Suriyeli Kürtler Esad rejimiyle niçin diyalog istiyor? – Jano Shaker (Al-Monitor)

Suriyeli Kürtlerin önde gelen temsilcilerinden Eldar Halil Al-Monitor’a verdiği mülakatta Suriye’deki son gelişmeleri, ABD’nin çekilme kararını ve Esad rejimiyle müzakere olasılığını değerlendirdi

ABD Başkanı Donald Trump’ın Amerikalı askerleri Suriye’den çekeceğini duyurduğu 19 Aralık’tan bu yana Suriye’nin kuzey ve doğusundaki özyönetim bölgelerinde hızlı gelişmeler yaşanıyor. Trump’ın açıklamasından birkaç gün önce Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Fırat’ın doğusuna operasyon tehdidinde bulunmuştu. Bu durum, Suriye Demokratik Konseyi’ni (SDK) rejim ile 2018’in sonlarında kesilen diyalog sürecini canlandırmaya itti. Eş zamanlı olarak Kürt liderler, ABD’nin çekilmesiyle doğacak boşluğu doldurmak üzere Rusya’yla da temasların canlandığını dile getirdiler.

Ancak ABD’nin tutumuna ilişkin son gelişmeler -özellikle Amerikalı yetkililerin bölgede bazı ülkelere yaptıkları ziyaretler ve Suriyeli Kürtler dâhil müttefiklerine verdikleri güvenceler– Fırat’ın doğu yakasının akıbeti ve buraları kontrol eden güçlerin durumuyla ilgili belirsizliği iyice artırıyor.

Özyönetimin mimarı olarak bilinen Suriye Demokratik Hareketi (TEV-DEM) liderlerinden Eldar Halil Al-Monitor’a Kamışlı’da verdiği mülakatta bölgedeki gelişmeleri ve Suriyeli Kürtlerin seçeneklerini değerlendirdi. Mülakatın metni şöyle:

Al-Monitor: Rusya arabuluculuğunda Suriye rejimiyle yürütülen diyalogda son gelişmeler nedir?

Eldar Halil: Şam’la diyalog henüz başlamış değil, Rusya’yla temaslarda buna yönelik hazırlıklar devam ediyor. Şunu açıklamak isterim ki SDK’nin rejimle geçen sene başlattığı diyalog girişimini çökerten sebeplerden biri, Rusya’nın bu diyaloga garantör olarak doğrudan dâhil olmamasıydı. Rusların bu defa diyalog sürecinde doğrudan rol almasına odaklanılıyor. Moskova’da yapılan toplantılarda Rusya’dan, çözüm yollarını müzakere etmesi için Şam’a baskı yapması istendi. Trump’ın ABD askerlerini çekme açıklaması, rejimle diyalog konusunu öne çıkarttı. Biz (SDK ve özyönetim temsilcileri) elimizdeki seçenekleri tartıştık ve neticede Şam’la görüşmelerin yeniden başlaması bir seçenek olarak değerlendirildi.

Al-Monitor: Rejimle müzakerelerde başlıca konular nelerdir? Pazarlık konusu etmeyeceğiniz konular var mı?

Eldar Halil: Diyalog henüz başlamadığı için bu konularda konuşamam. Ancak biz (SDK ve özyönetim idaresi) temel olarak genel ilkelerde hemfikiriz. Suriye’nin parçalanmasını istemiyoruz, Suriye topraklarının bölünmezliğini tasdik ediyoruz. Ayrıca, özyönetim modeli temelinde bölgedeki tüm unsurları kapsayan çoğulcu bir projeyi benimsemiş durumdayız. Bu da Suriye’nin, Şam’la eşgüdüm kaydıyla kendi kendini yöneten özerk bölgelerden oluşması anlamına geliyor. Bunun yanı sıra Suriye ordusunun bizim bölgeler dâhil sınırlarda görev yapacak ulusal bir ordu olarak kabulünde sorun yok. Aynı şekilde Suriye bayrağının olduğu gibi kalması da bizim için sorun değil. Birleşmiş Milletler ve Suriye halkı hangi bayrağı benimsiyorsa biz de onu kabul ederiz. Bahsi geçen Suriye ulusal ordusu dış saldırıları önlemekle görevli olduğu sürece özyönetime bağlı güçlerin kendi bölgelerimizde iç güvenlik güçlerine dönüştürülmesine de itirazımız yok. Bunun dışında başka birçok ayrıntının da diyalog sürecinde gündeme geleceği muhakkak.

