“Gün Matbaası davasındaki 8 tutuklu bir an önce beraat etmeli”

Gün Matbaacılık davasında matbaa sahibi ve 20 işçinin, mesleklerini icra ettikleri için yargılanmasına karşı İHD İstanbul Şubesi’nde basın açıklaması düzenlendi

Gün Matbaacılık davasında matbaa sahibi ve 20 işçinin, mesleklerini icra ettikleri için yargılanmasına karşı İHD İstanbul Şubesi’nde basın açıklaması düzenlendi. Açıklamada ilk sözü aileler adına Nujin Tunç aldı ve dava hakkında bilgi verdi. Tunç işçilerin serbest bırakılıp ailelerin mağduriyetinin son bulmasını istedi.

Sonra DİKS Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren söz aldı. Eren de hapisteki işçilerin yani sıra gazetecilerin ve siyasi mahpusların serbest bırakılmasını istedi. “Bu kara günleri mücadele ile aşacağız” diyen Eren herkesi 11 Şubat’ta Silivri’de görülecek davaya çağırdı.

Ne olmuştu?

28 Mart 2018 tarihinde evleri basılarak gözaltına alınan işçiler 5 Nisan 2018’de tutuklanarak Silivri Kapalı Cezaevi’ne konuldu. 18 Eylül 2018’deki ilk duruşmada 8 işçi, 3 Aralık 2018’de görülen ikinci duruşmada 3 işçi tahliye edildi. 14 Ocak 2019’daki üçüncü duruşmada işçiler hakkında toplam 261 yıl hapis cezası istendi.  Davanın dördüncü duruşması 11 Şubat’ta Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki adliyede görülecek.

Süreç, Özgürlükçü Demokrasi gazetesine 28 Mart günü kayyum atanmasıyla başladı. Aynı gün Gazetenin basıldığı Gün Matbaacılık’a ve matbaada çalışan işçilerin evlerine polis baskınları yapıldı. Gözaltına alınan işçiler 5 Nisan günü hakim karşısına çıkarıldı ve işçilerin tamamı tutuklandı.

Davadaki hukuksuzlukların altının çizildiği açıklamada şu cümlelere yer verildi:

Yani, 8’i hapiste 21 işçi hakkında toplam 261 yıl hapis istenmektedir. İddianameye göre işçilerin tek “suçu” Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin baskısını yapmaktır. Yani matbaacılık mesleklerinin gereğini yapmaktır.

Matbaa hakkında hazırlanan iddianamede kayyum atanmasının gerekçesi olarak, matbaanın bastığı 110 kadar yayın için toplatma kararı verilmesi ve gazete, kitap ve dergilerin yazar, genel yayın yönetmenleri ve eser sahipleri hakkında devam eden davalar gösteriliyor. Bir diğer gerekçe ise Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin TSK’nin Afrin operasyonunu eleştirel bir şekilde manşetine taşıması ve bu gazete nüshalarının Gün Matbaacılık tarafından basımının yapılması. 85 sayfalık iddianamenin 60 sayfasına yakınında Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin 20 Ocak 2018’den sonra çıkan nüshaları yer alıyor.

Davadaki hukuksuzluklar:

  • Davada yargılanan bir işçinin 1995 yılında tutuklandığı iddia edilse de işçinin tutuklanmadığı, 1 ay gözaltında kaldığı ortaya çıktı.
  • Davada yargılanan bir işçinin ceza aldığı iddia edilen davadan 2011 yılında beraat ettiği ortaya çıktı.

Davada örgüt üyeliğine delil olarak sunulan iddialar şu şekildedir:

  • Bir işçinin İstanbul Gazi Mahallesi’nde arkadaşına “Gazi’de yollar kapalı” şeklinde mesaj atması.
  • Matbaada basılan gazete ve dergilerin içeriği, gazete ve dergilerde kullanılan resimler.
  • Bir işçinin aldığı bir kitap hakkında yıllar sonra toplatma kararı çıkması.
  • Kürtçe dil bilgisi kitabı basmak.

İlk duruşmada işçilere yöneltilen sorular da hukuksuzluğun boyutlarını gözler önüne serdi.

