Sıhhiye’den tanzim satış noktası izlenimleri: Soğan kuyruğunda 4 saat, dış güçler, siyaset…

Tayyip Erdoğan’ın sebze fiyatlarına “ayar vereceklerini” söylemesi sonrası tanzim satış noktaları kuruldu. Sendika.Org, Ankara’da Abdi İpekçi Parkı’ndaki tanzim satış noktasındaydı

Tarımda üreticiyi çöküşe götüren ithalata dayalı politikalar, ekonomik krizin derinleşmesiyle birlikte gıda enflasyonunu fırlattı. Domates, biber, patlıcan, soğan ve patates başta olmak üzere temel sebze ürünlerindeki artış son yılların en yüksek oranlarına ulaştı. Mutfaktaki yangının seçim sürecindeki eğilimleri etkilemesi üzerine Tayyip Erdoğan, “fiyatlara ayar vereceklerini” açıkladı. Peşi sıra belediyeler aracılığıyla tanzim satış noktaları kuruldu.

Ankara Büyükşehir Belediyesi de 15 yerde tanzim satış noktası kurdu. Sendika.Org, Ankara’da Abdi İpekçi Parkı’ndaki tanzim satış noktasını yerinde inceledi.

Çadırlardan parka uzanan satış kuyruğu

Abdi İpekçi Parkı’na girilmesiyle birlikte tanzim satış noktalarının yoğunluğu göze çarpıyordu. Çadırların önünden başlayan kuyruk, parkın içine doğru uzanıyordu.

Aynı yerde beklemekten yorulup kuyruktaki sırasını beklemesi için daha önce hiç tanımadığı insanlara verenler olduğu gibi, beklemeye dayanamayıp kuyruktan çıkanlar da vardı.

Keza yoldan geçerken kuyrukların ne için olduğunu, satış noktalarının ne işe yaradığını merak ederek gelen, kalabalığın ne için toplandığını soran insanların sayısı da oldukça fazlaydı.

Kuyrukta bayılanlar için ambulans!

Satış noktasının yanı başında duran bir ambulans dikkat çekiciydi.

Ambulansın neden alanda olduğunu sorduğumuzda aldığımız yanıt, uzun kuyruklarda bazı insanların baygınlık geçirmesi, bu nedenle sağlık görevlilerinin hazır bekletilmesi gerektiği oldu.

Kuyrukta bulunanların büyük çoğunluğunun 60-70 yaşının üzerinde olduğu görülüyordu.

“Bir kere girdik madem…”

Satış noktasının etrafına polis barikatları aracılığıyla bir koridor oluşturulmuştu. Vatandaşlar, bu koridor doğrultusunda kuyruğa giriyordu. Satışlara, suistimali önlemek için iki kilo kotası getirilmişti.

Herkes bir an önce alacağını alıp evinin yolunu tutmak istiyordu fakat kuyruğun ilerleyişi buna pek müsaade etmiyordu. Öyle ki, dört saatten fazladır bekleyişte olduğunu söyleyen vardı.

Kuyruk içinde konuşulan başlıca konu da satışlardı tabi. Ürünlerin çoktan tükenmiş olduğu konuşuluyordu ancak pek çok kişi “Bir kez sıraya girdik madem” diyerek bu tükenme iddiasına aldırış etmeden bekleyişini sürdürüyordu.

“Soğan almak için her gün 5 lira verip buraya mı geleyim?”

Kuyrukta çeşit çeşit tepkiler vardı.

Kuyruğun uzamasına göz gezdirip “Şu hale bak” diye söylenen bir gruba yaklaşarak fiyatların nasıl olduğunu sorduk.

Asgari ücretli olduğunu söyleyen biri “Pazara göre iyi ama şu hale bak. İnsanlar işini gücünü bırakıp sabahtan dolmuş parası verip buraya gelmiş. 2,5 lira gel, 2,5 lira git, zaten 5 lira” dedi.

Orta gelirli olan bir diğer kişi de benzer biçimde “Soğan almak için her gün 5 lira buraya mı vereyim?” diye ekledi.

“Büyüklerimiz her şeyi biliyor!”

