“Katliam siyasetine karşı adalet” diyenler buluştu: “Birlikte mücadele etmek zorundayız”

Suruç Aileleri İnisiyatifi ve 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nin “Katliam siyasetine karşı adalet isteyenler buluşuyor: Vazgeçmiyoruz” diyerek organize ettiği buluşmada ailelerin ortak talebi “Adalet” oldu

Suruç Aileleri İnisiyatifi ve 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, dün (10 Şubat) Taksim Hill Otel’de “Vazgeçmiyoruz” temasıyla “Adalet Buluşması” gerçekleştirdi. Etkinliğe KESK, DİSK, TMMOB da destek verdi.

Etkinliğe HDP Milletvekilleri Murat Çepni, Oya Ersoy, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, ESP Genel Başkanvekili Şahin Tümüklü, SGDF Eşbaşkanı Okan Danacı, DİSK Yönetim Kurulu Üyesi Kanber Saygılı, KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, TTB II. Başkanı Ali Çerkezoğlu, Halkevleri Genel Sekreteri Özge Ozan, SKM MYK üyeleri, HDP PM Üyesi Ahmet Ayva, İHD İstabul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ve babası Sami Elvan, Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri, Hasan Ocak’ın kardeşi Ali Ocak, HDP’nin Diyarbakır mitingine yapılan saldırıda yaralanan Lisa Çalan ve katliamlarda hayatını kaybeden ve yaralananların yakınları katıldı.

“Yaşadık” başlığı ile düzenlenen ilk oturumda Suruç ve 10 Ekim Ankara katliamlarından sağ kurtulan tanıklar yaşadıklarını anlattı.

Katliam devlet izniyle yapıldı

ETHA’nın haberine göre Suruç Aileleri İnisiyatifi adına konuşan Fethi Aydın Suruç’a neden gittiklerini anlattı. Aydın, katliamın devlet güvencesi ile yapıldığını vurguladı. Katliam siyasetinin benzer politikaları mahkeme sürecinde de devam ettiğini belirten Aydın, “Mahkemelere giderken cep telefonumuz bile elimizden alınıyor, cop ile saldırıyorlar, ölmedik diye cezalandırıyorlar ” dedi. Her ayın 20’sinde Halitağa Caddesi’nde oturma eylemi yaptıklarını kaydeden Aydın, “Vazgeçmiyoruz. Çünkü haklıyız ve barış istiyoruz” dedi.

SGDF Eşbaşkanı Okan Danacı ise katliamla birlikte savaş konseptinin devreye sokulduğunu söyleyerek AKP’nin köşeye sıkışmışlıktan kurtulmak için savaşa sarıldığını ve bunun başlangıcının da Suruç Katliamı ile başladığını kaydetti. Suruç katliamı sonrası temel talebinin “Adalet” talebi olduğunu kaydeden Danacı, adalet mücadelesinin faşizme karşı mücadelede temel bir zemin olduğunu söyledi.

Yalnız değiliz

10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Eşbaşkanı Mehtap Sakinci Coşgun ise bu buluşmada herkesin “yalnız olmadığı” duygusunun ortak olduğunu belirtti.

Birlikte mücadele zorunluluk

10 Ekim Barış Mitingi çağrıcılarından olan KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik de bu topraklarda 100 yıllık sürecin katliamlar ve ortak acılar süreci olduğunu belirtti. Bozgeyik, “Önümüzdeki dönem hem katliamlara hem de AKP’ye karşı birlikte mücadele etmek zorundayız” dedi.

HDP’nin Diyarbakır mitingindeki saldırıda yaralanan Lisa Çalan ise aradan geçen 4 yılda Suruç, Nusaybin ve Cizre başta olmak üzere birçok katliamın yaşandığını ifade etti.

Sultanahmet katliamı tanığı ve hayatını kaybeden turistlerin rehberi Sibel Şatıroğlu, “Bu katliamı konuşacağım kimse yok Türkiye’de. Ben bombacıyı gördüm ve insanların dediğine göre onları uyarmışım. Ben ilk bombanın pimini çektiğini ve ilkinde bombayı patlatamadığını gördüm” dedi.

Antep katliamında yaşamını yitiren Orhan Yavuz’un babası Kasım Yavuz ise kısaca adalet istediklerini kaydetti.

Suruç Aileleri İnisiyatifi ve 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nin “Vazgeçmiyoruz” temalı ‘Adalet Buluşması’nda konuşan Avukat Kazım Bayraktar, El Nursa, El Kaide ve IŞİD gibi örgütlerin Türkiye’de organize bir suç olarak örgütlendiğini ve bunun içinde emniyet, MİT ve yargı aracılığı ile yapıldığını ifade etti.

“Adalet Buluşması”nın ikinci oturumu “Gördük” başlığında gerçekleşti. Oturumda ilk sözü Adli Tıp Uzmanı Dr. Şebnem Korur Fincancı, 2016 yılında daha fazla katliam yaşandığını söyleyen Fincancı, katliamlarda yaşanan ölümlerin bilgisine tam olarak ulaşılmadığını ve bunda katliamlara getirilen yayın yasağının etkili olduğunu belirtti.