Al-Monitor: Müzakereler yetersiz kalırsa hangi alternatife yönelirsiniz?

Eldar Halil: Uzun sürecek olsa bile diyalog mutlaka başarılı olmalı. Rejim muhtemelen esnek davranmayacak ve 2011 öncesindeki Suriye’yi geri getirmekte ısrar edecek. Ancak herkes gibi rejim de biliyor ki çözümsüzlükte ısrar, Suriye’yi daha tehlikeli, daha çetrefilli çatışmalarla karşı karşıya bırakır. Bu bir tehdit değil, bir analiz. Çünkü ortadaki sorunlar çözümsüz kalırsa işler daha tehlikeli bir noktaya gider.

Al-Monitor: Özyönetim idaresine yakın kaynaklar, Rusların ilettiği talepler listesine rejimin dolaylı olarak yanıt verdiğini ve bu yanıtın “Ya o bölgeleri rejime teslim edersiniz ya da Türk ordusu Fırat’ın doğusuna girer ve Afrin’de yaptığını yapar” şeklinde olduğunu söylediler. Bu konudaki görüşünüz nedir?

Eldar Halil: Bahsettiğiniz şey resmi bir yanıt değil. Bu, daha ziyade rejimin çözüm girişimlerine bugüne kadar duyarsız kalmasından yola çıkılarak onun tutumuna dair yapılmış bir analiz. Rejimin tavırlarından bu kanaate varıldı. Ancak Türkiye bizim bölgelere saldırırsa zarar gören sadece biz olmayacağız. Tüm Suriyeliler, Suriye’nin bütünlüğü, bölgenin istikrarı da bundan etkilenecek. Türkiye gittiği her yerde kavga, çatışma ve radikal İslamcı düşünce yaratıyor, İslam Devleti (İD) ve Nusra Cephesi ortaya çıkıyor. Bu da Suriye’nin parçalanmasına, İD’in canlanmasına yol açabilir. Amerikalılar, Avrupalılar ve Ruslar bunun asla olmaması için irade göstermeli zira Türkiye’nin yeni bir rol üstlenmesi büyük felaketlere yol açar.

Al-Monitor: Rusya SDK ile Esad rejimi arasındaki görüşmelerde arabulucu olacak. Ancak Moskova’nın 2018’in başlarında Türkiye’nin Afrin’e girişini kolaylaştırdığı düşünülürse onun tarafsızlığından endişe duyuyor musunuz?

Eldar Halil: Rusya Afrin’e yönelik saldırıyı kolaylaştırmadı, Türkiye’yle bu konuda anlaştı. O bu saldırının parçasıydı, Gaziantep’te ortak operasyon merkezleri vardı. Biz (SDK ve özyönetim idaresi) o günlerde tarihte ilk kez bir NATO üyesinin askeri bir konuda, yani Afrin konusunda Rusya’yla anlaştığını söylemiştik. Yine de Rusya’nın Suriye’deki karar verme süreçlerini ve bunların sonuçlarını etkileme bakımından önemli bir role ve kapasiteye sahip olduğunu göz ardı edemeyiz. Bir tarafta Rusya var diğer tarafta ABD ve ABD önderliğindeki koalisyon. Biz ortadaki gerçeklerden mümkün olduğunca avantaj sağlamaya, Afrin’de olanların bir benzerini önlemek için karar vericilerle temas içinde olmaya çalışıyoruz. Rusya’nın nüfuzu dikkate alındığında onun rejimin yanında duran bir taraf olarak değil tarafsız bir garantör olarak hareket etmesini temenni ediyoruz. Eğer bu diyaloglarda (Rusya’dan) güvenceler olursa biz onları esas alır ve ona göre hareket ederiz. Verilen sözleri yerine getirmemek Rusya’nın itibarını zedeler. Biz Rusya’dan gerçekten dürüstlük bekliyoruz, bu bize değil onlara bağlı bir şey. Rusya kendini garantör olarak ortaya koyduğunda söz konusu endişeler bizim onun vereceği sözleri esas almamızı ve ona göre hareket etmemizi engellemez.

Al-Monitor: ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton Kürt müttefiklerin Rusya ve Esad’dan koruma istememesi gerektiğini söyledi. Buna yanıtınız nedir?