Fiyatların nasıl bu kadar düşük olduğu konusundaki fikirlerini de almak istedik.

“Hal mafyası, başka ne olacak!” tepkisini verdi bir kişi.

Bir diğeri kinayeli bir biçimde “Büyüklerimiz biliyor canım, onlar her şeyi biliyor, yaparlar yani onlar” dedi. Ardından Melih Gökçek’in Bahçelievler’de Gökkuşağı adıyla açtığı alışveriş merkezini ve eski Maltepe Pazarı alanını anımsatarak “Melih Amca yaptı orayı. Dökülüyor hep. Çadır falan açmalarına gerek yok ki. Oraya yapsınlar. Maltepe Pazarı’nın eski yeri bomboş duruyor. Yapsınlar abi. Buraya ne çadır kuruyorlar?” diye sordu.

“Bunun adı göz boyamaktır”

Fiyat artışını “hal mafyası” ile açıklayan kişi sözü tekrar aldı. Fiyatların marketlerde yüksek olmasının nedeninin aracılar olduğunu savundu.

O sırada konuşmaya orta yaşlı bir kişi katıldı. “Bakın mantıklı düşünelim. Burada hangi ürünler satılıyor? Patates, soğan, domates, biber, salatalık. Domates, biber, salatalık bu mevsimin mi?” diye sordu. Üç kişi hep bir ağızdan “Değil” diye yanıtladı. Bunun üzerine orta yaşlı kişi devam etti:

Ne anlamı var? Bunları yemezse insan ölür mü, ölmez. Gelmişsin burada bunu indirime sokmuşsun. Patates-soğana itirazımız yok. Sen sera mallarını buraya getirip indirimli satacak olursan, vatandaşı burada 4 saat kuyruğa sokacak olursan bu nedir? Bunun adı göz boyamaktır.

Seçim yatırımı olduğu kesin, tutup tutmayacağı muğlak

Göz boyama tartışmasının açılması üzerine konuştuğumuz dört kişiye “Bunun bir seçim yatırımı olduğunu düşünüyor musunuz?” diye sorduğumuzda “Yüzde yüz seçim yatırımı” ve “Zaten seçim yatırımı” yanıtları geldi.

“Peki bu seçim yatırımı tutar mı?” diye ikinci bir soru eklediğimizde ise yanıtlar farklılaştı, tutacağını savunan da var tutmayacağını savunan da. İçlerinden biri ise “Marttan sonra göreceğiz” diye ekledi.

“Yöneticilerimize sesleniyorum, halkı aptal yerine koymasınlar”

Asgari ücret aldığını belirten bir yurttaş sorduğumuz son soruya daha uzun bir yanıt vermek için bizi biraz daha kenara çekti ve ardından konuşmaya başladı:

Yöneticilerimize sesleniyorum: Halkımızın IQ’sunun düşük olduğunu düşünüyorlar, doğru ama bu kadar da aptal yerine koymasınlar. Seçimden bir ay öncesinde gelip de vatandaşa 2 liradan soğan satarak oyları toplamaya çalışmak, bu milleti aptal olduğuna iyice ikna etmektir. Soğanı 2 liradan satacaksan 12 ay boyunca satarsın, o zaman bir şey demeyiz. Şu anda bak şu kuyruğa. Bu kuyruğa girip de alıp evine gidecek bu insanlar.

Kimse burada oturmuyor. 1 saatte gel, 4 saat bekle, 1 saatte git; 6 saat demek bu. Hava da soğuk. Şifayı kapıp da eczaneden 20-30 liralık ilaç yazdırırsa, doktordan röntgen çektirirse, kim kazandı bu işten? Kimse kazanmadı.

Bunu yöneten bir üst akıl varsa, kış meyvesi sebzesi satsın ki vatandaşa bir faydası dokunsun. Organizasyonu bile çok komedi. Vatandaşı bu kadar aptal yerine koymanın son noktası işte bu tanzim satış olayı.

Asgari ücret alıyorum ben. Türkiye’de 10 bin liraya çalışılıyor da biz mi bilmiyoruz? Halkın yüzde 75’i asgari ücretle çalışıyor. Asgari ücretle çalışanın gelip bu sıraya girmesinin de mümkünatı yok, çünkü 6 saatini ayırması gerekiyor. Çalışan burada 6 saat kalabilir mi? Patronu onu hemen işten kovar.

