi sağlamak’ olarak okuyabileceğimiz Şok Doktrini ile, başka bir kısım da (Maduro dahil olmak üzere) Libya’da uygulanan yöntemlerle olan benzerliklerine dikkat çekiyor.

Kaynak: Gazete Duvar