Eldar Halil: Suriye şu an üçüncü bir dünya savaşının sahnesi. Bir tarafta ABD ve ABD önderliğindeki koalisyon diğer tarafta Rusya, Türkiye ve İran var. Her bir taraf mücadeleyi kazanmak istiyor. ABD ve Rusya bizim sahada etkili bir güç olduğumuzu, atacağımız her adımın güç dengesini deştirebileceğini biliyorlar. Dolayısıyla Rusların ve Amerikalıların bu açıdan korkularının olması normal. Sayın Bolton ve diğer ABD’li yetkililer denge kendi lehlerine olsun istiyorlar. Ancak ne yazık ki Kürt bileşenlerin davaları, kuzey Suriye’deki demokrasi davası gibi çözülmesi gereken konular olduğu gerçeğini göz ardı ediyorlar. Olup biteni izlemekle yetinmek onların yararına değil.

Al-Monitor: Kürt askeri komutanlar ABD’nin çekilmesini sırtlarından bıçaklanma olarak algıladılar. ABD’nin yeni tutumu size güven veriyor mu? SDK’den bir heyetin Washington’a gittiği düşünülürse ABD’ye bel bağlayacak mısınız?

Eldar Halil: SDK heyeti hâlâ Washington’da ve ben onların adına bu soruyu yanıtlayamam. Yine de -her ne kadar bu yönde resmi bir talep gelmemiş olsa da- ABD’nin alternatif bir öneride bulunmadan bize nasıl “Rusya ve Suriye rejimiyle anlaşmayın” diyebildiği sorulabilir. Alternatif sunmaktan uzak bu tarz bir vizyona güvenemeyiz.

Al-Monitor: ABD’nin çekilme kararının ardından ABD önderliğindeki koalisyonda yer alan ülkelerden size destek sözü veya destek güvencesi veren oldu mu?

Eldar Halil: Davamızın haklı olduğunu, yanımızda olduklarını söyleyen pek çok ülke var. Örneğin Fransa’nın tavrı olumlu ve yüreklendirici. Benzer şekilde bazı Arap ve Avrupalı ülkeler de olumlu tutumlar dile getirdiler. Ancak her şey bu ülkelerin atmayı düşündükleri adımların desteklenmesi konusunda başkalarını ikna etmesine bağlı.

Al-Monitor: Hapishanelerinizde tutulan İD tutsaklarının akıbeti ne olacak?

Eldar Halil: Bu takip edilmesi gereken çetrefilli ve riskli bir konu. Özyönetim idaresinin hapishanelerinde binlerce İD militanı tutuluyor ve bunların ne olacağını öngörmek zor. Bölgeye yönelik saldırı olursa hapishanelerde güvenlik kargaşası çıkabilir ve bunun feci sonuçları olabilir.

Al-Monitor: Türkiye himayesinde bir güvenli bölge kurulmasına niçin karşı çıkıyorsunuz? Alternatifler nedir?

Eldar Halil: Altını çizmek isterim ki Türkiye’yi içeren her denklem illa da terörün yayılmasına yol açmaz. Güvenli bölgeye öncelikle bizim ihtiyacımız var, yeter ki bizi Türkiye’den ayıran bir hat olsun. Bu ayırma hattına Lübnan’daki UNIFIL benzeri bir BM gücü konuşlandırılabilir. Bu şekilde kendimizi Türkiye’nin tehditlerinden koruyabiliriz.

Al-Monitor: Geçtiğimiz günlerde Menbiç’te meydana gelen saldırı ABD’nin Suriye’den çekilmesini hızlandırır mı? Sizce saldırının arkasında kimler vardı?

Eldar Halil: Patlamalar çok kritik bir dönemde yaşandı ve ben bunların arkasında uluslararası güçlerin olduğuna inanıyorum. Ancak şu sorular gündeme geliyor: İD’e saldırı emrini kim verdi? Saldırıları İD mi düzenliyor yoksa İD kisvesi altında başkaları mı gerçekleştiriyor? Bizim şüphelerimiz Türkiye’ye yönelmiş durumda çünkü Türk istihbaratının bölgedeki çeşitli terör örgütleriyle temas ve ilişkileri var. Bize göre patlamalar ABD’ye, ABD önderliğindeki koalisyona bazı talepleri kabul ettirmeye dönük bir baskı vasıtasıydı. Bölgedeki ilgili güvenlik birimleri saldırıların arkasında kimin olduğunu tespit edecek,

Kaynak: Al-Monitor