Buradaki mesele tamamen emeklilere hitap ediyor, onlar da hasta olacak burada, doktora gidecek. Ne anladık bu işten? Dostlar alışverişte görsün. Başımızdaki yöneticileri tebrik ediyorum, iyi dalga geçiyorlar vatandaşla.

Dış güçler, stokçular, zamlar, denetimsizlik…

Asgari ücretli vatandaşla konuşmamızın bitmesiyle birlikte yanında çocuğu, başörtülü bir kadın yaklaştı.

“Yapılan şeye iyiyse iyi, kötüyse kötü demeliyiz” diye söze girdi. Sebze fiyatlarının bu kadar artmasının sebebini sorduğumuzda “Sebep belli; cumhurbaşkanımızı yıkmak için. Seçim anlarında bu şekilde. Bu ülkede darbe oldu. Dış güçler…” yanıtı verdi.

Yanımıza yanaşan yaşlıca bir başka kadın ise “Adam olana dış güç sökmez” diyerek itiraz etti. Devamında ise tanzim satış noktasına bir daha gelmeyeceğini söyleyip gerekçesini şöyle anlattı:

Eziyet… Üç saattir bekliyoruz. Bir şey alamadım. Ben gidip bu yorgunlukla ne yapacağım. Ne yaparsa yapsın bu çözüm değil. Çözüm şudur: Elektriğe zam çok, suya zam çok, petrole zam çok, bunlar da zam koyuyor. Bunlar biraz aşağı olsa o zaman bunlar da zam yapmaz. O zaman denetle kardeşim. Denetle esnafı. Bu nedir? Birbirimizi öldüreceğiz burada. Ben doğru bulmuyorum.

Fiyatlardaki artışı “dış güçler” ile açıklayan kadın, bu sefer “stokçuluk” kartını devreye soktu. “Ablacığım denetliyorlar da stok yapıyorlar. Stokçuluğun belini kırmak için yapılıyor bu. Bu halciler stok yapıyor” dedi.

İki kadının tartışmasına çevredekiler de müdahil oldu.

İçlerinden biri “Bu devletin denetim mekanizması yok mu? Bu devletin başında insan yok mu?” diye tepki gösterirken, bir diğeri ona “Siz gelin iktidara, yapın o zaman bu işleri” karşılığı verdi.

“70’lerde karneyle veriyorlardı, şimdi sıraya sokuyorlar”

Sözlü sataşmaya maruz kalan vatandaşa tanzim satış noktalarına ilişkin görüşlerini sorduk. “Yazık abi gerçekten yazık. Niye bu hale düşelim?” diye sözlerine başladı ve devam etti:

Çiftçi bir şey ekemiyor. Ektiği bir şeyi karşılamıyor ki! Karşılamazsa tabi böyle olacak. Çark dönecek, bir çark dönmez kırılırsa o zaman biter. Tüketen toplumuz biz ya, ekmezsen, üretmezsen tüketebilir misin? Tüketemezsin. Fiyatlar artıyor çünkü düzen yok. 60’larda 70’lerde karnelerle kuyruklara giriyordum, annem gönderiyordu. Bakınca şimdi aklıma o zamanlar geliyor. Yazık değil mi şu millete.

Konuşmaya kulak misafiri olan bir kişi, 70’lerde karneyle verildiğini, bugün ise sıraya sokulduklarını söyleyip fark eden bir şey olmadığını dile getirdi. “Dalga geçiyorlar bizimle” diye ekledi.

Eleştiriler geldiği anda kuyruktan karşı çıkış sesleri de yükseldi. “Her şey çok iyi”, “Bol bol var her şeyden”, “Çok iyi oldu bu”, “Allah devletimize zeval vermesin” seslenişleri birbirini izledi.

Tüm bu konuşmalar olurken kuyruk daha da uzuyor, sebzelerin tükenmiş olduğu söylentisi daha da yayılıyordu.

Sendika.Org/ Ankara (Edip Mert Arslan)