Dayanışma güçlü kılıyor

“Suruç Psikososyal Dayanışma Ağı’na 351 kişinin başvuru yaptığını ancak giderek başvuru sayısının düştüğünü aktararan Fincancı, “Neden dayanışmadan güçlenerek çıkmaya başvurmuyoruz sorusunun cevabını bulmak zorundayız” dedi. Fincancı, bunun sokağı ele geçirmek, hayata müdahil olmak ve geleceğe çıkmak için gerekli olduğunu vurgulayarak “Hep birlikte türkü söyleyelim” diye konuştu.

Gazeteci Arzu Demir ise ile yaptığı bağlantıda, bugünün Cizre katliamının yıl dönümü olduğunu ve Cizre’de katliamın yapıldığı yere TOKİ yapıldığını hatırlattı. AKP’nin kendine ait bir tarih yazdığını belirten Demir, “Bize ait ne varsa yok ediyor. Katliamlarda hayatını kaybedenler birer rakam değildi. Birer yaşamdı” dedi.

“Katliam siyasetini değiştirecek eşit ve özgür bir ülkeyi kuracak özneyiz”

HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy ise “Geçmişi konuşmuyoruz bizim konuştuğumuz bitmiş bir süreç değil bu katliam siyaseti devam ediyor. Hepimiz bu sürecin tanığı ve mağduruyuz ama aynı zamanda bu katliam siyasetini değiştirecek eşit ve özgür bir ülkeyi kuracak özneyiz” dedi.

Bu sürecin tarihinin yazılmasında önemli çalışmalar yürütenlerin, avukatların çabasını selamlayan Ersoy, “Bu süreç AKP iktidarının 7 Haziran seçimlerinde kaybetmesi ile başladı. 5 ayda bir yandan siyasetçileri, siyasi partileri oyalarken öbür taraftan katliamlar dizisi başladı. 5 Haziran Diyarbakır katliamı bir ilkti, Kürt halkının örgütlü gücü sayesinde istedikleri olmadı. Arkasından Suruç ve Ankara katliamları… Yeniden seçime gidilen 5 ay içinde 700-800 ölüm gerçekleşti. Ölenlerin hepsi biziz. 1 Kasım’da da 550 milletvekili gönderin dediler. Daha sonra Burhan Kuzu istikrar için başkanlık sistemi lazım dedi. Her şey net… Biz bu katliam süreçlerinin hangi amaçla örgütlendiğini biliyoruz. Bu ülke tarihi ya katliamlarla diktatörlük kuruldu diye yazılacak ya da katliamlara rağmen öyle köklü bir mücadele vardı ki diktatörlük yenildi yazılacak. Biz bu tarihi yazmaya adayız” diye konuştu.

Tüm dünyada IŞİD’in eylemleri 24 saatte üstlenirken Türkiye’deki katliamları üstlenmediğine dikkat çeken Ersoy, “Bu katliamların hepsi dolaylı ya da dolaysız olarak AKP iktidarının işine yaradı. Hiçbiri faili meçhul değil. Bu ülkede köy yakmalarını, köy boşaltmalarını yaşadık hiçbiri faili meçhul değildi” dedi.

“Ya barbarlık ya sosyalizm” diyen Ersoy, durumun bu kadar net olduğunu belirterek ortak ilkeler ve değerler etrafında sürecin örgütlenmesi gerektiğini söyledi. Bu ülkenin diktatörlükle yönetilmesini istemeyen herkesin, bu iradeyi örgütleme sorumluluğu olduğunu aktardı.

Üçüncü oturum Cumartesi Annelerinden İkbal Eren’in konuşması ile başlandı. Eren, “Ne yazık ki acılar bizi birleştiriyor. Yitirdiğimiz canlara saygı ile başlamak istiyorum. Bu ülkede bizim de tanık olduğumuz çok fazla katliam yaşadık. Roboski’den Reyhanlı’ya, Soma’dan Ankara’ya birçok katliam yaşadık” dedi.

Abisi Hayrettin Eren’in katillerinin bulunması için bir gazete ilanı için bile uğraşmak zorunda kaldıklarına değinen Eren, “Biz yan yana gelince çok fazla olduğumuzu gördük. Bir arada mücadele etmek bu ülkede gözaltında kaybedilmenin önüne geçti. Biz 50 kaybın kemiklerine ulaştık. Tek başımıza bunu yapamazdık. 23 yıl Galatasaray Meydanı’nda oturarak kaybedilenlerin adını andık” dedi.

HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, “Ben de Suruç’ta yoldaşlarımı kaybettim ve Ankara katliamının tanıklarından biriyim. Biz katliamlarda yaşamını yitirenleri düştükleri yerden kaldıramadık. Ancak hesaplarını sorduğumuzda düştükleri yerden kalkacaklar” dedi. Çepni geride kalanların en güçlü yanının onlar için mücadele etmek sorumluluğu olduğunu dile getirdi.

Etkinlikte daha sonra Suruç Katliamı’ndan yaralı kurtulan Güneş Erzurumluoğlu, İsviçre’den gelen gözlemci delege Annick Marmy, Fransa Yeni Anti Kapitalist Parti’den Ruiz Raynaldo Emiliano, Anarşist gençler adına konuşan Caner Delisu’nun konuşmaları ve ailelerin anlatımları ile sona erdi.

Sendika.Org