  • “Gazeteyi neden gece basıyordunuz?”
  • “Gazetenin yayın politikasından rahatsız olmuyor musunuz?”
  • “Baskı için yollanan gazete PDF dosyasını baskıya kim yolluyor?”

Örnekler çoğaltılabilir.

Oysa Türkiye Cumhuriyeti’nde basılan her gazetenin bir örneği ilgili savcılığa gönderilir. Basılan her kitap için Kültür Bakanlığı’ndan ISBN numarası alınır. Gazetenin içeriğinden gazetenin sahibi, sonrasında genel yayın yönetmeni sorumludur. Yasalarımıza göre ve belki de dünyanın hiçbir yerinde matbaacı bastığı ürünün içeriğinden sorumlu tutulamaz.

Matbaacılık faaliyetinin özeti niteliğinde olan Gün Matbaacılık sahibi Kasım Zengin’in ifadesi şu şekildedir:

“Bir şekilde vergi dairesine kaydımız var. Sigorta mükellefidir, Sanayi ve Ticaret Odası mükellefidir. Çıkardığımız ürünleri her gün bu kurumlara iletiriz. Bir iş yeridir. Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı’nın verdiği sertifikanın sahibiyiz. Bu sertifika matbaa için çok önemlidir. Bu şekilde bandrollü kitap basabiliyoruz. Her ay çıkardığımız yayınları Kültür Bakanlığı’na sunuyoruz. Bugüne kadar bastığımız kitaplardan kaynaklı herhangi bir uyarı yapılmış bile değildir. Tüm kitaplar için bakanlık ISBN numarası verir. Bütün matbaalarda bu şekilde işler. ISBN numarası olması izinli olduğunu gösterir. Bastığımız herhangi bir yayında onayın olmadığı bir yayın basmadık.”

Her gün bastığımız yayınları Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığı’na ve Valiliğe teslim ettik. En büyük sorumluluğumuz budur. Cumhuriyet Savcılığı’na, İstanbul Valiliği’ne ve Kültür Bakanlığı’na tüm yayınlarımız ulaştırıldı. Bu belgelerin hepsi mevcuttur. Bastığımız gazeteler süreli yayınlardır. Gazetelerin içeriği bizi ilgilendirmez. Gazetelerin belli bir yayın politikası vardır. Gazeteyi çalışanları kendisi hazırlar. Hazırlanan sayfalar bize gelir. Yanlış bir bilgi, fotoğraf ya da suç teşkil eden bir durum varsa buna biz bakmayız. Para kazanmak için elimizdeki yayınları en iyi şekilde basmaya çalışıyoruz. Bastığımız yayınları da Cumhuriyet Savcılığı’na göndeririz”

Kürtlerle ilgili matbuat basmayın, basan matbaalarda çalışmayın

Ortadaki hukuk rezaletin tek nedeni vardır. Dava başlı başına AKP hükümetinin tüm matbaacılara “Kürtlerle ilgili matbuat basmayın ve matbuatın basıldığı yerlerde de çalışmayın” mesajı veren bir gözdağıdır. Dava Türkiye’deki tüm basın yayın emekçilerinin ekonomik, siyasi baskılar ile sansür ve ayrımcılık gibi saldırılarla karşı karşıya olduğunu bir kez daha göstermiştir. AKP iktidarı, kendi düşüncesinden olmayan gazetecilere yönelik sansür, işten çıkarma, gözaltı ve tutuklama baskısını matbaa emekçilerine de genişletmiştir.

Bu hukuksuzluğu dayanışma ile aşacağız!

Gün Matbaacılık davasında yargılananların aileleri, avukatları ve DİSK Basın-İş Sendikası olarak herkesi basına yöneltilen saldırıların bir örneği olan bu hukuk rezaletine karşı çıkmaya çağırıyoruz.

Bilsinler ki, 11 Şubat’ta Silivri’de sadece Gün Matbaacılık işçileri değil, gazetecilik ve matbaacılık mesleği yargılanmaktadır. Bu dava Türkiye basın tarihine kara harflerle geçecektir. Davada emekçiden taraf olan bizler özgür basın mücadelesinde kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz.

Sendika.Org